, 19 Ağustos 2017
Anılarından Sürgün Edilmiş 25 Milyon İnsanın Romanı

985

Anılarından Sürgün Edilmiş 25 Milyon İnsanın Romanı

Arno Geiger, ''Yaşlı Kralın Sürgünü'' romanında, gittikçe çevresine ve kendisine yabancılaşan babasını anlatmış. Yazarımızın babası demans hastası... Sedat Palut yazdı.

İlgili Yazılar
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Haziran 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Haziran 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Haziran-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/07/2017 08:08
Çocuk Kitapları Yayıncılığı Ne  lemde video
Çocuk Kitapları Yayıncılığı Ne Âlemde? (video)

Çocuk kitabı yayıncılığının son yıllarda edebiyat dünyasındaki yükselişi sürüyor. Farklı yaş gruplarındaki çocuklar için eğitici ve öğretici eserlerin sayısı çoğaldı. Muhtelif ülkelerdeki yayınevlerinin çocuk kitabı yayıncılığı faaliyetlerini mercek altına aldık.
17/06/2017 15:03
Mine Sota'dan Çiğdem Can'a Mizahtan Hüzüne Hiç
Mine Sota'dan Çiğdem Can'a, Mizahtan Hüzüne: Hiç

Çiğdem Can'ın ''Hiç'' adlı kitabı bize günlük yaşamın derinine saklanmış hüzünlerden bahsediyor; kaybolmuş çocukluktan, kalbi kırılmış gençlikten, büyümenin verdiği dayanılmaz acılardan, kırılmalardan... Veysel Altuntaş yazdı.
11/06/2017 09:09
Kim Bu Asuman
Kim Bu Asuman?

Büyük bir pamuk şekerinin içinde yaşıyor Asuman. Ama sonra onun da bir lahana olduğunu anlıyor. Hatice Kübra Karadeniz, Bülent Ata'nın 'Asuman' adlı kitabına değindi.
31/05/2017 08:08
Mustafa Kutlu'dan Çocuklarımıza Pırıl Pırıl Hik yeler Yıldız Tozu
Mustafa Kutlu'dan Çocuklarımıza Pırıl Pırıl Hikâyeler: Yıldız Tozu

Mustafa Kutlu, 'Yıldız Tozu' kitabında da o sade ve sinematografik anlatımıyla bizi hikâyelerinin içine çekiyor, sessiz sedasız. Selahattin’in topa uzanışı, Kenan’ın babasının kucağındaki o baygın/yarı ölü hali, yere yığılan anne, feryatlar... Uğur Şener yazdı.
09/04/2017 08:08
Okuyucuyu Arkasından Baktıran Roman Rüya Dedektifi
Okuyucuyu Arkasından Baktıran Roman: Rüya Dedektifi

Bülent Ata'nın 'Rüya Dedektifi'nde rüya nerede başlıyor, gerçek nerede bitiyor belli değil. O kadar farklılaşıyor ki var olduğu düşünülen karakterlerin bile bir düş yanılsaması olduğu kanaatine varıyorsunuz bazen. Hatice Kübra Karadeniz yazdı.
16/03/2017 08:08

Kodlanmış hayatlar yaşıyoruz. Biz doğmadan önce çizilmiş okların peşinden gidiyoruz. Yeni yolları merak ediyoruz ama tehlikeli olma ihtimali bizi ürkütüyor. İnsanın en güvenli yanı kendi limanlarıdır. Peki, o çok güvendiğimiz limanlarda kendi gemilerimiz batarsa, yalnızlık nasıl tanımlanır? Ya insan kendini bile unutursa?

Kısa bir süre bana bu soruları sorduran bir roman okudum. Avusturyalı yazar Arno Geiger’in yazmış olduğu roman, Yaşlı Kralın Sürgünü adını taşıyor. Kitap Erdem Yayınları arasından çıktı.

Yayınevi kitabı şöyle tanıtmış: “Yazar, ünü ülkesini ve kıtasını aşan bu samimi anlatıyla dünyada yaklaşık 25 milyon insanın anılarından sürülmüş hayatına dokunuyor.”

Gerçek cennet, kaybolanlardır

Yazar, gittikçe çevresine ve kendisine yabancılaşan babasını anlatmış romanında. Yazarımızın babası demans hastası. Demans hastalığı, zihinsel becerilerin hastalık nedeniyle zayıflaması durumudur. Demans hastalığına yakalananların en az yarısı çağımızın yaygın hastalığı olan alzheimer hastalığıyla akraba oluyor. Kahramanımızın adı August Geiger, evininin nerede olduğunu hatırlamıyor, evin içinde çorabının üçüncü tekini arıyor. Yazar, babasını, Proust’un “gerçek cennet, kaybolanlardır” cümlesine gönderme yaparak anlatıyor.

Yazar, babasının hastalığının yavaş ilerlemesinden en başta memnun. Ama bu ailenin dağılmasını engelleyememiş; eşi otuz yıllık bir evliliğin ardından August’tan ayrılıyor. August geleneklerine bağlı birisi, boşanmaya karşı. Lakin eşi onu dinlemeyip August’u zihninin ona oynayacağı oyunlarla baş başa bırakıp gidiyor. Yalnızlığın dolambacı işte burada kahramanımızın ayaklarına dolaşmaya başlıyor. “Sabahları erkenden yarım yamalak ya da kat kat giyiniyor, öğlenleri dondurulmuş pizzayı paketiyle birlikte fırına sürüyor, çoraplarını buzdolabına saklıyordu.” (S.21)

Oğlunun sorularına bir süre sonra bu dünyadan yanıtlar vermemeye başlıyor

Yazarımız babasının bu hastalığıyla yüzleştiğinde şunu itiraf ediyor kendisine, çoğumuzun babasının yaşlılığında olduğu gibi: “Daha akıllı, daha dikkatli ve ilgili olabilseydik, yalnızca babamı değil, kendimizi de birçok şeyden kurtarmış olur, özellikle onu daha iyi anlayabilir ve hâlâ ona birkaç soru sorabiliyor olurduk”. (S.22) Zira August, oğlunun sorularına bir süre sonra bu dünyadan yanıtlar vermemeye başlıyor.

“Baba, bak bunlar kendi ellerinle yaptığın bahçe duvarları.”

“Doğru, yanıma alayım.”

“Ama onları yanında götüremezsin.”

August bir süre sonra evde odasını da bulamıyor ve yattığı odanın kapısına kocaman bir şekilde adı yazılıyor. August evde tüm eşyaların yerlerini değiştiriyor, tıraş makinesini arayan yazarımız onu mikrodalga fırında buluyor.

Yazarımız babasının bu durumu karşısında yelkenleri indiriyor ve duyguları yer değiştiriyor. Babasının kendine yabancılaşmasını anlamaya başlarken, aslında bir aile olarak birbirlerine ve kendilerine nasıl uzak olduklarını hatırlıyor. August, bu hastalığı ile inancı hatırlıyor, aile de babayı.

August’un zamanla gerçekle bağı kopuyor, aile işte o zaman artık kendilerinin çok fazla bir şey yapamayacağını anlıyor.

“Sen evdesin ama eve gitmek istiyorsun. Evdeyken eve gidilmez.”

“Pratikte söylediğin şey doğru!”

“O zaman?”

“Senin gibi detayla o kadar çok ilgilenmiyorum ben”

Yaşlı Kralın Sürgünü, hüzünlü bir hikâye. İnsana, kendini, aklının oynayabileceği oyunları, taşıdığımız değerlerin kıymetini hatırlatıyor. Kendinizle ve babanızla yüzleşmek istiyorsanız buyurun…

Arno Geiger, Yaşlı Kralın Sürgünü, Erdem Yayınları

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com