, 25 Kasım 2017
İslam da Kamu Maliyesi ve Osmanlı'daki Yansımaları

Ahmet Tabakoğlu

3919

İslam’da Kamu Maliyesi ve Osmanlı'daki Yansımaları

Ahmet Tabakoğlu'nun 'Osmanlı Mali Tarihi' kitabını okudukça bilhassa Osmanlı’nın iktisadi alanı yönetişine, maliye politikasına, detaylara hayran kalıyoruz. Çünkü ilkeleri belirli olan bir alanda nasıl incelikli bir yöntem izleniyor, buna şahit oluyoruz. Muhammed Özbey yazdı.

İlgili Yazılar
Ahmet Tabakoğlu 'Müslümanlar Parayla Olan İmtihanı Kaybetti '
Ahmet Tabakoğlu: 'Müslümanlar Parayla Olan İmtihanı Kaybetti!'

Türkiye’de İktisat Tarihi ve İslam İktisadı denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Ahmet Tabakoğlu, geçtiğimiz günlerde ''Müslüman'ın Parayla İmtihanı'' başlıklı bir konferans verdi. Muhammed Özbey etkinlikten notlarını aktarıyor.
29/12/2016 11:11
İslam nasıl bir iktisadi sistem va'zediyor
İslam nasıl bir iktisadi sistem va'zediyor?

İslam'ın da bir iktisat nizamı olduğunu, dününü, yarınını, hukukunu açıklayan bir eser olarak karşımıza bir giriş niteliğinde Ahmet Tabakoğlu'nun 'İslam İktisadına Giriş' kitabı çıkar. Melih Turan yazdı.
01/05/2015 08:08
Remzi Oğuz Arık'a Göre Türk Sanatına Dikilen Mezar Taşları Hangi
Remzi Oğuz Arık'a Göre Türk Sanatına Dikilen Mezar Taşları Hangi Yapılar?

Remzi Oğuz Arık, 'Türk Sanatı ve Arkeolojisi Yazıları' adlı kitabında ta Orta Asya’dan başlayarak sanatımızın başlangıç serüvenini, Anadolu’daki yansımasını, diğer medeniyetlerle etkileşimini, Selçuklu, Beylikler, Erken Osmanlı, Klasik Osmanlı, Türk Barok Devri, Çökme Devri ve Günümüz Mimarisi’ni kapsayacak şekilde irdeliyor. Çalışmada yer verilen Cumhuriyetin ilk yıllarında tarihi eserlerin korunmasına yönelik bazı yazışmalar, bildiriler ve belgeler de dikkat çekici. Nidayi Sevim yazdı.
20/11/2017 08:08
Bir Ailenin Birbirine Benzemez Kuşaklarının Hikayesi Tarla Kuşunun Sesi
Bir Ailenin Birbirine Benzemez Kuşaklarının Hikayesi: Tarla Kuşunun Sesi

Mustafa Kutlu’nun 'Tarla Kuşunun Sesi' hikâyesinin ilk bölümü Sultan Abdülhamid Han zamanında yaşayan Molla Murat ve çevresini anlatırken, ikinci bölüm Molla Murat’ın ikinci kuşak torunlarının yaşadıkları dönemi ve karmaşıklığı anlatıyor. Kutlu'nun son dönemlerde yayınlanan hikâye kitaplarına göre daha hacimli olan eserin dili, kurgusu ve merak uyandırıcılığı yine aynı. Yavuz Ertürk yazdı.
18/10/2017 11:11
Safer Efendi'yi dervişlerinden ayırmak zordu
Safer Efendi'yi dervişlerinden ayırmak zordu

Safer Efendi Hazretleri’nin vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle 'Geydim Hırkayı' kitabını derleyen Adalet Çakır, Metin Erol'un sorularını yanıtladı.
24/02/2016 15:03
Hüsrev Hatemi ile Geçmiş Zamanlara Yolculuk Kuşlar ve Zaman
Hüsrev Hatemi ile Geçmiş Zamanlara Yolculuk: Kuşlar ve Zaman

Hüsrev Hatemi, 'Kuşlar ve Zaman' isimli eserde, hatıralarının eşliğinde, sitem ve eskiye özlemin yanı sıra şehirlerin, bilhassa İstanbul’un şiirlerde işleniş biçimlerine genişçe yer vermiş ve İstanbul’un değişen simasıyla eski İstanbul’u kıyaslamış. Salih Ağbalık yazdı.
31/08/2017 08:08

Bir müddet önce Ahmet Tabakoğlu Hoca’nın bir söyleşisini haberleştirmiştik. Tabakoğlu, İktisat Tarihi ve İslam İktisadı alanındaki sayılı isimlerden biri. Özellikle İslam İktisadına Giriş ve Türk(iye) İktisat Tarihi kitapları başvuru eseri niteliğindedir.

Tabakoğlu’nun son kitabı Osmanlı Mâlî Tarihi ise Kasım ayında, hocanın diğer kitaplarını da yayımlayan Dergah Yayınları’ndan çıktı. 900 küsur sayfalık hacimli kitap aslında üç kitaptan müteşekkil: “Kökler ve Kaynaklar”, “Klasik Dönem Osmanlı Kamu Maliyesi” ve “Yenileşme Dönemi Osmanlı Kamu Maliyesi”. Kitabın temeli Tabakoğlu’nun “1680-1750 Osmanlı Mâli Tarihi” konulu doktora tezinde atılıyor. Daha sonra bu teze dayanarak Gerileme Dönemi Osmanlı Mâliyesi isimli bir kitap 1985’te yine Dergah Yayınları’ndan çıkıyor. Ardından yapılan çalışmalarla muhteviyat ve konular genişliyor, ortaya bu kaynak kitap çıkıyor.

Tabakoğlu bir iktisat tarihçisi olması hasebiyle iktisadın ve maliyenin İslam’daki ve Osmanlı’daki kaynaklarını incelerken tarih ilmine başvuruyor ve kitabın tamamında tarih ilmini soğukkanlı biçimde ele alıyor, olayları da bu şekilde yorumlamaya gayret gösteriyor. Onun için “tarih, idealize edilmek için değil, içinde bulunduğumuz durumu anlayabilmek ve konumumuzu tesbit edebilmek gayesiyle incelenmeli ve sosyal ilimlerin en esaslı boyutunu ve kaynağını teşkil etmelidir.”

Halka maaş bağlanmıştı

Kitabın herkesin okuyabileceği cinsten olmadığı belli olsa da, ben yine de hatırlatmak isterim. Fakat bu; kaynak ve başvuru kitabı özelliği taşıyan Osmanlı Mâli Tarihi’ni sadece araştırmacıların veya akademisyenlerin okuyabileceği, konuya meraklıların okuyamayacağı anlamına gelmiyor. Hatta gönül ister ki meraklıların dışında iktisadi hayatın içinde bulunanlar ilk kitabın tamamını okuyabilsin. Çünkü “Kökler ve Kaynaklar” isimli ilk kitap, İslam iktisadının ve maliyesinin temel prensiplerini ortaya koymaktadır. Kuran ve Sünnet ışığında şekillenen iktisadın gelişimi, yöntemi, tarihi süreci anlatılmaktadır.

Kitapta, İslamiyet’in ilk devirlerinden itibaren Müslümanlar arasındaki iktisadi canlılığın gitgide geliştiğini okuyoruz. Bunun bir sebebi de cihad ve gaza neticesinde özellikle saray ve tapınaklardan ele geçirilen altın ve gümüş. Bu altın ve gümüş para arzını attırır, böylece refah artar ve bütün halk bundan payına düşeni alır: Halka maaş bağlanır. Peygamber Efendimiz’den beri muhtaçlara devlet hazinesinden yardım yapılsa da, Hazreti Ömer bunu sistematik bir hale koyar ve ihtiyaç sahiplerini derecelendirir. Bu düzen İranlılardan alınan divan kurumu eliyle yürütülmüştür. Yardımlar, Beytü’l mâl’den yıllık şekilde ödenir. Bu nakit yardımlarının haricinde yine fakirlere ve miskinlere erzak olarak aydan aya un, buğday, zeytinyağı gibi tahsisatlar mevcuttur. Bu noktada ilginç bir bilgi göze çarpıyor. Hazreti Ömer, Müslümanların zirai faaliyetlere girmesini istemez, şehirlere yerleşmelerini de hoş görmez çünkü bunların Müslümanları cihaddan uzaklaştıracağını düşünür. Bu yüzden de Hazreti Ömer Selçuklu’da ve Osmanlı’da gördüğümüz ikta sistemini o devirde uygulama konusunda çekingendir.

Devlet üretimle değil, denetimle görevlidir

Ekonominin motor kuvvetlerinden biri olan tüketim, bugün dünyada bir ekonomik büyüme aracı haline gelmiştir. Tüketerek büyümenin kısa ve uzun vadedeki etkisine dair çok yazılıp çizilir fakat Tabakoğlu, bunu İslam ilkeleri açısından ele alıyor. Tüketimi ekonominin motoru haline getirmek İslam ekonomisinde mevcut değildir. Bu yüzden tüketimde itidal savunulmuştur. İslam her alanda olduğu gibi iktisatta da dengeyi gözettiği için, hem israf hem de yetersiz tüketim yasaklanmıştır.

İslam’da kamu maliyesine ve devletin ekonomi ile ilişkisine dair en temel ve önemli noktalardan biri; devletin üretimle değil, denetimle görevli oluşudur. Osmanlı’da son devre kadar sistem devlet eliyle üretimle değil, devlet eliyle denetimle yürümüştür. Günümüzde bile politik ve ekonomik tartışmalara yol açan ‘özelleştirme’ konusu, daha en başından aydınlatılmış oluyor. İlkesel olarak devlet, üretimden uzaklaşmalıdır. Bunun sebebi, muhtemelen devletin ekonomik faaliyetlerde müteşebbislere rakip bir aktör oluşunun rekabeti haksızlaştıracağıdır.

Tabakoğlu, vergi sistemine dair de çok basit bir ilkeyi hatırlatıyor: Devlet ancak kamu menfaat ve maslahatı gerektirdiğinde yeni vergiler koyabilir. Vergi konusunda dikkat çeken bir nokta da şudur: “Tabii imkânlarla sulanan toprağın ürünlerinden %10 vergi alınırken çiftçinin kendi kurduğu tesislerle sulanan ve işlenen toprağın ürününden %5 alınır.” İslam maliyesinde vasıtalı vergi diye bir anlayış yoktur. Vergi, mükellef tarafından ödenir ve verginin tüketiciye yansıtılması bu anlayışa muhaliftir. Tabakoğlu’na göre, ibadet sayılan ve toplumda böyle kabul gören vergilerin oranını değiştirmek yerine, eğer ihtiyaç varsa yeni vergiler koymak daha münasip bir uygulamadır.

Nüfusun artması ve şehirleşme, refahla birlikte karışıklıklar da getirmişti

İslam’ın iktisat ve maliye anlayışı öylesine müthiştir ki, başka coğrafyaları da tesiri altına almıştır. Andre Wink bunu “Avrupa ve Hindistan’ın ekonomik açıdan İslâmlaştırılması” olarak ifade eder. Elbette ki uygulamalar zaman zaman problemlere yol açmıştı. Örneğin Abbasiler zamanında nüfusun artması ve şehirleşme, refahla birlikte karışıklıklar da getirmiş ve emeğin bu refahtan aldığı pay nisbî olarak düşmüştür. İktisat gelişirken bunun bir parçası olan sanayi ise gelişmesini teknoloji ile değil, siyasi olayların ortaya çıkardığı imkânlarla sağlıyordu. İslam ekonomisi ihtiyaca göre üretime dayandığı için üretimde teknolojik gelişme pek görülmüyordu. Zaten bu düzende, yeni tüketim arzuları oluşturan bir üretim tarzı görülmemiştir. İktisadi refah toplumsal kutuplaşmalara da sebep oluyordu. Toplumun bir kısmı zenginleşirken, belirli bir servet temerküzü oluşurken; diğer kısmı da buna tepki gösteriyordu. Nitekim Fütüvvet teşekkülleri, bu tepkilerin bir yansıması olarak esnaf birlikleri oluşturdular. Bunlar, Roma’daki “Collegia”dan, Bizans’taki “Somata”lardan, Sasaniler’deki esnaf birliklerinden tasavvufi ve toplumsal karakterleri ile ayrılıyordu. Mezkur birlikler devlete dayanıyorken, bizdeki teşkilatlar tamamen sivil idi.

İslam dünyasında bir müddet olumsuz gözüken ekonomik atmosfere rağmen Marc Bloch’a göre İslam, 13. yüzyılın ortalarına kadar Batı üzerinde muhteşem bir üstünlüğe sahipti. Bu devirlerde Avrupa’da tedavüldeki nadir birkaç altın sikke bile İslam ve Bizans darphanelerinde basılıyordu. Avrupa’nın kendi bastığı gümüş sikkeler ise İslam ve Bizans gümüş sikkelerinin taklidiydi.

İlkeleri belirli olan bir alanda nasıl incelikli bir yöntem izleniyor, buna şahit oluyoruz

Kitabı okudukça bilhassa Osmanlı’nın iktisadi alanı yönetişine, maliye politikasına, detaylara hayran kaldım. Çünkü ilkeleri belirli olan bir alanda nasıl incelikli bir yöntem izleniyor, buna şahit oluyoruz. İlkelerin belirlediği çevrelerde yapılan içtihadlara, teori-pratik farkına şahit oluyoruz. En basitinden gelir - gider dengesini sağlayabilmek için nasıl hareket ediliyor, bunu görmek bile insanı şaşırtıyor. Tarih derslerinde gördüğümüz ikta, tımar, zeamet gibi terimlerin aslını, kullanımını belgelerle görmek; borsanın, devlet tahvillerinin Osmanlı’da piyasa çıkışını okumak bir hayli heyecan verici.

Ahmet Tabakoğlu, Osmanlı Mâlî Tarihi, Dergah Yayınları

 

Muhammed Özbey