, 27 Haziran 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Mart 2017

Kazasker Mustafa İzzet'in ta'lik serlevhası

3465

Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mart 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Mart-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

İlgili Yazılar
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Mayıs 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mayıs 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Mayıs-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/06/2017 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Nisan 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Nisan 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Nisan-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/05/2017 10:10
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Şubat 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Şubat 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Şubat-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/03/2017 10:10
Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar Ocak
Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Ocak

Bundan böyle her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşmayı arzu ediyoruz. İşte Ocak-2015 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/02/2015 14:02
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Ocak 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Ocak 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Ocak-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/02/2017 10:10
Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar Şubat 2016
Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Şubat 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Şubat-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/03/2016 15:03

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz.

Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Mart-2017 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Nidayi Sevim, Keşf-i İstanbul, Akıl Fikir Yayınları

Gezi ve mekân yazılarımızın üçüncü durağındayız. “Yer Gök Medeniyet” ile “Şehir ve Şuur” çalışmalarımızda İstanbul sokaklarını arşınlamıştık. Bu durağımızda da yine tarihi İstanbul sokaklarında kadim medeniyetimizin izlerini sürmeye devam ediyoruz.

Uğradığımız mekânlar bazen Merkez Efendi, Eyüpsultan ve Murad-ı Buhari gibi İstanbul’umuzun manevi üsleri oldu. Bazen ayakta durmaya takati kalmamış tarihi bir çeşmenin yanında soluklandık ve tarih muhasebesi yaptık. Bazen Karaköy, Yer altı Camii ve Fatih, Mehmet Ağa Külliyesi gibi İstanbul’un pek bilinmeyen mekânlarına misafir olduk. Bazen de bir mezar taşından hareketle adı sanı unutulmuş fakat tarihte iz bırakmış Kadırga Mimarı Mustafa Ağa, Hattat Demircikulu Yusuf Efendi, şair ve devlet adamı Ebubekir Kani Efendi, ünlü matematikçi Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa ve Hekimbaşı Salih Efendi gibi münevverlerimizin hayat hikâyesi ile yüzleştik. Eyüpsultan’da bir Mimar Sinan şaheseri Zal Mahmut Paşa Camiini temaşa ederken gururlandık. Fakat Şehzade Mustafa’nın katli aklımıza düştüğünde de hüzünlendik.

Eyüpsultan’da 221 yıldan beri garip gurebaya hizmet veren imareti, büyük camilerin girişinde bir zamanlar salınan “Enaniyet Zincirleri”ni, varlıklı müminlerin bakkalları dolaşıp borçlarını sildirdiği sistem olan “Zimem Defterleri”ni hatırlamak da yine bu durağımıza nasip oldu. Çalışmamızda tarihe mal olmuş bir büyüğümüzün unutulmuş mezar yerini tarif edebildiysek bu bizim için şu fani dünyada en büyük mutluluk vesilesidir. “Başarım ancak Allah’tandır, O’na güvendim; O’na yöneliyorum.”

Necat Çavuş, Küçük Okyanuslar -Toplu Şiirler-, Mevsimler Kitap

"Küçük Okyanuslar", en önemli seksen kuşağı şairleri arasında gösterilen Necat Çavuş'un, otuz yıla yayılan şiir emeğinin mahsulü. Necat Çavuş, ne 80'lerde pek çoğu ustalık mertebesine ulaşmış herhangi bir İkinci Yeni şairine yüz vermiş ne de dönemin yüzer-gezer heveslerine kapılmıştır. 1983 yılında "Keşifler" adı altında bir araya getirdiği ilk şiirlerinden itibaren Karakoç-Diriliş damarından neşvü nema bulan bir şiir yazar Çavuş; yeteneğini Diriliş düşüncesi ile terbiye eder. Nitekim Çavuş'un İslam dünyasının Mevlâna'dan İkbal'e Karakoç şiirine bağlanan büyük isimlerinden edindiği terbiye ile St. John Perse'nin geniş ve yakıcı soluğunu buluşturduğu "Ölümden Önceki Sözler" büyük yankı bulur. Şairin 1986'da yayınladığı bu kitap, mensur şiirin Türkçe serüvenindeki zirvelerden biri olarak kabul edilir. İzleyen yıllarda Çavuş'un klasik şiirimizin de prizmasından geçmiş bir tasavvufî algı ile şiirine derinlik ve zarafet, giderek yalınlık kazandırdığı; geleneksel duyuşları modern bir ifadeye kavuşturduğu da söylenmelidir. "Yolcunun Gözleri Parlıyor" ve ilk kez okurla buluşacak olan "Küçük Okyanuslar" bu anlamda halis örneklerle göz kamaştırır. Bununla birlikte Çavuş şiirinin gövdesini "Deniz Düşünceleri", "Amerika" gibi 'büyük biçimli', yüksek şiirlerin oluşturduğu ve ufkunda avangard arayışların yer aldığı aşikârdır. Değil mi ki "aşk insana yeni bir tarih yazdırır."

Seyda Muhammed Emin Er ile Söyleşiler, İbrahim Halil Er, Mevsimler Kitap

Seyda Muhammed Emin Er’in çeşitli gazete ve dergilerde yıllar boyunca yayınlanmış söyleşilerini sizler için derledik. Böylece bu söyleşilerin dergi sayfaları arasında kaybolmasını engellediğimiz gibi, günümüz insanlarının da istifadesine sunduk.

Bazı söyleşiler, o günün şartlarında çok dikkat çekerken ve insanlar için önemli konuları kapsarken günümüz insanları için çok bir şey ifade etmese de ülkemizin insanlarının dini konularda dönemlere göre neyi tartıştıklarını da görmemizi sağlamış olmaktadır.

Söyleşilerin ekserisi İslam Mecmuasında yayınlanmış olsa da diğer İslami dergilerde de kısmen yayınlanmış söyleşiler bulunmaktadır.

Muhammed Emin Er, Ahlak Risalesi, Mevsimler Kitap

Bu eser Seyda Muhammed Emin Er hocaefendinin risalelerinin ikincisidir. Daha önce yayınladığımız Akaid Risalesinin devamıdır.Bu risale genel anlamda ahlak teorisi ve ahlak pratiğini anlatan küçük ama hacimli bir eserdir.Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm: Ruhsal ahlak. Dokuz başlıkta ele alındı: 1. Ahlakın tanımı 2. Güzel ve çirkin ahlakın kaynağı ve güzel ahlakın fazileti 3. Güzel ahlakın sonuçları 4. Eğitimi kabul edip etmeme yönünden insan ahlakı 5. Ahlakı bozan şeyler 6. Nefsi arıtmanın yolları 7. Hastalık ve kötü ahlakın tedavi metotları 8. Güzel ahlak ilkelerine ekler 9. Yüce amaçlar için gayret göstermek İkinci Bölüm:Güzel Ahlakı Kuşanmak. Üç başlıkta ele alındı: 1-Düzenli ahlak 2-Edebî ahlak 3-Terbiyevî ahlak

Muhammed Emin Er, Akaid Risalesi, Mevsimler Kitap

21. Asra girdiğimiz bu günlerde bir taraftan oryantalistler, bir taraftan İslam ülkelerindeki akademisyenler bin yıllık konuları yeni bir mevzu bulmuş gibi gündeme getirmekte,bu durum kafa karışıklığını artırdığı gibi dini ilimlere karşı bir lakaytlığın oluşmasına ve din konusunda herkesin konuştuğu boş bir alan oluşmasına neden olmaktadır. Bu sancılı günlerimizde hocamızın akaid ile ilgili tutmuş olduğu bu ders notlarını sevenlerine sunmaktan bahtiyarlık duymaktayız. Bu eserin en önemli özelliği selefi akaid anlayışını ehli sünnetin Eşari ve Maturudi anlayışına göre yeniden yorumlamasıdır. Böyle bir çalışma yapmasının temel amacı hocamızın her zaman özlemini duyduğu Müslümanlar arasındaki vahdeti gerçekleştirme arzusudur. Bu eserle üç önemli akaid ekolünün konuları ele alırken, aslında birbirinden fazla uzak olmadığını anlatmaya çalışmıştır. Bir anlamda Taftazani'nin Şerhul Akaid ile Eşari ve Maturudi akaidini uzlaştırma çalışmasının modern versiyonu diyebiliriz. Bu sayede Selef ve Halef anlayışını mecz etmeye ve yakınlaştırmaya çalışmıştır. Çalışma bu perspektifle okunduğunda özgün bir çalışma olduğu görülecektir. Hocamızın diğer eserleri de peyderpey Türkçe'ye çevrilerek okuyucularımıza sunulacaktır.

İbrahim Halil Er, Siyasal İslam Düşüncesinin Doğuşu ve Devlet, Mevsimler Kitap

İslam'da Siyasal düşünce ile ilgili tarih boyunca çok önemli kitaplar yazılmıştır. Bunlardan en meşhurları Maverdi'nin Ahkamu Sultaniyesi, Nizamulmülk'ün Siyasetnamesi, İbni Teymiyenin Siyasetüs Şeriyye kitabıdır. Bunların yanında fıkıh ve hadis kitaplarının ahkam bölümleri de bulunmaktadır. Ayrıca, kelam kitapları da bu konudaki tartışmalarla doludur. Yani siyasal mirasımız tahmin edilenden daha zengindir. Fakat bu mirastan gereği gibi yararlanamıyoruz. Bu mirasımızı günümüz toplumların ihtiyaçlarına ve günümüz sosyal yapıya göre yeniden değerlendirebilir ve yeni görüşler ortaya koyabiliriz.

Bu çalışmayı yapmamızın amacı günümüzde de yoğun bir şekilde tartıştığımız siyaset konusunun İslami temellerini ve o temellerinin oluştuğu ortamı sizlere göstermektir.

Muhammet Sami Oğuz, Ölümün Kıyısında & Bir Poems Sendromlunun Günlüğü, Mevsimler Kitap

Muhammet Sami Oğuz, namı diğer Muhammet usta. Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerindeki gibi "yaş otuz beş yolun yarısı eder"i biraz geçmiş, bir iki yaş. Aşçı, 2 çocuk babası. Ve bir anda çok nadir bir hastalığa Poems sendromu'na yakalandığını öğreniyor. O güne kadar adını duymadığı şu ana dek ülkemizde tesbit edilen 7-8 vakadan biri. Ve ölümcül hastalık yakasına yapışıyor.Tedavisi için ilaçlar Türkiye'de yok,ancak bakanlık yoluyla getirilebiliyor.

Sonra başlıyor macera.Uzun gecelere sığmayan acılar, kemoterapiler,memleketten uzak bir hastanede Çapa Tıp Fakültesinde geçen günler, aylar hatta yıllar. İşte bu kitap öyle çıktı ortaya. O günlerde Muhammet ustayı ziyaret eden bir yayıncının (bu kitabın yayıncısının) facebook'taki yazılarını görünce "günlüklerini yaz da yayınlayayım" demesiyle. Başta inanmadı Muhammet usta. Sonra yayıncının ciddi olduğunu görünce hevesle sarıldı, kağıt kaleme. Acılarını, umutlarını kısacası hayatını yazdı. Belki çoğunuzun okurken bile dayanamayacağınız acılarını yazıyla anlatmaya çalıştı. Ve bu kitap ona yeni bir umut verdi, belki de hayata bağladı. Bu defa da yazmak için geceleri uyumadı.

İşte elinizde tuttuğunuz bu kitap o gecelerin eseri. Bu kitapta bir insanın ölümün nefesini ensesinde hissederek yaşamasını, metanetini, sabrını ve en önemlisi tevekkülünü göreceksiniz. Ve insanın sınırlarını keşfedeceksiniz...

Yahya İncetahtacı, Bir Şehir Çekilirken, Mevsimler Kitap

"Sözcüklerden köşe bucak kaçan sadece Abu Abdo değildi, tüm şehir vazgeçmişti çok uzun zaman öncesinde; anlamların ağırlığı anlatmaya engel oluyordu. Biliyordum; dilleri vardı şehirlerin, durmaksızın hikayelerini terennüm eden, şarkılar mırıldanan dilleri... Şarkılar elbette... Çünkü Feyruz demişti, her bir nağme “sırru'lvücud”du. Oysa benim beş bin yıllık şehrimin notaları silinmişti. Belleğini yitiriyor, tarihinden kopartılıyor, terk ediliyordu. Benim şehrime bombalar yağıyordu..." derken Yazar bombalar altında yok olan şehrimiz Halep için ağıt yakıyordu. Aslında biz hep şehirlerimize ağıt yaktık; dün moğollar istila edince Bağdat'a, Endülüs'e, bugün yine bombalanan Hama, Humus'a, Bağdat'a, Saraybosna'ya, Grozni'ye vs. Bu liste uzayıp gider maalesef. Bir gün şehirlerimiz için ağıt değil türkü yakacağımız günlerin özlemi ve duasıyla...

Veli Karanfil, Hazreti Ebu Bekir, Mevsimler Kitap

Veli Karanfil, Hazreti Ömer, Mevsimler Kitap
Veli Karanfil, Hazreti Osman, Mevsimler Kitap
Veli Karanfil, Hazreti Ali, Mevsimler Kitap

El Gıyasi, İslam'da Başkanlık Sistemi, Mevsimler Kitap

İslam tarihi boyunca, İslamî yönetimle ilgili pek çok değerli eser kaleme alınmıştır. Bu eserler arasında İmamü’l-Haremeyn el-Cüveynî (419-478/1025-1085)’nin imamet ve yönetim konusunu ele aldığı Gıyasü’l-Ümem fi İltiyasi’z-Zulem adlı eserinin ayrı bir yeri ve önemi olduğu şüphesizdir. Zira İmamü’l-Haremeyn  farklı bakış açıları ve farklı düşüncelerle bu eseri kaleme almış ve her dönemdeki Müslümanlara ufuk açmıştır.

Eser, esasen bugünkü anlamda başkanlık sistemini ele almakta, işlemekte ve İslam tarihi boyunca uygulanan bu sistemin her dönem için yegane yol olduğunu belirtmekte ve  zaruret olmadıkça, İslam dünyasında iki başkanın caiz olmadığının altını çizmektedir.Bu eser her ne kadar başkanlık sistemini detaylı olarak ele alıyorsa da, bugün için metodik bir şekilde müstakil bir eser çalışmasını yapmak ihtiyacı da ortadadır. Umarım Rabbim bunu da nasip eder.

Zuhal Maya, Ekmek Arası Ümitler, Mevsimler Kitap

Elinizde tuttuğunuz bu kitap, idealist bir öğretmenin hikayesini anlatıyor. Selma aslında öğretmen değil, iyi okullarda okumuş, lüks semtlerde yaşamış biraz şımarık büyümüş bir kız. Fakat ne yaşadı bilinmez, bir gün tüm hayatını değiştirecek bir karar alıp varoş bir semtte öğretmenlik yapmaya başlıyor. Çalışmaya başladığı bu okul onun için de bir okul olmuş ve Selma adeta burada hayatı öğrenmeye başlamıştı.Bizler Selma'nın öyküsüne burada dahil oluyoruz. Onun yaşadıklarını kronolojik olmayan bir sıra ile takip etmeye çalışırken aynı zamanda onun hayallerini, hayali arkadaşlarını, çocukluğunda yaşadıklarını da öğreniyoruz.Burada yazar farklı teknikler kullanarak Selma'nın iç dünyasına bizi dahil etmeye çalışıyor. Onu kimi zaman içsesi ile kimi zaman bir dervişle kimi zamanda yazarın kendisi ile konuşurken buluyoruz

Emrah Eren, Sen Bizi Bir de Alışverişte Gör, Mevsimler Kitap

Türk'ün Alışverişle İmtihanı... Çetin mi çetin bir mücadeleydi, T-shirt,kazak,pantolon,bilgisayar,yazıcı,çamaşır makinesi hatta otomobiller bile havada uçuşuyordu. Kadınlar erkekleri katmış peşine, yanlarında bebek arabalarıyla cepheye giden asker gibi hınca hınç dolduruyorlardı alışveriş merkezlerini. Bir yanda kasiyerler ve satış danışmanları, diğer yanda 'İndiriiiiimm!!!' diye bağıran müşteriler hücum ediyordu mağazalara. 5000 yıla yakındır devam eden bu alışveriş savaşı yakın bir tarihe kadar da bitecek gibi görünmüyor. Dünün buğday verip karşılığında tekerlek alan müşterileri bugün çok ama çok tehlikeli icatlarını kullanıyorlardı: Kredi kartı ve para. Markaların ve tezgahtarların da eli boş değildi. En güçlü silahları indirimden sonra taksitti. Filmin en ateşli sahnesinde şaşırtan bir olay oldu ve seyirciler filmin içerisinde olduklarını anladılar. Sonra ne mi oldu? Tamamı az sonra sayfalarını çevirip okumaya başlayacağınız kitabın içerisinde. Rahat bir koltuk seçin kendinize, arkanıza yaslanın. Siz Bir De Kendinizi Alışverişte Görün....

İsmail Şimşek, Vakti Saati, Mevsimler Kitap

Her sürgün az veya çok ilk insan Hz Adem'in dünyaya sürgün edilmesinin taklididir. Aşık kimse de cennetten bir hata nedeniyle sürgün edilen Müslüman gibi affa layık olmasa da kendini affettirme mücadelesine girer veya girmelidir. Aşık için esaslı mesele cennetten sürgün edilmekten ziyade sevgililer sevgilisinin kalbinden sürgün edilmemektir. Bunun için tevbeler tevbesini arar durur lisanı hali ile.

Aşksızlığa karşı çıktığı için de kendisine yeniden aşık olunan ismi hafi bir baş kahraman ile bu kahramanın yoruma terk ettiği bir başka kahramana uzaklaştırma cezası vermesini farklı farklı hikayelerle kaleme alan İsmail Şimşek' in; aşığın sürgün edilme sürecindeki ruhsal gelgitlerini aşka,  güzelliğe ve güzel ahlaka evrilterek  - salıncaktaki bir çocuğun salınması gibi eğlence-korku-heyecanın birbiriyle iç içe geçtiği üslupla - anlattığı bu öyküler kitabını okumak için "vakti saati" elinizde.

Veli Karanfil, Peygamber Efendimizin Hanımlar, Mevsimler Kitap

Veli Karanfil, Şehit Sahabeler, Mevsimler Kitap

Faruk Köse, 15 Temmuz Destanı, Mevsimler Kitap

5 Temmuz tarihimizde bir milattır.Şu anda olayların sıcaklığı devam ederken 15 Temmuz kalkışması ve milletimizin ortaya koyduğu destansı tavrın ne anlama geldiği ve ne kadar önemli sonuçlara yol açacağını tam olarak kavramak zor olabilir.Fakat ilerleyen zamanlarda bunun istiklal savaşı kadar önemli olduğu görülecektir.İşte bu kitapta yapılmaya çalışılan şey 15 Temmuz hadisesini  olabildiğince kaynaklara dayanarak ilerde bu konuda çalışma yapacak olanlar için ortaya koymaktır.

Bünyamin Gürel, 15 Temmuz Destanı, Okur Kitaplığı

Duydum sesini

“Ballar balını buldum kovanım yağma olsun”

Dizesinde Yunus’un.

Duydum ta uzaklardan

Gülbanklarda Mehteranlarda

Seyyid Onbaşının bismillahında

Ve duydum on beşinde temmuzun

Salânın sedasında

Bünyamin Gürel, Aşk Tenden Alacaklı, Okur Kitaplığı

Aşk, tenden alacaklı

Çünkü kanamaktadır

Şiir en vahşi çiçeği aramaktan

Mecaz ülkesinde

Bünyamin Gürel, Güzellik ve Aşk, Okur Kitaplığı

Divan edebiyatının en büyük şairlerinden Şeyh Galip’in yazdığı ölümsüz mesnevi Hüsn ü Aşk, Bünyamin Gürel tarafından “Güzellik ve Aşk” adıyla tiyatroya uyarlandı. Aşk, ayrılık, kavuşmak ve hasret üzerine kulağımıza masallar fısıldayan bir oyun… Sevgiliye ulaşmanın zorlu yolunu anlatan çileli bir şarkı… Kalbe dokunan, incelikli sözlerle bezeli, zaman ve mekânı aşan bir geçmiş zaman şiiri… Aynı kabilede doğan ve birbirine sevdalanan Güzellik ve Aşk… Aşk’ın Güzellik’e kavuşma umuduyla Kalp Ülkesi’ne yaptığı olağanüstü yolculuk ve bu yolculukta karşısına çıkan belalar…

Bünyamin Gürel, Leyl ve Lir, Okur Kitaplığı

Hiç düşünmüş müydünüz

Şu kitab-ı kebirde

Sizi de yazıyor muydu bir kalem

Yorulmaksızın an be an

Sağınızdan solunuzdan?

Bir kurmacanın orta yerinde savruluyor musunuz -yoksa-

Bünyamin Gürel, Ölümsüz, Okur Kitaplığı

Biz kim miyiz?

Aşk Kalesi’nin muhafızlarıyız biz

Kalp Ülkesi’nin akıncıları…

Ta ki Aşk’ın, Güzellik;

Güzellik’in ise Aşk’tan başkası olmadığı

İyice anlaşılsın bu âlemde.

Fatih Bozkurt, Bir Kadınefendinin Masraf Defteri, Okur Kitaplığı

Âdilşah Kadın, III. Mustafa’nın üçüncü kadını, Beyhan ve Hatice Sultan’ın ise annesidir. Padişah eşi olarak, Harem-i Hümâyûn hiyerarşisi içinde önde gelen, kendi maiyeti ve özel dairesi bulunan bir kadın kimliğine sahiptir. Hanedan ailesinin hayırsever bir mensubudur ki bunun açık göstergesi olarak, ömrünün sonlarına doğru, ölümünden yaklaşık sekiz yıl önce, kurduğu vakfı zikredebiliriz.

Elinizdeki kitap, Âdilşah Kadınefendi’nin gerek kişisel gerekse dairesinde yaşayan kişilerin çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmış harcamaların kayıtlarını içeren, 18. yüzyılın ikinci yarısına ait masraf defterine dayanmaktadır.

Günhan Börekçi, Macaristan'da Bir Osmanlı Padişahı, Okur Kitaplığı

Osmanlı tarihyazımında III. Mehmed’in Eğri Seferi olarak anılan 1596 tarihli sefer-i hümâyûnu, Kânûnî Sultan Süleyman’ın fetihlerle bezeli uzun saltanatından tam otuz yıl sonra bir Osmanlı padişahının tekrar kapıkulu ordusunun başında sefere çıkması ve o vakitler Avrupa’daki en güçlü askerî rakibi konumunda olan Habsburg imparatoru ile müttefikleri aleyhine iki yeni zafere imza atmış olması bakımından tarihsel önem taşımaktadır.

Burada çeviriyazısı ve tıpkıbasımıyla birlikte yayınlanan rûznâme, III. Mehmed’in bu sefer-i hümâyûnuna âit daha önce yayınlanmamış ve bugüne kadar tespit edilebilmiş yegâne sefer günlüğü olma vasfı taşımaktadır. İçinde, padişah ile kapıkulu ordusunun sefer boyunca takip ettiği menzil güzergahı ile bu menzil geçişleri esnasında cereyan etmiş olaylar başta olmak üzere, sözkonusu seferin hangi koşullar altında nasıl gerçekleştiği hakkında gayet ayrıntılı ve yer yer diğer ilgili birincil kaynaklarda bulunmayan kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Bu özellikleri ile gerek 16. yüzyıl Osmanlı-Habsburg-Macar münasebetlerini araştıran tarihçilerin, gerekse Osmanlı askerî tarihine meraklı okuyucuların yararlanabileceği temel bir kaynak eserdir.

Mehmet Mert Sunar, Arş İleri, Okur Kitaplığı

1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının ardından Osmanlı Devleti’nin mevcut askeri geleneğini bırakıp Avrupa usulü harbe ayak uydurma çabasına girmesi Türkiye’nin askeri tarihinde yepyeni bir safhayı beraberinde getirmiştir.

Bu kitap 1826 sonrası gerçekleşen askeri reform sürecini anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik bir çalışmadır. Asâkir-i Mansûre Ordusu’nun teşkilatlanma ve kuruluş süreci, bu sürecin nasıl geliştiği, hangi kaygılar ve amaçlar ile şekillendirildiği ve reformun temel amacı olan Avrupa askeri bilgisinin transferinde talimnamelerin rolü kitabın ana temalarını oluşturmaktadır. Avrupa usulü harbin uygulanmasında hayati öneme sahip olan talimnameler içinden seçilen ve Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Hüsrev Paşa koleksiyonunda bulunan dördü yazma, biri taşbaskı olmak üzere beş adet askeri talimnamenin transkripsiyonu da kitaba eklenmiştir.

Metin Önal Mengüşoğlu, Kalbin Marifetleri, Okur Kitaplığı

Öteden beri kalbin tek boyutlu ele alınışını radikal bir perspektifle aşındırmayı deneyen Metin Önal Mengüşoğlu, “kalbi selim”, “akletme”, “basiret” “ fıkıh”, “aşk”, “fehmetmek”, “tedebbür”, “marifet”, “fuad” ve daha birçok kavramsal aleti kullanarak hâkim kalp tanımları ve alternatif kavramsallaştırmalar ile münakaşaya giriyor, tartışarak ilerliyor, kalbin marifetlerini göstermeyi deniyor. Bütün bu sözcüklerin, kavramsal içerikleriyle, metaforik işlevleriyle, çağrışımlarıyla geçirdikleri değişimin macerası; Müslümanların tarihine ve yeni bakışlara ışık tutuyor. Deneme ve inceleme türleri arasında salınarak müellifin sadece cevap verebileni değil, aynı zamanda iyi soru sorabileni makbuldür önermesini haklı çıkaran kışkırtıcı sorularıyla birlikte aslında kalbi kavramanın, üzerinde mutabakat varmış gibi görünmesini sağlayan kullanımındaki cömertliğe pabuç bırakmadan, gerçekte pek de kavranmadığını çarpıcı bir biçimde gözler önüne sergiliyor. Kalbin Marifetleri, bütün beşeri sorumlulukların asli failinin kalp, iyi kötü her işin onun marifeti olduğunu kavrama sürecine bir dizi soru ve cevap ile katkıda bulunuyor.

Okur Kitaplığı Yayınları

Tekrar Baskılar

Murat Kocaaslan, Kösem Sultan, Okur Kitaplığı

Metin Önal Mengüşoğlu, Zihni Karışıklar İçin Alışkanlık Reçetesi

Hüseyin Özcan, Nevbahar, Mat Kitap

Bir sevda romanıdır Nevbahar… Çocuk yetiştirme yurtlarında sevgisiz büyümüş içli bir derin kız ile mert ve yiğit genç adam Ahmet’in aşkının dram yüklü hikâyesidir Nevbahar…

Terör kamplarının insanlık dışı baskısı içinde, iyicil yüreklerinin ışığını kaybetmeyen iki ve aynı anda çarpan kalplerin yitirişler, ölümler, pusular ve çarpışmalarla sınanan buruk ve içli bir hikâyesidir Nevbahar… Oğlunu terör kamplarında yaralayan kadere isyan etmeyen, mümin ve mütevekkil annenin, Kübra Ananın hikâyesidir Nevbahar…

Erhan Genç, Bir Masa Yetiyor Bana, Kesit Yayınları

Yıllar önce Le Figaro gazetesinde yayımlanmış bir yazının tercümesini okumuştum. Bu eğlenceli yazıdan Victor Hugo ve Henri Troyat’ın ayakta, Marcel Proust ve Eugène Ionesco’nun ise yatarak yazdıklarını öğrenmiştim. Ernest Hemingway bir defter, bir kurşun kalem ve bir kalemtıraştan ibaret yazı malzemesiyle, çoğu zaman belden yukarısı çıplak olarak yazarmış. Kahvesiz, sigarasız yahut müziksiz yazamayanlar mı dersiniz, yeşil mürekkep düşkünleri mi dersiniz? Çalışma odasında tam bir sessizlik isteyen yazarlar da varmış, yazmak için bulvar kahvelerini tercih edenler de… Proust, tam sessizlik için dairesinin duvarlarını mantarla kaplatmış. Honoré de Balzac, kendi iç aydınlığını yakalamak için çalıştığı mekânı güneş ışığına tamamen kapatır ve yazarken sürekli kahve içermiş. “Kış sağlıklı sanatın mevsimidir.” diyen Stéphane Mallarmé gibi mevsim seçen yazarlar bile varmış.

Bunları öğrendiğim yazı, hiç şüphesiz, adı geçen yazarların nasıl yazdıklarını merak eden okuyucular için kaleme alınmıştı. Türk yazarlarının da kendilerine has yazma alışkanlıkları vardır ve okuyucuları, onların sadece kalemlerinden çıkan metinleri değil, bu metinleri nasıl yazdıklarını da merak ederler. Erhan Genç’in on altı yazarla yaptığı röportajlardan oluşan kitabı, bu alanda ilk değilse bile, en önemli çalışmalardan biri ve ileride yapılacak biyografik çalışmalar için bulunmaz bir kaynaktır. (Beşir Ayvazoğlu)

Hasan Harmancı, Uyanmak Üzere Olan Bir Adam, Büyüyenay Yayınları

Uyanmak Üzere Olan Bir Adam, Hasan Harmancı hikâyelerini biraraya getiren bir ilk kitap. Bu hikâyeler, moderniteye maruz kalmış, unutuşa terk edilen değerleri arayan, yer yer protest bir dille ve sükunetle insanı arayan hikâyeler. Toplumsal yozlaşmayı, sözde aydınların ardına sığındıkları entelektüel maskeleri, kültürü bir piyasa hâline getiren tutumları ironiyle duyuran hikâyeler. Uyanmak Üzere Olan Bir Adam'ın hikâye evreni hepimizin hikâyesi...

Hayrettin Orhanoğlu, Aşkın Aynaları Burçlar Kitabı, Büyüyenay Yayınları

Aşkın Aynaları-Burçlar Kitabı, Feridüttin Attar’ın Mantıku’t-Tayr’ından ilham alınarak Simurg’a varan otuz kuşun hikâyesinden yalnızca birine Tuti’ye yani papağana ait bir anlatıdır. Nesir olması dışında mesnevi türünün bütün özelliklerini barındıran Aşkın Aynaları, aynı zamanda aşkın kalbine doğru bir yolculuğu anlatır. Yazarın daha önce kaleme aldığı Hafız ile Kâtip ve Adımı Aşk Verdi’den sonra serinin üçüncü kitabı olarak okurun karşısına çıkıyor.

Aşk adındaki kahraman, aşkın on iki kapısından geçmek zorundadır. Bu kapılar, insanın on iki niteliğine denk gelir. Aşk, kaderden kendisine düşen nasibindeki yolculuğa çıkar çıkmaz bir kuyuya düşer. Orada her biri bir burcun kızı olan on iki periyle karşılaşır. Dolayısıyla Aşkın Aynaları-Burçlar Kitabı anlatısının özünü her biri bir burcun niteliğine ait olmak üzere on iki hikâye oluşturmaktadır. Her hikâye aynı zamanda aşkın o burçtaki özelliğini anlatır.

On iki hikâyeyle dile gelen Aşkın Aynaları-Burçlar Kitabı, burçların iç dünyalarına, beklentilerine, özlemlerine, umutlarına bir ayna tutar. Aynadan görülenler aşkın ne olduğuna dair bir arayıştır. Ama bilinir ki cevaplar, ancak soruları olanlara verilebilir. Bu yüzden bu kitap, insanın kendine doğru bir yolculuğudur.

Dört Derviş Hikayesi, Büyüyenay Yayınları

Hikâye-i Çihâr Dervîş, çeşitli sebeplerle dünya hayatının dağdağasından uzaklaşıp zühd hayatında karar kılan dört dervişin başından geçenleri anlatan bir eser. Medeniyet coğrafyamıza ait Belh (Afganistan), Keşmir (Pakistan), Şam (Suriye) ve Ürgenc (Özbekistan) diyarlarından çıkıp maddi varlık ve serveti terk ederek hakikat yolunun bendeleri olmak isteyen dört dervişin yolları Sultan Mahmud’un huzurunda kavuşur. Tecrübe sahrasının kaşifi ve ibret deryasının seyyahı olan bu dervişlerin hikâyelerini Sultan Mahmud önce dinlemiş sonra da kaleme aldırarak geriye bir yanıyla oldukça gerçekçi diğer tarafıyla da sembolik anlamlara sahip bir metin kalmıştır. Dervişlerin babalarının adlarından başlayarak kendi isimlerine varıncaya kadar sembolik anlamlara sahip metinde, isimler hikâye kişilerinin hayat tarzlarına ve kişiliklerine uygun bir biçimde seçilmiştir. Varlık ve servete sahipken fakrı seçen ve böylelikle kemal-i saltanata eren dervişler varlık deryasında bunalan günümüz insanına başka varlık alanlarını da işaret etmektedir.

İbn Sina, Aşkın Mahiyeti Hakkında, Büyüyenay Yayınları

İbn Sînâ’nın felsefe ve tasavvufa dair birçok eseri arasında Aşkın Mahiyeti Hakkında risalesi, içindeki düşünceler, mevzusunun genişliği ve oldukça kuşatıcı bir şekilde ele alınmış olması bakımından özel bir yere sahiptir. Bu risaleyi ilk defa bastırıp Fransızca olarak özetlemiş olan ve İbn Sînâ araştırmalarıyla bilinen A. F. Mehren'den sonra eserin birçok nüshasını inceleyen Prof. Dr. Ahmed Ateş tarafından eksiksiz tekmil bir metin ortaya çıkarılmıştır.Bir icaz sanatı olan bu eser, aşkı mizaca ve devirlere göre değişen ve değişebilen özellikleriyle ve sıradan görünüşleriyle değil, onları bir tarafa bırakıp aşkı aşk yapan asıl nitelikleri soyut bir şekilde ele almaktadır. İbn Sînâ bu eserinde, özgün bir aşk anlayışı ortaya koymuş onu bütün görünüşlerinin ötesinde temel bir kaynağa bağlamaya çalışmıştır. Bu yüzden onun bu eserdeki görüşleri tasavvufi bir felsefe sisteminin esasını oluşturmakta, aşk hakkındaki düşünceleriyle birlikte hemen hemen bütün felsefe sistemine ait özgün vasıfları da içinde barındırmaktadır. Bunun için çok “veciz” bir üslupla yazılmıştır ve onun en zor eserlerinden biri sayılabilir. Prof. Dr. Ahmed Ateş'e borçlu olduğumuz bu tercümede, eser mümkün olduğu kadar kolay okunabilir ve anlaşılabilir bir hale sokulmak istenmiş, eserin işaret etmek istediği anlamlar dünyasından taviz vermeden insanı düşünmeye zorlayan Türkçe bir metin ortaya konulmuştur.

İbni Sirin, Rüyalar Kitabı, Büyüyenay Yayınları

Bugün rüya tabirnâmesi denildiğinde akla ilk gelen isim kuşkusuz İbni Sîrîn’dir. Bunun en önemli sebebi İslamiyet sonrası yazılmış olan ilk rüya tabirnâmesinin onun adını taşıyor olmasıdır. Onun yazdığı Kitâbü’t-Tabirü’l-Rüyâ adlı eser kendisinden sonra yazılmış olan neredeyse bütün tabirnâmelere kaynaklık etmiştir. Rüyalar Kitabı, İbni Sîrîn’in yazmış olduğu Tabirnâmenin Türkçe’ye yapılmış olan tercümelerinden birisidir. Savaşkan Cem Bahadır bu eseri özgün haliyle dilimize kazandırmakla kalmadı, “rüya” konusundaki açıklayıcı bilgilerle de konuyu kuşatıcı bir şekilde kaleme aldı. Eserin girişinde, Peygamberimizin Kur’an-ı Kerîm ve hadislerde geçen rüyaları başta olmak üzere, diğer peygamberlerin ve tarihe malolmuş kişilerin rüyaları da konu edilmektedir. İbni Sîrîn’in Tabirnâmesi’nin günümüz Türkçesine çevrilmiş hâli kitapta ayrı bir bölüm şeklinde yer almaktadır. Eserin tıpkıbasımı ise Latin harflerine aktarılmış metin ile karşılıklı sayfalar hâlinde verilmektedir.

Ertuğrul Düzdağ, Yakın Tarihin İçinden, Med Kitap

Cumhuriyet Sonrası yeni Müslüman neslin yaşadıkları.. Ayasofya'da namaz kılan gençler... İstiklal Mahkemesi'ne gülünç bir dava... Tarihimizi Bulgarlara okkayla satan alçaklar... Dostları unutmak, zayıflık ve yenilgi sebebidir..

28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisi, Haz. Cevat Akkanat, Bursa Büyükşehir Belediyesi Yayınları

Konfüçyüs, Sözler, Ötüken Neşriyat

Konfüçyüs, mükemmel insanı ‘asil adam’ diye anar. Çincesi junzi olan bu söz, birebir tercümeyle ‘asil genç efendi’ anlamına gelir. Ancak Konfüçyüs’ün herhangi bir aristokrasi ya da feodalizm tarafgirliğine düştüğü sanılmasın; çünkü onun mükemmel insanının asaletinin kaynağı hiçbir şekilde ailesi veya ataları değildir. Bu asaletin kaynağı ‘öğrenmeye aşkla bağlı olmak’, ‘törelerin gereğini samimiyetle yerine getirmek’ ve ‘atalara, ana babaya hürmet göstermek’ gibi en insanî erdemlerdir. Kişi bu erdemlere sahip olduğu zaman, artık ‘Yol’u yürümeye başlamış demektir. Bir milletin ruhunu anlamak tarihini okumakla değil, bilgelerini ve ozanlarını anlamakla imkân bulur. Bu sebeple klasik metin tercümelerinin yetkin ismi Birdal Akar tarafından Türkçeye tercüme edilen Konfüçyüs’ün Sözler’i binlerce yıldır ilişki içinde olduğumuz kadim Çin kültürünü anlamak için büyük bir fırsat sunuyor.

Milay Köktürk, Devlet ve Siyaset, Ötüken Neşriyat

Prof. Dr. Milay Köktürk’ün Eleştirel Yazılar-I Millet ve Milliyetçilik kitabından sonra, serinin ikinci kitabı Eleştirel Yazılar-II Devlet ve Siyaset’te, varlığını her zaman devletiyle birlikte ortaya koyma, anlama ve anlamlandırma ihtiyacı hisseden toplumumuzda devletin bizatihi kendisi üzerinde duran, onu mahiyetini, tarihî gelişimini, çağdaş hadiseler ve cereyanlar karşısındaki konumunu ve güncel siyasetle birlikte kendisini nasıl dönüştürdüğünü tartışan yazılar yer alıyor. Kitapta yer alan “Çözümü Zor Denklem: Birey-Devlet İlişkisi”, “Cumhuriyet ve Demokrasi”, “Darbeci Zihniyet Üzerine”, “Siyaset Tüccarları ve Modernleşemeyen Zihniyetimiz”, “Kutsallara Sığınmak”, “Türkiye’nin Cemaatle Sınavı”, “Sanal Âlemden Gerçek Yaşantıya (Gezi Olayları)” gibi yazılar, güncel siyasî olayların ışığında ama felsefî derinlik ve sağduyunun rehberliğinde Türk devletinin bilhassa bugünü ve geleceği üzerine bizleri düşünmeye sevk ediyor.

Yeşim Monus, Bozkır Kuş ve Balık, Ötüken Neşriyat

Bozkır, Kuş ve Balık bir kimlik romanı… Hayatları, benlik imajlarının büyük uçurumlarıyla örülmüş, birbirinden zor üç insanın kimliklerini arayışlarının ve birbirlerinde buluşlarının romanı. Yeşim Monus, ustaca bir kurguyla, okuyucularını büyük şehirlerin plazalarından bozkırın enginliğine götürürken, serin suların derinliğinden de güneşin yükseldikçe kanatları tutuşturan ateşine yaklaştırıyor.

Yeşim Monus’un ilk romanı Bozkır, Kuş ve Balık’ta “hangi obanın ceylanı” olduğunu bulmaya çalışan genç bir kızın, en başta annesi olmak üzere, bütün çevresiyle olan ilişkilerini, şefkati, mutluluğu ve aşkı arayışını bulacaksınız.

Belma Aksun, Sadece Yaprak Döktük, Ötüken Neşriyat

BBC’de seyrettiği Master Mind adlı yarışma programını hatırladı kadın. Yarışmacı, yarışma konusu olarak Osmanlı Tarihi’ni seçmişti. Sunucunun “Neden Osmanlı’yı seçtiniz?” sorusuna emlak simsarı olan yarışmacı “Üç kıtada hükümrân olduğu için” cevabını verdi. Sunucu ağzı kulaklarında “Yıkıldı ama!” deyince, yarışmacının verdiği cevap tokat gibiydi: “Evet ama üç kıtada 600 sene hükümrân oldu…” Yıkılışından yüz sene sonra bile Osmanlı’nın, “üzerinde güneş batmayan” bir ülkenin vatandaşını nasıl etkilediğini gösteriyordu bu. “Büyüklük diye ben buna derim işte!” dedi kadın içinden. Şöyle bir dikleşti oturduğu yerde ve yüzünde gururlu bir tebessümle etrafı süzmeye başladı… Yavuz, Kanunî dönemi Osmanlı tebaasından biri gibi hissediyordu o an kendisini...

Funda Özsoy Erdoğan, Kırklandım, Ötüken Neşriyat

"Başkalarından bahsetmek suretiyle kendimizden bahsetmeye o kadar alışmışız ki, istersen bunu başkalarında kendimizi aramak diye kabul et." diyor Yaşar Nabi'ye yazdığı mektubunda Tanpınar, romanlarını ve hikâyelerini kastederek. Kurgularken yaptığımız… Oysa insan kendi olarak da var olmak istiyor yazılarında. Denemek en azından, yaşadıklarını bir araya getirerek. Maskesiz, samimi, kendini hem okura hem kendine mırıldanmak, mırıldanırken iç sesini bizzat işitmek... Kırklı yaşlarımı çok sevdim ben. Kırışıklarımı, beyazlarımı, yakın gözlüğümü, yumuşayan kalbimin bana sunduğu ağlama özgürlüğünü, en maskesiz halimi... Kırklanmış bir hikâyecinin itirafları.

Nazım Payam, Sılası Türkçe, Ötüken Neşriyat

Çağımızın değerler ekseni, denemenin egoları üzerinden belirlendi. Hercai kuşku, sözlükleri kabarttı, kelimeleri keskinleştirdi. Üç nokta beşe çıktı. Virgül, varını yoğunu ayrıştırmaya harcadı. Özne çoğaldı. İhtiraz manzumeleriyle yoğrulan dil, her şeyi her yerde söylemeye yetkin görüldü. Konular harcıâlem; perhiz kalktı, kefaret kalktı.

Daha önce Ses ve Yaz ile okurun karşısına Türkçenin en duru kelimeleriyle çıkan Nazım Payam, bu sefer Sılası Türkçe ile okurunu selâmlıyor.

Ömer Seyfettin, Harem, Ötüken Neşriyat

Prof. Dr. Nâzım Hikmet Polat tarafından hazırlanan Ötüken’in Ömer Seyfettin Külliyatı; yazarın sağlığında ya­yımladığı kitaplar esas alınarak aynı çerçevedeki diğer metinle­rin ilgili eserlere eklenmesiyle meydana getirilmiştir. Ömer Seyfettin’in bilhassa Harem hikâyesindeki ana mesele Batılılaşma, dikkat noktası ise Batılılaşmanın (alafrangalığın) gündelik hayat­ta, aileye yansımasıdır. Ömer Seyfettin, ailenin toplumun çekirdeği olduğunun bilincinde, bu sorunun bütün toplumsal yapıya yayılma eğilimine dikkat çekmiştir. Harem ile aynı ciltte toplanan “Bûse-i Mâder”, “İlk Namaz”, “Fon Sadriştayn’ın Karısı” ve “Fon Sadriştayn’ın Oğlu” gibi hikâyeler, esas itibarıyla ev, evlilik, kadın ve kimlik ekseni etrafında dönerler. Kim­lik sorgulaması ise kadının toplumsal kimlikte belirleyici­liği çerçevesinde yapılır.

Sönmez Kutlu, Türk Müslümanlığı Üzerine Denemeler, Ötüken Neşriyat

Türkler’in İslam’la şereflenmeleri sadece Türk tari¬hinin değil, İslam tarihi ve dünya tarihinin de en büyük hâdiselerinden biridir. İslam, neredeyse, Türk topluluklarının millî dini haline gelmiştir. Öyle zamanlar olmuş ki Türk denilince İslam, İslam denilince Türk akla gelmiştir. Türklerin ahlakî ve kültürel değerleri, İslam’ın değerleri ile aynı ufukta buluşturulmuş ve İslam medeniyetinin değerlerine güç katmıştır. Türklerin İslam anlayışı, kendine özgüdür: İslam’ı kendi kültür ve gelenekle¬ri ile uyumlu bir şekilde yeniden anlamayı ve yorumlamayı tercih etmişlerdir. Fıkıhta Hanefilik, itikatta Maturidilik ve ahlakta Yesevilik, günümüzde “Türk Müslümanlığı” adını verdiğimiz ahlakî ve akılcı dindarlığın üç sacayağını oluşturmaktadır.

Türk Müslümanlığı konusunun akademideki yetkin ismi Prof. Dr. Sönmez Kutlu’nun makalelerinin bir araya getirildiği çalışmada, “Türkler Arasında İslam’ın Yayılışı ve İslam Anlayışının Oluşum Süreci”, “Türklerde İslam Tasavvurunun Kaynakları: Hanefilik; Maturidilik ve Yesevilik”, “İmam Mâturîdî’ye Göre Diyânet-Siyâset Ayrımı ve Çağdaş Tartışmalarla Mukayesesi”, “İmam Mâturîdî, Ahmet Yesevî ve Yunus Emre’de Ortak Değerler: İnsan, Akıl-İlim ve Vatan”, “Avrasya Coğrafyasında Dinî Bilginin Kaynakları ve Yeniden Üretilmesi” gibi birbirinden önemli yazılar yer alıyor.

Ali Işık, Beni Hikayeden Çıkart, Şule Yayınları

“Odunları atınca birden büyüdü ateş.

Bu aleti elime aldım mı sözcüklerin ötesinde bir dünyaya girdiğimi hissederim, dedi oymacı. O tok sesinde dinç bir adam yatıyordu. Katışıksız. Ağaçtaki mündemiç deseni kaplayan talaşı temizledikçe kirlerinden arınıyordu sanki. Konuştukça oy- duğu ağaç parçası gülümsüyordu. Oydukça önüne Şahika’nın kanatlarına benzeyen bukleli yongalar dökülüyordu. Şahika’nın saçları, içinde küçük toz tanecikleri oynaşan kalın bir ışık dilimine karışıncaya dek sürdürdü işini.

Sonra Şahika’nın biriken kanatlarını köşeye küredi."

Ayşe Sevim, Bulutlu Kek, Şule Yayınları
Ayşe Sevim, Caminin Kelebeği, Şule Yayınları
Ayşe Sevim, Elhamdülillah Diyen Tabelalar, Şule Yayınları
Ayşe Sevim, Marketteki Maşallahlar, Şule Yayınları
Ayşe Sevim, Uzaya Gönderilen Hurma, Şule Yayınları