, 23 Kasım 2017
Mahalle nedir mahalleli kimliği nasıl oluşur

Köksal Alver

8931

Mahalle nedir, mahalleli kimliği nasıl oluşur?

Mahallemizi tanımıyorsak, tanımadığımızı düşünüyorsak ve tanısak iyi olur aslında diyorsak; o vakit Köksal Alver’e, Mahalle / Mahallenin Toplumsal ve Mekânsal Portresi isimli esere kulak vermeli tez elden. Fatih Pala yazdı.

İlgili Yazılar
Mesnevi ve Yeniden Manzum Çevirisi
Mesnevi ve Yeniden Manzum Çevirisi

Mesnevi üzerine yapılan alan araştırmalarını, şerhleri de eklersek devasa bir külliyat çıkar. Kültürümüzde bu kadar belirleyici olan eser son olarak Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç tarafından manzum olarak çevrildi. Bilindiği gibi Kırlangıç, Mesnevi’yi nesir olarak da çevirmişti. Böylece şairimiz hem nesir hem nazım olarak Mesnevi çevirmeni olarak kayıtlara geçmiştir. Kâmil Yeşil yazdı.
29/09/2017 11:11
Kırılmalar' Şairi Faruk Uysal ve Şiiri
'Kırılmalar' Şairi Faruk Uysal ve Şiiri

Şiir kitabı özlemle beklenen şairlerdendi Faruk Uysal. Onun şiirini bilenler için bu ara oldukça uzun sürdü. Şimdi 'Kırılmalar' ile okuyucuların karşısına çıkan şairin kitabında 2000 yılından sonra yazdığı şiirler yer alıyor. Mustafa Uçurum yazdı.
11/08/2017 08:08
Gizemli Öykülerin İçli Bestesi Oysa Rüyaydı
Gizemli Öykülerin İçli Bestesi: Oysa Rüyaydı

Merve Koçak Kurt, ikinci öykü kitabı 'Oysa Rüyaydı' ile okuyucuyu gerçek dünyadan rüyaların renkli âlemine masal tadında bir yolculuğa davet ediyor. Yolculuk boyunca size eşlik eden türkülerin, şarkıların, renklerin içinize yaydığı hoşnutluk ile rüya-gerçek arasında gidip geliyorsunuz. Mustafa Uçurum yazdı.
26/06/2017 08:08
Çarpıcı Bir Roman Kaybolmuş Kaderler Müzesi
Çarpıcı Bir Roman: Kaybolmuş Kaderler Müzesi

Handan Acar Yıldız, ''Kaybolmuş Kaderler Müzesi''nde evrensel bir kadın formu yakalamış. Kırılgan çocukluklara sahip, ebeveynleriyle çatışan, onlardan kaçan, âşık olan, anlayamadığı bir yüzün peşinden senelerce koşan, tutkularına sahip çıkan, başkalarının çizdiği sınırlara karşı koyan bu kadınlar gerçekten fazlasıyla özeldir ve dünya zaten onları barındırmaz. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
12/06/2017 12:12
Hayatı Şiir Şiiri Resim Resmi Hüzün
Hayatı Şiir, Şiiri Resim, Resmi Hüzün

Şiir hayatı değiştirir. Şair bu işin failidir. Ya hayatın gerisinde yer alıp toplumu bir yere iteler yahut önünde yer alarak peşinden sürükler. ‘Sisten Yazma’ kitabı etrafında Bünyamin K. şiirinin girintilerini Recep Şükrü Güngör yazdı.
09/05/2017 10:10
Müslümanın Şey lerle Hik yesi
Müslümanın Şey’lerle Hikâyesi

Ahmet Sarı, 'Başlangıcı Olmayan Bir Şeyin Sonu’ kitabında teknik anlamda bir farklılık yapmış ve Türk edebiyatına kavram olarak yenilik katacak 'şey hikâyeler' (ding-geschichten) anlayışının örneklerini sunmuş. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
28/04/2017 08:08

 

 

Mahallemizi tanıyor muyuz? Eğer tanıyor olanlardan isek mesele yok. Yok, eğer tanımıyorsak, tanımadığımızı düşünüyorsak ve tanısak iyi olursa aslında diyorsak; o vakit Köksal Alver’e ve dolaysıyla da Hece Yayınları’nın Haziran 2013 tarihinde okuyucuyla buluşturduğu, “Mahalle/Mahallenin Toplumsal ve Mekânsal Portresi” isimli esere kulak vermeli tez elden.

Sevgili yazar Köksal Alver, bu mahalle eserinde, mahallenin büyük bir portresini çizivermiş. Ayrıntılara çok güzel eğilmiş ve dikkatlerin dikkatini bile çekmeyi başarmış. Öncelikle mahallenin tarihçesini vermiş ve adını, kimliğini, yeni ve eski halleriyle, kenar ve aşağısı-yukarısıyla tümünü kalemine misafir eylemiş. Mahalleyi mahalle yapan unsurlar, bunlar oluyor imiş. Kentsel dönüşümün mahallelerde bıraktığı enkaz etkisini de idraklere sunmuş yer yer.

Mahallede herkes bir arada olur

Mahallede yaşayanların sokağıyla, eviyle, cami-mescidiyle, çarşısıyla, kahvehanesiyle, bakkal dükkânıyla, çeşmesiyle, parkıyla büyük bir bütünü oluşturduğunu; bu bütünü ayakta tutan şahsiyetlerin ise, göz ardı edilemeyecek bir öneme sahip olduklarını belirtmiş. Mahalleli üst çatısının içine kimler girmemiş ki; başta mahalle sakinleri diyebileceğimiz ana-baba, çoluk-çocuk olmak üzere, imamından muhtarına, bekçisinden delisine ve kabadayısına kadar herkes, yazarın çizmeye çalıştığı bu portrenin içinde yerlerini almışlar.

İnsanın içini ısıtan bir atmosfere sürüklüyor kitap okuyanını. Ait oldukları mekânların ve ortamların izlerini üzerinde taşıyan insanların yediden yetmişe hepsi, mahalleli oluyor. Her biri haddini ve yerini bilir mahallelinin. Herkes birbirini tanır, kollar, gözetler, önemser, ziyaret eder; hâsılı sevip sayarlar birbirlerini. Yazarın kitabın başında anlattığı çocukken yaşadığı bir hatırası, aslında konuyu çok güzel bir şekilde özetliyor. Küçükken kendi mahallelerinden başka bir mahallede, o mahalleli olan bir çocukla ettiği kavga sonucunda, rakibine güç yetiremeyeceğini anlayınca, çareyi tabana kuvvet kaçmada bulan küçük Köksal; bu kovalamaca operasyonunun kendi mahallelerinin sınırlarına giriş yaptığında ve tanıdık simalarla karşılaştığında yön değiştirdiğini, o günkü algı dünyasıyla anlam verememenin güçlüğüyle anlatır. Aidiyet duygusunun verdiği güçle ve tanıdıkların varlığının kattığı cesaretle, kovalayan artık kendisi olmuştur. Bu küçücük küçüklük hatırasından yola çıkarak, mahalle konusuna merak salmıştır Köksal Alver. Bu merakının verdiği heyecana dayanarak, mahalle mevzusunun damarlarına kadar ilerlemiş bu eseriyle.

Mahalleli kimliği nasıl oluşur?

Eser içerisindeki her bölüm, başlı başına önem arz etmiş olmasına rağmen, bizim dikkatimizi çeken asıl bölümler, mahallenin ve mahallelinin kimliğinin mercek altına alındığı kısımlar oldu. Mahalle kimliğinin oluşumu, mesela merak konusudur. Mahalle yaşantısı, mahallenin kökeni, adı, imajı, davranış kalıpları, gelenek ve görenekler, şahsiyetler, mahalle mekânları gibi etkenlerin mahalle kimliğinin oluşumunda etkili olabileceğini hatırlatıyor bize yazar. Mahallenin kentteki konumu, o yerin özellikleri, kökü, eski zamanlardan günümüze taşıdığı hikâyesi ve mirası, zaman içindeki dönüşümü ve ortaya çıkardığı yeni aktörler de, mahalle kimliği açısından kayda değer hususlar oluyor yazara göre.

Kişi, kendisini mahallesiyle irtibatlı hale getirirken veyahut da mahallesinden kopmak isterken, aslında, mahalle imgesini var eden pek çok temel hususlara ilişkin bir tavır aldığını kaydediyor yazarımız. Bu tavır alışı tetikleyen unsur bazen bir mekân, bazen da bir kişi olarak zuhur edebiliyor. Cami, çarşı, meydan, çeşme, yol, pazar gibi mekânlar; âlim, öğretmen, usta, yazar, sanatçı, işadamı, asker, siyasetçi gibi kişiler ya da daha başka kültürel hayatın değişik göstergeleri, mahalle kimliğinin müşahhas belirtileri olabilmekte.

Mahalleyi kimin ismi hak eder?

Eserde, ayrıca değinilmesi gereken bir nokta olarak düşündüğümüz mahalle, sokak, cadde ve bulvar gibi mekân adları ve bu adları doğuran arka plandır. Elbette ki mahalle vb. mekânlara verilen adların, orada yaşayan insanların inanç, yaşayış, siyasi ve kültürel yapılarından kaynaklandığı aşikârdır. İsimler üzerinden derin politik tartışmaların yapılmasıyla birlikte, bu isimler bir zihniyeti de ele vermiş oluyor. Bu yüzden de mahalle, sokak gibi mekânların adlandırılmasında, dönemin siyasi iktidarının yaklaşımının doğrudan etkili olduğunun altı çizilmelidir burada. Değerli yazar Köksal Alver, kitabına daha önce yapılmış bir araştırmayı alarak, bu konuya çok güzel açıklık getirmiş. Araştırma İstanbul-Sultanbeyli Mahallesi’ni baz alıyor. Sultanbeyli’de mahalle isimleri Abdurrahman Gazi, Battal Gazi, Ahmet Yesevi, Mimar Sinan, Necip Fazıl, Mehmet Akif Ersoy, Akşemsettin gibi iken; sokak ve cadde isimleri ise Abdulkadir Udeh, Seyyid Kutup, Hasan el-Benna, İskilipli Atıf Hoca, Bedir, Hicret, Miraç, Vahdet gibi İslamcılığın fikri yapısını resmeden şahsiyet ve kavramlarla donanmış. Bu durumun, bütün siyasi görüşler açısından da geçerli olduğunu yine eserden öğreniyoruz. Haritanın hızlı bir şekilde taranması, nice farklı siyasi düşüncenin, nice farklı dünya görüşünün yansımalarının yan yana, karşı karşıya, iç içe olacak şekilde, kentleri baştan sona kapladıkları seçilebilir imiş. Deniz Gezmiş Caddesi’nin başka hiçbir yerde değil de sadece Esenyurt’ta oluşu, insanı düşündürmüyor değil. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Remzi Oğuz Arık gibi isimlerin mahalle, cadde, sokak ve parklara ad olarak verilmesi da bir tesadüf değildir malum. Yazar, bu isim dağılımının üzerinde ciddi bir fikir teatisi yapılmasının, ilginç sonuçlar getirebileceğini vurguluyor.

Yaşıyoruz ama bir de bize sor!

Kitaptaki mahalleler ile güvenlikli siteler karşılaştırması ise, gelinen noktada yaşamın ve insanların hâli pür melâlini yansıtması açısından büyük önem arz ediyor. Sokağın, yan komşunun ve komşuluğun olmadığı, ortak sevincin ve tasanın paylaşılmadığı, her bir evin kendi başına bir birim olduğu, bireyselleşmenin bencilleşmeye evrildiği, yaşadığı semtin, şehrin, ülkenin geri kalanıyla ne aidiyet bağlamında ne de sınıfsal anlamda bir bağın kalmadığı, herkesin birbirine benzediği tiplerin, görünümlerin göz zevkini bozmadığı (!) standart ilişkilerin mekânları olan sitelerde yaşamak ne kadar da iç acıtıcı… Modern hayatın getirisi mi -tabi ki de buna getiri denmez-, yoksa götürüsü müdür bu hal? Önceleri mekânlar uzak olup, gönüller birbirine olabildiğince yakın iken; bugünlerde duvar duvara yakın olunan mekânlarda, insanlar birbirlerinden fersah fersah uzaktaymışçasına yaşıyorlar; daha doğru tabirle, “Yaşıyoruz!” diyerek, kendimizi de bu çarkın içine dâhil etmezsek, doğru bir iş yapmamış oluruz Rabbimiz katında.

İsâr (kendinden önce başkasını düşünme, başkasını kendine tercih etme) ahlâkının sular seller gibi mahalleleri, sokakları ve dahi evleri dolaştığı Müslüman toplumların, yani bizlerin bu tarifsiz ve talihsiz hali, aslımıza rücû etmemiz gerektiğini haykırıyor aslında içten içe, sessizce. Mekânları yakınlaştırma maharetimizi ah bir de yüreklerimizin yakınlaşmasında gösterebilsek; o vakit yüreklerin bayramında musafahalaşır halde buluruz kendimizi.

Yazar Alver, kitabının son bölümünde, bugünün mahallesini önceleyerek, yine bugünün mahallesinin dün ile yarın arasındaki konumunu merak etmesinden yola çıkarak bir araştırma yapmış insanlar üzerinde. Mahallenin ortaya çıkış şartlarını, gelişme sürecini, değişme ve dönüşme aşamalarını, mahalle mekânlarını ve insanlarını okuyup yorumlayıcı tarzda bir araştırma oluyor bu. Yazarımız, Şubat-Mart 2013 tarihleri arasında Konya’da gerçekleştirdiği bu araştırmasıyla, bugünün insanının bugünün mahallesi ile ilgisini, irtibatını, çatışmasını mercek altına almayı yeğlemiş.

Alanında yazılmış değerli bir eser olduğunu söylemekten çekinmediğimiz mahalle kitabının haricinde yazarın ayrıca; Saklı Yara ve Çevgen adında iki öykü çalışması, Edebiyat Sosyolojisi, Edebiyat Sosyolojisi İncelemeleri, Kültür Sosyolojisi, Siteril Hayatlar: Kentte Mekânsal Ayrışma ve Güvenlikli Siteler, Kent Sosyolojisi, Sosyoloji Okumaları Kılavuzu adlarında inceleme türü kitapları da mevcut. İyi bir sosyoloji uzmanıyla bizi muhatap eden mahalle kitabı, başka sosyolojik araştırmaların kapısını çalmamıza vesile olacak gibi görünüyor.

 

Fatih Pala yazdı





Yorum
Teşekkürler...
Cemal Ocak
Öncelikle bu sayfada Köksal abiyi görmek çok hoş bunun için Fatih beye teşekkür ediyorum. Köksal abinin aslında dilinde, kaleminde her ne kadar mahalle olsada yüreğinde mahalleden doğuya-batıya ortadoğuya-afrikaya-dünyanın her bir yanına akan gür bir nehir olduğunu bilirim, şahidim. Çok uzaklarda yalnız kalan bir söğüt ağacına dikkat kesilecek kadar şık bir abidir. Tüm mazlumun, ihtiyaç sahinin yanında olur.Ufku kadar gönlü ferah ve zengin olan abimize hayırlı uzun ömür diliyoru, eksik olmasın.
18/12/2013, 18:37