, 22 Şubat 2018
Taşranın ahengi bir yeraltı nehri gibidir

Mustafa Kutlu

55485

Taşranın ahengi bir yeraltı nehri gibidir!

Mustafa Kutlu’nun ‘Mavi Kuş’undan çalıntıladığımız ‘ahlak risalesi’nde neler diyor Kutlu?

İlgili Yazılar
Koca Bir Kültür ve Gelenek Var Taş'ın Ardında
Koca Bir Kültür ve Gelenek Var Taş'ın Ardında

''Kültürümüzde Taş'', bu yapıcı ve yardımcı unsurun bizim engin hayatımızdaki maddî ve manevî zenginliğini yerinde seçilmiş makalelerle gözler önüne seriyor. Yağmur yağdıran yada taşından sadaka taşına, yitik taşından hamal taşına, loğ taşından dibek taşına, sabır taşından şamşırak (şeb-çerâğ) taşına daha pek çok taşın hikayesini ve işlevini; değerli taşları, taşla ilgili deyimlerimizi, taş işçiliğini-ustalığını ve çocukluğumuzun taş'lı oyunlarını bu yazılardan öğrenmek mümkün. Oktay Türkoğlu yazdı.
11/02/2018 11:11
Osmanlı'da İlk Filmlerle Beraber 'Milli Sinema' Arayışları da Başlamış
Osmanlı'da İlk Filmlerle Beraber 'Milli Sinema' Arayışları da Başlamış

İ. Arda Odabaşı’nın ''Milli Sinema & Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş'' kitabı, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki sinema faaliyetlerine ve bunun toplumsal yansımasına, dönemin basın yayın organlarında sinemaya ve filmlere dair eleştirilere de yer veren ilgi çekici bir içeriğe sahip... Sedat Palut yazdı.
11/02/2018 08:08
Manevi Dayanışmanın Korunması Harpte Başarının Garantisidir
Manevi Dayanışmanın Korunması Harpte Başarının Garantisidir

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1935 yılında Alman generali Erich von Lundendorff tarafından yazılan ‘Topyekûn Harp’ isimli eser, o dönemde dünyada büyük yankı uyandırmış, bir Türk gazetesinde de tercüme edilip tefrika halinde yayınlanmış. Metin Uygun yazdı.
03/02/2018 08:08
Mustafa Kutlu'nun Yazarlıkta 50 Yıl'ına Özel Ajanda
Mustafa Kutlu'nun Yazarlıkta 50. Yıl'ına Özel Ajanda

Dergâh Yayınları’ndan bir kadirşinaslık örneği, 'Mustafa Kutlu Edebiyatta 50. Yıl Ajandası'... Bu tatlı çalışma Mavi Kuş’un kapak deseniyle açılıp yine aynı desenle kapanıyor. Kutlu’nun hayatından ilklerin de tarihleriyle not edildiği bu ajandada Kutlu'nun desenlerinin yanısıra, yayınlanmış kırka yakın eserinin nerdeyse tamamından tadımlık bölümler de paylaşılıyor. Yavuz Ertürk yazdı.
29/01/2018 08:08
Bilgiden öte tavır üslup ahlak sahibiydi Kutuz Hoca
Bilgiden öte tavır, üslup, ahlak sahibiydi Kutuz Hoca

'Cumhuriyet Devri’nde Bir Köy Hocası & Kutuz Hoca’nın Hatıraları', yeni ilavelerle, 15 yıl aradan sonra 4. baskısı ile okuyucuyla buluştu. Abdullah Güner yazdı.
06/02/2016 08:08
Henri Bergson'ın Gülünç Olgulardan Çıkardığı Kanunlar
Henri Bergson'ın Gülünç Olgulardan Çıkardığı Kanunlar

Henri Bergson'un klasikleşmiş yapıtı ''Gülme''yi okumak gündelik yaşamımızdan sanatsal faaliyetlere değin günümüz okuru için aydınlatıcı tespitler yakalamak adına hâlâ önemini koruyor. Oktay Türkoğlu yazdı.
03/01/2018 08:08

 

Mustafa Kutlu’nun Mavi Kuş’unda “mahremiyet”i anlatan güzel, kısa bir kısım var. Mustafa Kutlu, okuyucusuyla konuşurken, kendi deyişiyle “mevzuyu terk edip ahlâk risalesi” yazmaya başlıyor. Bu satırları, “eskiden şöyleymiş, şimdi böyle; tüh” diyerek değil de, ‘eskiden olanı bugüne taşımanın derdi’ içinde okumak gerekiyor. Bakış açısının farklılığı hasebiyle ç-alıntıya değer bir kısım:

Ev sokağa değil, avluya açılır

Medeniyetimizi oluşturan manevî dinamiklerin dışa dönük zâhirî bir zenginlik ve gösterişi değil; içedönük bir derinlik ve yüceliği hedef aldığını söyleyebiliriz. Bu, bir bakıma zâhire nispetle bâtını kıymetli kılar. İlkeler böyle belirlenince; medeniyet unsurları da bu ilkelerden neşet eden nispetlere, gelişmelere, biçimlere ulaşır.

Mesela evleri ele alalım. Bu evler sokağa değil, avluya bakar. Sokağa dönük yüzünde, insan boyunu aşan duvarlarında pencere dahi yoktur. Çokluk taştan yapılır ve sağırdır. Sokağa bakan kafesli pencereler bu taş kısmın üzerinde yükselen ikinci katta bulunurlar. Evet, ev bahçeye, yani içe açılır. Burası mahrem bir alandır.  Çiçek, meyve, sebze, havuzda su ile bir bakıma tabiatın devamıdır. Güzel ve ferahtır. Saydığımız unsurlarla tezyin edilmiştir.

Evin dış görünüşü sade ve vakurdur. Tezyinat evin içindedir. Oymalar, ahşap bezemeler, göbekli geçmeli tavan süsleri, yüklük ve çiçeklikler hep bu iç güzelliği hedef alır.

Birçok kıymet hükmü fert ve cemiyeti çekip çevirir

Bu incelik ve âhenk büyük-küçük, baba-oğul, ana-kız, konu-komşu, usta-çırak, şeyh-mürit, hoca-talebe münasebetlerine de damga vurmuştur. Çırak bir gün usta, oğul bir gün baba olacağından, yetişmesine itina gösterilir. Ağalık, beylik, hocalık, şeyhlik dahi bir hududa kadardır. Haddi aşmak hiçbir şekilde hoş görülmez.

Haram, helal, mekruh, müfsit, mubah, farz, sünnet, müstahsen, mendup, edep, hizmet, hürmet, merhamet, şefkât, sabır, şükür, bid’at, örf, âdet, gelenek-görenek-mizaç… Sayılmayacak kadar kıymet hükmü belli bir denge içinde fert ve cemiyeti çekip çevirir. Öyle ki, helaya girme âdabından, sofraya oturma âdabına kadar. Bu ahlâk, düzen ve hiyerarşiyi değiştirecek, zedeleyecek her davranış, düşünce, tutum hastalık ve bozulma alameti sayılır; zamaneden şikâyet edilir, durumun düzelmesi için kanun-ı kadime dönülmesi salık verilirmiş.

AvluElbette ki bir değişim yaşanmakta ve taşranın yekpâre zamanı kenarından köşesinden delinmektedir amma, bu o kadar yavaş seyreder ki, değişim hissedilmez bile.

Evler, bahçeler, ustalar, çıraklar, günler, geceler hep birbirine benzer. Sanki tornadan çıkmış gibidirler.

İşte yine yanıldınız.

Bu tıpkı dört fâilâtün ile yazılan şiirleri hep aynı sanmak gibidir. Oysa o şiirlerin içine eğilip bakmak lazımdır. O zaman görülür ki, Fuzûlî ile Bâkî; Hayâlî ile Zâtî farklı insanlardır ve farklı şiirler söylemişlerdir.

Her şair gibi her usta, her ev, her mescit, her hoca, her ağaç, her duvar ayrı birer şahsiyettir.

Taşranın âhengi bir yeraltı nehri gibidir. Üstündekileri besler, büyütür ama gücünün sırrını açığa vurmaz. O sebeple zâhire değil, bâtına bakmak lazımdır.

 

Habil Üler ç-alıntıladı





Yorum
ne mutlu kutlu okuyana
nimetküçüktü
mavi kuş anadolu irfanı konusunda güzel bir gezintiye çıkaran, nev'i şahsına münhasır, dimağlarda bir hoş sada bırakan, pek bir okunulası kitap... mavi kuştan sonra yitirdiklerimize vâ esefâ demedim desem yalan olur
21/03/2012, 22:31
sorular
Emre ŞENER
1- Müteahhitler nasıl kazanacak? 2- Bir EV sahibi olmaktansa 5 apartman dairesi sahibi olma aç gözlülüğümüz nasıl bastırılacak? 3-"Sayılamayacak kadar kıymet hükmü" artık sayılabilir paraya dönüşmedimi?
21/03/2012, 09:08