, 27 Haziran 2017
Abdülhamid den İntikam Almak İçin Yazılan Roman

2637

Abdülhamid’den İntikam Almak İçin Yazılan Roman

''Abdülhamid ve Sherlock Holmes'' kitabının yazarı Osmanlı tebaası bir Ermeni olan Yervant Odyan. Okudukça Odyan’ın, sanki Sherlock Holmes özelinde İngilizleri yüceltip Sultan Abdülhamid’den intikam almak için romanı yazmış olduğu hissine kapıldım. Meryem Uçar yazdı.

İlgili Yazılar
Sultan Abdülhamid Hakkında Filmi-Yat Hissiyat Kitabiyat ve Fikriyat
Sultan Abdülhamid Hakkında Filmi-Yat, Hissiyat, Kitabiyat ve Fikriyat

Sinema filmlerinin ve TV dizilerinin tarihi olayları konu almasını nasıl değerlendirmeliyiz? Yapımlara ve yansımalarına bakıldığında; bunun milli tarihimize, tarih bilincimize, gerçekliğe, tarihimizle barışık olmamıza yaramadığı söylenebilir. Kâmil Yeşil, TRT'de yayınlanan 'Payitaht Abdülhamid' dizisi üzerinden II. Abdülhamid dönemine ve dizinin bu dönemi ne derece yansıtabildiğine mercek tuttu.
08/05/2017 13:01
2 Abdülhamid'in Saray Mutfağından Geçinen Beyler Paşalar Şeyhler
2. Abdülhamid'in Saray Mutfağından Geçinen Beyler, Paşalar, Şeyhler

''II. Abdülhamid devrinde çoğalır arşiv kayıtları. Sadakat bildirenlerden çok ihsana nail olanların hikâyesini söyler belgeler. Bugünden geriye doğru baktığınızda meşrepsiz, liyakatsız, parlak sırmalı üniformalara bürünmüş çakalların ayak izlerini takip edersiniz o soluk belgelerde.'' Zekeriya Kurşun'un ''Sarayın Mutfağından Geçinenler'' başlıklı yazısını alıntılıyoruz.
08/03/2017 13:01
İkinci Abdülhamid Han'ın Almanya ile İlişkileri
İkinci Abdülhamid Han'ın Almanya ile İlişkileri

Derin Tarih dergisinin 59. sayısında Necmettin Alkan, ‘Almanya ile İttifakın Faydaları Ne Oldu?’ başlıklı bir yazı kaleme almış. Metin Uygun bu yazıya değindi.
21/02/2017 10:10
Sultanahmet'te garip güzel eylem
Sultanahmet'te garip güzel eylem!

O gün Abdülhamit Han'ın vefat yıl dönümüydü ve bir şeyler yapılmalıydı ufak da olsa.
16/02/2011 11:11
Ayşe Sultan Babası Abdülhamid'i Nasıl Anlattı
Ayşe Sultan Babası Abdülhamid'i Nasıl Anlattı?

Ayşe Osmanoğlu’nun 'Babam Sultan Abdülhamid' isimli hatıratı, Sultan Abdülhamid’i ve dönemini anlatan önemli bir kaynak. Metin Uygun yazdı.
18/06/2016 15:03
Tarihin akışını değiştirdi o menhus kurşun
Tarihin akışını değiştirdi o menhus kurşun

Hakan Özdemir'in 'Abdülhamid’i Deviren Kurşun' kitabında, gün ışığına ilk kez çıkan bilgilerle Şemsi Paşa suikastı bağlamında 2. Abdülhamid dönemini yansıtan gelişmelere ve siyasi çalkantılara, entrikalara hayretle kendinizi kaptırıyorsunuz. Deniz Baran yazdı..
26/12/2014 12:12

Ah II. Abdülhamid, ah! Senin zamanında yaşasaydım ben de sana “Kızıl Sultan, zalim, diktatör” sıfatlarını yakıştırır mıydım? Neyin doğru neyin yanlış olduğunu an’ı yaşarken anlayamayabiliyor insan. Yıllar önce okumuştum, Necip Fazıl Kısakürek’in Ulu Hakan adlı eserini ve hayran kalmıştım koskoca bir devleti idare ederken uyguladığı siyasete.

Ülkeyi 33 yıl bölünmeden yönetmeyi başarmış bir padişah... Sultan Abdülhamid hayattayken birçok şahsiyet tarafından kötü biliniyor. Mesela Mehmet Akif önce şiddetli bir şekilde eleştiriyor, sonrasında ise pişman oluyor. Rıza Nur, Rıza Tevfik, Süleyman Nazif gibi dönemin tanınan isimleri de kalemlerini kullanarak Abdülhamid’i önce kötülüyor, pişman olunca da yine kalemleriyle pişmanlıklarını dile getiriyorlar.

Onun ve döneminin hakkında iftira içeren birçok şey yazıldı. İnananların sayısı da az değildi ne yazık ki. Çünkü sözün gücü silahın gücünden çok daha yıkıcıdır.

Sözün gücünü anlatmak için tarihte çok gerilere gitmeye gerek yok. Medyanın hükümet devirdiği, parti kapattırdığı zamanları yaşadık çok da uzak olmayan bir tarihte. Bütün bunları, sözün gücünü kullanarak sevmediği bir şahsiyetten intikam alan bir yazardan ve romanından bahsetmek için yazdım. 

Sultan Abdülhamid’den intikam almak için roman yazmış

Öncelikle küçük bir bilgi vermek isterim: Abdülhamid Han polisiye romanlar sever ve kütüphanesinde 2000’e yakın polisiye roman bulunduğu söylenir. Sevdiği yazarlardan biri de Sir Arthur Conan Doyle’nun karakteri Sherlock Holmes’dur. Hatta Conan Doyle’nun padişahın davetiyle İstanbul’a geldiğine dair bir rivayet bile vardır.

Bahsetmek istediğim romanın adı Abdülhamid ve Sherlock Holmes, yazarı ise Osmanlı tebaası bir Ermeni olan Yervant Odyan. Okudukça Odyan’ın, sanki Sherlock Holmes özelinde İngilizleri yüceltip Sultan Abdülhamid’den intikam almak için romanı yazmış olduğu hissine kapıldım.

Yazar, romanın daha ilk bölüm adından başlayarak (Zalim ile Meçhul Birbirine Karşı) “zalim” sıfatını sık sık kullanıyor. Hatta sadece sıfat olarak değil, özne olarak kullanıyor: “Zalim yeniden haykırarak…” 

Osmanlıyı küçümserken Sherlock’un zekâsını öve öve bitiremiyor

Kurguya göre Abdülhamid’in hafiyeleri bir bir öldürülür. “Korkak” padişah canının tehlikede olduğunu anlar. Bir araştırma yaptırır ve Sherlock Holmes’un aslında bir roman karakteri değil, İngiliz gizli servisinde çalışmış McClain adında biri olduğunu öğrenir. McClain emekli olmuştur ve İskoçya'da hükümetin ona verdiği küçük bir maaşla yaşamaktadır. Padişah, Sherlock Holmes’un gerçek biri olduğunu öğrenince onu Dersaadet’e cinayetleri işleyenleri bulması için iyi bir ücret karşılığında davet eder.

Yazar, bir İngiliz fabrikasında yapılan av silahını “Fevkalade bir tüfek olup hassaten numune olarak imal ve fen ve sanatın bütün mükemmeliyeti ile teçhiz edilmişti.” cümlesiyle överken, bu silahla küçük beyaz bir güvercine ateş edip can çekiştiğini memnun olarak seyreden Abdülhamid için şu cümleleri kurabiliyor: “Abdülhamid bir büyük cani olduğuna rağmen ufak cinayetlerde dahi iştigal ve telezzüz edebilirdi.”

Milletimizde Batı karşısında kendisini ezik hisseden birçok kişi olmuştur. Olmaya da devam edecektir. Odyan da romanında bu ezikliği hissettiriyor. Osmanlıyı küçümserken Sherlock’un zekâsını öve öve bitiremiyor. Mesela McClain 4 gün süren yolculuğu süresince Türkçeyi kitaptan öğreniyor; Dersaadet’in haritasına bakarak 1 günde her yeri bütün detaylarıyla biliyor.

McClain, aldığı paranın karşılığını veriyor ve suçluları eliyle koymuş gibi buluyor. Cinayetlerin siyasi olduğunu anladığında ise bilseydi gelmeyeceğini ifade ediyor ve “Abdülhamid gibi bir zalime hoş görünmeye mecburiyetim yoktur.” diyor. Abdülhamid’in zabıta ve hafiye idaresine verdiği önemi “Türkiye ahalisinin yarısı, diğerleri hakkında hafiyelik ederek geçinmektedir.” diyerek küçümsüyor.

Fedailere yardım etmek için Dersaadet’te kalıyor

İsyancılar tarafından yakalandığında Abdülhamid’e hizmet ettiği için pişman olduğunu, ömründe ilk defa manen müşkül olduğunu söylüyor. Padişahı korkak olarak gösteren yazar, McClain’i o kadar cesur gösteriyor ki kendisini öldüreceklerini düşündüğü isyancılara, ölüm için hazır olduğunu cesurca belirtiyor.

Odyan, McClain’i paraya düşkün olarak gösterip güya zaafını dile getiriyor. Görevini yapıp Abdülhamid’e 4 kişi teslim ettikten sonra geri dönmek üzereyken bu sefer de “Beşeriyetin en büyük canisine karşı mücadele eden ve kendi zavallı vatanlarını ihya ve imar için her şeylerini terk etmiş ve her türlü mahrumiyetlere katlanmış olarak kavgalar eden fedailer”e yardım etmek için Dersaadet’te kalıyor.

McClain Ziya Paşa’ya soruyor: “Pekala! İster misiniz ki Sultan Abdülhamid’e hizmet ettikten sonra şimdi de size hizmet edeyim.” Ziya Paşa, hizmetin ücrete tabi olacağı ama ücret veremeyecekleri cevabını veriyor. O zaman paraya çok düşkün olan İngiliz kahramanımız(!) paranın önemli olmadığını söyleyerek vatanperverlerle (!) iş birliği yapıyor.

Şu övgüye bakın: “Gizli bir polis memuru ve hususiyetiyle ecnebi bir memur, ki yalnız para ile değil vicdan ile çalışır.”

Parayı çok seven McClain fedakârlık yaparak komitacılara yardım etmek için Yemen’e gidiyor ve Abdülhamid’den aldığı parayı da sürgüne giden komitacıları kurtarmak için harcıyor.

“Ey millet-i Osmaniye! İngilizleri sev! Zira seni seven onlardır.”

Sabredip 904 sayfa okursanız sizi daha güzel (!) bir sürpriz bekliyor. Meşrutiyet McClain’in yardımıyla ilan ediliyor ve bir hafta sonra McClain Dersaadet’e geliyor. Çamlıca’ya çıkarak ve yüzünü İstanbul’a dönerek şunları söylüyor: “Ey Osmanlılar! Saha-i medeniyete atıldığınızı gören düşmanlarınız size bir nazar-ı ihtirasla bakan ecnebiler, hürriyetinizi istihkara kalkışırken, ötede bir büyük millet, evet İngiliz milleti sizi tehcil ediyor, tebrik ediyor. Emin olunuz ki Türkiye’nin yegâne dostu öteden beri Türkiye’nin yegane zahir-i samimisi bizler, İngilizleriz.

Ey Büyük Britanya milleti! Bugün senin en ziyade sevdiğin mevcudiyetine, şan ve şerefine en ziyade arzu ettiğin Türkiye bir devre-i saadete girmiştir. Seni tebrik ederim. Zira Türkiye’nin dostu, Osmanlıların muhibbi sensin.

Ey millet-i necibe-i Osmaniye! Seni hürriyetinde teşci, idare-i cedidenin teşekkülatında muinin olacak yalnız bir millet vardır. İşte o da biz İngilizleriz. Mazinin seyyiatını temizlemek, Osmanlı milletini eski şan ve şevketine isâl etmek için çalışan, işte yine biz İngilizleriz. Ey millet-i Osmaniye! İngilizleri sev! Zira seni seven onlardır. Ve ey İngiltere! Ey meşrutiyet-i idarenin mucidi olan millet. Osmanlılara meşrutiyet-i hakikiyelerini tesis için medeniyetin, dostluğun uhdene tahmil ettiği vazifeyi ifa et! Ey hür Osmanlılar! Ey meşruti Türkiye! Seni tebrik ederim.”

Bütün dünyaya hürriyet veren(!) İngilizler Osmanlı tebaasına da hürriyet vermiştir. McClain olmasa meşrutiyet ilan edilemeyecektir.

1911’de yayınlanmış

Siyasi bir polisiye roman olma özelliği taşıyan kitap için bazı yorumlarda dönemin siyasi ortamını çok iyi yansıttığı yazıyor. Bence yazar, dönemin havasını taraflı olarak anlatıyor, sanki İngiliz mandasını isteyenlerin hâllerine tercüman oluyor.

İlk yayınlandığı yıl Osmanlıca, hemen ardından da Ermenice yayınlanan roman, 2014 yılında Latin harfleriyle basıldı. Alıntıladığım bölümlerden de anlaşılacağı üzere romanın orijinal diline dokunulmayıp arkasına sözlük konulmuş. Kurgu başlarda çok heyecanlı ve maceralı ilerliyor, sonra heyecanı biraz azalıyor.

1911 yılında yayınlanan romanı, polisiye seven Abdülhamid Han okumuş mudur? Okuduysa ne hissetmiştir acaba?

Yervant Odyan, Abdülhamid ve Sherlock Holmes, Everest Yayınları

 

Meryem Uçar