Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
NASA Yeni Gezegenler Keşfetti
Namaz Vakitleri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KIZDIRAN SORU
Mustafa Kutlu'yu Kızdıran Soru
Mustafa Kutlu; Modern çağda münzevi bir öykü yazarı. Toplantılarda, panellerde sıklıkla gördüğümüz, yüzüne aşina olduğumuz bir isim değil.
10 Kasım 2008 Pazartesi 16:04

Huzursuz Bacak ve Kanaat Ekonomisi

 

Mustafa Kutlu; Modern çağda münzevi bir öykü yazarı. Toplantılarda, panellerde sıklıkla gördüğümüz, yüzüne aşina olduğumuz bir isim değil. Mustafa Kutlu geçen Cuma akşamı (7 kasım) Hayat Sağlık Vakfı"nda “Huzursuz Bacak ve Kanaat Ekonomisi” konulu söyleşiye katıldı.

       

Salon oldukça kalabalıktı, ayakta kalanlar da oldu. Söyleşiye katılanlar arasında İbrahim Tenekeci de vardı.  Konuşma başlarda gerçekten güzel gidiyordu. Kutlu bir Müslüman"ın 25 gömleği olamayacağından, sanatçının aslında sıradan bir insan olduğundan, sanatçının ve edebiyatçının abartılmaması gerektiğinden bahsediyordu. Sonra ayakta duran mütesettir bir bayan söz aldı. Mustafa Kutlu"nun 25 gömlek misaline çok içerlemiş olmalı ki Mutafa Kutlu ile gayet nezaketsizce tartışmaya girdi. Hatta “Siz bir sanatçı olarak sanatçıların çok önemli kişiler olduğunu düşünmüyorsanız değersizsinizdir.” bile diyebildi.

 

Bu bayan konuşurken Tenekeci renkten renge giriyordu. Söyleşi boyunca aynı bayan bir kez daha söz aldı ve aynı seviyesiz üslupla Kutlu"nun söylediklerinin tersini söylemekte diretti. Bu hanım kızımızdan sonra olay iyice sarpa sardı. Kitabı okumayan kişiler kitap hakkında parlak tahliller yapmaya başladılar ve bu tahlilleri yaparken kitabı okumadıklarını özellikle söylemekte hiçbir beis görmediler.

 

“ Kitabı okumadım ama buradaki konuşmalardan anladığım kadarıyla- hani üretim emek, falan anlatmışsınız ya- komünizmin ılımlısını yazmışsınız. Doğru mu anlamışım hocam?” diyen bir dinleyiciye “Size nazikçe, kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.” şeklinde cevap veren Kutlu belki de aşırı bir nezaket örneği gösterdi. Söyleşini sonlarında doğru “Hocam bu soruyu niçin sorduğumu bilmiyorum. Öylece aklıma geldi. Sizce bacaksız olmak mı, huzursuz bir bacağa sahip olmak mı?” gibi laubali sorularda soruldu. Hatta konuşma bittikten sonra, Kutlu kitap imzalarken,  bir kişi Kutlu"dan soru sormak için izin isteyip şöyle dedi:”Hocam biraz önce şu abi size bir şey verdi. Göremedim de ne olduğunu öğrenebilir miyim?”

          

Söyleşi sonunda çay içmeyi teklif eden Tenekeci"ye “İflahım kesildi! Çay içmek falan istemiyorum. Beni eve götürün yeter.” dediğini duyduktan sonra olayın vahametini daha iyi anladım. Kutlu bir daha böyle bir söyleşiye katılır mı bilinmez. Ama ben bu söyleşiden, her türlü olumsuzluğa rağmen, çok istifade ettim. İşte Kutlu"nun münasebetsiz sorulardan fırsat buldukça söylediği birkaç önemli söz:

 

“Huzursuz Bacak severek yazdığım bir kitap değil.

Çünkü içinde bir öykü kitabında olmaması gereken miktarda fikir var. Öykü kitaplarında fikir yazmak zor bir iştir. Lakin 80 sonrası Türkiye fikir çölüne dönmüş durumda. Bu kitapta eteğimdeki taşları döktüm diyebilirim. Bir daha bu tarz bir kitap yazacağımı zannetmiyorum.”

 

“Bu kitabı uyuyamayasınız diye yazdım.”

 

“Eskiden sanatçı  bizde herhangi bir meslek icra eden vatandaş kadar değer görürdü. Sanatçının yüceltilmesi bize batıdan gelmiştir.”

 

“Kalkınma ve ilerlemeye inanmayan, sanayileşme karşıtı bir adamım.”

 

“Turizme iyi bakmıyorum.”

 

“Bu hükümet açlığa en az duble yol kadar önem vermeliydi.”

 

“Ömer Faruk ismini koymamda Hazreti Ömer"e vurgu yapmak istemem etkili oldu.”

“Siyaseti ve siyasetçileri sevmiyorum.”

 

“Mücahitken müteahhit olmamak için ne yapmalıyız?” diye soran bir arkadaşa cevaben: “Kuran okuyun hadis okuyun. Alimlerimizin kitaplarını okuyun.”

 

“Kitaptaki Ömer Faruk benim.”

 

“Ben hala "Vatan Millet Sakaryacıyım.”

 

                                                                                                              

Salih Demirhan

YORUMLAR
Sanatçı dediğimiz cemaat...
Emre Ş.
Sn.Kutlu'nun başına gelenleri den denleyip konuyu uzatmak istemiyorum. Ama bir husus dikkatimi çekmedi değil. "sanatçının sıradan bir insan olduğu, sanatçının ve edebiyatçının abartılmaması gerektiği" görüşüne katılmıyorum. Günümüz hayatında fazlasıyla abartılan sabun köpüklerinin olduğu bir dünyada bu söz ancak talihsiz olarak kayda geçebilir. Sanatçı, sanatını icra ederken Allah diyendir; ve bu yüzden acizdir, sıradan değil. Sanatçının 25 gömleği olmamalı'ya evet, sıradanlığa hayır !
27 Kasım 2008 Perşembe 21:19
kutlu
recep şükrü güngör
kutlu hoca, panel, söyleşi, sohbet gibi etkinliklere katılmamakla ne kadar doğru yaptığını bir kere daha teyit etmiştir. odası herkese açık. gideni kovmuyor. ama, okumayanlardan da muazzam azap duyuyor. hele nurettin topçu okumadan gitmişse adam, kutlu hoca, ölüp ölüp diriliyor.
yoksulluk yazarı kutlu.
yoksulluk öykücüsü kutlu.
yoksulluk hikayecisi ....
rşg
27 Kasım 2008 Perşembe 01:14
olsaydık orada, nasip.
m. fatih kutan
seviyeye bakın, bir de mustafa dedeme bakın. nasip işte, bazı nasipsizler vardır ki nasibe yakın düşürülüp böyle bir söyleşiye katılmak nasip olur onlara, bizlerse burda renkten renge girmekle kalırız. nasip işte. ayıp olmuş. 'talihsiz'lerin soruları bunlarsa, bunları dilinin ucuna dahi getirenler terbiyesizlik etmiş. o gençlere kompozisyon mantığı öğretilmiş, yazar burda hangi magazini anlatıyor sorularına kapalı bir ortamda, daralırlar. ortam müsait olmamış, kimseye. ettekrar: ayıp olmuş.
24 Kasım 2008 Pazartesi 13:09

dunyabizim.com on Facebook