, 22 Şubat 2017
Bahçe istiyorum Rabbim bahçe

7505

Bahçe istiyorum Rabbim, bahçe!

Daralan yalnız odalar değil elbette apartman hayatında. Daralan kültürümüz, medeniyetimiz, saadetimiz ve hatta ahlakımız..

İlgili Yazılar
Nesneye aşık olduk yağmaladık geleneği
Nesneye aşık olduk, yağmaladık geleneği!

Hepimizin büyüdüğü, hepimizi büyüten bir mahallemiz vardı. Şimdi neye dayanacağız?!
28/02/2012 13:01
Evimiz Çalınmıştır Buradan Başlayalım
Evimiz Çalınmıştır, Buradan Başlayalım

''Ev hakkı madde ile değil doğrudan ve sonuna kadar insan olmanın köküyle ilgilidir ve adalet düşüncesi tam olarak ‘ev’den başlar.'' Yağız Gönüler, Ömer Erdem'in 'Ev Meselesi' başlıklı yazısını alıntıladı.
14/02/2017 10:10
Taşranın ahengi bir yeraltı nehri gibidir
Taşranın ahengi bir yeraltı nehri gibidir!

Mustafa Kutlu’nun ‘Mavi Kuş’undan çalıntıladığımız ‘ahlak risalesi’nde neler diyor Kutlu?
20/03/2012 15:03
Müslümanlar Apartman Yığınlarını Mahalle Zannediyor
Müslümanlar Apartman Yığınlarını ‘Mahalle’ Zannediyor

''Mahalle, kırk haneden oluşur. Kırk kapı komşu birbirine kefildir. Avarız akçası da bu kefaletin senedidir. Bir şehir, mahallelerden oluşur. Şehir inşa edemezsek medeniyet de inşa edemeyiz.'' Lütfi Bergen, 'Şehir Sünnettir' kitabı etrafında Yağız Gönüler'in sorularını cevapladı.
08/11/2016 12:12
Burda kalıcı değiliz işte eski evlerimiz
Burda kalıcı değiliz, işte eski evlerimiz

Yeni bir toplum inşa etmeye yeni evleri inşa etmekle başlamak gerek belki de. Bunun örnekleri de uzakta değil, hemen yanıbaşımızda. Ahmet Serin yazdı..
23/08/2014 12:12
Mahalle nedir mahalleli kimliği nasıl oluşur
Mahalle nedir, mahalleli kimliği nasıl oluşur?

Mahallemizi tanımıyorsak, tanımadığımızı düşünüyorsak ve tanısak iyi olur aslında diyorsak; o vakit Köksal Alver’e, Mahalle / Mahallenin Toplumsal ve Mekânsal Portresi isimli esere kulak vermeli tez elden. Fatih Pala yazdı.
18/12/2013 16:04

Zorunlu kümes yaşam tarzı: ApartmanMüstakil evlerden, apartman dairelerine geçişin yüz yılını yaşıyoruz bu asır. Ferah ferah evlerimizi bırakıp, modern ve daha şirin olduğunu düşünerek apartman dairelerini tercih eder olduk. Hanımlar dünden razı  oldu bu geçişe. Malum, daha küçük ev daha az iş, daha az aş. Beyler ise geniş bir evin yerini tutmayacağını bilse bile, gözünü aldatan apartman boyasına ve daha az masrafa değişmek zorunda kalır.  

Aslında bu değişime çabucak ayak uydurup, müstakilden  müşterek sisteme geçişimiz sandığımız kadar ucuz olmadı milletimize. Müstakil evlerimizde neleri unutmadık ki! Misafirperverliği, nezaketi, temizliği, harem ve selamlığı ve daha neler neler!

Misafirhane

Müstakil evlerimizin en büyük özelliği geniş misafir kültürüdür. Misafir odası, misafir katı, misafir hamamı, misafir havlusu, misafir terliği gibi gibi. Misafir geldiği zaman genellikle misafire ayrılan küçük bir çatı katı bulunur. Misafirin katında her şey misafire hastır ve temizdir. Ev halkı kendisinin mahrum olduğu yastık, yorgan nevresimlerinden havlu takımlarına kadar en güzelini misafire ayırır. Kendisi alt katta soba yakamazken, misafirin sobasını çatırdatır. Bu ve tüm güzellikler Anadolu Müslüman’ının misafire verdiği önemi ve misafirden duyduğu hoşnutluğu gösterir.  

Zorunlu kümes yaşam tarzı: Apartman

Kıyasını günümüz apartman daireleriyle yaptığımız zaman durumun vahameti gözler önüne seriliyor. Misafir için bir odamızın dahi olmaması, misafirin kullanacağı banyoyu, giyeceği pijamayı, yiyeceği yemeği ev halkının müşterek kullandıklarından seçmemiz, misafirperverliğiyle ün salmış bir milleti sıradanlaştırmış ve Avrupaileştirmiştir. 

Haremlik Selamlık

Müstakil Osmanlı evinin köşk bölümüHayatımızı üç oda bir salona sığdırdığımız evlerimizde, erkek ve hanım misafirlerin gelmesiyle oluşan mahrem-namahrem ayrımını yapmaksızın, elimizde mevcut oda bulunmaması sebebiyle misafirlerimizi bir odaya tıkarak hayatımızı nizam eden şeriatın önemli bir kuralını yok sayar olduk.. Gerçi yinede şeriatın bu kuralına dikkat etmek isteyen abi ve ablalarımızın kısıtlı imkânlarıyla haremlik selamlık oluşturduğuna şahit olsak da toplumsal olarak geçtiğimiz tek oda sisteminde bu tür uygulamaların kınandığını, çağ dışı bulunduğunu ve hor bakılmasını da üzüntüyle karşılıyoruz. 

Geçtiğimiz apartman sisteminde doğan kültür katili bu kez sosyal hayatımızı da asimile ederek islâmi yaşantımızın ayağına balta vurup, pek şikayetçi olduğumuz kız-erkek ilişkilerinin menfi tohumlarını evlerimizde atmaya vesile oluyor.

Çağdaş yaşam: küçük odaÇağdaşlık mı?

Heva ve heveslerinin peşinde çağdaşlaştığını zannederek, nefsine zor gelen bütün mahlûku, değer kayıplarıyla kendisine ayak uydurtan, hantal ve tembel bir yaşam üzerine kurulmuş modern yaşantı ta yıllar öncesinden def-i hacetimizi yaptığımız ayak yollarını yolsuzlaştırdı. O kadar yolsuzlaştırdı ki, bu helâları evimizin en baş köşelerine, mutfağımızın yanına, salonumuzun karşısına yerleştirecek kadar.  

Hayata gözlerimi açtığımdan itibaren ayak yolunun evimizin içinde bulunmasına rağmen, hâlâ çağdaşlık adına yapılan bu çağ dışı uygulamayı özümseyebilmiş değilim. Mutfakta yemeğini yerken yellenme sesini işitmek, helânın kapısı açıldığı zaman necis kokuyu evin dört köşesinde içine çekmeyi tabî karşılamak, çağdaşlık adına yapılmış çağ ve çağlar dışı bir hareket. Ancak ne yazık ki müstakil hanelerimizi terk edip, apartman sistemine geçtiğimiz şu yüzyılda helâların hanemizin içerisinde bulunmasından başkada bir alternatif kalmış değil. Bahçeli ev

Karşılıklı  saygı

Apartman hayatındaki kültür katliamı saygı ve edebimizi de katlederek devam ediyor hayata. Malumdur ki, geniş Osmanlı evleri avlu, sofa, divan, köşk gibi birçok kısımdan oluşan müşkülat olması sebebiyle, ev Halkının toplandığı mesken / oda saygı ve ciddiyet ihtiva ederdi. Genellikle büyük anne ve babalarında bulunduğu oturma odası, yatak odasına uzak olması ve hatta farklı katlarda bulunması sebebiyle, yatak odasından çıkan karı ve kocalar ev halkının karşısına çıkabileceği giyimler tercih ederlerdi. Özellikle gelinler kayınvalideleri tarafından inceden inceye elenirlerdi.  

Ebeveyn gusletmesi icap eden durumlarda, herhangi bir sebeple odasından dışarı çıkmaz ve yüklük olarak da kullandığı bölmede, odasındaki ocakla ısıttığı bir güğüm su ile hacet giderirdi. Her manada ebeveyn için mahrem odadan çıkmak, bir adap, saygı ve toplum içine çıkma şuuru uyandırırdı. 

Ancak ne yazık ki apartman hayatı bu güzel kültürü katletmiş, çamaşırlığımızı  salonlara kurdurtmuş, elbiselerimizi selamlık odalarda değiştirir olmuş ve oturma / toplanma odasındaki ciddiyeti sona erdirmiştir. Yatak odasıyla dip dibe olan günümüz toplanma odaları, ebeveynlerin rahatlıkla yatak odası kıyafeti ile vakit geçirdiği, ciddiyetsiz mekânlar haline gelmiştir. Bu yozlaşmanın neticesinde kaybettiğimiz saygıyla beraber huzur ve saadeti bozulan hanelerdir. Küçük hapishane: Apartman dairesi

Ufkumuz daraldı

Bahçesiz evlerimizde, en yakın hava alma noktasının piknik mahalleri ve açık hava kafelerin olduğu  şu günlerde, bahçede mangal yapmayı, çay geceleri tertip etmeyi unutur olduk biz erkekler. Hanımlarımız ise hanım hanıma, bahçede/avluda toplanıp kısır yemeyi, örgü örmeyi ve kapalı mekânın kasvetini güneşin aydınlığıyla atmayı özler oldu. Kapitalist hayat bizleri küçük oturma odalarımıza hapseder oldu ne yazık ki. Çalışan erkekten ziyade, tüm gününü evde geçiren ev hanımlarımız için bu durum bir kâbus. 

Bahçemizde köpek besleyemeyip, alarmlarla donattık evimizi. Kilerimizi, ambarımızı, ahırımızı bodrumlara değiştik. Ambarımız olmayınca toplu gıda almayı da unuttuk. Artık her şey tek tek, paket paket. Ve bunun bedeli de, ekonomik geçimsizlik ve maddi sıkıntılar. Ekmeği zaten fırından alırız da, iki yumurtayı da evimizde yetiştiremez olduk. Kurban bayramında kurban kesemez olduk. Kurban kesme dönemini bitirip vekâlet verme asrını başlattık. 

1835'te İstanbul'a gelen Miss Julia Pardoe, avlular için; "Keşke Shakespeare, Romeo ve Juliet'in bahçe sahnesini yazmadan önce buraları görmüş olsaydı." 1 demişti ya, biz o avluları kaybettik. Sahi, biz Avrupalılaşmak adına Avrupa’nın imrendiği evlerimizi kaybettik!

 

 

Ahat Özgerzen çağdaş mekânlara alışamayıp meskenleri özledi





Yorum
Yeşil Huzur'dur.
Abdurrahman ÇETİNKAYA
Yeşil Mimar bu yazıyı destekledi. Bahçe istemeye devam etmeyi de öğütledi.
24/11/2010, 16:10

İlgili Konular