
Derginin editör/yönetmeni olan Arslanbenzer’in kendisine armağan olarak kendi çevresinin ve dergi ekibinin hazırladığı, editörlüğünü Melek Arslanbenzer'in yaptığı özel dosyanın, edebiyat çevrelerinde olumlu/olumsuz birçok tepki toplayacağını düşünüyorum.
Bu tepkilerin çeşitli yüzleri var elbette. Kimileri sevecek, Arslanbenzer’i daha yakından tanıyacak olmanın keyfini yaşayacak, belki de bu heveslerini tatmin edeceklerdir. Zira üslubundaki hırçınlığı, kendi deyimiyle sözü kıvırmadan direk söyleşi, çekinmeden giriştiği kavgaları ve sataşmaları, ortaya attığı Türk şiirine ilişkin projeleri sebebiyle belirli bir ilgiyi üzerinde toplamış birisi Arslanbenzer. Hatta kimilerinin cafelerde, çayevlerinde birbirlerine bu son sayıyı gösterip meraklı meraklı Arslanbenzer’in birlikte ev arkadaşlığı yaptığı kimseleri, onun çocukluk fotoğraflarını filan gösterdiklerine daha şimdiden şahit olmam sanırım bu ‘ilginin’ boyutlarını da gayet net gösteriyor. Arslanbenzer bu ‘merak’ damarını iyi yakalamış birisi.
Magazin merakı mı?
Amaçlayıp amaçlamadığı bir yana tavrı ve tarzı dikkat çekiyor. Bunun iki sonucu var; ilki bu durum magazinsel bir meraka dönüşebiliyor. Arslanbenzer’in bundan hoşnut oluyor mu bilmem ama bunu amaçlamadığını düşünüyorum. Zira bu magazinsellik onu bulanıklaştırıp, buharlaştırır. Söylediklerinin değerini, sınırlarını, içeriğini perdeler. Bir sanatçı için hazin bir son olur. Çok bilinip, çok konuşularak yitmek, perde arkasında kalmak… İkinci sonuç ise bu tavır hemen hemen her yeni nesil edebiyatçının hedeflediği ve bunun için mücadele ettiği, kavgasını verdiği bir ilgiyi toplar. Kendisinden önce var edilmiş bir birikimi aralayıp, kendisine yer açma mücadelesidir bunun bir diğer adı. Bu süreçte etrafa su da kan da sıçrayabilir. Suyun da kanın da sıçradığı kimseler dönüp bakarlar. Bir ‘merakla’ bakarlar. Bu ikinci merak anlamlıdır. En azından sanatçı için düşüncelerini tartışabileceği bir zemini doğurur.
Sevmeyenler de olacak!
Kimileri de bu sayıyı hiç sevmeyecek. Bencilce hazırlandığını, Arslanbenzer’in kendini tatmin ettiğini, kendisi için sayı hazırlattığını filan söyleyebilirler mesela. Ya da ne bileyim şahsi, kurumsal, edebi polemiklere yenileri eklenecek ve karşılıklı karalamalar başlayacak. Elbette bütün bunlar olabilir. Olmayabilir de. Fakat esas olan Arslanbenzer’in kendi tarihini yazıyor oluşudur. Projeleri olan, belirli fikirlere sahip ve bu düşüncelerini sistemli bir şekilde paylaşan bir edebiyatçı-şair olarak kendi tarihini yazıyor oluşu bana hiç de absürt gelmiyor. Bir kere edebi ilgileri olan birçok kimsenin isteyebileceği bir ‘çevreyi’ oluşturabilmiş, şiire mesai harcayan, bunun ötesine geçip şiirle yatıp şiirle kalkan, Türk şiiri için iyi-kötü, kabul edilir-edilmez projeler üreten ve bunların entelektüel harcını iyi karan, şiir hakkındaki yaklaşımların farklı disiplinlerle ufkunu açan birisinin kendi ürettiklerini savunması, bunları tarihin çöplüğüne terk etmemesi, birilerinin ilgilerine-alakalarına minnet göstermeyerek kendisinden sadır olanların kıymetini bilmesi ve koruması neden absürt olsun ki?
Fayrapçıymışım!
‘Hakan Arslanbenzer’e Doğum Günü Armağanı’ özel sayısına gelecek tepkileri ilerleyen günlerde göreceğiz. Takip de edeceğiz. Sırf Fayrap dergisini takip ediyorum diye (kaldı ki sadece Fayrap’ı değil, birçok edebiyat dergisini periyotlarına uygun olarak sürekli takip ederim) beni dahi ‘Fayrapçı’ diye etiketleyebilen bir bünye ucu kendilerine dokunduğu zaman Arslanbenzer’i neyle nasıl etiketlemezler ki? Bunu anlayabiliyorum.
Muaz Yanılmaz haber verdi
Saray camiası yani. Maşallah pek inceleyici pek analitik bir camia. Sonra kızıyorsunuz,farklı bir dünya deyince.
Asıl saygısızlık başka bir şey.Bunu da anlatması zor.Çünkü kendi üslup,edep tavsiyelerinde insanlar,daha başka saygısızlık yapıyorlar.
Valla yetim her yerde yetim.Yetimhanede bile en yetim belli eder kendini.Ama sonuçta Allah var yani.
Bu ülkede halden anlar bi kesim var.Bu böyle kalp parayla,düzgünü ayırt eden bir şey.Ne islamcı,ne turşucu,ne aşırı okuryazar,ne de tanımlanabilir bir şey.Mütedeyyin filan da değil,ne partizan,ne goygoycu,,kendihalinde bişey.
Asıl bu kesim anlayacak mevzuyu.Ama o da bezginlikten uyanırsa.


