, 16 Aralık 2017
Tümevarımın Yol Açtığı Toplumsal Problem

1031

Tümevarımın Yol Açtığı Toplumsal Problem

Tümevarımlı düşünme tarzı tarafından şekillendirilen zihinsel durum, toplumda çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bir kaç benzerlikten hareketle, insan ilişkilerinde, yargılamalarda, tümevarım yapılarak, '... zaten hep böyledir', 'her zamanki gibi bu işi, ... kişisi yapmıştır', 'zaten sen hep böylesin' gibi ifadelerle kısa yoldan hatalı sonuçlar ortaya koyarak insan yanılgıya düşmektedir. Durmuş Günay yazdı.

Kendisi problem olan problemlere yol açar. Bilim felsefesinde, tümevarım (induction) problemi olarak bilinen bir problem vardır. Önce bu problem ile neyin kastedildiğini ve daha sonra problemin yol açtığı sosyal problemi dile getirmeye çalışalım.

Deneyci-tümevarımcı görüş olarak da adlandırılan Geleneksel Bilim görüşüne göre, çok sayıda tekil olguları dile getiren gözlem önermelerinden tümevarımlı (indüktif) akıl yürütme yoluyla yasa ve teorilere ulaşılır. Bu yasa veya teorilerden hareketle açıklamalar (explanation) yapılır veya öndeyide (prediction) bulunulur. Akıl yürütme (çıkarım), -öncül adı verilen yargılardan hareketle, sonuç olarak bir yargı çıkarmaktır. Akıl yürütme düşünmedir. Öncüllerden sonuç zorunlu olarak çıkıyorsa bu çıkarım tümdengelimdir (deduction), ancak sonuç olasılıklı olarak çıkıyorsa tümevarımlı akıl yürütmedir ve tümevarımlı akıl yürütme (çıkarım) geçersizdir. Geçerli akıl yürütme olan tümdengelimde (dedüksiyonda) öncüller doğru ise sonuç da doğrudur. Ancak, öncüller doğru olsa bile geçersiz bir akıl yürütme olan tümevarım ile elde edilen sonuca güvenilmez.

Tümevarımlı akıl yürütmede, tekil olguları dile getiren önermelerden tümel bir yargıya varılmaktadır. Yasa ve teoriler genel önermelerdir. Tümevarımlı akıl yürütmeye göre, çok sayıda, çeşitli şartlar altında x1, x2, x3,..xn’ler y özelliğine sahip ise, bütün x’ler y’dir, şeklinde bir yasaya ulaşılır. Deneyci-tümevarımcı düşünme tarzına göre, bir genellemenin doğruluğunun ispatı, tümevarımlı akıl yürütmeye dayanmasıdır. Yasaların doğruluğu tümevarım yoluyla elde edilmesine dayanır.

Şimdi soru şudur: Doğruluğun dayandığı tümevarımın, kendisi doğru mudur? Bu soruya cevap verilmek istendiğinde; A yasası, B yasası ve C yasası tümevarım yoluyla elde edildi ve hepsi çalışmaktadır (olguları ve olayları açıklamaktadır),o halde tümevarım doğrudur denildiğinde, yine tümevarım yapılmaktadır. Dolayısıyla tümevarımın doğruluğunu göstermek döngüseldir, doğruluğunu ispatı etmek için yine tümevarıma başvurulmaktadır. Doğruluğun temeli olarak kabul edilen tümevarımın doğru olduğunu göstermenin rasyonel bir yolu bulunamamıştır. Bu problem, “tümevarım problemi” olarak adlandırılmaktadır.

İnsanın, tümevarım yoluyla ulaştığı bilimsel yasaların, doğruluğuna güvenilemez

Problemi ilk olarak Gazzali (1058-1111), daha sonra David Hume (1711- 1776) ve nihayet Karl Popper (1902- 1994) ortaya koymuşlardır. Popper, bilimsel yasalara ulaşmada deneyci-tümevarımcı görüşün ileri sürdüğü gibi başlangıçta deney ve gözlem değil, hipotez olduğunu, çünkü deney ve gözlemin hipoteze göre yapıldığını ve tümevarımlı akıl yürütmenin geçersiz olduğunu ileri sürer. K. Popper tümevarımın geçersiz bir akıl yürütme olduğunu gösterdikten sonra, yanlışlamacılık (falcificationism) görüşünü ileri sürmüştür. Tümevarımın geçersizliğini göstermek bağlamında şöyle söyler: Geçmiş geleceklerin geçmiş geçmişlere benzemiş olması, gelecek geleceklerin gelecek geçmişlere benzeyeceği anlamına gelmez.

Geçersiz bir akıl yürütme biçimi olduğundan, insanın, tümevarım yoluyla ulaştığı bilimsel yasaların, doğruluğuna güvenilemez. İnsan doğası (fıtratı) gereği yasaları doğrulayamamaktadır. Bütün bilgimiz, ne tür bilgi tarzı olursa olsun, başlangıcında, daima verilmiş olan bilgiler üzerine inşa edilir. Dedüktif karakterlidir. Matematik, verilmiş doğrulara, aksiyomlara dayanır. Örneğin Euclides geometrisi beş aksiyom üzerine oturur. Doğa bilimlerinde başta hipotez vardır. Hipotez geçici yasa taslaklarıdır. Yanlışlanamadığı sürece, şimdilik kaydıyla, geçerli kabul edilmektedir. Felsefede, bilgi; gerekçelendirilmiş inanç olarak tanımlanır. Yani başlangıçta inanç vardır. Filozoflar kendi felsefesini, kendi varsayımlarının üzerine inşa ederler. Bu varsayımların nesnelliğinden söz edilemez. Filozofun kendi kabulleridir. Ancak bu ön kabullere dayanan akıl yürütmeler rasyonel olarak yürür. Satrançta her bir taşın hareket kuralının rasyonalitesinden söz edilemezse de oyun tamamen rasyonel olarak oynanır. Bir filozofun varsayımının geçerliliği kolektif olarak kabul görmediği için bir tek felsefeden değil felsefelerden söz edilir.

İnsan temelde dogmatiktir

Yukardaki açıklamalardan da görüldüğü üzere, insan, geçerli yasalara ulaşamasa da, verilmiş yasalardan, veya aksiyomlardan, tümdengelim (deduction) yoluyla hüküm çıkarabilmektedir. Geçerli akıl yürütme tümdengelimlidir ve Mantık dedüksiyona (tümdengelime) dayanır. Doğa bilimlerinde, felsefede, matematikte ve dinde, verilmiş ilkelerden, yasalardan sonuçlar çıkarılır. İnsan bilgisi dogmatizm üzerine oturur. Felsefe tarihinde, sofistler bilginin mümkün olmadığı görüşünü savunmuşlardır. Bilginin mümkün olduğu görüşünü savunanlar dogmatiklerdir. Dogmatizm üzerine, rasyonalizm, empirizm, kritisizm vb. -izmler doğmuştur. İnsan temelde dogmatiktir. Her türlü bilme etkinliği dogmatik temellere dayanır. Bu, insanın doğası gereği böyledir.

Dinde de, iman esasları aksiyomlardır. İnsan fıtratı icabı yasa yapamamaktadır. O yüzden olmalıdır ki; dinde, insana, hayata dair temel hükümleri içeren Kitap verilmiştir.

Tümevarımlı düşünme tarzının olumsuz etkileri

Pozitivizmin temelinde tümevarımlı düşünme tarzı vardır. Pozitivist eğitim sistemi içinden geçen insanın düşünme tarzında tümevarımlı düşünme tarzının olumsuz etkileri vardır: Bilimsel makalelerde, yazılarda, varılmak istenen sonuç, genellikle, en sonda verilir. Bir yazının veya paragrafın sonuna kadar ne yapılmak istenildiğini okur anlamakta zorlanır. Yazı, tümevarım tarzında yazılır. Oysa sonuç, başta ilk cümle olarak verilseydi, yazarın ne yapmak istediğini bilerek temellendirme/gerekçeler okunsaydı, konu daha iyi anlaşılırdı. Bu, tümevarımlı düşünme tarzının şekillendirdiği zihinsel yapının bir sonucudur.

Tümevarımın hukukta da olumsuz etkileri vardır. Yasa maddeleri, tümdengelimli (dedüktif) akıl yürütmedeki büyük öncül yerine geçer. Yargıç, sanığın eylemi hakkında belirlediği küçük öncül adı verilen yargıları, çıkarım yapmak için büyük öncülün altına yerleştirir. Ancak küçük öncülleri belirlemede yargıç tümevarımlı düşünme tarzının etkisiyle kimi benzerliklerden hareketle kısa yoldan yanlış sonuçlara varabilmektedir. Böylece, yanlış öncüllerden hareketle varılacak sonuç da kaçınılmaz olarak yanlış olacaktır.

Tümevarım, ilginçtir ki bilim adamlarını ve filozofları uzun süre uğraştırmıştır. Tümevarım yoluyla elde edilen Doğa ve İnsan bilimleri yasaları da güvenilmezdir. Bu yasaların geçerlilik algısı, tekrarlanan olgular dolayısıyla, alışkanlıklara veya psikolojik şartlanmaya dayanır, akla değil.

Tümevarımın yol açtığı toplumsal sorunlar

Tümevarımlı düşünme tarzı tarafından şekillendirilen zihinsel durum, toplumda çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bir kaç benzerlikten hareketle, insan ilişkilerinde, yargılamalarda, tümevarım yapılarak, “... zaten hep böyledir”, “her zamanki gibi bu işi, ... kişisi yapmıştır”, “zaten sen hep böylesin” gibi ifadelerle kısa yoldan hatalı sonuçlar ortaya koyarak insan yanılgıya düşmektedir.

Tümevarımın yol açtığı toplumsal sorunları bertaraf etmenin yolu, tümevarım probleminin bilincinde olmaktan geçer. Bu bilinç, insanın kendi düşünmesi üzerine de düşünerek, bilimsel düşüncenin bizzat kendisi tarafından kurulan tuzakların farkında olma çabasını elden bırakmaksızın, yalnızca eleştirel değil, anlamacı bir yaklaşım ile, kendisinin kendisini yanıltabileceği bilgisi ile kazanılabilir. Eylemlerimizin doğruluğu, öncelikle düşünmemizin doğruluğuna dayanır. Çünkü insan düşünceye göre eylemektedir. Hata içinde olabileceği bilgisinin kendisi, insanı hata ve yanılgılara karşı tahkim edebilir.

 

Prof. Dr. Durmuş Günay

Referanslar

Grünberg,T. Felsefe ve Mantık Yazıları, “Mantık ve Gerçeklik”, ss. 367-374, YKY, 2005, Istanbul

Chalmer, A.F., çev: Arslan, H., “Bilim Dedikleri”, Paradigma Yayıncılık, 2008, Istanbul