Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
NASA Yeni Gezegenler Keşfetti
Namaz Vakitleri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İKİ AY YAĞMUR VAR!
Yağmur dergisinde neler oluyor?
Üç ayda bir çıkan Yağmur dergisinin periyodu değişti. Ama sadece periyod mu değişti?!
09 Şubat 2010 Salı 10:54

11617Yağmur iki ayda bir yayınlanmaya başladı

Üç ayda bir yayınlanan Yağmur dergisi Ocak 2010’dan itibaren iki ayda bir yayınlanacak.

Yağmur dergisi Ocak-Şubat 2010 sayısı okuru Mehmet Aycı’nın Baldıran şiiriyle başlıyor.

Kuşe kâğıttan kitap kâğıdına dönen derginin daha okunur bir edebiyat dergisi olduğunu söyleyebilirim. Gözü yormayan, renk çöpüne döndürülmeyen, resimleri azaltılan sayfalar daha sıcak bir hal almış. İki ayda bir yayınlanacak olması derginin okurlarını ümitlendiriyor.

Üç ayda bir okura ulaşan, çoğu zaman dağıtımı yapan şirketin dergiyi aboneye ulaştırmaması sebebiyle ulaşamayan dergi artık Hece Öykü, Notos Öykü, İkindi Yağmuru gibi bir ay beklettikten sonra ulaşacak bizlere.

Üç ayda bir yayınlandığı dönemde derginin varlığı bile bazen unutulur hale geliyordu. Şimdi süreli yayın özelliğini daha belirgin kılmış görünüyor. Bir dergiyi sürekli kılan en önemli unsur kurumsal olmasıdır. Yedi İklim, Hece, Dergah, Varlık, Kitap-lık dergileri gibi Yağmur dergisi kurumsal bir dergidir. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın yayın olarak çıkıyor. Yazarı, şairi umutlandıran bir derginin yarını bellidir. Yarını belli olmayan dergilere yazarlar hep kuşkuyla yazmışlardır.

Dergiyi dimdik ayakta tutanlar

Bir dergiyi şairleri ve hikayecileri ayakta tutar. Yağmur dergisinde Yaşar Beçene, Hasan Çağlayan, Ali Osman Kurun, Ali Osman Dönmez, Hasan Ejderha, Mustafa Oğuz, Bestami Yazgan gibi şairlerin öne çıktığını görmekteyiz.

Martı ve Yitik Düşlerde eleştirileriyle tanıdığımız Nuh Utku, Çağımız ve Edebiyat başlıklı yazısıyla yeniden okurun karşısına çıktı. Yağmur’un bu yeni formatının Nuh Utku’ya cazip geldiği kanaatindeyim. Nuh Utku, yazısında, sahih edebiyatın sular durulduktan sonra okuyucuda kalan olduğu fikrini dillendiriyor.

Hikâyeci Recep Şükrü Güngör üslubu oturmuş hikâyeleriyle yer alıyor Yağmur’da. Recep Şükrü’nün Yağmur’da hikâye yayınlaması dergiyi güncel edebiyat çevrelerine taşıyor. Güngör, bu sayıda Serdivan başlıklı hikâyesiyle konuk oluyor. Tepedeki okulların topluma ışık olduğu vurgusunu işlediği Serdivan hikâyesi meçhul kahramanın etrafına insanların toplandığını ama onun bundan pek de memnun görünmediğini çünkü o meçhul insanın, insanlığını yitirmişlerden rahatsız olduğunu vurguluyor. Hece Öykü, Yedi İklim, Kuşluk Vakti gibi dergilerden tanıdığımız Recep Şükrü Güngör Yağmur dergisine yeni bir edebiyat tadı katıyor.

Abdülmecit Orhan, Pedal Korkusu başlıklı hikâyesiyle tatlı bir hatırayı hikâyeleştiriyor. Abdülmecit Orhan hatıralarını hikâyeleştirmeye çalışıyor ama hatıra ile hikâye arasında bir metin oluşturuyor.

Safahat’ın Gölgeleri başlıklı  yazı Mehmet Akif’i anlatması bakımından iyi. Akif’in izinden giden yeni nesli işaretlemesi, Akif şiirine yeni bir bakış açısı kazandırıyor.

Yakınlara göz atalım; uzaklardan önce

Dergide daha çok teknik şiirleriyle tanıdığım Hasan Çağlayan bu sayıda Bursa Ulu cami etrafında örgülüyor yazısını. Şiirsel bir üslupla kaleme aldığı denemesinde yer yer ilgi çekici bilgiler de veriyor. Hüdayi Can Türkmen edebiyatını tanıtmaya bu sayıda da devam ediyor. Orta Asya Türk edebiyatı bizde daha çok tanıtılmalıdır. Aynı milletten olduğumuz yazarları en az batılı yazarlar kadar tanımamız gerekiyor. Bu bakımdan Hüdayi Can’ın araştırmaları ve çevirileri önemli.

Hikaye Mektupları, hikaye yazmak isteyenlere yol gösteriyor. Şemsettin Yapar’ın A. Erdem Sözeri mahlasıyla yazdığı mektuplar dergide öğretici metinler anlamında önemli bir yer dolduruyor.

Yeni bir lisan: Merdivan dili

Denemeleriyle tanıdığım Sait Türkoğlu Yağmur’un son sayısında Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini dile getiriyor. Sait Türkoğlu, yıllarca dergi çıkarmış biri. Gençliğe yol göstermiş biri. Martı, Yitik Düşler ekibiyle Yağmur dergisine geçmesi, orada yazı yayınlaması Yağmur dergisini edebiyat çevrelerinde daha dikkate değer dergi kılacaktır. Bu sayının son yazısı Emrah Bilge Merdivan’a ait. Gülümseten kıssalar anlatan Merdivan’ın dili iyi kullandığı görülmektedir.

Sonuç olarak, Yağmur dergisi üç ayda bir değil, iki ayda bir yayınlanacak. Derginin kâğıdı kuşe kâğıt değil, kitap kâğıdı. Derginin sabit yazarlarının olmadığı onun yerine her sayıda yeni şair ve yazarların dergi bünyesine katıldığı görülmekte.

Edebiyat dünyamız için hayırlı olsun.

 

İhsan İlkin yağmurda ıslanmamızı salık verdi

İhsanilkin46 [at] mynet.com

YORUMLAR
Emrah Bilge Merdivan
Adem Aygün
İhsan Bey'in Yağmur hakkında düşündüklerine katılmamak mümkün değil. Hakikaten Yağmur bütün iddiasızlığına rağmen edebiyatın derin sularını beslemeye devam ediyor. Benim temas etmek istediğim asıl nokta şu: Emrah Bilge Merdivan. Bu ismi daha önce biryerlerde duymuş, yazılarından bir ikisini okumuşsanız ne demek istediğimi anlayacaksınızdır. Lakin duymamış olan hikaye tutkunları için yaşayan edebiyat damarlarından birine uzak kaldıklarını söyleyebilirim. Emrah Bilge yeni şeyler söylüyor.
16 Şubat 2010 Salı 08:56
yağmur
ali sancar tatlı
Yağmur takip ettiğim dergilerden biri.
İki aylık olduğunu ben de birkaç hafta önce duydum.
Yazıya ben de katılıyorum, derginin omurgası değişmiyor ama yeni yeni imzalar bulmak konusunda oldukça başarılı.
Diğer dergilerin yapamadığını yapmadığını yapıyor, bana kalırsa. Diğer dergilerin yazarları belli. Kendi kadrolu yazarları dışında kimseye bakmıyorlar. Bu açıdan yağmuru tebrik eder, yayın hayatında başarılar dilerim...
09 Şubat 2010 Salı 14:11

dunyabizim.com on Facebook