, 28 Mayıs 2017
İmam Hatipli Öğrencilerin Hikayeleri 'Hikmet'te Toplandı

2339

İmam Hatipli Öğrencilerin Hikayeleri 'Hikmet'te Toplandı

'Hikmet', Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV)’nın bu sene beşincisini düzenlediği ve artık gelenekselleştiğine vurgu yapılan beşinci hikâye yarışmasında ilk yirmi beş’e giren hikâyelerin kitaba, yani bir gül demetine dönüşmüş hali. Ahmet Serin yazdı.

Geçtiğimiz aylarda işyerime bir kargo geldi ve kargonun içinden bir kitap çıkıverdi. Kargoyu kim gönderdi; adımı, adresimi nereden ve nasıl buldu, hâlâ bilmem. Hoş, bilmem de gerekmiyor. Varsın bu olay da, hayatın bir güzelliği olarak yazılıversin kişisel tarihimin güzel sürprizler sayfasına.

Hikmet” adını taşıyan bir kitap bu sürpriz. İçinde sıcak, sımsıcak hikâyeler var. Üç güzellik birden var bu hikâyelerde aslında: Hikâyeler, gerçekten güzel, okunası metinler; bu bir. Hikâyeleri yazanlar, imam hatip kuşağı; bu iki. Bu metinleri yazanlar hâlâ okulda öğrenci; bu da üç.

Hikaye anlatıcısı bir genç kuşak da var

Şunu erkenden söylemek isterim: Özellikle sosyal medyanın yıpratıcı etkisinden ötürü “slm, nbr, iii” şeklinde yazıp konuşan bir genç kuşak var, evet. Biz bunları görüp karamsarlığa kapılıyor, geleceğe dair umutsuzluklara bürünüyoruz, bu da doğru.  Ama aynı kuşaktan, sözcük dağarcığı yetişkinlere taş çıkartan, kurdukları cümlelerle insanı şaşırtan, yaptıkları betimlemelerle şairlerin tahayyüllerini harekete geçiren, kurgularıyla yönetmenlere ilham verebilecek birileri de var. Şükür ki var.

Kitab-ı Hikmet

“Hikmet”, Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV)’nın bu sene beşincisini düzenlediği ve artık gelenekselleştiğine vurgu yapılan beşinci hikâye yarışmasında ilk yirmi beş’e giren hikâyelerin kitaba, yani bir gül demetine dönüşmüş hali. Yüz yirmi beş sayfalık kitabın baskı kalitesi iyi, harfler kendini okutturabilecek şekilde seçilmiş. Kitap, TİMAV Yayınları’nın altıncı, yine bu yayınevinin beşinci hikâye kitabı. Kitabın kapağı da zevklice seçilmiş: Yeşil yapraklarla bezenmiş bir tuğla duvarın ortasında, üzerinde kapı tokmağı bulunan ve nereye açılacağı belli olmayan bir kapı, bir ahşap kapı…

Kitabın sunuşundan bunun lise öğrencilerinin hikâyeleri olduğunu öğrenmek, bu kitapta çalakalem yazılmış metinlerle karşı karşıya kalacakmışsınız zannına götürebilir sizi ilkin. Doğrusu, ben bu zanna kapıldım. Yok, sizin bu zanna kapılmanıza gerek yok emin olun! Yer yer acemilikler olsa da, çoğu zaman usta işi demekten çekinmeyeceğiniz hikâyeler karşılıyor sizi kitapta ve kitabın ilk hikâyesini okumaya başladığınızda “Sonrakiler de bu kadar güzel, bu kadar sahici, bu kadar samimi mi?” diye meraklanmaya başlıyorsunuz içten içe.

Hikmet”, kitabın ilk hikâyesi ve aynı zamanda kitaba adını veren de bu hikâye. Arketipi olan bir hikâye “Hikmet”. Bursa’nın efsanevi okulu Bursa İpekçilik İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan Emine Aslan’ın kaleme aldığı bu dört sayfalık metin, dünya hayatının bazıları için bir trajedi olduğunu bize bir kez daha hatırlatan sıcak ve sahici bir hikâye.

“Ay çıktı mı tepeye, çıt çıkmaz buralarda”

On dört yaşında öksüz bir çocuk olan Hikmet’in hikâyesi, “Ay çıktı mı tepeye, çıt çıkmaz buralarda.” şeklinde usta işi bir cümleyle başlıyor. Klasik hikâye planına uygun devam eden metnin ilerleyen cümlelerinde Hikmet’i tanırız yavaşça; tanırız ve severiz onu. Başını ancak sokabildiği bir kulübede yaşayan Hikmet’in olgun davranışlarına, yoklukta bile nasıl diğergâm olabildiğine şahit oluruz. Bu şahitlik bizi erdemlerimiz üzerinde düşünmeye götürür bir yandan, bir yandan da nasıl bir topluma dönüştüğümüzü düşünmeye iter zihnimizin arka planında. Küçük sahil kasabasında kendi halinde yaşayan, çevresiyle iyi geçinen Hikmet’in, bir yanlış anlama sonucu nasıl başının belaya girdiğini, belaya giren bu başın nasıl yalnızlaştığını ve en sonunda da Hikmet’in bir çocuk olduğunun farkına varan devletin, iyilik yapma adına Hikmet’i nasıl sosyal çevresinden kopardığını okuruz ilerleyen satırlarda. Metnin yazarı Emine Aslan, yazmaya devam ederse ileride ses getirecek bir hikâyeci olmaya aday.

Gerçeküstü’ye göz kırpan bir kurgu

Kitabın 23. sayfasında, jürinin mansiyona değer gördüğü hikâyenin adı “Mr. Brown”. Bu hikâyenin yazarı da Bursa İpekçilik İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan Betül Özel. İpekçilik’ten böyle yazar kumaşı olan öğrencilerin çıkması, kurumların bir kültüre sahip olmalarının ve bu kültürün süreklilik taşımasının önemini de ayrıca belirtiyor. Ama konumuz bu değil, konumuz Mr. Brown.

Mr. Brown, aslında hem kitap sayfalarında hem de gerçek hayatta var olan biri. Hani o İngilizce ders kitaplarında hep karşımıza çıkan bir Mr. Brown var ya, işte o Mr. Brown’un hikâyesini anlatıyor tatlı tatlı Betül Özel. Bunu da öyle ustalıkla yapıyor ki, biz hiç farkına varmadan Mr. Brown içimizden birine dönüşüyor bir süre sonra. Çok severek okudum bu hikâyeyi. Betül Özel de kalemi elinden bırakmaması gerekenlerden.

Bir duyarlılık

Ve sen kuş olur gidersin”, Malatya Sadreddin Konevi Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Fatma Yıldırım’ın kitabın 53. sayfasında yer alan hikâyesi. Bu hikâye de diğerleri gibi derli toplu, eli yüzü düzgün bir anlatıma sahip ama... Ama’sı şu: Bu hikaye, yakın zamana kadar ülkemizde de yaşanan ‘irticacı avı’nı bir çocuğun ağzından anlatıyor. Yaşı gereği o dönemleri bilmemesi gereken bir kalemin, sanki o dönemleri yaşamış gibi anlatması, o kara dönemlerin toplumumuzda nasıl bir tahribata yol açtığını yansıtması bakımından ayrıca dikkat çekici. Bu hikâyede anlatıldığı gibi, acı olaylar iz bırakıyor insanlarda ve bu iz kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

Hikmet, geleceğe dair karamsarlığa kapıldığınızda, bu karamsarlıktan kurtulmanız için kitaplığınızda, hemen elinizin altında bulunması gereken bir kitap.

 

Ahmet Serin






İlgili Konular
Hikmet /