, 24 Temmuz 2017
Muhteris' mi Yoksa 'Melek Kayıtları' mı

Abdullah Harmancı

2445

'Muhteris' mi? Yoksa 'Melek Kayıtları' mı?

Abdullah Harmancı'nın 'Melek Kayıtları', bende, yazarın ilk kitabı 'Muhteris’le birlikte düşünülmesi gereken bir öykü kitabı intibaı uyandırdı. Bunda Abdullah Harmancı’nın Melek Kayıtları’nda kullandığı dil, biçim denemeleri, konuya göre uyguladığı farklı öykü teknikleri ve hepsinden öte gençliğe özgü canlılığı etkili olmuştur. Ömer Yalçınova yazdı.

İlgili Yazılar
Abdullah Harmancı 'Benim Mizacımla Küçürek Öykünün Mizacı Birleşti'
Abdullah Harmancı: 'Benim Mizacımla Küçürek Öykünün Mizacı Birleşti'

''Neden 'Kur’an merkezli bir edebiyat geliştirebiliriz' gibi bir iddia ile ortaya çıkmıyoruz? Kur’an ve edebiyat bağlamında düşününce neden aklımıza ikinci sınıf hidayet romanları gelir? İkisini birden başarmak neden mümkün olmasın? İran sineması örneğinde olduğu gibi, modern türlerin içini neden 'hikmet'le doldurmak kaygıları taşımıyoruz?'' Abdullah Harmancı, 'Melek Kayıtları' ve 'Kurmacanın Büyülü Sureti' kitapları etrafında Hatice Ebrar Akbulut'un sorularını cevapladı.
11/01/2017 13:01
Ertesi Dünya'yı neden ertelememeliyiz
Ertesi Dünya'yı neden ertelememeliyiz?

Çünkü sağlam ve sahih bir öykücü-hikayeci olan Abdullah Harmancı bize bizim yaşadıklarımızı, korkularımızı, sarsılışlarımızı, tedirginliklerimizi anlatıyor 'Ertesi Dünya'da.
03/12/2014 14:02
Öyküyü öykü yapan o büyülü şey ne
Öyküyü öykü yapan o büyülü şey ne?

Abdullah Harmancı, Kurmacanın Büyülü Sureti'nde çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarını bir arada topluyor. Kitap yazarın, 1998-2013 yıllarını kapsayan yazarlık serüvenini okuyucuyla paylaşıyor. Ayşegül Sena Kara yazdı.
15/11/2013 16:04
Sen hayata uyma hayatını dinine uydur
Sen hayata uyma, hayatını dinine uydur

Abdullah Harmancı, günahla hiç olmadığı kadar yakın olan modern çağ insanını anlatıyor “Ertesi Dünya”da..
03/05/2013 12:12
Bütün büyüleri bozuyor vakitsiz bir ekran
Bütün büyüleri bozuyor vakitsiz bir ekran

Abdullah Harmancı’nın “Gıcır Kitap Cix Telefon” öyküsü, televizyonun nasıl olup da insanın içindeki umutları bir anda yok ettiğini anlatan bol ironi yüklü, hesabı kuvvetli bir öykü..
04/07/2013 10:10
Öğretmen gelgitlerini çok iyi anlatır Harmancı
Öğretmen gelgitlerini çok iyi anlatır Harmancı!

Abdullah Harmancı’nın ‘Seni Ne İhtiyarlattı?’ adlı öykü kitabında, sahih kaygıları ve gayretleri olan bir Müslümanın dünyasından pek çok izi bulabiliriz.
16/03/2012 12:12

Melek Kayıtları (2016, İz y.); Abdullah Harmancı’nın beşinci öykü kitabı. İlk öykü kitabı Muhteris 2002’de çıkmış. Arada üç öykü kitabı daha var.

Abdullah Harmancı’nın Melek Kayıtları’yla yeniden Muhteris’e dönüş yaptığını düşünüyorum. Aslında diğer kitaplarıyla Melek Kayıtları arasında da benzerlikler bulunabilir. Örneğin Melek Kayıtları daha çok Yerlere Göklere’ye benziyor, çünkü her ikisinde de azımsanmayacak ölçüde kısa öyküye yer verilmiş. Veya Ertesi Dünya’ya benziyor, çünkü her ikisinde de bu dünyayla öbür dünya algısı birlikte işlenmiştir, denilebilir. Fakat bende Melek Kayıtları; Muhteris’le birlikte düşünülmesi gereken bir öykü kitabı intibaı uyandırdı. Bunda Abdullah Harmancı’nın Melek Kayıtları’nda kullandığı dil, biçim denemeleri, konuya göre uyguladığı farklı öykü teknikleri ve hepsinden öte gençliğe özgü canlılığı etkili olmuştur.

Parçalanmış bir dünyayı toparlamaya çalışan, didinen, adeta çırpınan bir karakter

Muhteris, belki Ertesi Dünya’dan önce yazılmış fakat sonra yayımlanmıştır. Yine de bana sorarsanız, Muhteris, Ertesi Dünya’dan daha gençtir. Daha doğrusu genç bir yazarın soluğu, kitabın bütün sayfalarında kendini hissettirmektedir. Ertesi Dünya aynı yaşlarda yazılmış olmasına rağmen, sanki Harmancı’nın yitirdiği, yeniden bulmaya çalıştığı, enerjik dilden mahrumdur. Tabii Muhteris’e göre mahrumdur, yoksa Ertesi Dünya’yı oluşturan öykülerde de Harmancı’nın etkileyici bir üslubu vardır. Çoğu arkadaşımdan biliyorum, Ertesi Dünya’nın yeri onlarda bir başkadır. Aynı başkalığı ben Muhteris için düşünüyorum. Çünkü Harmancı Muhteris’te parçalanmış bir dünyayı toparlamaya çalışan, didinen, adeta çırpınan bir karakterin dili olur. Onun konuşması zaten kendini bir hikâyeye dönüştürür. Daha doğrusu hikâye, karakterin konuşmaya başlamasıyla başlar.

O sayıklamanın arka planında sağlam, Müslümanca bir zihnin işleyişini görürüz. Melek Kayıtları’nda da aynı durum vardır. Sanki Harmancı Ertesi Dünya, Yerlere Göklere ve Seni Ne İhtiyarlattı?’daki kayboluştan, kendini bırakıştan, çıkmazdan kurtulmuş ve yeniden hayata dönmüştür. Muhteris’teki canlılık, hayata atılış, tutkularla dolu olmak, kaygısı duyulan meseleler; daha olgun, daha kendinden emin, daha geniş bir bakış açısıyla kendini Melek Kayıtları’nda gösterir. Melek Kayıtları’nın Muhteris’ten artısı: bilgece bakış, yorumlayış ve ele alıştır. Adeta Melek Kayıtları’yla ikinci baharını, gençliğini yaşamıştır Abdullah Harmancı. O soluğu yeniden yakalamış, yeniden ipin ucunu tutmuş, mevcut dağınıklığın hükümranlığı altında bocalamamış, bunalmamış, dağınıklığın efendisi, yorumcusu, anlamlandırıcısı olmuştur.

Reel ile ideal arasındaki uçurumun sancısı

Neden? Çünkü Melek Kayıtları’nda meselelerin birçok cephesini birden ele almaya başlamıştır. Muhteris’te konuşan ve tek bir bakış açısıyla dünyayı yorumlayan şahıs, Melek Kayıtları’nda meselenin birçok boyutunun olduğunu, biri görülüp diğeri es geçildiğinde, sancının arttığını, daha doğrusu kişiyi bir yere götürmediğini, yorumlama, anlamlandırma ve yoluna devam etme bakımından eksik kalındığını fark eder. Aslında o “Muhteris”le “Melek” aynı kişilerdir. İkisi de dünyada olmanın sancısını duymaktadır, ikisi de Müslümanca yaşayamamanın, başka ifadeyle reel ile ideal arasındaki uçurumun sancısını duymaktadır.

Harmancı bu mücadelenin hayatımızdakini karşılığını yakalamaya çalışır. Muhteris’te kendini suçlayan karaktere karşılık, Melek Kayıtları’nda bu çabanın da “meleksi” olduğunu fark eden kahramanlar ortaya çıkarır. “Muhteris”le “Melek”in aynı kişi, düşünce, kaygı veya hareket olduğunu bu yüzden söylüyoruz.

Hangisi hikâyenin çerçevesi, hangisi özü?

“Ressam Mavi”, “Defter”, “Gıcır Kitap Cix Telefon” ve “Röveşata”da dikkat çeken unsur, olayların bütünüyle zihinde, düşüncelerde geçmesidir. Harmancı’nın karakter ve olayları, düşüncedir bile diyebiliriz. Aslında genel bir olay vardır; o, hikâyenin çerçevesini oluşturur. Çerçevede az söz ve hareket vardır. O az söz ve hareketle ilgili çok sayıda düşünce, önyargı, yorum ve tahmin vardır. Bunlardan hangisi hikâyenin çerçevesi, hangisi özüdür bilmek mümkün değil. Bir hikâyede çerçeve gibi duran unsurların özü oluşturduğunu, diğer bir hikâyede öz gibi duran şeyin aslında çerçevenin ta kendisi olduğunu fark ederiz. O yüzden “Ressam Mavi”de, ressam engelli koltuğunu biraz sağa doğru kaydırdığında hikâye çözülür. Çerçeve onu önyargılarla dolu bir şekilde izleyen ve bir sürü tahminde bulunup, ressamı kıskanan içsestir; buna karşılık öz, ressamın küçük bir hareketi olur. “Defter”de ise, kafayı rahatça dinlemek için sürekli hareket eden karakter, defterdeki birkaç sayfayı okuduktan sonra asıl meseleye gelir. Çerçeve o bir sürü hareket olurken, bu sefer öz, defterde yazılı olan birkaç sayfadır. Çerçeve ve öz diye ikiye ayırdığımız unsurlar, aslında hikâyenin okuyucusuna gösterilen farklı iki cephesi olarak da yorumlanır. Bu iki cephenin çarpışmasından hikâye ve hikâyenin okuyucuda bırakmak istediği etki doğar.

Melek Kayıtları genel olarak düşüncelerle gerçek hayat arasındaki zıtlaşmanın anlatıldığı öykülerden oluşur. “Gıcır Kitap Cix Telefon”da karşımıza bir anda çok heyecanlı, hareketli ve olumlu düşünen bir şahıs çıkıverir. (Evet, bir anda çıkar karşımıza, çünkü Harmancı dekoru oluşturayım, karakteri tasvir edeyim, zamanı belirleyeyim diye düşünmeden hikâyeye tam da ortasından başlar. Bir paragraf sonra okuyucu da kendini bu şekilde hikâyenin ortasında bulur.) O heyecanlı anlardan sonra kahramanın televizyondan izlediği bir haberle birlikte darmadağın olduğunu, bir saat önceki heyecanının yerini büyük bir umutsuzluğa bıraktığını fark ederiz. “Röveşata”da ise hayatını eski düzenine sokmaya karar vermiş, azimli bir kişinin, sarışın sevgilisinin ona doğum günü partisi hazırlamasıyla dağılması, aldığı bütün kararların yeniden çıkmaza girmesini okuruz. 

Muhteris’e dönüş

Melek Kayıtları’nı oluşturan hikâyelerden birçoğunda buna benzer bir dağılış, düşüş, bir anda renk değiştirme, moral bozukluğu veya ders çıkarma dikkat çekiyor. Bunu isterseniz Hz. Âdem’in cennetten dünyaya düşüşüyle birlikte düşünelim. O zaman Abdullah Harmancı öykülerinde kol gezen kaygıları, atılımları, yükseliş ve alçalışları daha iyi anlamaya başlarız.

Melek Kayıtları için Muhteris’e dönüştür dedik. Gerileme manasında değil, gençleşme manasında kullandık bu dönüşü. Daha doğrusu, okun yayda gerilmesi ve olabildiğince ileriye değil, alınan hedefe doğru ilerlemesi manasında. O zaman üçüncü bir dönüşü bekleyebiliriz. Araya bu sefer kaç öykü kitabı girer, Allah bilir.

Abdullah Harmancı, Melek Kayıtları, İz Yayıncılık.

 

Ömer Yalçınova