, 19 Ocak 2018
Abdullah Bin Abbas ın izini sürdük İzmit te

15550

Abdullah Bin Abbas’ın izini sürdük İzmit’te

’82 İl 82 Sahabi’ projesinin 14. programı İzmit’te yapıldı. Muhammed Emin Yıldırım İbn Abbas’ı anlattı programda..

İlgili Yazılar
Büyüklerin ayak izlerine davet
Büyüklerin ayak izlerine davet...

Siyer araştırmaları için bir merkez açıldı. SAMED'de etkinlikler hızlı başladı.
13/12/2010 15:03
Sahabe öncülüğünde bir kutlu yürüyüş için
Sahabe öncülüğünde bir kutlu yürüyüş için

Öyle kıymetli bir çalışma ki bu. Siyer Araştırmaları Merkezi’nin ’82 İl 82 Sahabi’ projesi videoları internetten de izlenebiliyor..
01/10/2012 14:02
Erkam olmalı işe kendimizle başlamalıyız
Erkam olmalı, işe kendimizle başlamalıyız

Sahabeden Erkam, yeni Müslüman olmuş ve evini risalet davasına adamıştı..
12/11/2012 14:02
Efendimizin ailesini tam tanımaya yarıyor
Efendimizin ailesini tam tanımaya yarıyor!

Eskiden herkesin bir aile albümü olurdu. Ailenin her ferdinin bir fotoğrafı yapıştırılır, altına da adı, doğum tarihi ve kısaca hayatı yazılırdı. Siyer Yayınları da en güzel aile için çok güzel bir albüm hazırlamış.
11/09/2012 10:10
Kur'an'ı düşünmeyenler okusa
Kur'an'ı düşünmeyenler okusa?!

Muhammed Emin Yıldırım'ın 'Vahyi Hayata Taşımak' adlı kitabı, vahiyle olan münasebetimizi bizlere sorgulatıyor.
03/07/2010 15:03
Temsil olmadan tebliğ icabet olmadan fetih olmaz
Temsil olmadan tebliğ, icabet olmadan fetih olmaz

Eyüp Sultan Sempozyumu’nun bu yıl on ikincisi düzenlendi. Sempozyum, konu çeşitliliği bakımından olduğu gibi katılan akademisyenler bakımından da bir hayli zengindi. Sadullah Yıldız ilk iki oturumdan notlarını paylaşıyor.
09/11/2015 15:03

 

Siyer Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “82 İl 82 Sahabi” projesinin 14. programı İzmit’te Zeynep-Der’in katkılarıyla gerçekleştirildi ve başka programlarda pek alışık olmadığımız derecede kalabalık bir dinleyici tarafından ilgiyle dinlendi.

Bu topraklardan geçmiş

Muhammed Emin Yıldırım Hoca, Ashab-ı Kiram’ın bizler için tarihte yaşamış efsanevî şahsiyetler olmadığının altını çizdi ve eğer böyle olsaydı, “onları örnek almamız istenmeseydi Kur’an-ı Kerim’de onlar anlatılmazdı” sözleriyle konuşmasına başladı. “Onları öğrendikçe adımlarımıza ayar çeker ve iyi bir kul olmanın gayretini gösteririz” dedi.

Bu maksatla “82 İl 82 Sahabi” programlarının düzenlendiğini yani amaçlarının anlatıp anlatıp ağlamak değil, bilakis onların hayatlarını öğrenerek Allah’ın bizden istediği kulluğu yerine getirebilmek olduğunu özellikle belirtti. Kocaeli’nin nasipli bir yer olduğunu ve payına genç, âlim ve yiğit sahabelerden Abdullah B.Abbas’ın düştüğünü ifade eden Muhammed Emin Yıldırım, ayrıca bunun sebebini de izah etti. Hicri 674 yılında İstanbul’un fethi için gelen İslam ordusunun içinde bulunan 64 sahabeden birinin de Abdullah Bin Abbas olduğunu ve Kocaeli’nden geçtiklerini öğreniyoruz hocamızdan.82 İl 82 Sahabi İzmit

Efendimizin ev hayatına da tanıklık etmiş

Babası Peygamber Efendimizin amcası, annesi ise İslam’ın iman eden ikinci annesi sıfatıyla bilinen Lübabetül Kübra. Daha doğar doğmaz babası Hz. Abbas onu Peygamber Efendimize götürüyor ve Efendimiz de ona şu duada bulunuyor: “Allah’ım onu dinde fakih kıl ve ona tevili öğret”. Bu dua vesilesiyle Abdullah Bin Abbas herkesin sadece lafzını anladığı yerde olayların iç yüzünü de anlar.

Hz. Ayşe ile sünnet anlayışları aynıdır. Her ikisi de sünnetin doğru anlaşılmasına yardımcı olmuşlardır. Çünkü Efendimizin ev hayatına tanıktırlar. Zira yaşının küçüklüğü sebebiyle teyzesi Hz. Meymune’nin hücresine dolayısıyla Peygamberimizin ev hayatına yakinen şahit olmuştur.

Hicrette 4 yaşındaymış ve Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde de 13-14 yaşlarında. İbn Abbas’ı âlim yapan şey, kendisi de müfessir olduğu halde İbn-i Mesud’un bile onun için “müfessirlerin sultanı” dediği kişi olmak için müthiş bir kararlılık göstermiş. Şartlar ne olursa olsun ilim yolunda ilerlemiş. Peygamberimizin vefatından sonra bile hadis öğrenmek için uzun yolculuklara çıkmış ve disiplinli bir şekilde çalışmalarına devam etmiş. 1660 hadis rivayet etmiş bir sahabimiz aynı zamanda.

Bahaneye mahal yok!

İbn Abbas’ı ortaya çıkartan şartlar üçtür; Allah’ın seçmesi, zeminin uygunluğu, kişinin durumu. İbn Abbas Allah tarafından, doğar doğmaz Efendimizin duasıyla istihdam edilmiştir. M.Emin Yıldırım biraz da sahabimizin yetiştiği çevreden bahsetti bizlere ikinci şartın anlaşılması için. Suffada öğrendiklerinden, arkadaşlarından; Enes Bin Malik, Cabir Bin Abdullah, Abdullah Bin Amr. Kol kola gittikleri mescitte kıldıkları namazları, adeta meleklerle birlikte gezdiklerini ve Medine’de böyle muazzam bir çevrede yetiştiğini anlattı. Elbette çevresinde televizyon, internet, dedikodu ve ona kötü alışkanlıklar kazandıracak arkadaşlarının olmadığının da altını çizdi.

Hemen ekledi: “Şimdi bana bu zamanda ne öyle aile var, ne öyle mektep var, ne öyle çevre var, ne öyle hoca var, nasıl yetiştireceğiz Abdullah Bin Abbas’ları demeyeceksiniz değil mi?” diye sordu. Bahanelere sığınmamamız gerektiğini ve onların bizlerden daha zor bir Mekke dönemini yaşadıklarını söyledi. “Onlar yaşadıkları coğrafyayı, Yesrib’i Medine yaptılar, evlerini Medine kıldılar ve bunun için Allah da onların toplumunu Medine yaptı. Hiç değilse evlerimizi Medine yapabiliriz, bu bizim elimizde” dedi.

82 İl 82 Sahabi İzmitSıra üçüncü şarta geldi. Yani kişinin durumuna; hem ailesi isteyecek hem de kişinin kendisi. Şimdiki aileler ne yapıyor? Üç çocuğu var ise en zekisini, en çalışkanını mimar, mühendis yapıyor. En iyi okullarda okutuyor. İşe yaramaz diye düşündüğü için de imam olsun hoca olsun diyor. “Allah senin bile gözden çıkardığını niye kabul etsin” derken ne kadar da ahvalimizi yansıtan cümleler kurduğunu düşündüm hocamızın. Ayrıca kişinin gönülden ilim talep etmesi ve istikrarlı bir şekilde çalışma azmini göstermesi gerektiğini de ekledi hocamız. Tıpkı sahabimizin ömrü boyunca yaptığı gibi.

Son olarak hocamız onun hayatından kendi hayatımız içinde diriltmek için beş cümle emanet etti bizlere:

1.Peygamberinin rüyasını ve hedefini kendine emel, ideal olarak belirle ki O’nun sesini ve sedasını, sessizliğe mahkûm etmeyesin.

2.İlme karşı derin bir iştiyakın, ihsan şuurundan kaynaklanan sarsılmaz bir ihlâsın, şartlara takılmadan düzenli ve istikrarlı bir çalışman olsun ki gerçek manada bir talebe olabilesin.

3.Salihlerin meclislerinden ve onların ayak izlerinden ayrılma ki, onlar tarafından fark edilebilesin ve onlardan dua alabilesin.

4.Gözünü haramlardan, kulağını dedikodulardan, yüreğini kötü duygulardan arındır ki, saf bir dimağ ile Kur’an ve Sünnet rahlesinin önüne oturabilesin ve gerçek manada istifade edebilesin.

5.Hasedin Allah’a karşı haddi aşmak olduğunu unutma ki, her durumda Allah’tan razı olasın ve her durumda Allah’ı razı etmek için gayret gösterebilesin.

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan haberdar etti