, 26 Mart 2017
İnsan Katılım la Var Olur Hayat Bulur Hareket Eder

Temel Hazıroğlu

1421

İnsan ‘Katılım’la Var Olur, Hayat Bulur, Hareket Eder

Temel Hazıroğlu, 'Katılım Ekonomisi' kitabı ile, Kur’an ve Sünnete dayanan İslam iktisadını temel alarak kuramsal bir ekonomik tasavvur ortaya koyuyor. Melih Turan yazdı.

İlgili Yazılar
İnsana 'kaynak' değil 'değer' olarak bakılmalı
İnsana 'kaynak' değil, 'değer' olarak bakılmalı

Temel Hazıroğlu, 'Yeni Arayış' ve 'İnsan ve Gerçek' kitaplarında önce mayınları temizliyor, ardından toprağın harmanlanması ve yeşermesi için ortaya düşünce tohumları serpiyor. Melih Turan yazdı.
20/07/2015 08:08
İnsanın ihtiyacı değil ihtirası sınırsız
İnsanın ihtiyacı değil ihtirası sınırsız

Temel Hazıroğlu, Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nde 'Katılım Ekonomisi, Yeni Zihin, Yeni İktisat' konulu bir konferans verdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.
08/12/2015 10:10
Muhteris' mi Yoksa 'Melek Kayıtları' mı
'Muhteris' mi? Yoksa 'Melek Kayıtları' mı?

Abdullah Harmancı'nın 'Melek Kayıtları', bende, yazarın ilk kitabı 'Muhteris’le birlikte düşünülmesi gereken bir öykü kitabı intibaı uyandırdı. Bunda Abdullah Harmancı’nın Melek Kayıtları’nda kullandığı dil, biçim denemeleri, konuya göre uyguladığı farklı öykü teknikleri ve hepsinden öte gençliğe özgü canlılığı etkili olmuştur. Ömer Yalçınova yazdı.
10/03/2017 08:08
28 Yazardan 28 Şubat'a 28 Öykü
28 Yazardan 28 Şubat'a 28 Öykü

Mehmet Kahraman ve Abdullah Harmancı'nın oluşturduğu 28 Şubat konulu öykü antolojisi 'Yirmi Sekiz', 28 Şubat’ın öykü alanındaki izdüşümlerini ortaya koyarak o süreci daha yakından anlayabilmek niyetini taşıyor. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
28/02/2017 10:10
İbn Rüşd Avrupa Düşüncesini En Fazla Etkileyen Müslüman Filozof
İbn Rüşd: Avrupa Düşüncesini En Fazla Etkileyen Müslüman Filozof

Mısırlı felsefeci Abdurrahman Bedevi, ''Batı Düşüncesinin Oluşumunda İslam’ın Rolü'' isimli eserinde, dokuz ve onüçüncü yüzyıllarda en olgun dönemini yaşayan İslam medeniyet ve düşüncesinin, o sıralar filizlenme aşamasında bulunan Batı düşüncesine ve felsefesine etkilerini etraflı bir şekilde ortaya koyuyor. Metin Uygun yazdı.
13/02/2017 08:08
Abdullah Harmancı 'Benim Mizacımla Küçürek Öykünün Mizacı Birleşti'
Abdullah Harmancı: 'Benim Mizacımla Küçürek Öykünün Mizacı Birleşti'

''Neden 'Kur’an merkezli bir edebiyat geliştirebiliriz' gibi bir iddia ile ortaya çıkmıyoruz? Kur’an ve edebiyat bağlamında düşününce neden aklımıza ikinci sınıf hidayet romanları gelir? İkisini birden başarmak neden mümkün olmasın? İran sineması örneğinde olduğu gibi, modern türlerin içini neden 'hikmet'le doldurmak kaygıları taşımıyoruz?'' Abdullah Harmancı, 'Melek Kayıtları' ve 'Kurmacanın Büyülü Sureti' kitapları etrafında Hatice Ebrar Akbulut'un sorularını cevapladı.
11/01/2017 13:01

“Katılım bankacılığı” kavramını ekonomi literatürüne kazandırarak faizsiz bankacılığın veya İslami finansın Türkiye’de kurumsal anlamda yaygınlaşmasına vesile olan Temel Hazıroğlu’nun uzun süredir üzerinde yoğunlaştığı “Katılım Ekonomisi” adlı çalışması yayınlandı.

Adından katılım bankacılığının ekonomik analizi gibi bir muhtevaya sahip olduğu izlenimini verse de aslında bu eser “Katılım Ekonomisi” kavramsallaştırması altında Kur’an ve Sünnete dayanan İslam iktisadını temel alarak oluşturulmuş kuramsal bir ekonomik tasavvurdur. Bu ekonomik tasavvurun esas umdesi ise ‘ahlak’tır. Ekonominin ilk çıkışı itibarıyla ahlaka dayandığı bilinmektedir. Yazarın da bu araştırması ekonominin unutulan ya da görmezden gelinen yüzüyle karşımıza çıkıyor.

Ahmet Tabakoğlu Hocanın takdimiyle başlayan eserin ilk bölümünde İslamiyet merkezinde insan, ahlak, tevhid ve eşya tanımlanarak kuramsal çerçevenin genel hatları çiziliyor. Öncelikle bizim değerlerimizle konumlandırılan insan, modern iktisadın homo economicus tiplemesinden çok uzak bir şekilde ve karşı safında yer alıyor. İnsanı bir meta, bir kaynak seviyesine indiren anlayışlar reddedilerek eşref-i mahluk olan insan değerli ve kıymetli olarak ön plana sürülüyor. Daha sonra ahlakın insani boyutları tartışılıyor ve tevhid tasavvuru çerçevesinde İslam toplumu ele alınıyor. Eşyanın ve dünyanın insan ile ilişkisinin doğru kurulması gerektiği vurgusuyla devam eden eser, asıl meseleye gelmeden modern iktisat anlayışına da etraflıca ele alıyor. Klasik iktisattan başlayarak genel kabul görmüş ekonomi yaklaşımları kapitalizm ve sosyalizm dairesinde müzakere ediliyor.

Katılım ekonomisi tezinin dayandığı “İslam İktisadı” bölümünde ise İmam Gazali’den Said Nursi’ye, İbn Haldun’dan Ömer Lütfi Barkan’a, Sabri Ülgener, Sabahattin Zaim’den Sezai Karakoç’a kadar farklı zaman dilimlerindeki düşünürlerin iktisadi görüşlerine yer verilmiş. Şüphesiz bu düşünürler arasındaki zaman-mekan farklılığı yazarın beslendiği pınarın çeşitliliğine işaret etmekle geliştirilen yeni ekonomi paradigmasına ‘katılım’ın da zenginliğini yansıtmaktadır.

Va’zedilen ekonomi düşüncesinin ayrıntılarına geçmeden, yazar katılım felsefesi ile bir ‘katılım’ fikriyatını tesis etmektedir. Katılımı “hayata iştirak etmek” ve bunun için de “harekete geçmek” olarak tanımlamaktadır. Bu katılım anlayışını ise hayatın tüm alanına tatbik etmektedir. Bu felsefeyi 14 başlıkla ilkeleştirerek ‘katılım’ın dayanakları ortaya konulmuştur.

Neden ‘katılım’?

Tüm bu açıklamalardan sonra iktisatta yeni bir boyut açmayı hedefleyen “Katılım Ekonomisi” teziyle insan-ahlak-iktisat üçlüsü çerçevesinde kapsayıcı ve kuşatıcı bir tanıma gidilmeye çalışılıyor. Bu kapsayıcılık ve kuşatıcılık için öncelikle bir isim arayışına gidilerek paylaşım/bereket/ihsan/kanaat/verim ekonomisi gibi kavramlar tartışılıyor. Varılan nihai netice ise yazarın ifadesiyle “insanlığın/âdemoğlunun bir, eşit ve kardeş görüldüğü, dünya ve üzerindekilerin herkese amade kılındığı, istifadesine açıldığı ve bütün insanlığın kâinat ve nimetlerine katılımının esas alındığı, üretkenliğin temel alındığı” ‘katılım ekonomisi’nde karar kılınıyor. Daha önce de üzerinde çokça durulan ‘katılım’ kavramı hayatın tüm alanını, emeği, hareketi, insanı, kuşatan ve kapsayan anlamıyla tercih ediliyor.  

Katılım ekonomisinin ilkeleri ise şöyle: 1. Ahlâk, 2. Adalet ve Hakkaniyet, 3. İhsan ve Dayanışma, 4. Emek, Katılım ve Ortaklık, 5. Aktiflik ve Üretkenlik. Bu ilkeler katılım ekonomisinin oturduğu zemini ve karşılık bulması gerektiği etki alanını açıkça ortaya koyuyor. Yazar bu ilkelerin ışığında mevcut/ geleneksel/ ana akım ekonominin materyalist/ laahlakî/ dünyevî tanımlamalarına ve uygulamalarına cephe alarak katılım ekonomisinin kuramsal çerçevesini va’zediyor. Katılım ekonomisi beyannamesi, “insanın kâinata iştiraki esastır ve o yüzden insan ‘katılım’la var olur, hayat bulur, hareket eder.” cümlesiyle konu tamamlanıyor.

Kitaptaki düşüncelerin ek bölümler ile takviye edilmesi de bir açıdan güzel bir durum olmuş. Yazar bu eklerde zihin açan bir makaleye ek olarak, katılım bankacılığını ve dünya ile İslam ülkelerinin ekonomik verilerini karşılaştırmaktadır.

Yeni zihin, yeni iktisat

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, giriş kısmında yazarın, kendisinin de ifade ettiği gibi iktisat kökenli olmadığını hatırlamamız gerekmektedir. Ancak, mühendis olan Pareto, klasik fizik eğitimi almış olan Samuelson, ilk ekonometricilerden olan kimyacı Clark gibi iktisada katkı yapanların iktisat teorisyeni kabul edildiği gibi Temel Hazıroğlu da pekâlâ bu çalışmaları ile bir iktisat teorisyeni kabul edilebilir. Tarihsel olarak iktisada katkı sağlayanların illa iktisatçı olması gerekmediği bu örneklerden dolayı gayet açık. Bu yüzden bir mühendisin iktisada katkı sağlayıp sağlayamayacağı konusunu tartışmaktan ziyade konunun gerçekliği ele alınmalıdır.

Kitabın daha çok teori üzerine yoğunlaşmasının uygulama noktasında elbette yakın zamanda karşılık bulması beklenemez. Yine de bahsi geçen kuramsal çerçeve bir ‘ideal’ ekonomi hedefinden öte gerçekliğe daha yakın ve tarihsel olarak yaşanmışlıkları ihtiva etmektedir. Dolayısı ile Katılım Ekonomisi’nin uygulanabilecek nitelikte normları olması, hayatın gerçekliği ile bir ahenk sağlama potansiyeli yüksektir. Ütopik hedeflerden kaçınılarak, insan tabiatını da dikkate alan bir ekonomi gayesinin, gerekli zemin hazırlandığı takdirde, hayatta karşılık bulması mümkündür.

Tüm iyi yönlerine rağmen kitabın bazı tarafları okuyucunun kafasında karışıklığa neden olabilir.  Yazar “iktisat, sınırsız ihtiyaçların kıt kaynaklarla giderilmesidir” önermesine karşı olduğunu belirterek “yeni bir dil kurma” gayesiyle yola çıktığını ve bunda ismin önemli olduğunu çokça belirtmiştir. “Katılım” ifadesine nedenlerini belirterek karar kılmıştır. Ancak yazarın yaptığı ekonomi ve iktisat ayrımı uygulama ve kuram olarak ikiye ayrılmış ve zaman zaman İslam bankacılığının yerine katılım bankacılığı denilmesi gibi İslam ekonomisinin yerine de katılım ekonomisi denilebilir sonucu çıkabilmektedir. Bu noktada yazarın, meselenin bir isimlendirme meselesi mi yoksa yeni bir kuramsal ekonomi çerçevesi mi olduğu hususunda daha belirgin ifadeler kullanması okuyucunun veya uygulayıcının anlayışında çelişkilerin oluşmaması açısından daha yararlı olacaktır. Zira kendisinin de anlatmaya çalıştığı şey İslam iktisadına dayanan bir uygulama örneğidir. İslam ekonomisi isimlendirmesini ise okuyucular, İslam iktisadından ayırmamaktadır. Dolayısı ile bu paradigma bir İslam ekonomisi ikamesi değil, ondan beslenen bir uygulama modelidir.

Diğer bir konu da eserin, “Katılım ekonomisi insanlığa yaratılış gayesini, varlık amacını idrak ettirecek tek çaredir, tek çözümdür” gibi iddialı bir sonuç cümlesi ile bitmesi ki bu bir takım eleştirileri de beraberinde getirebilir. Zira çözümü ve çareyi ‘tek’ bir yola indirgemenin bazı tehlikeleri vardır. Birincisi, eğer tek çare bu ise başka çalışmalara ihtiyaç kalmayacaktır. Şayet ‘tek’ çözüm bu ise, bu çalışmanın geliştirilmesi dahi mümkün olmayacaktır. Diğer bir tehlike de; seküler ekonomiden kurtuluşun çaresinin tek olması, hakikatin tek bir paradigmaya münhasır kılınması, hakikatin boyutlarını sınırlandırıyor. Müddei, iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğundan okuyucu bu iddianın yansımalarını görmek isteyecektir. Ancak tarihte kuram sahipleri uygulamalarını görebilecek kadar uzun yaşayamamaktadır ya da kuramları farklı uygulamalarla toplumsal hayatta yankı bulmaktadır. Bu bağlamda Hazıroğlu’nun iddialı bir şekilde eserini bitirmesi, şüphesiz İslam’dan aldığı özgüvenini gösterse de savını gelecekte ispat edebilecek bir niteliktedir.

Hatasıyla, sevabıyla Hazıroğlu’nun iktisatta yeni bir boyut üzerine sarf ettiği gayret yadsınamaz. “Yeni Zihin–Yeni İktisat” mottosuyla İz Yayıncılık’tan yayınlanan “Katılım Ekonomisi” adlı bu eser, yeni bir ekonomi paradigması çerçevesinde insanlığa yeni bir umut vaat etmekle, özgünlüğü ve kuşatıcılığı ile okunmaya, üzerinde çalışmaya ve geliştirilmeye değer niteliktedir.

Temel Hazıroğlu, Katılım Ekonomisi, İz Yayıncılık.

 

Melih Turan