, 22 Haziran 2018
Mahalle nedir mahalleli kimliği nasıl oluşur

Köksal Alver

9990

Mahalle nedir, mahalleli kimliği nasıl oluşur?

Mahallemizi tanımıyorsak, tanımadığımızı düşünüyorsak ve tanısak iyi olur aslında diyorsak; o vakit Köksal Alver’e, Mahalle / Mahallenin Toplumsal ve Mekânsal Portresi isimli esere kulak vermeli tez elden. Fatih Pala yazdı.

İlgili Yazılar
Hans Fallada nın İçten ve Sessiz Çığlığı Herkes Yalnız Ölür
Hans Fallada’nın İçten ve Sessiz Çığlığı: Herkes Yalnız Ölür

Hans Fallada, modern klasik edebi eserler arasında sayılan ''Herkes Yalnız Ölür'' kitabında esasen çaresiz insanı anlatmış. Çaresiz, evinde ve sokakta bir biçimde mahkumu olduğu bir hayatı çeke sürükleye yaşayan zamanının insanını ve onun çok değerli çabasını... Şahin Torun yazdı.
19/06/2018 07:07
Hayrettin Orhanoğlu Kadim Doğu Metinlerindeki Zenginliğin Farkında Değiliz
Hayrettin Orhanoğlu: Kadim Doğu Metinlerindeki Zenginliğin Farkında Değiliz

''Ölse bile âşığın sevgiliye sözü devam edermiş. Tıpkı aşkın sonsuzluğu gibi sözün de sonsuzluğundan söz edebiliriz o halde..'' Akademisyen edebiyatçılarımızdan Hayrettin Orhanoğlu, son romanı 'Dullar Sokağı' ve diğer eserleri üzerine konuştuk.
01/06/2018 11:11
Sezai Karakoç un Şiir ve Hik yelerinde Şehir ve Medeniyet
Sezai Karakoç’un Şiir ve Hikâyelerinde Şehir ve Medeniyet

Mekke, Medine, Kudüs, Bağdat, Şam, İstanbul, Diyarbakır, Maraş gibi şehirler Sezai Karakoç’un dünyasında büyük önem taşıyan yerlerdir. Fikri Kula da 'Mekana Sinen Ruh' kitabında Sezai Karakoç’un düz yazılarında, Diriliş dergisinde yayınlanan hatıralarında ve şiirlerinde şehir ve medeniyet vurgusuna dikkat çekiyor. Recep Şükrü Güngör yazdı.
31/05/2018 09:09
Endülüslü Bir Sanatçının Gözünden İslam ve Çağdaş Sanat
Endülüslü Bir Sanatçının Gözünden İslam ve Çağdaş Sanat

Hashim Cabrera; resim, plastik sanatlar, edebi ve şiirsel teorik önermeler gibi farklı alanlarda çalışmalar yürüten bir sanatçı. Cabrera'nın 'İslam ve Çağdaş Sanat' kitabı üzerine Mustafa Uçurum yazdı.
20/05/2018 10:10
Son Dönem Pakistan ve Hindistan Öykücülüğü
Son Dönem Pakistan ve Hindistan Öykücülüğü

'Pakistan Hindistan Öyküleri', İslam coğrafyasının son yüzyıldaki fotoğrafını gösteriyor. İslam ülkelerinin hal-i perişanı, öykülerinden okunuyor. Yazarlar yaşadıkları dönemin fotoğrafını çekiyor. Bazıları itiraz edebilir ama hakikat böyle. Celal Soydan’ın çevirdiği öyküleri Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.
08/05/2018 12:12
Öğretmen Tolstoy'u Tanıyalım
Öğretmen Tolstoy'u Tanıyalım

Daniel Moulin’in, romanları ve hikâyeleri ile tanıdığımız dünya edebiyatının en önemli isimlerinden Tolstoy’un eğitimci yanını anlattığı 'Eğitici Tolstoy' adlı kitabı üzerine Mustafa Uçurum yazdı.
04/05/2018 11:11

 

 

Mahallemizi tanıyor muyuz? Eğer tanıyor olanlardan isek mesele yok. Yok, eğer tanımıyorsak, tanımadığımızı düşünüyorsak ve tanısak iyi olursa aslında diyorsak; o vakit Köksal Alver’e ve dolaysıyla da Hece Yayınları’nın Haziran 2013 tarihinde okuyucuyla buluşturduğu, “Mahalle/Mahallenin Toplumsal ve Mekânsal Portresi” isimli esere kulak vermeli tez elden.

Sevgili yazar Köksal Alver, bu mahalle eserinde, mahallenin büyük bir portresini çizivermiş. Ayrıntılara çok güzel eğilmiş ve dikkatlerin dikkatini bile çekmeyi başarmış. Öncelikle mahallenin tarihçesini vermiş ve adını, kimliğini, yeni ve eski halleriyle, kenar ve aşağısı-yukarısıyla tümünü kalemine misafir eylemiş. Mahalleyi mahalle yapan unsurlar, bunlar oluyor imiş. Kentsel dönüşümün mahallelerde bıraktığı enkaz etkisini de idraklere sunmuş yer yer.

Mahallede herkes bir arada olur

Mahallede yaşayanların sokağıyla, eviyle, cami-mescidiyle, çarşısıyla, kahvehanesiyle, bakkal dükkânıyla, çeşmesiyle, parkıyla büyük bir bütünü oluşturduğunu; bu bütünü ayakta tutan şahsiyetlerin ise, göz ardı edilemeyecek bir öneme sahip olduklarını belirtmiş. Mahalleli üst çatısının içine kimler girmemiş ki; başta mahalle sakinleri diyebileceğimiz ana-baba, çoluk-çocuk olmak üzere, imamından muhtarına, bekçisinden delisine ve kabadayısına kadar herkes, yazarın çizmeye çalıştığı bu portrenin içinde yerlerini almışlar.

İnsanın içini ısıtan bir atmosfere sürüklüyor kitap okuyanını. Ait oldukları mekânların ve ortamların izlerini üzerinde taşıyan insanların yediden yetmişe hepsi, mahalleli oluyor. Her biri haddini ve yerini bilir mahallelinin. Herkes birbirini tanır, kollar, gözetler, önemser, ziyaret eder; hâsılı sevip sayarlar birbirlerini. Yazarın kitabın başında anlattığı çocukken yaşadığı bir hatırası, aslında konuyu çok güzel bir şekilde özetliyor. Küçükken kendi mahallelerinden başka bir mahallede, o mahalleli olan bir çocukla ettiği kavga sonucunda, rakibine güç yetiremeyeceğini anlayınca, çareyi tabana kuvvet kaçmada bulan küçük Köksal; bu kovalamaca operasyonunun kendi mahallelerinin sınırlarına giriş yaptığında ve tanıdık simalarla karşılaştığında yön değiştirdiğini, o günkü algı dünyasıyla anlam verememenin güçlüğüyle anlatır. Aidiyet duygusunun verdiği güçle ve tanıdıkların varlığının kattığı cesaretle, kovalayan artık kendisi olmuştur. Bu küçücük küçüklük hatırasından yola çıkarak, mahalle konusuna merak salmıştır Köksal Alver. Bu merakının verdiği heyecana dayanarak, mahalle mevzusunun damarlarına kadar ilerlemiş bu eseriyle.

Mahalleli kimliği nasıl oluşur?

Eser içerisindeki her bölüm, başlı başına önem arz etmiş olmasına rağmen, bizim dikkatimizi çeken asıl bölümler, mahallenin ve mahallelinin kimliğinin mercek altına alındığı kısımlar oldu. Mahalle kimliğinin oluşumu, mesela merak konusudur. Mahalle yaşantısı, mahallenin kökeni, adı, imajı, davranış kalıpları, gelenek ve görenekler, şahsiyetler, mahalle mekânları gibi etkenlerin mahalle kimliğinin oluşumunda etkili olabileceğini hatırlatıyor bize yazar. Mahallenin kentteki konumu, o yerin özellikleri, kökü, eski zamanlardan günümüze taşıdığı hikâyesi ve mirası, zaman içindeki dönüşümü ve ortaya çıkardığı yeni aktörler de, mahalle kimliği açısından kayda değer hususlar oluyor yazara göre.

Kişi, kendisini mahallesiyle irtibatlı hale getirirken veyahut da mahallesinden kopmak isterken, aslında, mahalle imgesini var eden pek çok temel hususlara ilişkin bir tavır aldığını kaydediyor yazarımız. Bu tavır alışı tetikleyen unsur bazen bir mekân, bazen da bir kişi olarak zuhur edebiliyor. Cami, çarşı, meydan, çeşme, yol, pazar gibi mekânlar; âlim, öğretmen, usta, yazar, sanatçı, işadamı, asker, siyasetçi gibi kişiler ya da daha başka kültürel hayatın değişik göstergeleri, mahalle kimliğinin müşahhas belirtileri olabilmekte.

Mahalleyi kimin ismi hak eder?

Eserde, ayrıca değinilmesi gereken bir nokta olarak düşündüğümüz mahalle, sokak, cadde ve bulvar gibi mekân adları ve bu adları doğuran arka plandır. Elbette ki mahalle vb. mekânlara verilen adların, orada yaşayan insanların inanç, yaşayış, siyasi ve kültürel yapılarından kaynaklandığı aşikârdır. İsimler üzerinden derin politik tartışmaların yapılmasıyla birlikte, bu isimler bir zihniyeti de ele vermiş oluyor. Bu yüzden de mahalle, sokak gibi mekânların adlandırılmasında, dönemin siyasi iktidarının yaklaşımının doğrudan etkili olduğunun altı çizilmelidir burada. Değerli yazar Köksal Alver, kitabına daha önce yapılmış bir araştırmayı alarak, bu konuya çok güzel açıklık getirmiş. Araştırma İstanbul-Sultanbeyli Mahallesi’ni baz alıyor. Sultanbeyli’de mahalle isimleri Abdurrahman Gazi, Battal Gazi, Ahmet Yesevi, Mimar Sinan, Necip Fazıl, Mehmet Akif Ersoy, Akşemsettin gibi iken; sokak ve cadde isimleri ise Abdulkadir Udeh, Seyyid Kutup, Hasan el-Benna, İskilipli Atıf Hoca, Bedir, Hicret, Miraç, Vahdet gibi İslamcılığın fikri yapısını resmeden şahsiyet ve kavramlarla donanmış. Bu durumun, bütün siyasi görüşler açısından da geçerli olduğunu yine eserden öğreniyoruz. Haritanın hızlı bir şekilde taranması, nice farklı siyasi düşüncenin, nice farklı dünya görüşünün yansımalarının yan yana, karşı karşıya, iç içe olacak şekilde, kentleri baştan sona kapladıkları seçilebilir imiş. Deniz Gezmiş Caddesi’nin başka hiçbir yerde değil de sadece Esenyurt’ta oluşu, insanı düşündürmüyor değil. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Remzi Oğuz Arık gibi isimlerin mahalle, cadde, sokak ve parklara ad olarak verilmesi da bir tesadüf değildir malum. Yazar, bu isim dağılımının üzerinde ciddi bir fikir teatisi yapılmasının, ilginç sonuçlar getirebileceğini vurguluyor.

Yaşıyoruz ama bir de bize sor!

Kitaptaki mahalleler ile güvenlikli siteler karşılaştırması ise, gelinen noktada yaşamın ve insanların hâli pür melâlini yansıtması açısından büyük önem arz ediyor. Sokağın, yan komşunun ve komşuluğun olmadığı, ortak sevincin ve tasanın paylaşılmadığı, her bir evin kendi başına bir birim olduğu, bireyselleşmenin bencilleşmeye evrildiği, yaşadığı semtin, şehrin, ülkenin geri kalanıyla ne aidiyet bağlamında ne de sınıfsal anlamda bir bağın kalmadığı, herkesin birbirine benzediği tiplerin, görünümlerin göz zevkini bozmadığı (!) standart ilişkilerin mekânları olan sitelerde yaşamak ne kadar da iç acıtıcı… Modern hayatın getirisi mi -tabi ki de buna getiri denmez-, yoksa götürüsü müdür bu hal? Önceleri mekânlar uzak olup, gönüller birbirine olabildiğince yakın iken; bugünlerde duvar duvara yakın olunan mekânlarda, insanlar birbirlerinden fersah fersah uzaktaymışçasına yaşıyorlar; daha doğru tabirle, “Yaşıyoruz!” diyerek, kendimizi de bu çarkın içine dâhil etmezsek, doğru bir iş yapmamış oluruz Rabbimiz katında.

İsâr (kendinden önce başkasını düşünme, başkasını kendine tercih etme) ahlâkının sular seller gibi mahalleleri, sokakları ve dahi evleri dolaştığı Müslüman toplumların, yani bizlerin bu tarifsiz ve talihsiz hali, aslımıza rücû etmemiz gerektiğini haykırıyor aslında içten içe, sessizce. Mekânları yakınlaştırma maharetimizi ah bir de yüreklerimizin yakınlaşmasında gösterebilsek; o vakit yüreklerin bayramında musafahalaşır halde buluruz kendimizi.

Yazar Alver, kitabının son bölümünde, bugünün mahallesini önceleyerek, yine bugünün mahallesinin dün ile yarın arasındaki konumunu merak etmesinden yola çıkarak bir araştırma yapmış insanlar üzerinde. Mahallenin ortaya çıkış şartlarını, gelişme sürecini, değişme ve dönüşme aşamalarını, mahalle mekânlarını ve insanlarını okuyup yorumlayıcı tarzda bir araştırma oluyor bu. Yazarımız, Şubat-Mart 2013 tarihleri arasında Konya’da gerçekleştirdiği bu araştırmasıyla, bugünün insanının bugünün mahallesi ile ilgisini, irtibatını, çatışmasını mercek altına almayı yeğlemiş.

Alanında yazılmış değerli bir eser olduğunu söylemekten çekinmediğimiz mahalle kitabının haricinde yazarın ayrıca; Saklı Yara ve Çevgen adında iki öykü çalışması, Edebiyat Sosyolojisi, Edebiyat Sosyolojisi İncelemeleri, Kültür Sosyolojisi, Siteril Hayatlar: Kentte Mekânsal Ayrışma ve Güvenlikli Siteler, Kent Sosyolojisi, Sosyoloji Okumaları Kılavuzu adlarında inceleme türü kitapları da mevcut. İyi bir sosyoloji uzmanıyla bizi muhatap eden mahalle kitabı, başka sosyolojik araştırmaların kapısını çalmamıza vesile olacak gibi görünüyor.

 

Fatih Pala yazdı





Yorum
Teşekkürler...
Cemal Ocak
Öncelikle bu sayfada Köksal abiyi görmek çok hoş bunun için Fatih beye teşekkür ediyorum. Köksal abinin aslında dilinde, kaleminde her ne kadar mahalle olsada yüreğinde mahalleden doğuya-batıya ortadoğuya-afrikaya-dünyanın her bir yanına akan gür bir nehir olduğunu bilirim, şahidim. Çok uzaklarda yalnız kalan bir söğüt ağacına dikkat kesilecek kadar şık bir abidir. Tüm mazlumun, ihtiyaç sahinin yanında olur.Ufku kadar gönlü ferah ve zengin olan abimize hayırlı uzun ömür diliyoru, eksik olmasın.
18/12/2013, 18:37