Huzursuz Bacak ve Kanaat Ekonomisi
Mustafa Kutlu; Modern çağda münzevi bir öykü yazarı. Toplantılarda, panellerde sıklıkla gördüğümüz, yüzüne aşina olduğumuz bir isim değil. Mustafa Kutlu geçen Cuma akşamı (7 kasım) Hayat Sağlık Vakfı"nda “Huzursuz Bacak ve Kanaat Ekonomisi” konulu söyleşiye katıldı.
Salon oldukça kalabalıktı, ayakta kalanlar da oldu. Söyleşiye katılanlar arasında İbrahim Tenekeci de vardı. Konuşma başlarda gerçekten güzel gidiyordu. Kutlu bir Müslüman"ın 25 gömleği olamayacağından, sanatçının aslında sıradan bir insan olduğundan, sanatçının ve edebiyatçının abartılmaması gerektiğinden bahsediyordu. Sonra ayakta duran mütesettir bir bayan söz aldı. Mustafa Kutlu"nun 25 gömlek misaline çok içerlemiş olmalı ki Mutafa Kutlu ile gayet nezaketsizce tartışmaya girdi. Hatta “Siz bir sanatçı olarak sanatçıların çok önemli kişiler olduğunu düşünmüyorsanız değersizsinizdir.” bile diyebildi.
Bu bayan konuşurken Tenekeci renkten renge giriyordu. Söyleşi boyunca aynı bayan bir kez daha söz aldı ve aynı seviyesiz üslupla Kutlu"nun söylediklerinin tersini söylemekte diretti. Bu hanım kızımızdan sonra olay iyice sarpa sardı. Kitabı okumayan kişiler kitap hakkında parlak tahliller yapmaya başladılar ve bu tahlilleri yaparken kitabı okumadıklarını özellikle söylemekte hiçbir beis görmediler.
“ Kitabı okumadım ama buradaki konuşmalardan anladığım kadarıyla- hani üretim emek, falan anlatmışsınız ya- komünizmin ılımlısını yazmışsınız. Doğru mu anlamışım hocam?” diyen bir dinleyiciye “Size nazikçe, kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.” şeklinde cevap veren Kutlu belki de aşırı bir nezaket örneği gösterdi. Söyleşini sonlarında doğru “Hocam bu soruyu niçin sorduğumu bilmiyorum. Öylece aklıma geldi. Sizce bacaksız olmak mı, huzursuz bir bacağa sahip olmak mı?” gibi laubali sorularda soruldu. Hatta konuşma bittikten sonra, Kutlu kitap imzalarken, bir kişi Kutlu"dan soru sormak için izin isteyip şöyle dedi:”Hocam biraz önce şu abi size bir şey verdi. Göremedim de ne olduğunu öğrenebilir miyim?”
Söyleşi sonunda çay içmeyi teklif eden Tenekeci"ye “İflahım kesildi! Çay içmek falan istemiyorum. Beni eve götürün yeter.” dediğini duyduktan sonra olayın vahametini daha iyi anladım. Kutlu bir daha böyle bir söyleşiye katılır mı bilinmez. Ama ben bu söyleşiden, her türlü olumsuzluğa rağmen, çok istifade ettim. İşte Kutlu"nun münasebetsiz sorulardan fırsat buldukça söylediği birkaç önemli söz:
“Huzursuz Bacak severek yazdığım bir kitap değil. 
Çünkü içinde bir öykü kitabında olmaması gereken miktarda fikir var. Öykü kitaplarında fikir yazmak zor bir iştir. Lakin 80 sonrası Türkiye fikir çölüne dönmüş durumda. Bu kitapta eteğimdeki taşları döktüm diyebilirim. Bir daha bu tarz bir kitap yazacağımı zannetmiyorum.”
“Bu kitabı uyuyamayasınız diye yazdım.”
“Eskiden sanatçı bizde herhangi bir meslek icra eden vatandaş kadar değer görürdü. Sanatçının yüceltilmesi bize batıdan gelmiştir.”
“Kalkınma ve ilerlemeye inanmayan, sanayileşme karşıtı bir adamım.”
“Turizme iyi bakmıyorum.”
“Bu hükümet açlığa en az duble yol kadar önem vermeliydi.”
“Ömer Faruk ismini koymamda Hazreti Ömer"e vurgu yapmak istemem etkili oldu.”
“Siyaseti ve siyasetçileri sevmiyorum.”
“Mücahitken müteahhit olmamak için ne yapmalıyız?” diye soran bir arkadaşa cevaben: “Kuran okuyun hadis okuyun. Alimlerimizin kitaplarını okuyun.”
“Kitaptaki Ömer Faruk benim.”
“Ben hala "Vatan Millet Sakaryacıyım.”
Salih Demirhan
yoksulluk yazarı kutlu.
yoksulluk öykücüsü kutlu.
yoksulluk hikayecisi ....
rşg



