Okurumuz
Selahattin Koç, Ersin Nazif Gürdoğan ve Rasim Özdenören’e bir mektup yazmış. "Zarifoğlu Şiir Ödülü" ile ilgili içini dökmüş.
Dunyabizim takipçilerinden Selahattin Koç bir Cahit Zarifoğlu okuru. Medyada çıkan bazı haberleri okumuş ve “Zarifoğlu Şiir Ödülü”nün peşine düşmüş. Bu vesile ile Ersin Nazif Gürdoğan ve Rasim Özdenören’e birer mektup yazmış. Dunyabizim olarak bu mektubu yayınlıyoruz. Bu mektubu hepimize yazılmış gibi de okuyabiliriz.
Merhaba Değerli Hocalarım,
Sizlere hocalarım diye hitap ediyorum çünkü sizler beni tanımıyor olsanız bile ben ve benim gibi birçok genç sizlerin kitaplarıyla yetiştiği için "Hocalarım" demeyi kendime görev biliyorum.
Aslında bu mektubu yazmaya başlamadan önce kafamda bir yığın düşünce vardı ve içimi döküp sizinle meramımı paylaşacaktım. Lakin içimdekileri anlatmaya nereden ve nasıl başlayacağımı bilemiyorum açıkçası. Zaten ben kendimi yazıyla kolay kolay ifade edemem bu nedenle hoşgörünüze sığınarak yazıyorum.
Geçtiğimiz iki ay içerisinde yaklaşık 5-6 kez; bu anlatacağım konuşmaya tanık oldum. Ben her ne kadar sık sık yazamasam da düzenli olarak okumaya çalışan biriyim. Biz gençler bir araya geldiğimiz zaman kültür sanat hayatından bahsetmeyi çok severiz, yani kitaptan ayrılamayan gençler. İçimizde bazıları hikaye, makale ve şiir yazıyor. Ben de açıkçası şiir yazmaya çalışıyorum ama dediğim gibi çok sık değil. Bu sohbetlerimizin birinde şiir yazan bir arkadaşımıza, 2010 Orhan Veli Kanık Şiir Yarışması haber verildi. Arkadaşımız hemen jürileri sordu ve öğrenince asla kazanamam ben dedi. Yarışmayı haber veren arkadaş kendisine çok kızdı hemen ön yargıyla hareket ettiği için ve bir tartışmadır başladı. Çünkü jüride malumunuz hep “öteki mahalleden” şairler vardı ve arkadasın iddiası bizim kimliğimiz, inancımız satır satır mısralarımıza sinmiş, bizi bir şekilde hissediyorlar ve kazandırmıyorlar işte dedi. Siz de tahmin edersiniz ki sağ ve sol cenahın kültür sanat ve edebiyat çalışmaları üzerinde bir hayli derin bir sohbet yaptık.
Yedi Güzel Adam’dan ikisisiniz
Ben burada hepsini uzun uzun aktaramayacağım sizlere. Arkadaşın sorusuydu bu ve benim de zihnime takıldı. Sesimi çıkarıp, tepkimi vereceğim dedim ve bunu ilk önce sizlerle paylaşmak istedim. Kıymetli Hocalarım peki neden sizler? Evet, önce sizlerle paylaşmak istedim çünkü sizler daha kısa bir zaman önce örgendim ki "Yedi Güzel Adam"dan iki kişiymişsiniz. Orada şiir ve diğer edebiyat yarışmalarından en çok da Cahit Zarifoğlu ve Mehmet Akif Ersoy Şiir Yarışması konuşuldu. Mehmet Akif Ersoy bizim milli şairimiz olmasına rağmen hala onun adına düzenli bir şiir yarışması yapılmıyor ve kimse de sahiplenmiyor zaten. Ya Cahit Zarifoğlu? Aynı şekilde onun için de iki yıl yapılmış ve ondan sonra da bu ödül susmuş. Ama su an bizim mahalleden hangi insana sorarsanız sorun şiiri seven veya yazan olarak bir Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu isimleri zikredilmeden geçilmez.
Peki, neden bizlerde bu ödülleri kimse devam ettirmiyor ve neden sahip çıkılmıyor? Bunun maddiyata dayandığını ben asla düşünmüyorum artık çünkü arka planda zengin Müslümanların ne kadar harcama yaptıklarını duyuyoruz. Acaba bu fedakar insanlar buna sponsoru olamazlar mı? Her sene olmazlarsa iki yılda da bir dahi mi olmazlar? Açıkçası ben sanmıyorum.
Ödüller heyecanlandırır
Kıymetli Hocalarım. Sizler diyebilirsiniz ki bu sanatın, edebiyatın ödülle, yarışmayla ne ilgisi var bu ancak insanın içindeki aşkla olabilir diyebilirsiniz. Çünkü o sohbetimizde bunu ben de söyledim, ama en son noktada sunu anladım ki her ne kadar bunu kabul etmemeye çalışsak bile çok önemi varmış bence. Çünkü orada bulunanlardan biri -sanırım Ömer Erdem’den sonra bu yarışmayı kazandıktan sonra- tam kaç yıl sabırsızlıkla bekledim ve o kadar aşk ve sevkle yazdım ki şiirlerimi diyor. Bu ve buna benzer birçok sözler... Mesela Atilla İlhan vefat ettiğinde Yapı Kredi hemen bir şiir yarışması düzenledi ve şiir dünyası şaştı kaldı diye her yere manşet atıldı. Çünkü tam 1200 şair katılmıştı.
Şiirin tabi ki reklamla bir ilgisi yoktur ama bu tarz yarışmalar bence özellikle de gençlere reklamdan ziyade aşk veriyor, daha bir aşkla yazmaya vesile oluyor. (Her yarışmayı kastetmiyorum tabiki kaliteli yarışmalar için yazıyorum sadece bunları. Yoksa her ay belki de en az iki şiir yarışması duyuyoruz. Ama benim kastim kesinlikle bunlar değil.) Yani siz kıymetli hocalarımızın, ağabeylerimizin bizleri heyecanlandırmak için bazı aktivitelere öncülük yapmanız gerekiyor. Bunu söylemenin haddim olmadığını biliyorum ama bunu ukala bir şekilde söylemediğimden emin olabilirsiniz.
Mehmet Akif için yazacak birini bulamadım
Şahsen Mehmet Akif Ersoy şiir yarışması hakkında yazabilecek birilerini bulabilseydim onlara da mail yazacaktım, ama dediğim gibi kime yazacağımı bilemedim. Cahit Zarifoğlu için kime yazacağımı biliyorum en azından. Çünkü Cahit Zarifoğlu şiir ödülünden bahsediliyorsa ilk önce akla gelecek isimler sizsiniz ve buna sahip çıkan, ilk adimi atan siz kıymetli hocalarımız olmalı.
Çünkü siz "Yedi Güzel Adam”larsınız ve bu konuda ilk size koşabildiğim için bana hak vereceğinizi umut ediyorum. Bizim içimizde aşk var hocalarım ama (İstanbul’da olduğum için de özellikle İstanbul’un) hayat telaşı, şu, bu... Su gibi akıp gidiyor ve o aşkımız tıpkı dışı kara bir isle kaplanmış gaz lambasının isi gibi simsiyah bir dumanla kaplanıyor. Ama eğer o kara ise sizler küçük bir parmağınızı dokundurduğunuz takdirde bizler yeniden cesaretimizi toplayacağız ve alevimiz daha da aydınlatacak gideceğimiz yolları.
Benim çok kısa olarak özetlemeye çalıştığım konu bu. Ben sadece bir tane şiir yarışması örneği verdim ama söyle bir göz attığımız da bizim girip de kazanmayacağımızı bildiğimiz çok yarışmalar var hocalarım.
Bu mektubu okursanız gerçekten çok bahtiyar olacağım.
Şimdiden çok teşekkür ediyorum.
Selam ve saygılarımla.
Selahattin Koç istedi




