, 23 Nisan 2017
Yeni Öyküler Bekleniyor Ali Karaçalı dan

Ali Karaçalı

1809

Yeni Öyküler Bekleniyor Ali Karaçalı’dan

Ali Karaçalı’nın, ilk baskısı 1982 yılında yapılan 'Kamçı' adlı öykü kitabı Aralık 2016’da tekrar okuyucularla buluştu. Mustafa Uçurum bu kitap hakkında yazdı.

İlgili Yazılar
Dilimizin serpildiği her yere sızıyla bağlıdır
Dilimizin serpildiği her yere sızıyla bağlıdır

Ağa/beydir; ağabeyliğinin yaşıyla alakası yoktur; fıtrîdir. Ali Karaçalı’yı yazdı Mehmet Aycı..
28/02/2013 12:12
Bize Allah Yeter' Diyor Dipköşe'de Arif Ay
'Bize Allah Yeter' Diyor Dipköşe'de Arif Ay

Arif Ay, son şiir kitabı 'Dipköşe’de kendi şiirinin tüm seslerini bir araya toplamış. Mustafa Uçurum bu kitap hakkında yazdı.
23/03/2017 10:10
Rüya Gören Adam'ın Şiirleri Var 'İrade'de
Rüya Gören Adam'ın Şiirleri Var 'İrade'de

Kelimelere yüklediği anlam yoğunluğu ve öznel bir dünyadan evrensele açılan çok renklilikle Şenol Korkut’un şiiri okuyucuyu sık sık sorguya çeken bir şiir. Şenol Korkut’un ilk kitabı İrade hakkında Mustafa Uçurum yazdı.
10/02/2017 08:08
Uzun Yola Çıkmış Bir Şair Mehmet Solak
Uzun Yola Çıkmış Bir Şair: Mehmet Solak

Mehmet Solak'ın ''Adına Hazırım''ı bir konum belirleme kitabıdır. Yani şairin nerede durduğunu sorgulaması ve kendince bir cevap arayışı içine girmesidir. Ömer Yalçınova yazdı.
26/01/2017 10:10
Hayriye Ünal Edebiyat Hurafelerini Yazdı
Hayriye Ünal Edebiyat Hurafelerini Yazdı

'Başkasının Sınırlarında Şair' kitabında Hayriye Ünal, şiir üzerine düşünmek, şiir üzerine yazmak, şiir üzerine yazılan metinleri takip etmek gibi sıkı bir disipline şiirin ve şairin ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Mustafa Uçurum yazdı.
26/11/2016 08:08
Bir Başınalığın Bariz Çığlığı Işıklar Açık Kalsın
Bir Başınalığın Bariz Çığlığı: Işıklar Açık Kalsın

21. yy insanı olarak korkular içindeyiz sürekli. Hayat çok yerden sıkıştırıyor bizi. Kapılar üstümüze üstümüze kapanıyor. 'Işıklar Açık Kalsın' diyoruz can havliyle. Mehmet Kahraman işte bu insanın yani bizim hikâyemizi yazmış. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
20/05/2016 08:08

İz bırakan işler yapmak ve aradan geçip giden zamana rağmen güzel işlerle anılmak. Bu düşünce genelde az ama öz işlerle adını duyuran kişileri düşününce aklıma geliyor. Nicelik mi nitelik mi sorusu tam da bu noktada karşılıyor beni.

Ciltler dolusu eser verip, sonunda tarihin karanlığında kaybolmak da var; hacim olarak çok da göz doldurmayan ama içerik ve ortaya koyduğu etki olarak çok güçlü bir eserle sürekli anılmak da kaderinde olabilir edebiyat adamının.

Ali Karaçalı’ya “öykücü” sıfatının verilmesini sağlayan; Edebiyat dergisinde yayınlanan öyküleri ve 1982 tarihli Edebiyat Yayınları arasından çıkan Kamçı adlı öykü kitabıdır. Bunun yanında Ali Karaçalı’nın adı sürekli dergilerle birlikte anılır. Edebiyat dergisi, Hece dergisi, Milli Eğitim Bakanlığı dergileri, Türk Dili dergisi Ali Karaçalı’nın emek verdiği, değer kattığı dergiler arasındadır.

Bulunduğu yerde varlığını hissettirir Ali Karaçalı. Türk Dili dergisinde başlayan bir hareketlilik, heyecan hemen edebiyat çevrelerinde dikkat çekmişti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim dergisinin genel yayın yönetmenliği görevindeyken derginin bir edebiyat dergisi hüviyetine bürünerek çıkmasındaki en önemli rol yine Ali Karaçalı’ya aitti. 

Şimdilerde kurucuları arasında yer aldığı Hece dergisinde ve Hece Öykü’de görüyoruz Ali Karaçalı’yı.

Kamçı adlı öykü kitabı en çok merak edilen, okuyucular tarafından beklenen bir kitaptı. Uzun yıllar baskısı yapılamayan kitap şimdi Hece Yayınları arasında okuyucularla buluştu. 

Yazarının yüz akı olacak öyküler var Kamçı’da

Elinize alıp bir solukta bitirebileceğiniz öyküler var Kamçı’da. On öyküden oluşuyor kitap. Okuyucuyu kendine çağıran on ayrı dünya. Kurgunun hâkim olduğu durum öyküleri ile karşı karşıyayız. Yer yer imgeler de çıkıyor yolumuza. Bir ayrıntıdan öykü devşirebilen bir ustalıkla tanışmış oluyoruz.

On öykü de Ali Karaçalı’nın farklı bir dünyasına çağırıyor bizi. Hepsi farklı bir ahenkle çağlayan ama aynı kaynaktan doğan nehirler gibi.

Bir objeden yola çıkarak içsel bir metni çoğaltıyor yazar. Sıradan, dikkat çekmeyen, bir köşede duran küçük bir ayrıntı Karaçalı’nın öyküsünde bir anda canlanıyor, sesiyle ve soluğuyla aramızda yer almaya başlıyor.

Çünkü iniyor kamçı. Orda. Uzakta. Burada, içimde, her yerde.”

Kamçı iniyor. Birden güneş. Birden atlar. Dövülen etim.”

Öykülerde öylesine bir hava var ki sizi bir anda olayların içine çağırıyor. Öykü tanımının bütün köşelerini tamamlayan öyküler bunlar. İç sesler araya girse de dünyanın sesini eksik etmemiş yazar öykülerinde. Bir film sahnesinden hareketle Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nı anlatıyor bir ışık seli eşliğinde Karaçalı. Bir sahneden gerçek dünyaya geçiş yapıyor ustalıkla.

Bir şair titizliğiyle yazmış öykülerini

Kamçı’daki öyküleri ilk kez okuyanların Ali Karaçalı öykülerini okumakta geç kaldıkları için oldukça hayıflanacakları muhakkak.

İlk okunuşta kapalı bir anlatımın yoğunluğu dikkat çekse de yazarın biyografisi ile örtüşen ipuçlarını cümleler arasında yakalamak mümkün. “Uluçınar” öyküsünde Ali Karaçalı’nın memleketi Kahramanmaraş, “Sen Olmayınca” öyküsünde ise öğretmenlik yaptığı şehir olan Tokat karşımıza çıkıyor.

Bir şair titizliğiyle yazmış öykülerini Karaçalı. Bitirici dokunuşu son cümlede yapıyor ve şiirsel bir seslenişle bitiriyor öyküsünü. Öykülerin son cümlelerinden birkaç örnek:

“Sabah ne zaman”

“Burada kalmaksa, olmamak gibi bir şeydir.”

“Çoktandır unuttuğu bir Ses’e doğru yöneldi.”

“Alnında bir avuç kor.”

“Yolculukta iki arkadaştılar. Ama, iki değildir.”

“Bu sular, bu yağmur, bu canlanan doğa.”

Kamçı, artık okuyucusunu bekliyor. Ayrıca okuyucular Ali Karaçalı’dan yeni öyküler de bekliyor. Hece Yayınları’nı merakla beklenen bir öykü kitabını okuyucularla buluşturduğu için can ı gönülden kutluyorum.  

Ali Karaçalı, Kamçı, Hece Yayınları

 

Mustafa Uçurum  






İlgili Konular