, 19 Ekim 2017
Evrak-ı Metruke nin Hazine-i Evraka Tebdili

1516

Evrak-ı Metruke’nin Hazine-i Evraka Tebdili

Ivır zıvır belge diye bilinen, efemera alanına da giren evrak-ı metrukeyle ilgili dünyada ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Örneğin Avustralya Milli Kütüphanesi 1960 yılından beri yaşamı, sosyal hayatı, gelenek görenekler, popüler kültür, kamunun ilgilendiği ulusal olaylar ve konularla ilgili efemeraları toplayıp tasnif ederek saklamaktadır. Bizde ise maalesef konu ihmal edilmiş bir durumdadır. Ercan Babacan yazdı.

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki Osmanlı arşivlerinden bir kısmının değersiz kağıt olarak Bulgaristan'a satılması, Bulgaristan elçisinin de bu arşivleri kendi ülkesi adına kurtararak saklaması ve bu acı hikaye boyunca tren raylarına, deniz kıyılarına vuran evrak-ı metrukenin telefi, çok bilindik ancak ibret alınmayan trajikomik bir vakıadır. Ortalığa saçılmış, hurda kâğıt fiyatına çoluk çocuğun elinden toplanan belgelerle bugüne kadar oluşturulan ciltler dolusu kaynaklar mevcut. “Olur mu öyle şey” demeyin! Olmuş.

Tarih yazmış, buyurunuz;

İbrahim Hakkı, 04 Haziran 1931 tarihli Son Posta gazetesinde “Okka ile satılan kıymetli evrak meselesi” başlığıyla hadiseyi uzun uzadıya anlatır. Evrakın mahzenden çıkarıldığı sırada orayı bizzat gezmiş ve görmüş olarak şu ibretlik bilgileri verir:

“Oradaki koridor harman halinde dökülmüş kâğıtlarla dolu idi. Çenberliyorlardı. Arkada yüzlerce torba kâğıt yığılmıştı. O suretle ki içeri girmek mümkün değildi. Evvelâ Bekir Ağa (hademe) bu torbaların üzerine çıktı ve elimden tutarak beni yukarı çekti. Bu kısımda tesadüf edilmiş birçok kıymetli vesikalar, defterler göze çarpıyordu.

Burasını gözden geçirdikten sonra sıra aşağı kata geldi. Burada lalettayin aldığım kâğıtların içinde altın yaldızlı mecmua parçaları, Silistre, Varna, Tuna vilayetlerine ait kalelerin tamirine, zeamet, tımar vesikalarına, ulufenamelere, matbah masraflarına, vakıflara ait birçok tarihî mülknameler vardı. Bunlar değersiz kâğıt parçaları değil, onbinlerce kuruş ve lira sarfıyla bile yerlerine konması mümkün olmayan vesikalardı.”

Evrak-ı metrukeyle ilgili dünyada ciddi çalışmalar yürütülmekte

Evrak-ı metrukenin kaderi dün böyleydi diye bugün de böyle olmamalıdır. Devletler resmi arşivlerini korumakla mükelleftirler. Ülkemizin de bu anlamda oluşturduğu Hazine-i Evrak binaları ve arşiv merkezleri var. Tarihten kısmen ders alındığı ve bu konuda özenle tedbirler alındığı görülmektedir. Ancak ihmal edilen bir konu daha var ki çoğu yetkilinin ve araştırmacının dikkatinden kaçmaktadır. Resmi kaydın dışında diyebileceğimiz, tarihin belirli zamanlarında değerlendirilmek üzere referans olabilecek diğer evraklar için ciddi çalışmalar maalesef pek nadir görülmektedir.

Ivır zıvır belge diye bilinen, efemera alanına da giren evrak-ı metrukeyle ilgili dünyada ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Örneğin Avustralya Milli Kütüphanesi 1960 yılından beri yaşamı, sosyal hayatı, gelenek görenekler, popüler kültür, kamunun ilgilendiği ulusal olaylar ve konularla ilgili efemeraları toplayıp tasnif ederek saklamaktadır. Bizde ise maalesef konu ihmal edilmiş bir durumdadır. Çok azı hariç belediyelerin ve yerel yönetimlerin neden özellikle kendi alanlarıyla ilgili evrak-ı metrukeleri arayıp bulup toplayarak arşivlemediklerini anlamak mümkün değil. Park ve bahçeler, sosyal tesislere gösterilen özenin hiç olmazsa onda birinde gösterilecek ilgiliyle kurumsal hafızalar saklanabilir.

Kurumsal hafızalar gelecek kuşaklara aktarılmalı

Belediyeler oluşturacakları birimlerle; araştırmacı, ekspertiz veya koleksiyon toplayan memurlar istihdam ederek kentlerinin hafızalarını koruma altına alabilirler. Müzelerde, ören yerlerde, halka açık alanlarda, sergi veya etkinliklerde insanların ilgisine, bilgisine sunabilirler. Hatta okullara spor salonu yarışına giren belediyeler; yerel müzeler kurabilirler. Böylelikle gelecek kuşaklara etkili bir aktarım, araştırmacılara da kolay ve nitelikli kaynaklar oluşturabilirler.

Birkaç misal vermek gerekirse; elektronik ortamlarda yazışmaların olmadığı yıllarda, insanlar duygu ve düşüncelerini kâğıda döker, muhatabına -elle tutulur- mektup yollarlardı. Ve bu bazen onlarca karşılıklı yazışmayla devam ederdi. Mektuplar; bazen özlemle tekrar tekrar okunmak için, bazen bilgiye/anılara referans olması için en mühim alanlarda saklanır; bazen de varislerin tasarrufuyla metruke olur, farklı ellere yolculuğa çıkarlar. Sadır unutur, satır unutmaz kabilinden arşivlenen mektuplardan bugün birçok tarih- kültür araştırmacıları, edebiyatçılar istifade edebiliyor, kenarına çiçek motifi iliştirilmiş, gül kokulu ya da ucu yanık mektupların birçoğu romanlara konu olabiliyorsa, varlıkları ve seyirleri bir anlam kazanmıştır diyebiliriz.

Levant ticari dokümanlar, işgal yıllarında basılan üç veya dört dilde faturalar (Türkçe-Fransızca-Ermenice-İngilizce) yurtdışı kaynaklı acentelerin sigorta vesikaları, dönemin elektrik- su- havagazı faturaları, şirket kalamazolarından bakkal defterlerine, kartvizitlerden damgalı - mühürlü yazışmalara kadar akla gelebilecek birçok evrak; işlevi ve saklanma süresi dolduktan sonra imha edilir veya arşivlenirdi. Arşivler ikinci veya daha sonraki nesiller tarafından ya haraç mezat olarak satılır ya da çöpçülerin ellerine teslim edilirdi. Çok az sayıda kadir kıymet bilen birilerinin eline geçen bu tür evraklar; günümüz araştırmacılarının arayıp da buldukları birer hazine değerinde belgelerdir.

Devlet fabrikasında çalışan bir memurun arzuhaliyle; dönemin sanayi işletmesinin teknik ve kurumsal işleyişini kolayca anlamak mümkündür. Resmi tarih açısından ehemmiyeti görülmeyen basit bir metruk evrak belki bu arzuhal, kimsenin önemsemediği bir dilekçe, basit bir maaş zammı için de olabilir. Ancak kullanılan dilden tutun da hiyerarşiye, dönemin hayat şartlarından insani ilişkilere kadar pek çok konu hakkında kanaat sahibi olmak bu ve benzeri evrak-ı metrukelerle pekâlâ mümkündür.

Bu evrakları nereden bulabiliriz?

Peki, ama nereden nasıl temin edilmelidir? İşte en bilindik cevaplardan bazıları: Elbette sahaflardan, efemera mezatlarından, müzayedelerden, geri dönüşüme gidecek kurumsal arşivlerden, koleksiyonerlerden, araştırmacılardan, aile arşivlerinden, araştırmacı gazeteci terekelerinden hatta kâğıt toplayıcılarından bile temin etmek mümkün. Gerisi merakınızın götürdüğü yerlere kadar uzar gider.

Yarın haraç mezat satılan veya kadir kıymet bilmez ellere düşen evrak-ı metrukelere ulaşmak istesek; ya imkânsızı istemiş olacağız ya da yumurta kartonuna dönüştürülmüş halde market raflarında kayboluşunu hüzünlü bir şekilde seyretmiş olacağız!..

 

Ercan Babacan