, 30 Nisan 2017
Kim Kime Cev b Veremedi

9465

Kim Kime Cevâb Veremedi?

İnternet âleminde gençlerin diline dolanan, üzerinden yüzlerce espri türetilen ''Cevab Veremedi'' kitabı ne anlatıyor? Kim kime cevap veremedi? Kitabın yazarı kim? Yusuf Tunçbilek bu sorulara ışık tuttu.

Hepimizin hayatında en az bir defa karşılaştığı, sokaklarda ücretsiz dağıtılan, en ücra camiler ve dinlenme tesisi mescitlerinin vazgeçilmez bazı kitapları vardır. Bu kitaplar özgün kapak tarzı ve enteresan isimleriyle hep dikkat çekmiştir. Tabii ki de Hakikat Kitabevi kitaplarından bahsediyorum.

Şüphesiz bu kitapların arasında en meşhuru “Cevab Veremedi”dir. Özellikle internet âleminde kitapla alakalı birçok espri yapılmıştır. Dil bilgisi üzerine yoğunlaşan (Cevap-Cevab) bu espriler yalnız espri olarak kalmış, kitabın ne anlattığı, Hakikat Kitabevi’nin diğer kitapları, kimler tarafından kurulduğu, ne yapmaya çalıştıkları gibi konular pek merak edilmemiştir.

Velhasıl bu durum fazlasıyla dikkatimi çekti, bir akşam üzeri yola koyuldum. Hakikat Kitabevi’nin İstanbul-Fatih-Darüşşafaka’daki yerine gittim. İyi karşıladılar. “Sizinle bir röportaj yapmak istiyorum” minvalinde bir şeyler söyledim. Kapanmak üzereydi, “röportaj için başka gün gel” dediler ve bütün kitaplarını hediye ettiler.

İnternette konuyla alakalı herhangi bir metnin olmayışı enteresandı

Kitapların ne anlattığını az çok tahmin etmeme karşın ciddi bir okuma yaptım. Bütün kitaplara baktım. Bazılarının tamamını okudum. Röportaj soruları hazırladım ve bir kere daha yerlerine gittim. Hakikat Kitabevi’nin kurucuları ve çalışanlarıyla uzun bir süre konuştuk, fakat sorularıma cevap vermediler. Röportaj işi olmadı özetle.

Aslında ben Dünya Bizim’e röportaj yapmaya çalışıyorum. Direkt kişilerin düşüncelerini dinlemek ve aktarmak her zaman için daha sağlıklı diye düşünüyorum. Hakikat Kitabevi’yle de konunun daha sağlıklı aktarılması adına röportaj yapmayı istedim. Fakat olmadı, röportajı alamayınca “sizin hakkınızda birkaç yazı yazacağım” dedim. Yazı işine de memnun kaldıkları söylenemezdi ama ben kararımı çoktan vermiştim.

Bütün bu yaşananlar üzerine, birbiriyle bağlantıları açık “Cevab Veremedi”, “Hakikat Kitabevi” ve “Işıkçılar” üzerine yoğunlaşan üç adet seri yazı yazdım. İnternette yapılan espriler bu yazıları tetiklemekle birlikte, gene internette konuyla alakalı herhangi bir metnin olmayışı enteresandı. Sonuç olarak okuduğunuz metin-ler ortaya çıktı. İlk önce “Cevab Veremedi” kitabıyla başlayacağız. İyi okumalar...

“Cevab Veremedi” ne anlatıyor?

İnternet âleminde gençlerin diline dolanan, üzerinden yüzlerce espri türetilen bu kitap ne anlatıyor? Kim kime cevap veremedi? Kitabın yazarı kim? Bütün bunlar yıllardır aklıma takılıyordu. Tuttum kitabı baştan sona okudum, çeşitli kaynaklardan araştırmalar yaptım. Bu benim zevkle yaptığım bir işti ama internette “Cevab Veremedi” üzerine doğru dürüst bir şey yazılmaması da dikkatimi çeken önemli bir eksiklikti.

Esasında “Cevab Veremedi”nin yazarı, kitap kapağında ismi geçen “Hüseyn Hilmi Işık” değildir. Kitabın orijinali “Dıya-ül Kulub” (Kalplerin Işığı) başlığıyla 1876 yılında Harputlu İshak Efendi tarafından kaleme alınmış, İstanbul’da basılıp yayınlanmıştır. Kitabın girişinde “Hazırlayan” olarak Hüseyn Hilmi Işık geçmektedir. Yani eserin günümüz Türkçesine sadeleştirilmesi, önsözler, dipnotlar ve parantez içerisinde eklemeler büyük ihtimal Hüseyn Hilmi Işık tarafından yapılmıştır. Bu durum bütün Hakikat Kitabevi kitapları için geçerlidir. Kitapların yazarları eski dönemlerde yaşamış Ehli Sünnet âlimleridir.

Huzur hocalığı da yaptı

Cevab Veremedi’nin gerçek yazarı Harputlu İshak Efendi, 1803 yılında Elazığ-Harput’ta doğmuş, okumak için geldiği İstanbul’da Fatih Camii çevresindeki medreselerde dersler almıştır. Sultan Abdülaziz döneminde “huzur hocalığı” yapmış, II. Abdülhamit döneminde “İstanbul payeliği” rütbesi almıştır. Daarülmaarif’te hocalık, Evkaf Nezareti’nde komisyon üyeliği, rüştiye hocalığı ve çeşitli yerlerde kadılık yapan Harputlu İshak Efendi, hayatının çeşitli dönemlerinde Elazığ-Harput’a gidip gelmiş, 1891 yılında İstanbul’da ölmüş, Fatih Camii Haziresi’ne gömülmüştür.

“Ben sizden ba’zı şeyleri süâl edeceğim. Bunlara cevâb verin”

Peki, en çok ismiyle dikkat çeken “Cevab Veremedi” ne anlatıyor? Cevab Veremedi, İstanbul’da Protestanlar tarafından İslam aleyhine yazılan “Gada-ül-mülahazat” isimli kitaba cevap niteliğinde kaleme alınmıştır. Protestanların Müslümanlara yönelik yaptığı eleştirilere, yönelttiği sorulara cevap verilmiştir. İslam’ın tevhid ilkesi vurgulandıktan sonra Hristiyanlığın kendi içerisindeki tutarsızlıkları teorik bir dille tartışılmıştır. Tabii bu yazılanlara Hristiyanlar tarafından geri dönüş yapılamayınca kitabın ismi “Cevab Veremedi” olarak ortaya çıkmıştır. Yani özetle Harputlu İshak Efendi’nin Hristiyanların ve Müslümanların kaynaklarına inerek yaptığı bilimsel çalışmasına cevap verilememiştir. Aşağıda kitaptan yaptığımız alıntı, sorulan soruları tek bir dilde toplaması ve kitabın içeriğini özetlemesi bakımından önemlidir:

[bir grup papaz Çin’de misyonerlik faaliyeti yapmak isteyince bu talep sultana iletilir ve Çin sultanı papazlar ile görüşmek ister] Çin Fagfûru [sultanı], papazlara “Ben sizden ba’zı şeyleri süâl edeceğim. Bunlara cevâb verin” dedi ve şöyle sormağa başladı: “İlk süâlim şudur: Siz, Allah, hem bir, hem de üçdür diyorsunuz. Bu, iki iki dahâ beş̧ eder gibi, manâsız bir lafdır. Bu işin aslını bana îzâh edin!” Papazlar cevâb veremedi. “Bu, Allahın bir sırrıdır. İnsanların aklı buna ermez” dediler. Fagfûr, “İkinci süâlim şudur: Yeri, göğü ve bütün âlemi yaratan çok kudretli Allah, kullarından birinin işlediği günâh için Onun, bu işden haberi bile olmayan bütün sülâlesini nasıl günâhkâr sayar? Bunların afvı için nasıl olur da, kendi öz oğlunu kurban etmekden başka çâre bulamaz? Bu, Onun büyüklüğüne yakışır mı? Buna ne dersiniz?” dedi. Papazlar yine cevâb veremedi. “Bu da, Allahın bir sırrıdır” dediler. Fagfûr, “Üçüncü süâlim de şudur: Îsâ, bir incir ağacından mevsimsiz meyve istemiş, ağaç vermeyince onu kurutmuş. Mevsimi olmadan meyve vermek, bir ağacın yapamıyacağı bir şeydir. Böyle olduğu hâlde, Îsânın buna kızıp ağacı kurutması, bir zulm değil midir? Bir Peygamber, zâlim olur mu?” dedi. Papazlar, buna da cevâb veremedi. “Bu işler manevî işlerdir. Allahın sırlarıdır. İnsanların akılları buna ermez” dediler. Bunun üzerine, Çin Fagfûru, “Ben size izn ve müsâade veriyorum. Gidiniz, Çinin istediğiniz yerinde va’z veriniz” diye onlara müsâade etdi. Onlar, Fagfûrun huzûrundan çıkdıkdan sonra, meclisde bulunanlara dönüp, “Ben Çinde böyle saçmalıklara inanacak bir ahmak bulunacağını zan etmiyorum. Onun için bu adamların, bu hurâfeleri va’z etmelerinde, hiçbir mahzûr görmedim. Ben emînim ki, bunları dinleyen vatandaşlarımız, dünyâda ne ahmak kavmler bulunduğunu görerek, kendi dinlerinin kıymetini dahâ iyi anlıyacaklardır” dedi. (sf 167)

Buna rağmen kitaba verilen “Cevab Veremedi” ismi sonradan verilen bir isimdir. Başta belirttiğimiz üzere Harputlu İshak Efendi’nin yazdığı eser “Dıya-ül Kulub” (Kalplerin Işığı) ismini taşımaktadır. Kitabın günümüz Türkçesine sadeleştirilmesiyle ortaya “Cevab Veremedi” çıkmıştır. Bu durum 2001 yılında yazılan önsözde şu cümlelerle açıklanmıştır: “Kitâbın muhtelif yerlerinde görüleceği gibi, papazlar kendilerine sorulan süâllere cevâb verememişlerdir. Bunun için, kitâbımıza ‘Cevâb Veremedi’ ismini vermeği uygun bulduk.”

Bu bilgiler dışında “Cevab Veremedi” 368 sayfa gibi orta boy bir kitaptır. Fakat küçük puntoları ve sayfaların sonuna kadar doluluğu nedeniyle okunması oldukça zordur.

Yukarıda belirttiğim gibi “Cevab Veremedi”yi basan Hakikat Kitabevi’dir. Bir sonraki yazımızda onun kuruluşu, kitapları, hangi dillerde basıldığı, enteresan dil bilgisi hataları ve niçin her yerde hediye edildiği gibi konulara eğileceğiz.

 

Yusuf Tunçbilek





Yorum
Devamı gelmedi
Sedat Memiş
Yazınızın devamı neden gelmedi?
08/02/2017, 21:53
esprilerden biri
espritüel
Gouldn'd rebly
10/01/2017, 22:19
Ünlü olmuş
Gökhan
Etüd odasında görmemiz üzerine bu kitabın ismi üniversite arkadaşlarımız arasında senelerce fenomen olmuştu. Başka insanların da bunu espri konusu ettiğini duyunca şaşırdım. Elinize sağlık.
06/01/2017, 16:10
İlginç
Ben
Yazınızı okuduktan sonra farkettimki kitapların yazarları değişmiş. Mesela Faideli Bilgiler kitabının yazarı Ahmed Cevdet Paşa iken şuanda resmî sitelerinde Hüseyin Hilmi Işık olarak görünüyor.
06/01/2017, 01:34
Güzel
Tunahan
Devamını bekliyorum. Bir röportaj yapmaya çalışırsanız güzel olur. Bu kitaplar güzel ehli sünnet (maa'l hata ve'l kusur) fakat mütercimi kapağa büyük yazmak eserin asıl sahibine insafsizlik olduğunu düşünüyorum.
05/01/2017, 10:37
*
Ahmet Bey
Hay Allah razı olsun.
05/01/2017, 00:18
tebrikler
ahmed cahid
Öncelikle yazarı tebrik etmek istiyorum. Genel olarak çok faydalı, bir o kadar keyifli bir yazı olmuş. Fakat iki noktaya biraz takıldım. Birincisi, internette çokça espriye konu olmasına karşın ne idüğüne dair hemen hemen hiç bilgi bulunmamaması hususunun 50 defa tekrar edilmesi biraz fazla olmuş. İkincisi, Hakikat Kitabevinin imla konusundaki tercihinin -belki ekstrem bir tercih ama yine de tercih- imla hatası olarak yansıtılmasına da bozuldum.
04/01/2017, 22:40