, 25 Temmuz 2017
Medrese Kitaplarının Dirilişi

6852

Medrese Kitaplarının Dirilişi

Son yıllarda ülkemizde Arapça ve İslâmî ilimlerin ihyası yolunda klasik medrese tarzında eğitim ve buna bağlı yayın alanında kayda değer bir faaliyet görülüyor. Cümle Yayınevi'nin bastığı ve hemen herkesin istifade edebileceği eserler de, Arapça ve İslâmî ilimlerin ihyası yolunda ilk adım atacaklar için bulunmaz kaynaklar. Bedri Gencer yazdı.

Son yıllarda ülkemizde Arapça ve İslâmî ilimlerin ihyası yolunda klasik medrese tarzında eğitim ve buna bağlı yayın alanında kayda değer bir faaliyet görülüyor. Eskiden talebe, okuyacağı ders kitaplarını istinsah eder, elle yazardı. Muhtemelen bu esnada kitabı da bayağı sökmüş olurdu! Daha sonra Cumhuriyet devrinde 1960’lı yıllardan itibaren Salâh Bilici Kitabevi, medrese kitaplarını istifadesi pek de kolay olmayan, “tam kayıtlı” denen eski tarz hâşiyeli olarak bastı. Biz de İstanbul İmam-Hatip Lisesi’ne başladığımızda Allah uzun ömür versin Arapça hocamız İlhan Oral’ın tavsiyesiyle aldığımız Sarf Cümlesi (Emsile) kitabıyla bu kadim bereketli literatürle tanışmıştık.

Son yıllarda klasik medrese tarzında eğitim faaliyetlerinin tekâmülüne bağlı olarak ders kitaplarının daha güzel bir tarzda düzenlenmesi ve basılması arayışı da hızlandı. Dersaadet, Âsitâne, Hanifiyye, Mahmudiyye, Yasin, Şifâ, Muallim, Furkan, Kitapkalbi, Fazilet, Şefkat, Hâşimî, Seydâ yayınevleri, bu konuda ilk akla gelenler.

Talebelere küllî bir İslâmî ilim perspektifi kazandırmayı hedefliyor

Muhammed Süleymanoğlu’nun himmetiyle güzel bir tertip ve dizgiyle yeniden hazırlanan Cümle Yayınevi’nin kitapları ise özellikleriyle bu literatürde temayüz ediyor. Yayınevi, kitaplarda hem Arapça orijinal metinleri, hem kelime altlarında kırık Osmanlıca tercümesini ve birçok şerh ve hâşiyeden iktibasla izahlarını vererek istifadeyi arttırıyor. Kitaplar, genel olarak şu tertibe göre hazırlanmış: Mukaddime, Osmanlıca Kırık Mânâ, metne dair Malumat ve İzahat, Tarifat, Taksimat, Sual ve Cevaplar, Lügat, ilim dalına ait Mühim Malumat, Kitabın takriri. Böylece eserlerin meziyeti, geleneğimizin pınarlarının kanalları olan hem Arapça hem Osmanlıcayı birlikte öğrenme ve işletmeye imkân vermesidir.  

Âlet ilimlerinin talimi de din ilimlerinin talimi kadar önemlidir

Bu tertipten de anlaşılabileceği gibi eserler, yeri geldikçe birçok temel İslâmî ıstılahı açıklamak suretiyle talebeye küllî bir İslâmî ilim perspektifi kazandırmayı hedefliyor. Bunun için öncelikle İslâm ilimlerin ana tasnifini bilmek gerekiyor. Mesela Osmanlı medreselerinde olduğu gibi ilimler, “‘ulûm-ı âliyye ve ‘ulûm-ı ‘âliyye”, yani asıl maksûd olan dinî ilimleri anlamaya yardımcı olan sarf, nahiv, mantık, belagat gibi disiplinlerden oluşan “âlet ilimleri” ile asıl öğrenilmesi hedeflenen tefsir, hadis, fıkıh ve kelâm gibi “yüksek ilimler” olarak ikiye ayrılır. Maksûd kitabının girişinde ise “‘ulûm-ı âliyye/‘ulûm-ı ‘âliyye” “‘ulûm-ı şer’iyye/‘ulûm-ı ‘Arabiyye” olarak ifade edilir: “ ‘Ulûm-ı şer’iyyeden murat, tefsir, hadis, kelâm, fıkıh ve ahlaktır. ‘Ulûm-ı ‘Arabiyyeden murat ise lügat, tasrif, nahiv, mantık, me’ânî, beyân, bedî’dir” (Süleymanoğlu 2016: 221). Burada ilginç olan, seleflerimizin ahlak adı altında tasavvufu da şer’î ilimler içine alması, diğer taraftan mantık, dil, edebiyat gibi âlet ilimlerini Arabî ilimler, diğer bir ifadeyle ibare ilimleri saymalarıdır.

Bu ilim perspektifini bugün maalesef kayb etmiş durumdayız. İslâm’daki “Li’l-vesâili hukmü’l-mekâsıdi” (Vesileler için de maksadların hükmü cârîdir) kaidesince, âlet ilimlerinin talimi de din ilimlerinin talimi kadar önemlidir. “İlm-i sarfın hükmü farz-ı kifâyedir. İlm-i sarfın kaynağı, Kitab, Sünnet, eş’âr-ı câhiliye ve lisânü’l-Arabdır” (Mehmet Talu’nın Sarf ve Nahve Giriş kitabından, Süleymanoğlu 2016: 405). Bu yüzden eskiler “Benim oğlum Binâ okur, döner döner yine okur” demişlerdir. Keza asrının müceddidi Celaleddin Süyûtî’nin hocası olan Muhyiddîn Kâfiyeci gibi büyük bir âlim de Cemâleddin İbnü'l-Hâcib'in el-Kâfiye adlı eseriyle çok meşgul olduğundan “Kâfiyeci” lakabıyla tanınmıştır.

Muslihuddin Mustafa Sürûrî’den Süleyman Hilmi Tunahan’a birçok müelliften nakiller yapılmış

Kitaplarda yeri geldikçe izah edilen İslâmî ıstılahlara bir örnek: “Salât, lügatte dua, ıstılahta namaz demektir. Masdar mevziinde gelir, sallâ/yusallî/salâten. Asıl olan, tasliyeten gelmektir. Ancak tasliye’nin diğer mânâsı olan “ateş ile azab etmek” mânâsı zihne gelmesin içün salât olarak geldi” (Bedâi’u’l-İzhâr’dan, Süleymanoğlu 2016: 528).

Bu arada okuyucuya/talebeye sadece teknik mânâda kaideler değil, aynı zamanda bu kaidelerin felsefesi de veriliyor. Mesela: “Fiil-i mâzî niçin muzâri üzerine takdim edildi? El-Cevab: Mânâsında takdim olmak ile beraber ziyadeden soyulduğu için. İzah: Mâzî zaman itibariyle muzâriden önce gelir” (Emsile Şerhi Sürûrî’den, Süleymanoğlu 2016: 578). Keza haşiyelerde kaideler ve hikmetler yanında nükteler de veriliyor. Mesela Emsile’de tercih edilen “nasara” fiilindeki nükteler, Süleyman Hilmi Tunahan’dan naklen açıklanıyor (Süleymanoğlu 2016: 570). İzahlarda Muslihuddin Mustafa Sürûrî’den Süleyman Hilmi Tunahan’a kadar eski ve yeni birçok müelliften yapılan nakiller arasında gözüm Ahmed Cevdet Paşa’nın ismini de aradı. Sarf ilminden Emsile ve Binâ ile nahiv ilminden “Adalı” diye bilinen İzhâr şerhi Netâicü’l-Efkâr üzerine kıymetli talikatı bulunan Cevdet Paşa, atlanmayacak bir isim.

Bu arada pek bilinmeyen bu kitapların müellifleri hakkında da bilgi veriliyor. Mesela “Maksûd’un musannifi, İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretleridir; ismi Nu’mân, babasının ismi ise Sâbit’tir.” Kâtib Çelebi’nin Keşfü’z-Zunûn’undan naklen: “Binâ’nın musannifi, Ebû Ca’fer Abdullah b. Abdillah es-Sermâdî hazretleridir” (Süleymanoğlu 2016: 221, 405).

Arapça ve İslâmî ilimlerin ihyası yolunda ilk adım atacaklar için bulunmaz kaynaklar

Hemen herkesin istifade edebileceği bu eserler, Arapça ve İslâmî ilimlerin ihyası yolunda ilk adım atacaklar için bulunmaz kaynaklar. Bunlar, elbette bir hocanın nezaretinde okunması gereken, ancak bu meziyetleriyle kendi kendine de rahatlıkla mütalaa edilebilecek eserler. Şu bir hakikat ki görünüşte paradoksal bir şekilde kitaplar daha güzel yayınlandıkça genç nesilde onlardan yararlanma himmeti de azalıyor! “Görünüşte paradoksal” diyoruz, çünkü kemiyet (nicelik) ile keyfiyet (nitelik) arasında ters orantı vardır; biri arttıkça diğer azalır. Dolayısıyla en başta istemeyi istemek, talebimizi bâkî, irademizi daim, şevkimizi kavî, himmetimizi âlî tutmak zorundayız. 

Allah, müstear bir isim olup olmadığını bilemediğimiz Muhammed Süleymanoğlu ile diğer emeği geçenlerin sa’ylerini meşkûr eylesin. Muhteva olarak gayet güzel bu kitaplar, teknik olarak daha güzel ve ciltli basılabilirdi. Nitekim yayınevinden aldığımız bilgiye göre okuyuculardan gelen talep üzerine bundan sonra ciltli basılacakmış. Mesela Diyarbakır’da faaliyet gösteren Seydâ Yayınevi’nin çıkardığı Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, harf karakteri ile kâğıt ve baskı kalitesi bakımından örnek gösterilebilir.

Şimdiye kadar Cümle Yayınevi’nin “Osmanlıca Kırık Manalı Arabça Ders Kitapları” serisinden âlet veya Arapça ilimleri denen Sarf, Nahiv, Belagat ve Mantık dışında şer’î ilimler denen Fıkıh, Usûl-i Fıkıh, Kelam, Tasavvuf ve Meal ile ilgili 12 eser çıkmış durumdadır. Osmanlıca Kelime Anlamlı Kur’ân-ı Kerim Meâli, Hasan Alioğlu tarafından, halen en güvenilir meal kabul edilen Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın eseri esas alınarak derkenar ve satırarası olarak hazırlanmış, son derece faydalı bir kaynak.

Sarf

1. Kitabü’s-Sarfi Sırru’l-Esrâri fî Îzâhı’l-Maksûdi ve’l-Binâ ve’l-Emsile,

2. Tasrîfât Sırru’l-Esrâri fî Îzâhı Tasrîfi’l-Ef’âli,

Nahiv

1. Kitâbü’n-Nahvi Sırru’l-Esrâri fî Îzâhı’l-‘Avâmil,

2. Kitâbü’n-Nahvi Sırru’l-Esrâri fî Îzâhı’l-Kâfiye, İbn Hacib,

3. Kitâbü’n-Nahvi Sırru’l-Esrâri fî Îzâhı’l-İzhâr,

Belagat

1. Telhîsu’l-Miftâh, Hatîb Dımaşkî,

Belagat, Mantık, Usûl-i Fıkıh, Kelam

1. Mecmû’atü’l-Mütûn Emâlî, Menâr, Akâid-i Nesefiyye, İsagoci, ‘Alâka,

Fıkıh

1. el-Miftâh Şerhu Nûri’l-Îzâhı,

2. Kudûrî Kitâbü’l-Fıkhi,

Istılah

1. Kitâbü'l-Lügat ve’l-Musannıfûn ise bütün bu metinlerde geçen terime ve âlimleri, Arapça ve Osmanlıca tariflerini veren harikulade faydalı bir çalışma .

Tasavvuf

1. Osmanlıca Kırık Mânâlı Mektûbât (Seçme Mektûblar), İmâm-ı Rabbânî

Meal

1. Osmanlıca Kelime Anlamlı Kuranı Meali, 3 Cilt,

KAYNAKÇA

Süleymanoğlu, Muhammed (yay.) (2016) Kitabü’s-Sarfi Sırru’l-Esrâri fî Îzâhı’l-Maksûdi ve’l-Binâ ve’l-Emsile. İstanbul Cümle.

Cümle Yayınevi irtibat: http://cumleyayinevi.com/

 

Bedri Gencer





Yorum
Kitaplar Hk.
ismail6ok
Bu yeni bir şey değil ki! Saydığınız eserlerin bir çoğu Fazilet Neşriyat tarafından yıllardan beridir basılıp, okutuluyor.Zaten mesele kitap basmak değil, okutmak gelecek nesillere taşıyabilmek.Uzun değil 70-80 sene önce bu kitapları kese kağıdı olarak kullanmadılar mı!Mühim olan canlı kitaplar yetiştirebilmek.Bunu da yüzlerce ülkede, binlerce noktada, yüzbinlerce talebe ile ehli olanlar yapıyor.
18/06/2017, 02:43