, 21 Ocak 2017
Müslüman Yerli Vicdan Sahibi Nihat Karademir

Nihat Karademir

1970

Müslüman, Yerli, Vicdan Sahibi: Nihat Karademir

Nihat Karademir… Sesini değil, sözünü yükseltenlerden. Tribünlere oynayarak alkış bekleyenlerden değil. Bir iki makaleyle meşhur olanlardan hiç değil… Muaz Ergü yazdı.

“Sesini değil sözünü yükselt. Yağmurlardır yaprakları büyüten, gök gürültüleri değil.” diye muazzam bir söz var. Sözün değerini hatırlatan bir söz. Ne yazık ki sözün sustuğu, sesinin kısıldığı zamanlardayız. Gürültünün şaha kalktığı, ne söylendiğinin ya da ne söylenmek istenildiğinin dikkatleri çekmediği, bilgeliğin, hikmetin yitip gittiği zamanlar… En çok gürültü çıkaran, en fazla bağıran dikkat çekiyor. Ne söylediğine bakılmadan… Evet, kültürün, edebiyatın, sanatın, musikinin, medeniyetin bittiği yerde gürültünün hükümranlığı başlar. Gürültü etmekten başka bir marifeti olmayanların söylediklerine, daha doğrusu söyleyemediklerine kulak kesilir kalabalıklar.

Bu kalabalıklığın, gürültünün içinde sükûnetle yürüyenlerin, edeple söz söyleyenlerin farkına kimse varmaz ya da varmak istemez. Çünkü hakikatler kalabalıkların işine gelmez. Samimiyet, sorumluluk gibi yükleri yüklenmek istemez kalabalıklar. Sesini erdemin sesine katanları, vicdanının sesini yükseltenleri kalabalıklar duymaz. Sesini değil sözünü yükseltenler bu keşmekeşin içinde sözleriyle, söyledikleriyle tarihi not düşerler. Sesini yükseltenlerin sesleri de sözleri de gürültü patırtıyla uzay boşluğunda kaybolur gider. 

Osmanlı’nın en zor, en uzun yıllarını anlamaya ve anlatmaya çalışıyor

Nihat Karademir… Sesini değil, sözünü yükseltenlerden. Tribünlere oynayarak alkış bekleyenlerden değil. Bir iki makaleyle meşhur olanlardan hiç değil… Çok genç olmasına rağmen tuğla gibi iki kitabı var. Üçüncüsü yolda… Cesurca elini taşın altına koyuyor bu kitaplarla. Kalem oynatmanın çok zor olduğu mayınlı bir alanda dolaşıyor. Birilerinin hatrına belgelerin, bilgilerin hatırı hiçe sayılmıyor. Osmanlı’nın en zor, en uzun yıllarını anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Korku ve umut arasında gidip geldiğimiz yılları…

Sultan Abdulhamit ve Kürtler kitabında, Abdulhamit Dönemi’ni anlamadan Kürt sorununun çözülemeyeceğini söylüyor. Halen devletlerin ve milletlerin hafızasında yaşayan Osmanlı’dan ve Osmanlı mirasından söz ediyor. Hani o çok tekrarlayıp da üzerinde yeteri kadar durulmayan, araştırılmayan, sadece rantı yenen mirastan…

Korku ve Umut diyor diğer kitabına; Sultan Abdulhamit Dönemi Kürt-Ermeni ilişkilerini araştırıyor. Müthiş bir kaynakça… Çok yoğun bir emek… Yerli yabancı birçok çalışmayı incelemiş. Mesnetsiz, belgesiz iddialar sıralamıyor. Birini yüceltip diğerini yerle yeksan etmeden meseleleri anlamlandırma gayretinde. Kitapları şu an Avrupa ve Amerika’nın seçkin üniversitelerinin kütüphanelerine girmiş durumda. Bizim televizyon ekranlarına çıkıp asıp tutmadığından, esip gürlemediğinden adı bile duyulmuyor.

Ne Batı-merkezli değerlendirme ve tahlillerin peşinde ne de sulandırılmış bir yerliliğin

Karademir okuduklarını, öğrendiklerini Müslümana yakışır bir ferasetle, mü’mine uygun bir vicdanla harmanlayarak bugünü ve bugünün meselelerini yorumlama gayretinde. Yangın yerine dönmüş bir coğrafyanın çığlığına bigâne kalmıyor. Yüreği kanıyor, aklı… Yazılarıyla, sesinin yetiştiği kadarıyla ister yerli ister yabancı Yezit tahtına konmak için Hüseyni maske takarak milletin mülkünü kuşatanlara karşı, milletin bu mülkünde bekçilik yapma gayesinde. Siperde yani… Yeri geldiğinde en üstten en alta kadar hata yapanları Ebuzer gibi eleştirecek cesarete de sahip. Hakikatin, milletin dışında herhangi gözeteceği bir maslahat yok.

ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu Nihat Karademir, kayyum atanmasından sonra Nisan 2016’dan itibaren gazete kapanana kadar Zaman’da yazdı. Haber10, fikirzemini, Malatya Sonsöz, hürseda haber, Malatya Yorum gibi sitelerde yazıları yayınlanıyor. Herhangi bir destek, taltif beklemeden kendi yatağında özgün ve özgürce akıyor. Yazdıklarını okuyanlar sığ ve kısır gündemin tahakkümünden kurtularak meseleleri tarihsel bağlamı ve gerçekliğiyle görebilirler. Onu okurken birçok ayrıntı yakalanabilir.

Ne Batı-merkezli değerlendirme ve tahlillerin peşinde ne de sulandırılmış bir yerliliğin. Ne buyurgan ve kibirli bir söylemin temsilcisi ne de pısırık bir Doğululuğun. Ne Kemalizm’in dolmalarını yutuyor ne de muhafazakârlığın konformist söylemlerine teslim oluyor.

Türkiye’yi, Balkanları, Ortadoğu’yu, Türkleri, Kürtleri ne yazık ki uzun dönemler boyunca aklı, gönlü bu topraklarda olmayanlardan, self-oryantalist kafalardan okuduk, dinledik. Bunun uzun ve kısa vadedeki zararlarını tecrübe ediyoruz. Nihat Karademir gibi Müslüman, yerli, vicdan sahibi, Batılı paradigmalara teslim olmuş bir garpzede olmayan namus sahibi insanları dinlemek, okumak gerekir. Her ne kadar gürültü patırtı içinde sözleri duyulmaz hale gelmiş olsa da…

 

Muaz Ergü





Yorum
Biz şahitiz
Zeynel Çakır
Ellerine sağlık kardeş; Allah razı olsun
06/01/2017, 21:20

İlgili Konular