, 23 Haziran 2017
İns n-ı K mil D im  lemde Mevcuttur

4475

İnsân-ı Kâmil Dâimâ Âlemde Mevcuttur

Mesnevî-i Şerif'e yapılmış tercümelerin en büyüğünü (36 cilt ve 7534 sayfa) Ahmed Avni Konuk kaleme almıştır. Şerhinde ise hazretin bazı yorumları adeta rehber niteliğindedir. Öyle ki bazı büyükler bu yorumları 'özün özü' olarak da kabul etmiştir. Yağız Gönüler yazdı.

İlgili Yazılar
Divan Şiirinde Ayetler ve Hadisler
Divan Şiirinde Ayetler ve Hadisler

Divan şiirinde vezne, söyleyişe ve anlama uygun olarak yapılan iktibaslar sanatın kıymetini artırma işlevi görmüşlerdir. Reyhan Keleş’in 'Divan Şiirinde Âyet ve Hadis İktibasları' adlı çalışması bu iktibaslara dair pek çok ehemmiyetli örnek ihtiva ediyor. Ekrem Sakar yazdı.
21/05/2017 11:11
O mükemmel Mesnevi şerhi ne badireler atlattı
O mükemmel Mesnevi şerhi ne badireler atlattı

Eserleri çokca takdir gören bir münevver olan Ahmed Avni Konuk'un bilhassa Mesnevî-i Şerif şerhi, itmama erdiği andan itibaren basımına kadar geçen sürede büyük yankı uyandırır. Ahmed Sadreddin yazdı.
19/03/2015 15:03
Osmanlıdan Bir Örnekle Diplomaside 'Misafir'in Önemi
Osmanlıdan Bir Örnekle Diplomaside 'Misafir'in Önemi

Osmanlı’nın elçisi olarak Habsburglara misafir olan Mustafa Hattî Efendi’nin Viyana yolculuğu, Hakan Karagöz tarafından kitaplığımıza armağan edilmiş: 'Habsburg Gözüyle Bir Osmanlı Elçisi: Mustafa Hattî Efendi’nin Viyana Günleri'. Esad Eseoğlu yazdı.
08/02/2017 10:10
Bir Buruk Sivas Hikayesi ''Sivas'ımı Sıtkınan Sevdim''
Bir Buruk Sivas Hikayesi: ''Sivas'ımı Sıtkınan Sevdim''

Kadir Üredi'nin ''Sivas'ımı Sıtkınan Sevdim'' kitabı, kadim şehir ve kültürümüzden bugüne, üç aşağı beş yukarı benzer şekillerde bütün ülkede yaşadığımız değişimi, kah tebessüm ettirerek, kah gözlerinizi nemlendirerek Sivas şehri üzerinden ustalıkla aktarıyor. Yasemin Dutoğlu yazdı.
28/12/2016 10:10
Cağaloğlu Kan Kaybetmeye Devam Ediyor
Cağaloğlu Kan Kaybetmeye Devam Ediyor

Cağaloğlu kan kaybetmeye devam ediyor; Kitabevi de kapanıyor. MEB Kitapları yeniden yayında... Şeyh Hamdullah’ın Kur’an-ı Kerim’inin tıpkıbasımı yapıldı. Peki kimlere 'ücretsiz' dağıtılacak? Vadi Yayınları yeniden (mi)...Haftanın öne çıkan kültürel olaylarını M. Murtaza Özeren derledi.
26/11/2016 10:10
Yayınevi Yayınevi İşte Bu Senenin Öne Çıkan Kitapları - II
Yayınevi Yayınevi İşte Bu Senenin Öne Çıkan Kitapları - II

Beyazıt Kitap Fuarı’na dair derlemelerimiz devam ediyor. Bu haberde, Klasik-Küre Yayınları, Ötüken Yayınevi, Kitabevi, Hayat Yayınları, Litera, Edam, Erdem, İlk Harf Yayınları, H Yayınları, Kayıhan, İşaret, Nesil, Çizgi Yayınları var.
09/06/2016 08:08

1868-1938 yılları arasında yaşamış olan Ahmed Avni Konuk, 20. asrın en büyük Fusûsu'l-Hikem şerhi ve Mesnevî-i Şerif şerhi müellifi olarak tanınır. Bunun dışında mûsıkîmiz üzerine de çok kıymetli çalışmaları olmuştur. Onun bestelerini bilhassa merhum gazelhânımız Kâni Karaca çok güzel okumuş, ebediyete taşımıştır. Ahmed Avnî Konuk'un Râhatü'l-Ervâh makāmında, Hezec usûlünde yaptığı bir bestesinde, güfte şöyledir: 

Fikrimde hayâlin güzelim işve-nümâdır 
Ol işvelerin her biri bir başka edâdır 
Vuslat deminin bir haberi bâd-ı sabâdan 
Yek râhatü'l-ervâha emîn ol ki fedâdır

Bu eseri Kâni Karaca'dan dinleyebilirsiniz. Yine aynı makamda fakat yürük semâî usulünde bir bestesi daha vardır hazretin. Daha önce zikrettiğim eserdeki gibi güftesi belirsiz olan bu eseri de yine Kâni Karaca okumuştur. İnternetteki kaydında ise gazel formunda okunduğunu görüyoruz. Bir anlamda Kâni Karaca eseri doğaçlama olarak yeniden besteliyor. Muhteşem sözlerini yazayım ki hak geçmesin:

Gül mevsimi geldi yine bülbüllere müjde
Şenlendi çemen kâkül ü sünbüllere müjde
Şebnem döküyor bâd-ı bahar gülşen-i hüsne
Etrâfına âşık arayan güllere müjde

İlk meşkini Zekâî Dede'den alıyor

Ülkemizde Ahmed Avni Konuk üzerine en yetkin çalışmayı Savaş Barkçin yapmıştır. "Ahmed Avni Konuk: Görünmeyen Umman" adlı bu kitap 2011 yılında Klasik Yayınları'ndan neşredilmişti. Bir mevlevî olan Konuk'u "hâfız, şâir, büyük bir müzik adamı ve büyük bir tasavvuf üstadı" olarak tanıtan Barkçin, “Görünmeyen Umman” diyerek Konuk'un kişiliğini, hayat çizgisini, yaptığı işleri, içinde bulunduğu kurumları ve ortaya koyduğu eserlerini okuyucuya anlatmıştı. Bu kitapla hazreti daha fazla tanıyınca, kendisinin Dilkeşîde Mevlevî Âyini’ni her dinlediğimde tesiri şiddetlenmişti, hisseder olmuştum, buyursunlar.

Yılmaz Öztuna'nın Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi'nde Konuk'un 41 adet eserini görmek mümkün ki bunlardan bazılarının güfteleri kendisine ait. Ağırlıklı olarak bestelerinin formu ise şöyle: Mevlevî Âyîni, Ağır Semâî, Yürük Semâî ve şarkı. Konuk'un mûsikî hayatı Dârüşşafaka’ya girmesiyle başlıyor ve ilk meşkini Zekâî Dede Efendi'den yapıyor. Zekâî Dede’nin vefâtı üzerine yazdığı ve sûzidil makamında kâr formuyla bestelediği eserin güftesi şöyledir:

Ey bülbül-i hoş-nevâ, hamûş ol 
V’ey kalb-i hazîn, zehir-nûş ol 
Üstâd-ı hüner Zekâî gitti 
Ey bank-i âdem, sürûd-gûş ol 
Avnî dil-i zâre teliyet yok 
Ey eşk-i dü dîde, pür-hurûş ol

Öyle bir şerh ki özün özü gibi

Mûsıkî ile birlikte tasavvuf üzerine büyük kıymeti olan ve birçoğu artık oldukça zor bulunan nice eseri vardır Ahmed Avni Konuk'un. Tasavvuf tarihine hizmetleri altın harflerle yazılmış olan Konuk'un eserlerinden bazılarını zikretmek gerekiyor: Mesnevî-i Şerif tercümesi ve şerhi, Farsça’dan Fîh-i mâ Fih çevirisi, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem ve Tedbirât-ı İlâhiyye eserlerinin Arapça'dan tercümesi ve şerhleri, Fahrüddîn ‘Irâqî’nin Leme’ât’ının Arapça’dan tercümesi, Mahmûd-ı Şebüsterî'nin Gülşen-i Râz'ının tercümesi, Ahmed oğlu Ferîdûn’un Risâle-i Sipehsâlâr’ını Farsça’dan “Menâkib-i Hazret-i Mevlânâ Celâleddin Rûmî” adıyla Türkçe’ye tercümesi. Bu önemli bilgileri ve detaylarını merhum Abdülbâkî Gölpınarlı'nın "Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik" adlı eserinden öğrenmek mümkün. 

Merhum Ahmed Avni Konuk'un dost ve ahbap çemberi de bir hayli geniştir. Bu da hem şiire hem mûsıkîye yakınlığı hususunda önemli bir vesiledir. Tâhirü'l Mevlevî, Ömer Ferit Kam, Zekaizâde Ahmed Irsoy, Hüseyin Vassaf Bey, Mehmed Akif Ersoy, Babanzâde Ahmed NâimZekai Dede Efendi, Ahmed Amiş Efendi, hazretin yakın çevresini oluşturur.

Mesnevî-i Şerif'e yapılmış tercümelerin en büyüğünü (36 cilt ve 7534 sayfa) Ahmed Avni Konuk kaleme almıştır. Şerhinde ise hazretin bazı yorumları adeta rehber niteliğindedir. Öyle ki bazı büyükler bu yorumları "özün özü" olarak da kabul etmiştir. Hem bu çağın insanına şifa olması ümidiyle hem de hazreti yeniden yâd etmek maksadıyla Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerif şerhinden bazı cümlelerini buraya almayı münasip görüyorum. Özellikle tasavvufun, mürşid-mürid ilişkisinin bilen-bilmeyen birçok farklı kitle tarafından yeniden tenkide(?) uğradığı şu zamanlarda kendisinden istifade etmek gerektiğini düşünüyorum. Zira bu yorumlarda müspet-menfi ayrımı yoktur, hakikat vardır. Bize sık sık okuyup bol bol tefekkür etmek düşer…

"Asıl şikayeti ni'met ve rahattan et"

-Ne kusur ettim ki, bu belâ-yı ilâhi benim başıma geldi, diye kendi etrafını dolaş. Zîrâ gelen belâ ve cezâ senin fiilinin gölgesidir!

-Dert ve meşakkat, mademki seni bizim kapımıza sevk ediyor, ondan şikayet etme! Asıl şikayeti ni'met ve rahattan et ki, senin doğru yolunu vuruyor ve seni gaflete düşürüp, bizim kapımızdan uzak ve matrûd ediyor.

-Allah'a karşı serkeşlik edip, nefislerinin kulu olan kimseler her ne kadar sûret-i zâhirede kuvvet sahibi iseler de, hakîkatte değildirler.

-Nefis, Firavun'un kudret ve saltanatını elde ettikten sonra, artık Firavunluk temelini kurar ve kendisine nasihat eden Musa ve Harun (aleyhime's-selam) meşreblerinde olan ulemâ-i billâhı muhalif ve düşman addedip, onlara karşı su-i kasda kıyâm eder. 

-"Ben küfür ve inkârda sebat ediyorum; benim hakkımda kahır ve gazab-ı ilahi neden zuhûr etmiyor?" diyenler son derece gaflet içindedirler. Zirâ küfür ve inkârda devam ve sebat, kahır ve gazab eseridir.

-Arz nasıl yediği tohumu baharda çıkarır ve içtiği suyu o tohumdan mütevellid olan meyvede ızhâr ederse, insanın vücudunda dahi toprak gibi yediği ve içtiği şeyin eseri zâhir olur. Binaenaleyh ey insan, senin kalbinde olan her bir gam ve kabz, senin içtiğin a'mâl ve ahlâk şarabının baş ağrısıdır.

-Anan sana "Öl, geber!" diye beddua ederse, onu hiddete getiren senin o kötü huyunun ölmesini ve yok olmasını ister.

"Âşıklar Hakk'ı imtihan etmezler"

-Her cins kendi cinsine meyl eder.

-Herkes Allah’ın kulu olduğunu dâvâ eder; imtihân-ı ilâhî vukû bulduğu vakit, hakîkatte kim kimin kulu meydana çıkar.

-Makam ve mansıb, sahibini evvelen Firavunlar gibi kibir ve gurûr ile besler ve semirtir, sonra da kahr eder. Hırs bir ejderhadır, küçük bir şey değildir. Utanmak gibi bir takım iyi seciyeleri yok eder.

-Eğer bir kimsenin derecesini anlamak istersen onun taleb ettiği şeyin mâhiyetine bak!

-İnsân-ı kâmil dâimâ âlemde mevcuttur ve birden ziyâde olmaz. Çün­kü bilcümle mevcûdat bir şahs-ı kebîrdir ve insân-ı kâmil onun kalbidir.

-İnsanların çoğu insan sûretine sahiptirler fakat mânâları itibarıyla insan değildirler. Hiç şüphe etmeyesin ki bu böyledir.

-Âşıklar Hakk'ı imtihan etmezler. "Biz bu kadar hizmet ettik. Bakalım bize Hak ne ih­sanlar yapacaktır?" demezler.

Ahmed Avni Konuk’un ruhu ve Allah rızası için el Fatiha…

Ahmed Avni Konuk, Mesnevi-i Şerif Şerhi, Kitabevi Yayınları.

 

Yağız Gönüler