, 27 Mart 2017
Dünyamızı İyileştirmeye 'Unutulacak Şeyler'le Başlayabiliriz

Sinan Canan

5049

Dünyamızı İyileştirmeye 'Unutulacak Şeyler'le Başlayabiliriz

Sinan Canan, ''Unutulacak Şeyler''de Kur'an'daki ayetlerin düşünmeye ve akletmeye teşvik ettiğini, dolayısıyla en çok da Müslümanların bilime önem vermesi gerektiğini ama Kur’an’dan uzaklaştığımız için bilimden de uzaklaştığımızı hatırlatıyor.

İlgili Yazılar
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Ocak 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Ocak 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Ocak-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/02/2017 10:10
Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar Şubat 2016
Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Şubat 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Şubat-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/03/2016 15:03
Ey Dünya Bana İlişme Git Başkasını Aldat
Ey Dünya! Bana İlişme. Git, Başkasını Aldat!

İmam Gazzali, esas adı el-Keşfü ve’t-tebyin fî ğururi’l-halki ecmain-Esnâfü’l-mağrûrîn olan ve Türkçeye ''İnsanın Aldanışı'' ismiyle çevrilen eserinde aynayı bize, kendimize ve özümüze çeviriyor. Kâmil Büyüker yazdı.
03/01/2017 10:10
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Kasım 2016
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Kasım 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Kasım-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/12/2016 13:01
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Ağustos 2016
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Ağustos 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Ağustos-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/09/2016 17:05
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Nisan 2016
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Nisan 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Nisan-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/05/2016 10:10

Bilimle ne kadar ilgilisiniz? Mesleğiniz ya da okuduğunuz bölüm bilimle ilgiliyse tamam da ya değilse. Mesela edebiyatçıysanız, ilahiyatçıysanız, mobilyacı ya da ev hanımı iseniz hayatınızın neresindedir bilim? Ya da soruyu biraz kısıtlayayım; “beyin”le ne kadar ilgilisiniz? Benim ilgi alanıma da pek girmezdi mesela. Ta ki dedektiflik romanlarına merak salana kadar. Sherlock Holmes okuyup da yazarı Conan Doyle’un bir doktor olduğunu öğrendiğimde, işin sırrının beyinde olduğunu düşünüp Sinan Canan’la tanıştım.

Canan, biyoloji mezunu, sinirbilim sevdalı bir profesör. İlk olarak Youtube’dan konuşmalarını dinledim. Sonra bir vesile oldu, Üsküdar Üniversitesi’ndeki 2-3 dersine misafir oldum. Sinan Bey derslerini hem bilimsel hem de hemen herkesin anlayacağı bir dille anlatıyor. Gerçekten birçok şey öğrendim. Kendisini önce insan, sonra Müslüman, sonra da bilim adamı olarak tanımlayan Canan’ın bilim tanımı şöyle: “Bilim; tek bir ‘Ol!’ emrinden ortaya çıkan fizik kanunları ile irili ufaklı her bir parçası birbiriyle doğrudan bağlantılı böyle bir kâinatın anlamını, ‘bilgi’ ve ‘akıl’ yoluyla deşifre etme mesleğidir.”

Bizi insanileştirecek bilgiler

Sinan Canan’ı, sitesinden ve nbeyin adlı siteden takibe devam ediyorum. Son olarak Unutulacak Şeyler adlı kitabını okudum. Unutulacak Şeyler’i elime ilk aldığımda gülümsedim. Kapağında, ismine atfen bir ironi mi yapılmıştı? Ön kapakta kitabın adı yoktu.

Peki, kitabın adı neden Unutulacak Şeyler? Bazı şeyleri unuturuz ya, Sinan Canan önsözde “Peki, gerçekten önemli şeyleri hatırlayıp gerçekten önemsiz şeyleri unuttuğumuzu nasıl bilebiliriz?” sorusunu soruyor. Sonra da “Bu sayfalarda bulacağınız düşüncelerin önemli bir kısmı en azından benim için unutulacak şeyler. Ama hatırladıkça, birbirimize hatırlattıkça daha insani, daha tatmin dolu, daha tamamlanmış bir hayat yaşayabileceğiz.” diyor. Okudukça yazdıklarının gerçekten de bizi insanileştirecek bilgiler içerdiğini gördüm. Okudukça heyecanlandım.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünün adı “Hâlimiz”. Sinan Canan, ne durumda olduğumuzu açıklıkla yüzümüze vuruyor. Hele “Ümmi’ye Mektup” bölümü tam bir tokat niteliğinde. Okuyana vicdan muhasebesi yaptırıyor. Şu ifadelere bakın: “Büyük mevzuların derinlemesine tartışılması sıkıyor seni, biliyorum. Zira kullanılmayan organlar küçülür ya, idrak de bir süre sonra dumura uğruyor kullanılmadığında...”

Kur’an’dan uzaklaştığımız için bilimden de uzaklaştık

Kitap herkesin içindeki cevheri çıkarmaya yönelik. Necip Fazıl Kısakürek’in Gençliğe Hitabesi’nde geçen şöyle bir bölüm var: “Kim var!” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “Ben varım!” cevabını verici, her ferdi “Benim olmadığım yerde kimse yoktur!” duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik...” İşte sanki kitap “Kim var?” sorusuna “Benim varım!” diyecek bir neslin yetişmesi ya da zaten potansiyeli olan neslin içindeki potansiyeli keşfetmesine imkân sunacak bilgiler içeriyor.

Okurken bir yandan bilim kitabı, bir yandan da dinen yapmamız gerekenleri hatırlatan bir kitap okuyor gibi hissettim. “Nasıl Öldürüyor, Nasıl Öldürtüyorlar?” başlıklı kısımda terör olaylarına insanî bir bakış açısı getiriyor. “Allah’ın İpine Sarıl(a)mamak” bölümünde bazı sorunlara değinmiş ve bu sorunların sebebi olarak “Kur’an’a bakarak ‘Allah’ın ipine sımsıkı sarılma’ya, yani O’nun bize bahşettiği mesajı her devirde yeniden ve yeniden okumaya üşenme rahatsızlığının, meselenin tam da merkez noktasını oluşturduğunu” belirtiyor ve ekliyor: “Teşhis bu şekilde belirlendiği zaman da çözüm kendiliğinden ortaya çıkıyor aslında. Bugün inandığımızı söylediğimiz dinin 600 küsur sayfalık kitabında neden bahsedildiğini bilmiyorsak o dine inandığımız iddiası da yalandan ibarettir.” Bölümün en sonunda da şu acı tespiti yapıyor: “Zulüm altında inleyen Müslümanların durumuna kahrolmak yerine, insanlığa saadetin yollarını yeniden gösteren bir medeniyeti nasıl inşa edeceğimizi konuşmaya başlayabileceğiz. Çok geciktik, boşa çok zaman harcadık. Artık bir an olsun durma lüksümüz yok. Zira bütün dünya, yüzyıllardır bizlerden bunu bekliyor.”

Bize İslam’ın sadece ibadet yönü olan bir din değil, bilim yönü olan bir din de olduğunu, ayetlerin düşünmeye ve akletmeye teşvik ettiğini, dolayısıyla en çok da Müslümanların bilime önem vermesi gerektiğini ama Kur’an’dan uzaklaştığımız için bilimden de uzaklaştığımızı hatırlatıyor.

Uyum zekâsına sahip kişiler farklı fikirler üretemez

Bizim bildiğimiz ya da yaptığımız basit şeylere de bilimsel açıklamalar getiriyor. Mesela iyilik yapınca, sarılınca, egzersiz yapınca beyinde ve bedende neler olduğunu okuyunca şaşırıyorsunuz.

Zekânın Zararlısı” başlıklı bölümde bahsedilen uyum zekâsını okuyunca aklıma İsmet Özel’in “Dünyaya alışan şiir yazamaz.” sözü geldi: “Uyum zekâsı, kişilerin toplumsal kuralları anlaması, onlara uyum sağlaması ve toplum tarafından desteklenen davranışlara ağırlık vermesidir.” Canan, uyum zekâsını “Concussion” adlı filme konu olan gerçek bir hikâyeden yola çıkarak anlatıyor ve uyum zekâsına sahip olan kişinin farklı fikirler üretemeyeceğini belirtiyor.

Kitapta dünya ve ahiret hayatımıza dair bize bilgiler ve önerilerde de bulunuluyor. Vicdan muhasebesi yaptırıyor, dünyayı kurtarmak ya da en azından dünyayı iyileştirmek için bireysel olarak neler yapabileceğimizi yazıyor. Bir bilim adamından bunları okumak elbette daha etkili oluyor.

Tuti Kitap’tan çıkan Unutulacak Şeyler’de Sinan Canan bize unuttuğumuz ve aslında unutmamamız gereken şeyleri hatırlatıyor.

Sinan Canan, Unutulacak Şeyler, Tuti Kitap

 

Meryem Uçar