, 17 Ekim 2017
Faruk Nafiz Çamlıbel Anadolucu muydu

Yakup Öztürk

1133

Faruk Nafiz Çamlıbel Anadolucu muydu?

Yakup Öztürk, adı üzerinden bir dönemin, bir şiir anlayışının tanınabileceği Faruk Nafiz Çamlıbel'in hayatını 'Memleket Mektep Meclis Arasında Bir Hayat & Faruk Nafiz Çamlıbel' başlıklı bir kitapta enine boyuna incelemiş. Ahmet Serin yazdı.

İlgili Yazılar
Şair yazar sanatçı eşi olmak zor imiş meğer
Şair, yazar, sanatçı eşi olmak zor imiş meğer

Yazarların ev hali nasıldır? Eşlerinin gözünden edebiyatçılarımızı, sanatçılarımızı okumuş ve tanımış olsaydık, acaba o yazarlar hakkında ne düşünürdük? İşte eşlerinin dilinden edebiyatçılarımız…
08/05/2013 16:04
Cenap Şahabettin Türk Şiirinde Kimleri Etkiledi
Cenap Şahabettin Türk Şiirinde Kimleri Etkiledi?

Atakan Yavuz’un 'Görülmeyen Modern & Cenap Şahabettin' kitabında, şairin bazı dizeleri tekrar gün yüzüne çıkartılıyor ve o dizenin hem çağdaşlarında hem de sonraki kuşak üzerindeki etkileri sorgulanıyor. Ahmet Serin yazdı.
26/07/2017 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Haziran 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Haziran 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Haziran-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/07/2017 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Aralık 2016
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Aralık 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Aralık-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/01/2017 10:10
Okuyanı Çağrışımlara Davet Eden Şiirler
Okuyanı Çağrışımlara Davet Eden Şiirler

Hıdır Toraman, az yazıyor ve az yayımlatıyor. Otuz yıla yaklaşan yazı hayatının meyvesinin toplamı, üç kitap. Bu üç kitabın 'Yeryüzü Mühürlenince' başlıklı olanı ikinci baskı; 'Yüklemler' ve 'Kızgın Pars Kopuk Topuk' başlıklarını taşıyan diğer ikisi ise ilk baskı. Ahmet Serin yazdı.
10/11/2016 08:08
Bilinç Akımı Şiirleri Ben Seni Sonra Ararım
Bilinç Akımı Şiirleri: Ben Seni Sonra Ararım

"Özgür Ballı, günümüz Türk şiirinin seyrini anlamak için okunması gereken kilometre taşlarından biri bence." Ahmet Serin, Özgür Ballı'nın Ebabil Yayınları'ndan çıkan Ben Seni Sonra ararım kitabını değerlendirdi
09/07/2016 08:08

Bilindiği gibi, edebiyatımız şiir ağırlıklı bir edebiyattır. Yüz yıllar boyu insanımız duygu, düşünce ve hayallerini şiirle ifade etti. Diğer edebiyat türleri, şiir kadar gelişemedi, şiir kadar itibar da görmedi. Bunda şiirin sanat yönünün ağır basmasının, sözcükleri yoğun olarak kullanmanın ve kolay ezberlenmesinin büyük payı var kuşkusuz. Sebep her ne olursa olsun, bütün katmanlarıyla toplum, çoğunlukla şiirin ve şairin peşinden koştu hemen her zaman. Cumhuriyet döneminde fikir kavgalarının bile Necip Fazıl ve Nazım Hikmet isimleri etrafında yapılması/anılması, bunun örneğidir.

Tahmin edildiği gibi şiir çoğunluğun ilgi alanı oldu ama öte yandan her şiir türü toplumun her kesiminde aynı ilgiyi görmedi. Bu durum, ülkemizde çeşitli edebiyat anlayışlarının, farklı şiir tarzlarının doğmasına yol açtı. Bu edebiyat da yakın zamana kadar “divan, halk ve tasavvuf edebiyatı” başlıklı üç koldan ilerlemişti bilindiği gibi. Seçkinlerin edebiyatı olarak bilinen divan edebiyatı aruz ölçüsünü kullanırken ortalama bilgi/kültür seviyesindeki insanların oluşturduğu edebiyat halk edebiyatı adını aldı ve hece ölçüsünü kullanmaya devam etti.

Hecenin ayak sesleri

Bu yıllarda hece ölçüsü, divan edebiyatının ölçüsü olan aruz kadar muteber değildi elbette. Aruz, uzun yıllar muteber görülen şiirin ölçüsü oldu ama bir yerden sonra o da tahtından indi.

Özellikle Osmanlının sorgulanmaya başladığı çöküş dönemi yılları, Osmanlının kimliğini oluşturan her şey yanında edebiyatının da sorgulanmasına yol açtı. Zamanla aruz tahtından indi veya indirildi.

Aruzun tahtından inmesiyle hece ölçüsü yaygınlaştı. Ama bu da durup dururken olmadı tabii. Bir süreç sonunda gerçekleşti. Hatta günümüzde hece ölçüsünün bu kadar yaygınlaşmasını sağlayan birçok isim, şiire aruzla başladı önce. Aruz, şiirin peşinde koşanların ilk eşiği oldu hep o zamanlar. Tıpkı Faruk Nafiz Çamlıbel gibi.

Faruk Nafiz Çamlıbel, memleket edebiyatının habercilerinden olan “Han Duvarları” şiirinin yanında, edebiyatımızda pastoral şiir türü denince ilk akla gelen şiirlerden olan “Çoban Çeşmesi”ni de kaleme alan şairimizdir.

Bir dönemi anlamak için

Yakup Öztürk, adı üzerinden bir dönemin, bir şiir anlayışının tanınabileceği bu şairimizin hayatını ”Memleket Mektep Meclis Arasında Bir Hayat & Faruk Nafiz Çamlıbel” başlıklı bir kitapta enine boyuna incelemiş.

Yakup Öztürk’ün Ebabil Yayınları’nın 188. kitabı olarak yayımlanan çalışması, iki yüz elli altı sayfalık hacimli bir çalışma. Dr. unvanı da bulunan Yakup Öztürk, kitabı akademik bir bakış açısıyla hazırlamış.

Yakup Öztürk daha kitabın başında “Bu çalışma, Faruk Nafiz Çamlıbel’in bütün yazı ve şiirlerinin söz konusu edildiği bir çalışma olmadı. 1910’lardan 1970’lere kadar matbuatımızın daima üretken isimlerinden olmuş bir ismin etrafında böyle bir iddiada bulunmadığımı belirtmek isterim. İddialı değilim ancak Çamlıbel’in hayatı ve sanatına dair büyük bir boşluğun ortaya çıkmasını engellemek için azami gayreti gösterdiğimi söylemeliyim.” (Önsöz, s.10) diyerek kitabın nasıl bir boşluğu doldurmaya aday olduğunu da zımnen ifade ediyor.

Bildiklerimiz ne kadar doğru?

Bizler, edebiyat tarihlerinde edebiyatçıları, edebiyat akımlarını ve edebiyat gruplarını okurken, bu gruplara ve akımlara dâhil olmuş isimlerin tümünün var güçleriyle dâhil oldukları akım için çalıştıkları, bu akımın veya grubun düşüncesi neyse sadece onu düşündükleri gibi bir zanna kapılıyoruz sanırım. En azından ben bu zanna kapılıyorum.

Ama Yakup Öztürk’ün söz konusu kitabında geçen “Faruk Nafiz Çamlıbel bütün bu mensubiyetine (Genç Kalemler’deki Yeni Lisan başlıklı yazıların ve dolayısıyla “Milli Edebiyat” akımının Çamlıbel üzerindeki derin etkisi kastediliyor) rağmen “Han Duvarları”, “Sanat, Çankaya”, “Ayşe Sana” gibi şiirleri, Kahraman, Özyurt gibi tiyatro eserleri dışında millî edebiyatın doğrudan sesi değildir. Faruk Nafiz’in en önemli eserlerinin bunlar olması şairi tabiatıyla milli edebiyat ve memleket edebiyatı içerisinde değerlendirmeye mecbur eder ancak onun eserlerinin tamamına baktığımızda bunların çok küçük bir yekûn tuttuğu görülür.” cümlelerini, yaptığı önemli tespit dışında, benim bu bakış açımı gözden geçirmeme yol açtığı için de ayrıca önemsedim.

Dört ana bölümden oluşan kitabın bu bölümleri “Hayatı”, “İzler”, “Edebi Hayatı”, “Eserleri” başlıklarını taşır. Bu başlıklar aynı zamanda bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen tüm hayatının fotoğrafının yansıtıldığını ifade etmektedir.

Faruk Nafiz Çamlıbel’i nereye dahil etmeli?

Faruk Nafiz Çamlıbel’in yaşadığı yılların Osmanlının çöküş, Türkiye’nin ise kuruluş yılları olduğu göz önüne alındığında, şairin nelere tanıklık ettiği, nasıl bir kaotik ortamda yetiştiği ayrıca önem kazanmaktadır. Üstelik de bu tanıklıkların bir sanatçı duyarlılığıyla hissedilmesi ve çeşitli matbu araçlarla bir şekilde kayıtlara geçilmesi, dönemi anlamak isteyenler için bu kayıtların vazgeçilmez bir kaynak olması anlamına gelmektedir. Bu anlamda Faruk Nafiz önemli bir isimdir. Çünkü Faruk Nafiz yazarlık, şairlik, öğretmenlik ve siyasetçi kimliklerini taşıyan biridir. Bu özellikler de onu farklı bir gözle okumaya tâbi tutmayı gerektirmektedir. İşte bu kitap, biraz da bu farklı okumayı denemiş.

Bu farklı okuma mesela “(…) Şair, Cumhuriyet’in yeni memleket tasavvurunun bayraktarlığını bu şiirle (Han Duvarları kastediliyor. A.S.) hayatı boyunca şehirde kalmış, zihin dünyasını şehir ve şehrin etrafında örülen düşünce, kültür ve estetik biçimleriyle var etmiştir. Bugün, genel geçer edebiyat araştırmalarından en dikkate değer edebiyat tarihlerine kadar Çamlıbel’in Anadolucu olduğu iddia edilir fakat bu durumun Çamlıbel’in şiir birikiminin küçük bir kısmının edebi kamuoyuna sunulmasından ileri geldiği düşünülmez. (…)” (age. s.93) şeklinde ilginç ve şairin o güne kadar bilinen kimliğinin şairi tam olarak yansıtmadığını ortaya çıkaran tespitlere yol açmaktadır.

İlginç ve yeni tespitlerin yer aldığı bu kitap, her yönüyle yakın dönemimizi merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap bence.

Yakup Öztürk, Memleket Mektep Meclis Arasında Bir Hayat & Faruk Nafiz Çamlıbel, Ebabil Yayınları

 

Ahmet Serin