, 24 Haziran 2017
Fatih Sultan Mehmed'i En Güzel Anlatanlardan Biri S miha Ayverdi

4654

Fatih Sultan Mehmed'i En Güzel Anlatanlardan Biri Sâmiha Ayverdi

Samiha Ayverdi, ''Abide Şahsiyetler'' kitabında birçok ismin yanında Fatih Sultan Mehmed’i abide şahsiyet yapan, onun ismini ölümsüz kılan özelliklerini, hizmetlerini, tevazusunu, yalnızca Allah rızası için iş görmesini, cihad etmesini anlatıyor. Metin Uygun yazdı.

İlgili Yazılar
S miha Ayverdi Geçmişten Geleceğe Güzel Örneklikleri Taşıdı
Sâmiha Ayverdi, Geçmişten Geleceğe Güzel Örneklikleri Taşıdı

''Sâmiha Ayverdi’nin İstanbul’u'' kitabı, bu son devir mütefekkiremizin düşünce dünyası ve eserleri hakkında toplu bir fikir vermesi bakımından güzel bir hizmet olmuş. Yasemin Dutoğlu yazdı.
12/06/2017 08:08
Sarsılmayan bir imanla fethettiler yedi düveli
Sarsılmayan bir imanla fethettiler yedi düveli

Mustafa Fayda, 'Hulefâ-i Râşidîn' kitabında İslam fetihlerinin, müşterek bir imanın, müşterek bir tefekkürün, müşterek bir ahlakın çeşitli coğrafyalarda ve muhtelif milletlerde vücud bulup yerleşmesini sağladığını ve çok özgün ve büyük bir medeniyetin doğmasına sebeb olduğunu vurguluyor. Ahmed Sadreddin yazdı.
15/04/2015 08:08
Muhafazakarlaşmadan tarih yaşanır mı
Muhafazakarlaşmadan tarih yaşanır mı?

Sâmiha Ayverdi’nin ‘Boğaziçi’nde Tarih’ kitabı, Osmanlı medeniyetinin Boğaz’dan okunmasıdır..
27/07/2012 14:02
Aşk izdivacı'ndan doğan yayınevi
'Aşk izdivacı'ndan doğan yayınevi

Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi, İlhan Ayverdi, Nihad Sami Banarlı, Ahmed Yüksel Özemre gibi isimlerin hatırasını yaşatan Kubbealtı Neşriyat'ı konuştuk.
19/01/2010 12:12
Mehmet Akif'in Hüzünlü Yolculuğu
Mehmet Akif'in Hüzünlü Yolculuğu

''33 yıllık dostu Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Akif’e isyan etti: ‘Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder’ nasıl dersin? O hayatın boyunca vazgeçmediğin tevazuun ile bunu söylesen bile haksızsın Akif!'' Yaşar Süngü, Hicran Göze’nin ‘Mehmet Akif & Hüzünlü Bir Yolculuk’kitabına değindi.
08/01/2017 08:08
İnce Ruhlu ve Güzellik Müptelası İnsanların Şehri Bursa
İnce Ruhlu ve Güzellik Müptelası İnsanların Şehri: Bursa

''Bursa’nın, Allah vergisi doğal güzelliğini Türk zevk-i selimi ile taçlandırmış bir şehir olarak, Süheyl Ünver gibi ince ruhlu ve güzellik müptelası bir zat-ı şerifi etkilemiş olmasına şaşmamak gerek...'' Yasemin Dutoğlu, Hoca'nın 'Bursa Defterleri'ne değindi.
03/12/2016 13:01

Tarihe mal olmuş şahsiyetler vardır. Bunların ortak hususiyetleri, hayatlarının kendilerine ait olmaktan çıkıp, toplumun malı olmasıdır. Bu ulular, insanların dünya ve ahiret saadeti için çalıştıklarından; isimleri, hizmetleri ve eserleri yüz yıllardır yaşamaktadır. Tarihte bu şahsiyetlere az rastlanırsa da, bizim tarihimiz bunların mevcudiyeti yönünden zengindir. Ahmet Yeseviler, Mevlanalar, Yunus Emreler, Hacı Bayram Veliler, Akşemseddinler… Bu gönül sultanları, Cenab-ı Allah’ın kendilerine bahşettiği hususiyetleri; ilimlerini, maddi, manevi imkânlarını hep halkın istifadesi için kullanmışlar, insanları istikamet üzere sevk etmek için durup dinlenmeden çalışmışlardır. Yeri geldiğinde saltanat sahibi hükümdarlara da hocalık etmişler, onları da ikaz ve irşad ederek adalet üzere saltanat sürmelerine yardımcı olmuşlardır.

Devlet ricalinden olan büyük şahsiyetler bakımından da tarihimiz ve medeniyetimiz bir hayli zengindir. Sultan Alpaslan, Sultan Melikşah, Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni bunlardan ilk aklımıza gelen isimlerdir. Bunlar saltanatlarının yanı sıra gönül sultanlığı da yapmış, Allah’ın dinini yaymak için cihad etmiş, Türk-İslam medeniyetine büyük hizmetlerde bulunmuş cihangirlerdir.

Yalnızca şahsiyetleri değil, yaşadıkları devrin hususiyetlerini de anlatıyor

Samiha Ayverdi, Abide Şahsiyetler kitabında; bu şahsiyetlerden olan Mevlana, Yunus Emre ve Fatih Sultan Mehmed’i abide şahsiyet yapan, onların isimlerini ölümsüz kılan özelliklerini, hizmetlerini, tevazularını, yalnızca Allah rızası için iş görmelerini, cihad etmelerini anlatır. Bunların yanında ilme, edebiyata, sanata ve devlete hizmet etmiş şahsiyetleri de ayrı bir bölümde ele alır. Bunlardan bazıları Baki, Cezayirli Hasan Paşa, Dede Efendi, Mehmed Akif ve İkbal’dir.

Kendi hayatında tanıdığı şahsiyetler de vardır Ayverdi’nin abide şahsiyetler sınıfına koyduğu. Bunlara kitabının ‘Gördüklerim’ bölümünde yer verir. Nihad Sami Banarlı, Tevfik İleri, pirdaşım dediği Safiye Erol bunlardan bazılarıdır.

Samiha Ayverdi kitabında yalnızca yer verdiği şahsiyetleri anlatmaz. Bu şahsiyetler üzerinden yaşadıkları devrin hususiyetlerini, bugüne sirayet eden yansımalarını da anlatır. Ayrıca tarih, kültür ve medeniyetimiz hakkında önemli değerlendirmeler ve tenkitlerde de bulunur. Tarihimizden, dilimizden, kültür ve medeniyetimizden kopuşumuzun doğurduğu hazin neticeleri, bu kopuştan kaynaklanan muhteşem zenginliğimizden mahrum kalışımızı da anlatır.

Fatih, himmet ve gayretini iç tabiat ve kıymetlere de yöneltmiştir

Kitapta geniş bir şekilde yer verilen şahsiyetlerin başında Fatih Sultan Mehmed gelir. Ayverdi, Fatih’i on makalede anlatmış kitabında. Fatih’in siyasi, askeri faaliyetleri, fetihleri, gazaları hakkında asırlardır söz söylendiğini, yazıldığını ifade eden Ayverdi, “Fatih Sultan Mehmed’in hükümdarlık sıfat ve sanatına formasyon vermiş ruhi terbiye ve dinamizmi, netice itibariyle de deruni hayatı, hemen hiç de ele alınmamış dense revadır. Halbuki bizim için olduğu kadar dünya için de mühim olan, onun istila ve fütuhatından ziyade, bu cihat ve gaza ruhunu şuurlandırıp, planlı ve sistemli bir istikamete yönelmiş olan gayesidir” sözleriyle Fatih’in gönül yönüne de dikkat çeker.  

Fatih Sultan Mehmed, şehzadelik devresini geçirdiği Manisa’da şahsı ve devleti adına gayet verimli bir eğitim görmüştür. Çok değerli hocaları onu, devlet eğitimi, maddi ilimler, manevi ilimler yönünden çok iyi yetiştirmişlerdir. Lisan dersleri görerek birkaç lisan öğrenmiş, tarihteki önemli cihangirlerin hayatlarını inceleyerek ta o zamandan kendisinin ve devletinin geleceğini planlama fırsatını bulmuştur. Ayverdi, “Fatih, bir devlet reisi için zaaf ve ihtirasların kulu olmanın, idare ettiği tebaası için bir kayıp ve zayıflık olduğunun şuurundadır. Bu yüzden himmet ve gayretini sadece maddi ve dış tabiat bilgilerine yönlendirmemiş, iç tabiat bilgi ve kıymetlerine de sarf etmiştir” der. Fatih, her şeyden önce kulluk şuurunun kıymetini tam olarak bilmektedir. İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’nın önünde ilk işi şükür secdesine kapanmak olmuştur. Bu büyük cihangirin şahsiyetinin teşekkülünde, hocası Akşemseddin’in rolü büyüktür. Akşemseddin’in Fatih’e kazandırdığı en büyük hususiyet; ‘gerek insanlarla gerek Allah’la olan muamele ve münasebetinde, kendi kendini kontrol altında bulunduracak şuur ve mesuliyet’ duygusudur.

Şark dünyasının kaybetmiş olduğu ilmi haysiyetini iade etmek gayesindedir

Fatih’in en büyük gayelerinden birisi, İstanbul’u fethedip peygamber müjdesine nail olduktan sonra, bir zamanlar yeryüzünün fikir ve irfanda, ilimde tek merkezi bulunan İslam medeniyetini yeniden eski gücüne, kudretine ve parlaklığına kavuşturmaktır: “Onu el yordamı ile yürümekten kurtarmak, Garb’ın realist ölçüleri ile bağdaştıracak bir yeni terkibe doğru istikametlendirmektir. Bir vakitler büyük bir hız ve şevk ile yeryüzünün en büyük fikir pazarlarından birini kurmuş olan Şark dünyasının kaybetmiş olduğu ilmi haysiyetini iade etmektir.” Ayverdi, Fatih’in ilim ve kültür faaliyetleri kendinden sonra dda evam ettirilebilseydi, Osmanlı Devleti’nin bugün de ilim ve irfanın merkezi olmaya devam edeceği görüşünü dile getirir.

Abide Şahsiyetler kitabı, ilim ve irfan yönünden zenginliğimizi ortaya koyan bir eser. Tarihin kaydettiği, asırlara hükmeden şahsiyetler yetiştiren medeniyetimizin büyüklüğünü, bununla iftihar edebileceğimiz bir değer olduğunu, bu medeniyetle tekrar ünsiyet kurmamızı hatırlatan bir verim.

Cenab-ı Allah Ayverdi’nin ruhunu şad etsin.

Samiha Ayverdi, Abide Şahsiyetler, Kubbealtı Neşriyat.

 

Metin Uygun