Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
NASA Yeni Gezegenler Keşfetti
Namaz Vakitleri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İSMAİL KARA
Vefanın O Güzel Ülkesinde
Kimdir Yusuf Karali Hoca? Hususiyetleri nelerdir? Ne veya neler yapmıştır?, gibi sorular halihazırda cevaplamayı bekleyeduruyor
10 Temmuz 2009 Cuma 10:17

İsmail Kara, daha önce bir yazı ile hayatından haberdar ettiği (İsmail Kara, “Kaybolmuş bir al tercümesi, Dergah, sayı: 33, Kasım 1992, s.23)  Rize Müftülerinden Yusuf Karali Hocayla ilgili bir kitap yayımladı. (Temmuz, 2009) Diyanet İşleri Başkanlığı Rize’deki Eğitim Merkezi’ne Yusuf Karali hocanın adını verdi. Bu çalışma da kendisine yakın olmak adına eğitim merkezinin açılışında dağıtılmak üzere hazırlanmış.

Yusuf Karali Hoca

Yusuf Karali HocaKimdir Yusuf Karali Hoca? Hususiyetleri nelerdir? Ne veya neler yapmıştır?, gibi sorular halihazırda cevaplamayı bekleyeduruyor. Karali Hoca için bir kriz dönemi hocası desek yeridir. Her iki devri de görmüş bir insandır. Her iki devrin zorluklarına, çilesine bazen üzüntü bazen sevinçle karşılık vermiş, sessizce ve bilgece yaşamaktan geri durmamış bir isimdir. Nedir bu iki devir? Biri genel olarak Osmanlı ve Cumhuriyet devirleridir. Genel ifade ile söylediğimiz Osmanlı devrini Meşrutiyet olarak okumak gerekir. Yani yaşamak krizinin hızlandığı bir dönem. Kadim anlayışın yerini “ben” merkezli bir hayata terk ettiği bir dönem. 

10 ayda hafızlık!

Yusuf Karali Hoca, 1886’da dünyaya gelmiş, 1895’te 10 ayda hafızlığını tamamlamış, Rize’nin medreseli hocalarından dersler okumuş, her devirde olduğu gibi, o devirde de ilmin merkezi sayılan İstanbul’a “merhaba” diyerek Fatih Medresesi'nde tahsiline devam etmiş, Arap ve Fars edebiyatında vukufunu geliştirmiş. (Kitaptan öğrendiğimize göre, bu durum daha sonra onun tanıdığı hocaların ilmini kontrol etmesine sebep olacak. Karali hoca, yeni tanıştığı birine Arapça bir beyit yazar ve o zatın eline tutuşturuverirmiş. O zat, eline tutuşturulan parçayı anlamaya çalışırken Karali hoca zatın ilmi seviyesine anlamaya çalışır ve parça üzerinde bereketli bir sohbete kapı aralarmış. Bu “ele Arapça  bir beyit tutuşturma” eylemini maleyani şeylerden hoşlanmayan bir mizacın, anlayışın devrin maleyani hale karşı bir duruşu olarak okumak gerekir. Sohbet bile hayırlı bir amaca hizmet etmelidir.)

Yusuf Karali Hoca

Karali Hoca ve siyaset!

Her şeyden evvel hassas ve dikkatli bir insandır Yusuf Karali hoca. İsmail Kara’dan öğrendiğimize göre, Ebulula Mardin’in Huzur dersleri çalışması için yazdığı yedi Rizeli müderrisin hal tercümeleri, tamamlanmamış iki kitap çalışması ve kitap kenarlarına alınan notlar dışında kendisinden yazılı bir eser kalmamış. 50’li yıllarda çok partili rejimle beraber, din adamlarının siyasi meseleleri minbere taşımaları, cemaat ve tarikatların farklı yollar tutturmaları ve kendi yollarını herkes için genel geçer olarak kabul etmeleri Karali Hoca’yı rahatsız ediyordu.(50’li yıllarda Müslümanlar üzerindeki kısmi normalleşme(!) faaliyetleri bir anlamda Müslümanların zihni daralması olarak okunabilir.) Karali Hoca kış gecelerinin bereketli halkalarında caminin soğuk ortamında ders okuturken, talebelerinin ders faaliyetini daha sıcak bir ortamda yapmak istemelerine-Hocanın hususiyetlerini yansıtması bakımından alıyorum buraya- şöyle cevap verir:

“Evlerde ve kapalı yerlerde Arapça ders okutmak yasaktır biliyor musunuz? Camilerde resmi din görevlilerinin halka açık ders okutmalarına izin verildi, biz de bu izne istinaden ders yapabiliyoruz, sizin gözünüz ise hep yasak yerlerde ders yapmakta…” (Hocanın tavrını nasıl okuyalım? Hoca için, korkuyor, cümlesini cahil cesaretiyle söyleyelim mi yoksa tayin edilen sınırları Hakk’ın bilgisi dahilinde gören bir inançla hareket ediyor mu diyelim? Karali Hoca bu sözleriyle aynı zamanda ders yerinin değil de dersin önemine vurgu yapıyor, desek yanlış mı okuruz Hoca’yı?)

Yusuf Karali Hoca

Hoca’dan geriye, görünürde bir şey kalmamış gibi gözükse de bugün açılan eğitim merkezini Hocanın himmetinden ne kadar aynı düşünebiliriz ki? Eğer Hoca vefayla hareket etmeseydi, bugün adına bereketli talebeler yetişmesini umut ettiğimiz bir merkez açılır mıydı? Varsın herkes kendi hesabını yapsın. Karali Hoca, Rize müftüsü olduktan sonra iki grup talebeye ders okutur. Bu talebe gruplarından birinde İsmail Kara hocanın babası Kutuz Hoca da nasibini alır. Bu derslerden daha önce Kutuz Hoca’nın hatıraları aracılığıyla nasip-yab olmuştuk.

 

Zeki Dursun kitabı bir gecede okudu, bizi haberdar etti.

YORUMLAR
anlaşılan
ilhan çebi
Sayın İsmail Kara bir başka anıt kitabı ''Kutuz Hoca'nın Hatıraları''ndan epey faydalanmış bu kitabı hazırlarken.Resimler aynı metinler aynı sanki...Ha bu kötü birşey mi? Değil! Çünkü orda yanyana dizilen insaların hepsi farklı bir kitapkonusu olacak değerde yaşanmışlıklara sahip birer güzel belgedir...Bir kitabın diğerlerini yazmak için kapı aralaması güzel birşey.İcabında bir öncekinde eksik kalan yönler de ortaya çıkabilir...Hasılı İsmail Kara Bey'in eline emeğine sağlık...
11 Temmuz 2009 Cumartesi 23:11
KARALİ HOCADAN KARA HOCAYA
KAMİL BÜYÜKER
ÜSTAD, NE İYİ ETTİN KİTAPTAN HABERDAR ETTİN. NE ZAMANDIR BEKLEDİĞİMİZ BİR İSMAİL KARA HOCA KLASİKLERİNDEN BİRİ OLDU BU KİTAP. KARALİ HOCADAN DA, KARA HOCADAN DA RABBİM RAZI OLSUN.
10 Temmuz 2009 Cuma 15:08

dunyabizim.com on Facebook