, 26 Mayıs 2018
Farabi İbni Sina ve İbni Rüşd ü Öğrenci Yıllığından Öğrenen

3778

Farabi, İbni Sina ve İbni Rüşd’ü Öğrenci Yıllığından Öğrenen Rektör!

Prof. Dr. Kemal Gürüz, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü (1985-1990) olarak anlatıyor: ''Mezuniyet döneminin yaklaştığı bir günde, Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri beni ziyaret ederek yıllıklarından bir kopya hediye ettiler. Yıllığa baktığımda Gazzâli'ye ithaf edildiğini gördüm. Bu adı ilk kez duyuyordum, mekanik bilimine katkı yapmış bir Müslüman bilgindir diye düşündüm.'' Kâmil Yeşil, Gürüz'ün hatıralarını yazdığı 'Aklımdan Başka Silahım Yok ki' kitabına dair yazdı.

Prof. Dr. Kemal Gürüz, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü (1985-1990) olarak anlatıyor: “Mezuniyet döneminin yaklaştığı bir günde, Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri beni ziyaret ederek yıllıkların­dan bir kopya hediye ettiler. Yıllığa baktığımda Gazzâli'ye ithaf edildiğini gördüm. Bu adı ilk kez duyuyordum, mekanik bili­mine katkı yapmış bir Müslüman bilgindir diye düşündüm.

Merakımı yenemeyerek konuyu derinlemesine inceledim. Öğrendikçe, milli eğitim sistemimizin yetersizliği ve bunun yol açtığı entelektüel boşluğun sonucu olan zihin karışıklığı karşısında dehşete düştüm.

Düşünün, ben Türkiye'nin en iyi liselerinden birinden mezundum. Türkiye'nin en iyi üniversite­sine on sekizincilikle girmiş, ikincilikle mezun olmuştum ama Farabi (Avenassar), İbn-i Sina (Avicenna), İbn-i Rüşt (Averröes) ve Gazzâli'nin (Algazel) adlarını duymamıştım.

Bütün dünyanın Latince adlarıyla bildiği ve medeniyeti yara­tanlar arasında gördüğü filozoflarla Gazzâli arasındaki asırlara yayılmış tartışmadan bihaber nesillerin, insan aklı ve insan hak ve özgürlüklerine dayalı pozitif hukuku içselleştirmesi imkansız değilse bile çok zordur. Kısacası, yıllığın Gazzâli'ye ithaf edilmiş olması, ülkemizde halen süren zihin karışıklığın ve entelektüel boşluğun tezahüründen başka bir şey değildi.

Kısa bir süre sonra, bu olgunun tersi yönündeki bir örneği daha yaşadım. Büyük gayretlerle ve kişisel riskler alarak hizmete soktuğumuz eğitim hastanesine Farabi'nin adını vermiştik. Bu kez de şehirdeki sol çevreler beni gericilere taviz vermekle suçluyordu!”

Kemal Gürüz, bahsi geçen filozofları hangi kaynaklardan araştırdı ve o filozofların hangi eserlerini okudu bilmiyoruz. Bildiğimiz makine mühendisliğinde okuyan öğrencilerden öğrendiği isimleri konuşmalarında kullandığı.

"Bakın kimlerden bahsediyorum"

Gürüz, uyanık bir yönetici olarak 20 Aralık 2002 tarihindeki Rektörler Komitesi ve Üniversitelerarası Kurul toplantısında bu isimleri konuşmasında geçiriyor. Erkan Mumcu’nun Mili Eğitim Bakanı olduğu ve AK Parti’nin bazı yönetici ve bakanlarının katıldığı toplantıda adı geçen filozoflardan şöyle bahsediyor:

"Tarihten ders almayan milletler, varlıklarını bağımsızlıklarını sürdüremezler. Bugün dünyada bir tane medeniyet vardır. Bu mede­niyet, toplumların, milletlerin kültürlerinin yüksek unsurlarından oluşan bir mozaiktir. Bu medeniyetin ortasında, insan aklına, bilime ve teknolojiye dayalı, yepyeni boyutlar kazanmış bir sanayi vardır. Bu medeniyetin temelinde insan aklı yatar. İnsan aklının süzgecinden geçmeyen hiçbir şey medeniyete katkı yapamaz.

Tanrı ile insan arasında kalması gereken hususlar ayrıdır, mede­niyet ayrıdır. Bu medeniyetin temelinde üç tane Müslüman düşü­nür de vardır. Bunlardan Farabi, Latince adıyla Avenassar Türk, İbn-i Sina (Avicenna) Türki-Farsi olup Horasan'da yaşamışlar­dır; Endülüs'te yaşamış olan İbn-i Rüşt (Averröes) ise Araptır. Bu düşünürler, insan aklının üstünlüğünü savunmuşlardır, Aristo'yu Batıya tanıtmışlardır.”

Ne diyor Gürüz? Ey Ak Parti mensupları, ben de sizin kadar İslam kültürüne vakıfım. Bakın nelerden ve kimlerden bahsediyorum?

Gürüz’e burada sorulması gereken soru şu: Ey profesör, adı geçen filozofların hangi eserlerini okudunuz da böyle bir sonuca vardınız? Acaba vardığınız sonucun doğruluğu ne malûm? Böyle bir derinliği bu zamana kadar soran olmadı.

Gürüz'den Gazzali eleştirisi!

Gürüz; 2003-2009 arasında Amerika’dadır ve Amerikalılar (SUNY) kendisine bir ödül vermişlerdir. Kemal Gürüz, SUNY'nin vermiş olduğu ödülün gereği olarak, çeşitli SUNY kampüslerinde konferanslar verir ve bu konuşmada da adı geçen filozoflardan şöyle bahseder: “Müslüman bilginlerin özgün yorum ve katkılarıyla gelişen bilimsel birikim, daha sonra Toledo ve Sicilya'daki mütercimlik okulları üzerinden bu kez Batı Avrupa'ya yayılmaya başlamıştır.Kısacası, bugünkü küresel medeniyetin harcında Müslüman bilim adamlarının büyük payı vardır. Bunlar arasında insan aklının üstünlüğünün altını çizme bakımından öne çıkan üçü, Farabi (Avenassar, 870-950), İbn-i Sina (Avicenna, 980-1037) ve Ibn-i Rüşt'tür (Averröes, 1126-1198).”

Referans olan bir arkadaşının diliyle “Selaniklidir” diyerek takdim edilen ve bunu özellikle belirtmek ihtiyacı duyan Kemal Gürüz, “Aklımdan Başka Silahım Yok ki” adlı hatıra kitabında bu sözlerine şu cümleleri ekliyor: “KTÜ Rektörlüğüm sırasında farkına vardığım bilgi eksik­liğimi, yaklaşık yirmi yıl sonra, bu kez Harvard'ın entelektüel ortamında hâlâ gidermeye çalışıyordum! 11. yüzyıl sonlarından itibaren kurulmaya başlayan Avrupa üniversiteleri de bu bilimsel birikimi uzun süre reddettiler. Averröizm adı verilen İbn-i Rüşt'ün Aristo felsefesinin yorum­ları yasaklandı. 13. yüzyıl ortalarına kadar süren bu karanlık dönem, Dominikan keşişi Thomas Aquinas'ın (1127-1274) yaz­dığı Summa Theologica adlı eserle son bulmaya başladı. Aquinas bu eserinde Aristo felsefesi ile Hristiyan dogmasını bağdaştıran skolastik düşünce sistemini ortaya koymuştu. Skolastisizm daha sonra terkedildi ama çok önemli bir aşamaydı; insan aklı dev­reye girmişti bir kere ve artık gelişmeleri durdurmak mümkün değildi. Aydınlanmanın başlangıcını kanımca Aquinas'a, hatta ondan da önce, Peter Abelard'a (1079-1253) kadar götürmek mümkündür.Yaklaşık olarak aynı dönemde, 11 ve 14. yüzyıllar arasında İslam dünyasında bunun tam tersi gelişmeler yaşandı. 1061 yılında kurulan Bağdat Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisi Gazzâli, yazdığı "Felsefenin Tutarsızlığı" (Tehafutul-Felasife) adlı risaleyle Farabi ve İbn-i Sina'ya karşı çıkarak İslam dünyasının zihnini kapattı. İbn-i Rüşt'ün yaklaşık iki yüzyıl sonra yazdığı "Tutarsızlığın Tutarsızlığı" (Tehafütü't-Tehafüt) adlı risale dahi bu olumsuzluğu gideremedi.

Gazzâli tabii ki büyük ve çok önemli bir düşünürdür. İslamiyet’e büyük katkıları olmuştur. Ama Hristiyan dünyasının zihninin berraklaşmaya başladığı bir zaman diliminde, Müslüman dün­yasının zihnini büyük ölçüde kapatmıştır. Gazzâli medrese ile, Farabi, Ibn-i Sina ve İbn-i Rüşt ise Batı'dan aldığımız üniversite ile özdeştir. Gazzâli'nin doğa bilimlerine hiçbir katkısının olma­masına karşılık, Farabi, İbni Sina ve İbni Rüşt'ün önemli katkıları vardır.

İslam dünyasının geri kalmasında Gazzâli ve onun yerleştirdiği medrese geleneğinin olumsuz etkisi kanımca Moğol istilasından daha fazladır.”

Açıklıkla iddia edebiliriz ki bu çıkarımlar, Kemal Gürüz’ün adı geçen filozoflara ait kitapları okuduktan sonra vardığı sonuç değil. Bu cümleler bazı kelamcıların, felsefecilerin ve Gazzali eleştirisi yapan birtakım profesörlerin.

“Kimya-yı Saadet yazarını tutuklayın”

Kenan Evren, Milli Birlik Komitesi ve Devlet Başkanı olarak “Kimya-yı Saadet yazarı İmam Gaz Ali kimse tutuklayın ve eserini de toplatın” demişti. Kemal Gürüz’ün çabasını Evren’in gülünç tavrına göre elbette takdir etmeliyiz. Ancak biz ilaveten diyoruz ki Kemal Gürüz, Gazzali’nin hangi eserlerini okudu, İbni Rüşt ve Farabi’nin görüş ve düşünceleri ile aralarındaki ortak ve farklı yönler nedir, bu konular hakkında neler biliyor; bunları bilmiyoruz. İnternetin arama motorlarına bu isimleri yazdığınızda Gürüz’ün bahsettiği karşılaştırmaları yapan birçok makale görebilirsiniz. Gürüz de bunları özetleyerek Türkiye’de AK Parti yönetici ve çevresine; Batı’da da muhataplarına bir bilgi gösterisinde bulunuyor. Birincisinde, ben de sizin kadar İslami bilim ve düşünce geleneğinden haberdarım diyor; yurt dışında da İslam/Doğu kültürünü tanıtarak, onlara zamanında biz sizden aşağı değildik diyerek bir aidiyet gösteriyor ve övünüyor.

YÖK başkanıyken Gürüz’ün yaptıklarını hatırlayalım

Bütün bunlar tamam da Kemal Gürüz, öğrencilerini kendilerine getirdiği yıllıktan hareketle bir eksiğini tamamlamış ve bunu itiraf ediyor, kendi yetiştiği MEB sistemini ve üniversite eğitimi eleştiriyor. Pekiyi kendinden sonraki nesil için bir önlem almış mı? En azından, rektör olduktan sonra, bundan böyle Kimya dalından mezun olan öğrenciler Müslüman ve Türk ilim adamlarının yaptıkları çalışmaları bilmeden mezun olmasınlar diye bir müfredat çalışması yapmış mı? Kemal Gürüz olarak onun fark ettiği bu bilgi eksikliğini hâlâ gidermemiş kaç tane profesör, doçent olduğunu biliyor mu? Pekiyi onlar ne zaman kapatacaklar bu eksikliklerini? Hatta böyle bir eksiklik hissedip öğrenme zahmetine girecekler mi?

YÖK Başkanı olduğunda ne yapıyor Gürüz? Diğer liselerden farklı olarak Farabi, İbni Rüşt, Gazzali isimlerini öğrenen, onların eserleri hakkında bilgi sahibi olan imam hatip lisesi mezunlarının üniversitelere girişini engelleyen katsayıyı getiriyor, uyguluyor, uygulatıyor. Ve gelenekle gelecek arasında köprü olabilecek imam hatip liselerini 28 Şubat sürecinde askeri vesayete kurban ediyor, kurban edilmesine göz yumuyor ve o zamanın postmodern darbeci askerlerine “benim rektör olduktan sonra öğrendiğim Gazzali’yi, Farabi’yi, İbni Rüştü, İbni Sina’yı bu talebeler daha lisede iken biliyor, onların önünü açmalıyız” demiyor.  

Emekli bir kimya profesörü olan Kemal Gürüz’e bildiririz ki MEB bugün fizik, kimya, matematik, geometri, sosyoloji, tıp, haritacılık, coğrafi keşifler gibi, alanlarında öncülük yapmış, Batı’ya yol göstermiş Müslüman ve Türk bilim adamlarını, en azından biyografi bilgileri ve yaptıkları çalışmalarla ana hatlarıyla tanıtıyor.

Ancak sizin neslinizden birçok profesör bilmiyor bunları. Sizin YÖK Başkanı olduğunuz dönemden itibaren on yıllarca liselerden mezun olanlar da bilmiyor.

Suç kimin acaba?

 

Kâmil Yeşil





Yorum
Kurum isgali
Murat
K. Guruz ve onun gibi bir suru ismarlama statu hastasi kullanilmaya uygun tiplerle kurumlarimiz isgal altinda kurtarilmayi bekliyor. Boyle bir durumu desifre ettiginiz icin tesekkurler.
14/02/2018, 19:21
“Kimya-yı Saadet yazarını tutuklayın”
Zafer Gündoğdu
Sayın Kâmil Yeşil Evrenin “Kimya-yı Saadet yazarını tutuklayın” sözü üzerine biraz daha açıklamalı yeni bir konu yazarsanız sevinirim.
14/02/2018, 15:41