, 20 Haziran 2018
Devamlı Bir Okuma İçinde Olmalıdır Kurmaca Yazarı

1424

Devamlı Bir Okuma İçinde Olmalıdır Kurmaca Yazarı

Recep Seyhan’ın 'Bana Hikâye Anlat(ma)' kitabı, öykü dünyasına nasıl girildiğini, öykünün nasıl tahlil edildiğini, öykücü ile öykünün nasıl ele alındığını görmeye yarayan başvuru kitaplardan biri. Recep Şükrü Güngör yazdı.

İlgili Yazılar
Bir Göç Hikayesi ya da Kaybediş Çöp Kovasındaki Resimler
Bir Göç Hikayesi, ya da Kaybediş: Çöp Kovasındaki Resimler

Recep Seyhan, yurtdışı hizmeti nedeniyle bulunduğu Almanya'ya dair notlarını ve Almanya-Fransa-İsviçre hattında Avrupa gözlemlerini 'Çöp Kovasındaki Resimler' kitabında bir araya getirdi. Recep Şükrü Güngör yazdı.
27/06/2017 08:08
Serazat Bir Kalemin Dünyası Metal Çubukların Dansı
Serazat Bir Kalemin Dünyası: Metal Çubukların Dansı

Çocukluğa dönüş, anılar, geçmişteki yara ve kırılmalar, travma olarak kalmış çeşitli yaşantılar, Recep Seyhan'ın diğer kitaplarında olduğu gibi ''Metal Çubukların Dansı’'nda da güçlü bir izlek olarak sürüyor. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
13/12/2016 10:10
Recep Seyhan'dan İyi Bir Öykü Metal Çubukların Dansı
Recep Seyhan'dan İyi Bir Öykü: Metal Çubukların Dansı

Şadi Kocabaş, Recep Seyhan'ın Türk Edebiyatı dergisinin Nisan 2016 sayısında yer alan 'Metal Çubukları Dansı' hikayesini mercek altına alıyor...
25/06/2016 08:08
Recep Seyhan'ın öykü dünyası konuşuldu
Recep Seyhan'ın öykü dünyası konuşuldu

Mihriban İnan Karatepe, Sevda Deniz Karaömer, Funda Özsoy Erdoğan ve Muhsin Duran, 'Recep Seyhan'ın Öykü Dünyası' başlıklı panelde konuştu. Şeyma Tuğçe etkinlikten notlarını aktarıyor.
25/01/2016 13:01
Çiçekler Kesmişti Selamı ilk kitabıydı
Çiçekler Kesmişti Selamı ilk kitabıydı

Mavera okulunun bir öğrencisi olan Recep Seyhan hikâyeleri ve gezi notlarıyla tekrar aramızda..
22/09/2012 16:04
Özgün bir modern dünya atlası
Özgün bir modern dünya atlası!

Mukaddime’den Muahhire’ye kitabıyla, modern tarihe, öncesine ve sonrasına hüzün ve umut paralelinde yeni bir vizyonla ve hikmetle bakacaksınız.
06/02/2012 00:12

Recep Seyhan’ın Bana Hikâye Anlat(ma) kitabı, üç bölüm, giriş ve sonundaki ekten meydana gelmektedir. Kitabın iyi çalışılmış makalelerden oluştuğunu hemen söyleyelim. Bu eser, öykü yazarları ve öykü araştırmacıları için iyi bir başvuru kaynağıdır. Öykü dünyasına nasıl girildiğini, öykünün nasıl tahlil edildiğini, öykücü ile öykünün nasıl ele alındığını görmeye yarayan başvuru kitaplardan biridir Bana Hikâye Anlat(ma).

Hikâyenin kurgu yanına vurgu var kitabın adında. Bana kurguladığını anlatma, gerçeği anlat deriz; çıplak gerçeğe ihtiyaç duyduğumuz anda muhatabımızın lafı dolaştırdığını hissettiğimizde daha vurgulu söyleriz bu ifadeyi. Yazar Seyhan da muhatabına bana yazdığın metinleri göster, bana boş laf anlatma diyor sanki. “Sanat soylu eylemdir; güzelliğin peşindedir ve kaba olanı görmez, çirkin sesleri duymaz.” Ele aldığı yazarlara seslendiği kadar kitabı okuyanlara da bu minvalde söylüyor. Sanatı icra et, kalıcı ol. Çünkü Yunus Emre döneminde Selçuk beyinin kim olduğunu ancak ilgilileri bilir ama Yunus’u hemen herkes bilir.

Neyi kaybettiğini hatırla

Modernizm, insanı çıkmaza soktu. Postmodernizm ile insanlar nefes almaya çalıştı. İnsan özünü hatırlamadıkça, orayı yok saydıkça kendini bulamayacaktır. Yorumbilim, görüngübilim, varoluş gibi yollarla neyi kaybettiğimizi arıyoruz. Öykülerin dünyasında insanın özünü arıyoruz. Seyhan, bunu eserinde analitik yaklaşımla sağlıyor. Kurmaca metinlerle insanımızın kendi dünyasını bulması gerektiği, yani kaybettiği ilmi arama, bulma şevkini yeniden kazanması gerektiği anlatılıyor.

“Öykü Yazıları” adını taşıyan birinci bölümde yazar; hikâye anlatmanın ne olduğunu, kurmaca metnin nasıl doğduğunu, öykü ile hikâyenin farkını, hikâyede inandırıcılığın nasıl olacağını ve Anadolu’yu anlatma ile köycülüğün aynı şey olmadığını dile getiriyor.

Öykü kurma yöntemleri

Seyhan’a göre kurmaca metin beş şekilde doğar: 1. Yazarın iç dünyasının girdiği halden oluşur. 2. Kalbe doğan akıntılardan oluşur. İç kaynaşmalar, iç seyahatler sırasında sünuhat yoluyla kalbe bazı duygular doğar. 3. Dışarıdan gelen bir ses, bir müzik, bir film veya bir söz, bazen de insanlardan duyulan bir cümle öykünün doğuş sebebidir. 4. Zihni dölleyen kitapları okurken veya okuduktan sonra öykü doğar. Bu okumalar yazarın yakıt alması gibidir. 5. Sözlük, deyim okumalarıyla gerçekleşir kurmaca metinler. Yazar yakıtının bittiğini fark ettiğinde sözlük veya deyimler sözlüğü okumalıdır. Bu yöntem de kurmaca metinlerin doğmasında önemli sebeplerdendir. Okumadan kurmaca metin yazılamaz. Devamlılık arz eden bir okuma içinde olmalıdır kurmaca yazarı. Bu okuma, birikim kazandıracak ve bu birikim yazmanın yollarını aralayacaktır.

Hikâyeyi yeniden tanımlıyor Seyhan: “Hikâye, malzemesi kelimelerden oluşan bir atölyede, gerçeği yontarak ondan yeni bir gerçeklik elde etme sanatıdır.” Gerçeği anlatmanın değil gerçeği yeniden inşa etmenin gerektiğini vurguluyor yazar. Tasarlanmış olan gerçek, hikâye için önemlidir. Öykünün başının ve sonunun açık olması gerektiğini söylüyor. Öyküde imgelerin, hayallerin vazgeçilmez olduğuna değiniyor.

Hermenötik açıdan metin tahlilleri

“Ontolojik-Psikanalitik Metin Tahlilleri” adını taşıyan ikinci bölümde dokuz başlıkta on bir yazarın metinlerini ele alıyor Recep Seyhan. İlk önce Rasim Özdenören’in kapalı aşk öykülerini tahlil ediyor. Özdenören’i incelerken varoluş, karambol, psikanaliz, diyalektik, atmosfer, paradoks, epifani gibi kavramları ele alıyor. Özdenören öykülerinin arkaplanında kadim geçmişle modern hayatın birleştiği vurgulanıyor. Bahtiyar Aslan’ın Cennetin Son Saatleri kitabından “Lacivert” öyküsünü değerlendirirken onun öykü dünyasını da ele alıyor. Aslan’ın öyküde iyi bir atmosfer oluşturduğunu, zihin oyunlarını iyi kullandığını, felsefeye aşina olduğunu ifade ediyor. Bahtiyar Aslan’ın öykülerini büyülü gerçekçi öykülere yakın buluyor ve başka hiçbir öyküsü olmasa bile “Lacivert” öyküsü ile kalıcılığı hak ettiğini söylüyor.

Bin Hüzünlü Haz kitabıyla Hasan Ali Toptaş’ı ele alırken onun “deneysel edebiyatın önde gelen isimlerinden” olduğunu söylüyor. Toptaş’ın nesnelerin zevahiri ile ilgilendiğini söylüyor ve onda tasavvufi yaklaşımlar buluyor. Postmodern bir romancı ve hikâyeci olduğunu söylediği Toptaş’ı hem hikâyede hem romanda çok başarılı buluyor ve insan olarak çok mütevazı bir kişiliğinin olduğunu ifade ediyor. Anadolu’yu iyi bilen bir yazar olan Toptaş’ın Anadolu’yu köycü bir yaklaşımla değil de kentsoylu bir yaklaşımla ele aldığını belirtiyor.

Bana Hikâye Anlat(ma) kitabında Recep Seyhan, bu yazarların yanısıra Aslı Erdoğan, Sait Akçay, Hasibe Çerko, Emine Batar, Güray Süngü, Kamil Yeşil, Mihriban İnan Karatepe ve Yunus Emre Özsaray’ın kurmaca dünyasını tahlil ediyor ve ele aldığı yazarların kurgulama biçimlerini inceliyor. Yazarların kurgu metinlerindeki olumlu- olumsuz yönleri ele alarak onlara en güzel yaklaşımı sergilediğini görüyoruz. Seyhan’ın, edebiyat çevrelerinde öyküleriyle temayüz etmiş kişilerin kurgudaki hatalarını ve yetkinliklerini söylemesi günümüz edebiyatında pek karşılaştığımız bir durum olmadığından yazarın bu tutumu çok ilgimizi çekti ve takdirimizi kazandı.

Yeni yöntem, yeni yol bulma

Bana Hikâye Anlat(ma) kitabıyla iyi bir noktaya değinen yazar, kurmaca metin yazarlarının önüne ışık tutuyor. Nerede nasıl yürümeleri gerektiğini ele aldığı metinlerle örnekleyerek gösteriyor. Memduh Şevket Esendal’ın bir bürokrat olarak nasıl öykü yazdığını ve sanata nasıl bağlı kaldığını da değinerek bu yolda günümüz bürokrat yazarlarına da gönderme yapıyor. Sanatla siyaseti ayırmak gerektiğini ifade ediyor.

Bilge Kültür Sanat Yayınları tarafından okura sunulan Bana Hikâye Anlat(ma) kitabı, ontolojik, psikanalitik tahlillerle kurmaca yazarlarına yeni yöntemler bulmalarını, yeni yollar açmalarını öneriyor.

Recep Seyhan, Bana Hikaye Anlat(ma), Bilge Kültür Sanat Yayınları

 

Recep Şükrü Güngör