, 19 Temmuz 2018
Ertuğrul Fırkateyni Fetih Ayetleriyle Yola Çıkmıştı

Ertuğrul Fırkateyni

1813

Ertuğrul Fırkateyni Fetih Ayetleriyle Yola Çıkmıştı

Ertuğrul Firkateyni, Osmanlı sancağını ve Osmanlı büyüklüğünün ateşini Okyanuslar ile Çin sularında 'temevvüç-nüma-yı şan ve celadetle' dalgalandırmak misyonunu yerine getirecekti. Emre Gül yazdı.

İlgili Yazılar
Bir Rüyadan Dünyaya Açılan Seyyah Evliya Çelebi
Bir Rüyadan Dünyaya Açılan Seyyah: Evliya Çelebi

Evliya Çelebi bir rüyadan dünyaya açılan seyyahtır. Gezdiği yerlerin sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi durumunu teferruatı ile belirtmiş böylece on yedinci yüzyıla daha rahat bir şekilde bakmamızı ve irdelememizi sağlamıştır. Yörelerin adet, gelenek ve göreneklerini satırlara dökerek bizim hafızamızın taze kalmasını sağlamıştır.
08/02/2018 08:08
İstanbul'un İslami Kimliğine Vurgu Yeni Cami
İstanbul'un İslami Kimliğine Vurgu: Yeni Cami

Yeni Cami’nin inşası, şehrin ana damarlarından biri olan bir bölgenin zaman içerisinde kabuk değiştirme hikâyesidir aslında. Safiye Sultan’ın ölümü, cami inşaatını tümüyle kesintiye uğratmış ve yapıyı uzun bir müddet atıl durumda bırakmıştır. Evliya Çelebi'nin ‘on Mısır hazinesi’ nispetinde mal harcandığını söylediği yapının, temelinin atıldığı günden itibaren biriktirdiği sıkıntılara atıf yaparcasına 'zulmiyye' adıyla tanınması oldukça manidardır. Yapının tamamlanması 57 sene sonra Hatice Turhan Sultan’a kısmet olacaktır.
15/01/2018 08:08
Dünyanın İlk Arabalı Vapuru Suhulet
Dünyanın İlk Arabalı Vapuru: Suhulet

Şirket-i Hayriye müdürü Hüseyin Haki Efendi, müfettiş İskender Efendi ve Hasköy Fabrikası baş mimarı Mehmet Usta, Boğaz’ın iki yakasında araba, at ve askerî ağırlıkların taşınması için bir vapur tipi tasarladılar. İki tarafında da kıyıya indirilecek kapakları olan bu vapur, yolculara mahsus oturma yerleri olmadığından gayet geniş olup at ve arabaları rahatça taşıyabilecek durumdaydı. Dünyanın ilk araba vapuru olan Suhulet, 1871 yılından itibaren Üsküdar-Kabataş arasında çalışmaya başladı. Kübra Tolak yazdı.
18/12/2017 08:08
Fetihle Kurulan İlk Osmanlı Semti Saraçhane
Fetihle Kurulan İlk Osmanlı Semti: Saraçhane

O yıllarda boş olan Saraçhane bölgesini şenlendirmek yani imar ve iskâna açmak isteyen Fatih Sultan Mehmed, buraya mektepler, hanlar, hamamlar ve Osmanlı ekonomisinde önemli gelir kapılarından olan bir 'Serraçhane Çarşısı' yapılmasını emretmişti. Emre Gül yazdı.
23/10/2017 08:08
Libya Çöllerindeki İstanbuliye'nin Dilden Dile Anlatılan Hik yesi
Libya Çöllerindeki İstanbuliye'nin Dilden Dile Anlatılan Hikâyesi

Osmanlı Devleti’nin Afrika kıtasındaki dört yüz yıllık varlığı binlerce, milyonlarca insan hikâyeleri barındırmaktadır. Bedeviler arasında hikayesi bir destan gibi dilden dile anlatılan İstanbullu Kız da bunlardan biridir. Hatice Uğur yazdı.
07/10/2017 08:08
Tarihe Tanıklık Eden Meydanlar
Tarihe Tanıklık Eden Meydanlar

Ülkelerin tarihi hatta dünya tarihi meydanlarda başlayan direnişler, protestolar ve gösterilerle değişti. Tiananmen, Azadi, Dekabrist ve son olarak Tahrir Meydanı...
24/09/2017 08:08

Japonya'dan dönüş yolunda (16 Eylül 1890) fırtınaya yakalanarak Pasifik Okyanusu’nun derinliklerine gömülen Ertuğrul Fırkateyni'nde, firkateyn komutanı Tuğamiral Osman Paşa da dâhil olmak üzere 527  denizcimiz şehit olmuş, mürettebattan sadece 69 kişi sağ kurtulabilmişti. Denizcilik tarihimizin en büyük kazalarından biridir Ertuğrul Firkateyni’nin batışı. Hazin hikâyesi de hâlâ yürekleri sızlatır.

Peki Ertuğrul Fırkateyni neden Japonya'ya gönderilmişti? Nasıl yola çıkmışlardı?

Osmanlı İmparatorluğu ile Japonya İmparatorluğu arasındaki ilişkiler bundan yaklaşık 130 yıl önce başlamış ve Ekim 1887’de dönemin Japon İmparatoru Meiji’nin amcası Prens Komatsu’nun İstanbul’a gelişi bir dönüm noktası olmuştu. Sultan II. Abdülhamid, Batılı büyük güçlere ve Rusya’ya karşı İslam birliği ve denge siyasetinin bir gereği olarak Uzakdoğu Müslümanları üzerinde nüfuzun arttırılması ve bölgenin önemli güçlerinden biri haline gelmekte olan Japonya ile dostluk ilişkilerinin geliştirilmesi için Prens’e yakın alaka göstermişti.

Bunun sonucunda ziyarete karşılık bir jest yapmak amacıyla Ertuğrul Firkateyni’nin bir heyetle beraber Japonya’ya gönderilmesine karar verilmişti. Ertuğrul’un gönderilmesinden maksat görünürde Padişah’a Japonya’nın en büyük nişanı “Büyük Krizantem Nişanı”nın verilmesine mukabil bir Osmanlı “Nişan-ı Zişanı”nın takdimiydi. Fakat bununla beraber nişanın götürülmesi vesilesi ile dış politikada önemli bir adım atılmış olacaktı. Bu adımla Türk-Japon dostluğu bir tarafa Ertuğrul Firkateyni’nin Güney Doğu Asya’daki Müslüman ülkelerin limanlarına uğramasıyla, “onlara İslami mesajlar vermek, bölge Müslümanlarına Türk askerlerinin de en az sömürgeci askerler kadar savaş fennine sahip olduklarını göstermek, oralarda Halifenin adını ve selamını duyurmak, Osmanlı sancağını ve Osmanlı büyüklüğünün ateşini Okyanuslar ile Çin sularında ‘temevvüç-nüma-yı şan ve celadetle’ dalgalandırmak” misyonu yerine getirilecekti.

Tarik Gazetesi-14 Temmuz 1889-Ertuğrul Firkayteyn-i Hümayunun Çin sularına kadar gidip taraf-ı eşref-i hazret-i padişahiden Japonya Mikado’suna ita ve ihda buyrulan nişan-ı zişanı teslim etmek üzere dünkü gün Halic-i Dersaadet’ten tahrik-i çarh-ı azimet edeceğini gazeteler yazmışlar ise de firkateyn-i mezkurun dün cisreyn arasına çıkıp cephanesini aldıktan sonra bugün saat sekiz raddelerinde savb-ı maksuda müteveccihen hareketi mukarrer bulunmuş idüğü malumat-ı mahsusa-i acizanemizdendir.

“Hepimizde bir ağlama…”

Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, 14 Temmuz 1889 tarihinde Albay Osman Bey komutasında 50’den fazla subay ve toplam 609 kişilik mürettebatıyla Ertuğrul Fırkateyni İstanbul’dan harekete hazırdı. Gemiyi uğurlamak isteyen İstanbul halkı Sarayburnu’na akın etti. Firkateyn saat 10.15’te Haliç’ten çıkmak için pervanelerini hareket ettirdiğinde güvertesinde bulunan bando marşlar çalmaya başlamış, askerler de kahraman bir tavırla sıralanmışlardı. Ertuğrul Firkateyni, zaferi-fethi müjdeleyen ayetler yazılı çeşitli bayraklarla süslenmişti. Sarayburnu açıklarına ulaştığı zaman Üsküdar önlerine doğru yönünü çevirmiş ve o sırada askerler üç kere “Padişahım çok yaşa” şeklinde bağırmışlardı. Gemiyi uğurlayanlar arasında Bahriye Nazırı Hüseyin Paşa ve Nafia ve Ticaret ve Maarif nazırları Zihni ve Münif Paşalar da vardı. Bunun yanı sıra birçok kişi de istimbotlarla Ertuğrul’u Sarayburnu açıklarına kadar takip etmişti.

1938-1946 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Âli Yücel de, anılarında annesinin ağzından o günü ve Ertuğrul’un İstanbul’dan ayrılışını şu cümlelerle anlatmıştı: “Sultanselim’den Haliç tabak gibi görünürdü. Ertuğrul da Kasımpaşa’da Divanhane önünde duruyordu. Hasta, lohusa döşeğinde yatan annemden başka bütün ev halkı, pencerelerde gemiyi seyrediyorduk. Öğle üzeri bir de baktık, gemi hareket etti. Bütün askerler güvertede, mızıkalar ey gazileri çalıyor. Yelkenleri açılmamış gemi, çarkını işleterek yürüyordu. Bayraklarla donatılmıştı. Zannettik ki Beşiktaş önünde duracak. Hâlbuki Sarayburnu önünde kıvrılınca işi anladık. Hepimizde bir ağlama... Böyle gittiler.”

 

Emre Gül

İlk yayınlanma: Dunyabulteni.net