En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gündoğar'ın Solo Albümü Çıktı!
Gündoğar'ın Solo Albümü Çıktı!
Selçuk Küpçük yine müthiş bir yazı yazdı. 20 yıl öncesinden farklı bir tarzla bugüne gelen GÜNDOĞAR'ı anlattı. GÜNDOĞAR ile birlikte bizi anlattı!
Güncelleme: 17:24, 19 Nisan 2009 Pazar

İlk albüm 90'larda çıkmıştı!

 

1990'lı yıllarda Ankara Şehirlerarası Otogarı şimdiki Devlet Demiryolları Müdürlüğünün yanında idi. Şehrin ana merkezlerine yakın, ayakaltı bir yerdi. Ulus'a, Sıhhiye'ye, Tandoğan'a yürüyerek gitmek mümkündü. Her gün okul çıkışı Sincan otobüslerinin kalktığı Atatürk Kapalı Spor Salonunun oraya kadar yürümek zorunda idim. Hem iki vasıta yapacak kadar param yoktu, hem de uzun yürüyüşlerimi o zaman da çok sever, kendi kendime konuşmalar yapıp, etrafı dünyaya yeni gelmiş bir çocuk hayreti ile izleyerek yolu uzatmak beni oldukça rahatlatırdı.

 

O eski otobüs terminalinin tam girişinde küçücük bir büfede müzik kasetleri satılır, yeni çıkan sanatçıların afişleri hemen burada yerini bulurdu. Bir anlamda müzik camiasındaki gelişmeleri eski Ankara Otogarından takip ettiğim de söylenebilir. Ayrıca orada nabzı tutmak da mümkündü. En çok hangi sanatçı soruluyor, hangi türler daha rağbet görüyor, bütün bunlara ilişkin bir kanaat geliştirmek, iyi bir gözlemci iseniz elde edilebilecek verilerdi.

O vakitler henüz profesyonel anlamda müziğe başlamamıştım. Sadece ileriki yıllara ilişkin, bahsettiğim bu uzun yürüyüşlerimde kurduğum hayallerden söz edebilirim.

 

Zaman sonra otogardaki bu büfenin camında sarı zemin üzerine çizilmiş portreden oluşan bir kaset dikkatimi çekti. Kaset kapaklarının çizgi ile yapılmasını ayrıca o yıllara ait bir özellik olarak da hatırlıyorum. Çekik gözlü, bıyıklı, alnına saçlar düşmüş ufka bakan bir adam. Kapağın tam altına doğru Filistin'i, zulmü, savaş karşıtlığını çağrıştıran küçük birkaç çizim. Kasetin özel bir ismi de yoktu ayrıca. Sadece “Gündoğar Söylüyor” olarak not düşülmüştü. Çok ilgimi çekti. Hemen aldım. Böyle, aldığım bütün kasetleri büyük bir heyecan ile dinlemek için evin yolunu zor bulurdum. Şimdi evimde o zamandan kalan tahminen bine yakın kasetim mevcut. Ve artık önemli bir kısmı piyasada bulunmayan, kimsenin belki arşiv için bile ayırmadığı çok mühim çalışmalar bunlar. Kendimce bir dönemin müzikal tarihini oluşturduğumun farkına vardım yıllar sonra.

 

Kasetin ilk eseri “Bir Kum Tanesiyim”. Dinleyeni meraka salan, acaba bundan sonra ne gelecek dedirtecek türden uzun bir introsu vardı bu ilk eserin. Gündoğar'ın ise insanı rahatlatan, sakin bir ırmağın sükunet veren sessizliği gibi odanın içine yayılan bir sesi. Beni çok etkiledi kaset. Gerçi kendisi ile yıllar sonra tanıştığımızda bu ilk kasetini yok saydığını defalarca söylemiştir bana. Bu çok doğal çünkü, sürekli kendisini geliştiren, yenileyen bir müzik adamı idi ve belki artık bu ilk çalışması O'na yetersiz ve unutulması gereken bir şey gibi de geliyordur mutlak. Ama olsun, kendisi için olmasa bile benim için çok önemli bir keşifdi “Gündoğar Söylüyor”. Müziği daha yeni yeni anlamaya, sıra dışı kasetleri bulmaya çalışan birisi için ufuk açıcı bir işçilik sunuyordu bu kaset bana. Çok önemli besteler dinledim “Gündoğar Söylüyor”da. Ayrıca toplumcu bir temadan da hareket ediyordu eserler. Zaten sevgili Gündoğar'ın da felsefe olarak böyle toplumcu bir yanı vardır. Zamanla, kendisini bana açtıkça bunu daha net olarak gördüm.

Birlikte çalıştık!            

 

Kader öyle şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı bir şey ki, benim 1990'da aldığım bu kasetin sahibi ile yıllar sonra birlikte çalışmak nasip oldu. “Kurutulmuş Gül Mevsimi” ve ardından birkaç yıl evvel çıkardığım son çalışmam “Artık Kuşlarını Uçur”un aranjörlüğünü yaparak, benim yürüyüşüme çok büyük anlamlar kattı açıkçası. Bahsettiğim o ilk çalışmasından sonra sevgili Gündoğar müzik camiasında kendisine çok saygın bir yer edindi. Bugün dinlediğimiz birçok popüler sanatçının aranjörlüğünü o yaptı, yapıyor. Her gün tv'de izlediğimiz sayısız reklam filminin, birçok dizi ve hatta sinema filminin altında O'nun imzası var.

 

Albüm çalışmalarım vesilesi ile ara sıra girip çıktığım müzik camiasından benim tasvip etmediğim bir fikri çöküntü söz konusu. Ufuksuzluk, sıradanlaşma, müziğin anlamı üzerine kafa yormama vs ile başlayan bir zihni fakirlik. Ancak sevgili Gündoğar'da bütün bu bahsettiğim estetik ve etik zafiyetin hiçbirisine rastlayamazsınız. O, müziğin hayatın ta kendisi olduğuna dair ontolojik bilgiden hareketle yaklaşır yaptıklarına. Toplumsal bir sorumluluk olarak bakar. Bu anlamda hem benim ve inanıyorum ki hem de başka çalıştığı her müzisyenlerin ufkunu açmış, daha derinlikli çalışmalara kışkırtmıştır.

 

Size ilk tanışmamızı da anlatayım. Üniversiteyi yeni bitirdim. Konserlere gidip geliyorum. Artık bir kaset yapma düşüncesi belirdi. Toparlanıp gittik İstanbul'a. İlk kasetim olan “Tebessüm Provaları”nı çalışacağız. O zaman kasetimin yönetmenliğini Hasan abi (Sağındık) yapıyor. Temelde zaten Gündoğar'la yüzyüze Hasan abi vesilesi ile tanıştım. Onlar daha evvel bir birlikteliğe başlamış, Hasan abinin “Dosta Doğru-Irgalanış” isimli albümden itibaren önemli çalışmalar ortaya koymuşlardı. Ayrıca şunu da not etmek gerekli ki “Dosta Doğru”nun aranjeleri o zamanlar düşünüldüğünde çok ufuk açıcı ve yenilikçi bir aranje örneği idi ve altında Gündoğar'ın imzası vardı.

 

İstiklal Caddesi'nde Osmanlı döneminden kalma eski bir binadayız. Yıl 1994. Çalıştığımız stüdyonun ismi Stüdyo Metronom. Gündoğar çıkıp geldi. Upuzun saçları, altında kot pantolonu, üzerinde bir tşort ve elinde hiç eksik etmediği o meşhur çantalarından birisi. Benim ilk kasetimde birlikte çalışmadık ama kendisinin sağladığı imkânlardan epey yararlandık bu süreçte. O vakitler çıkarmayı düşündüğü kendi albümünü de hazırlıyordu. Ama o albümü hiç çıkmadı ne yazık ki. Oysa orada bize biraz dinletmişti. Ve dedim ki “işte bu, temiz müzik denilen şey tam da bu”. Gündoğar'ın o günlerde hazırladığı rock altyapılı albüm çıksa idi eğer, rock müziğin Türkiye'de kendisini oluşturmaya başladığı yıllara denk düşen çok klasik bir çalışma olarak anılabilirdi.

 

Bizim beraber yürüyüşümüz 1996 yılına denk düşüyor. “Kurutulmuş Gül Mevsimi” adını taşıyan ikinci kaset için kader bizi bir araya getirdi. İyi bir aranjör ile çalışmak benim ya da benim gibi popüler müzik dışı çalışmalar ortaya koymaya çalışan isimler için çok mühim. Çünkü fabrikasyon mantığın çok daha dışında ve çok daha özgür, yenilikçi bir temadan hareket etmek gerekiyor. Ve bunu aranjörün teknik altyapısı ile doldurması lazım. İşte bu noktada sevgili Gündoğar yaptığım eserlerin neye karşılık geldiğini, hangi teknik altyapı ile donanması gerektiğini, eserin sözlerinden hangi kapıya varılmak ve müzikal dilin bunu nasıl desteklemek zorunda olduğunu çabucak kavrayıp, benim de müzikal duruşumu zenginleştiren bir süreci hemen devreye sokuyordu. Bu anlamda beni mutlak bir yerlere taşıdı. Müzikal anlamda özgürleşme yardımcı oldu.

Gündoğar 2009! 

            

Gündoğar çok uzun bir aradan sonra şahsen benim çok beklediğim yeni çalışmasını nihayet çıkardı. Albümün ismi “Gündoğar 2009”. Ve biraz evel bahsettiğim, o Stüdyo Metronom'da dinlediğim rock çalışmasının izini süren bir yapı var bu yeni albümde. Tabiî ki daha gelişmiş ve daha yeni saundları bütününde barındırarak. Gündoğar başından beri salt kendi bestelerini okudu ve eserlerinin sözlerini kendisi yazdı. Albümü dinlediğiniz zaman göreceksiniz ki şarkılar sıradan sözlerin çok daha ötesinde şiirsel tadlar taşıyan, imge yüklü bir kapı aralıyor size. Belki sevgili Gündoğar bunu kabul etmeyecek ama, benim 1990'da Ankara Otogarı'ndan aldığım “Gündoğar Söylüyor” isimli kasetteki samimiyeti, içten söyleyişi ve aynı zamanda müzikal alanın işaret ettiği dünyayı buldum bu yeni çalışmada. Albüm bütünüyle rock bir saund ile aranje edilmiş. Zaten kişisel duruş, tavır, eda ve dünyayı tasarlayış açısından da muhtemelen Gündoğar'ın kendisini anlatabileceği en büyük zemin rock müziktir.

 

Tabiî ki rock müziğin Türkiye'de geldiği bir yer var ve bu yeri temsil eden çok önemli müzisyen ve gruplar mevcut. Ancak benim daha evvel birkaç yazımda bahsettiğim gibi Türkiye'deki rock müziğin “yerlilik” gibi zihni ve aynı zamanda bunun ile bağıntılı olarak teknik bir sorunu söz konusu. Bütünüyle batılı bir zihni işleyiş ile tasarlanmış ve hatta kimi zaman oryantalist bir söyleme bürünen ithal bir yapı. İşte bu noktada Gündoğar'ın durduğu yeri önemsemek gerekli. Birincisi Gündoğar ideolojik olarak “yerli” bir adamdır. İkincisi başta Anadolu olmak üzere, onun üzerine oturduğu medeniyet ve coğrafik olarak arkasında temsil ettiği diğer Doğulu kültürlerin hepsinin temsil ettiği müzikal bilgiye sahiptir. Kuşkusuz bunda iyi bir aranjör olmasının da getirdiği teknik bir zorunluluk vardır. Ama bütün bu bilgilerin yerli bir kafa ile yorumlayıp albümlere taşıyabilmek ayrı bir duyarlılık gerektirmektedir. Ve Gündoğar'da bu duyarlılık vardır.

Sıkı, seviyeli aşk şarkıları da var!   

         

 Albümün bahsettiğim bu rock altyıpısı ve üzerinde sessiz, sükunet verici bir ırmak gibi akan Gündoğar'ın sesi ilginç bir sentez de sunuyor bize. Aranjede de sert müzikal dil'den kaçınılarak bu duygusallık tamamlanmış. Dünyaya ilişkin cevapları olan, hayata karşı bir duruşa sahip ve bunu müzikal alanda nasıl temsil edebileceğinin bilgisine sahip bir müzisyen duruyor karşımızda. Bunu önemsemek gerekli. Müziğe pazarlanabilir bir meta gibi bakmayan. Salt estetik olanın ve insani olanın yanında yer alan bir albüm “Gündoğar 2009” bu yanı ile. Toplumsal içeriği olan, bol mesaj yüklü eserlerin yanında, savaş karşıtı şarkılar da çıkıyor karşımıza ve bu tavır Gündoğar'ın ta ilk kasetinden beri bilerek üstlendiği bir misyon. Ayrıca iyi, sıkı ve seviyeli aşk şarkıları da dinlemek istiyorsanız, böyle bir kapı da aralamak mümkün albümde.

 

Benim yazının başında söz ettiğim, Gündoğar'ın ilk solo albümü ile bu yeni çalışması arasında bir başka solo albümü daha var. Ama o albüm yerleşik Gündoğar yürüyüşünün çok dışında bir çalışma olduğu için açıkçası buraya almak istemiyorum. Mutlak teknik alt yapı olarak bize sunduğu bir alanı söz konusudur ama söylem olarak benim kafamdaki Gündoğar'ı karşılamadığını düşünüyorum bu çalışmanın. İnanıyorum ki sevgili Gündoğar da bu düşüncemi tartışmaya değer bulacaktır.

 

Başından şunu söylemek isterim ki Gündoğar'ın yeni çıkardığı “Gündoğar  2009” gibi albümler, ilk dinlediğinizde sizi içine hemen almaz. Zorlanırsınız. Zaman sonra yavaş yavaş açar odalarını. Bu, Gündoğar'ı yakından tanıyan, O'nu müziğine yabancı olmayan benim için bile geçerli. Albümü ilk dinlediğim günlerde zihnimde belirgin bir yere oturmadım. Hatta duygularımı belli belirsiz yaptı bile diyebilirim. Şimdi birkaç hafta oldu. Bu yazıyı yazarken “Aslında Dünya” isimli eseri çalıyor. Ve albümü yeni yeni keşfetmeye başladığımı söyleyebilirim. Kapısını birkaç hafta sonra açtı bana da. İlk günlerde ardı ardına sürekli dinledim. Sonra uzaklaştım. Böyle birkaç gün geçti. İşte şimdi kalbimde ve zihnimde bir şeyler tam karşılığını buluyor sanırım. Alt yapıdaki incelikleri kavramak, Gündoğar'ın okuyuşundaki kimi zaman deneysel çıkışları, duygusal yapıların gönlüme yol almasını takip etmek belli ki bir zaman sürecine bağlı bu albümde. Sanırım sizler için de öyle olacak.

 

Bugünlerde iyi bir albüm dinlemek istiyorsanız “Gündoğar 2009”u önemle tavsiye edebilirim. Ama hemen dinleyip albümün şifrelerini çözeceğinizi sanmayın. Bütün önemli şeyler gibi zaman geçtikçe hayatımızdaki yeri çoğalıyor. 

 

Gündoğar hakkında detaylı bilgi için : www.gundogar.com.tr

 

Selçuk Küpçük yazdı 


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder
YORUMLAR
akdenizin sesi radyosu
Mehmetali Gök
Bende Selçuk Küpçük gibi Gündoğar söylüyor adlı albumle tanıdım ve hemen aldım daha önce yapmış olduğu susma yüreğim ve sevda denizi adlı albümleride arayıp buldum. O müziğin gizli kahramanı adı pek duyulmuyor ama dört dörtlük müzisyen.Başarlar diler solo albümler beklerim.Bu arada bu link çalışmıyor. www.gundogar.com.tr
24/11/2011, 15:30
SIZMA HALKI ADINA TEŞEKKÜRLER
MUSTAFA HIZ
güzel bir yorum olmuş teşekkürler =GÜNDOGAR=
16/12/2010, 09:57
başarılar.sızmalı
ismail.eryiğit
geçmiş.olsun.dilerim.yeni.albümün.dinledim.gururlandım.televizyonda.izledim.saygılarla. konya selçuklu. sızma.kasabası. cumhuriyet. mahalle. muhtarı. ismail. eryiğit
21/01/2010, 23:20

İlgili Konular » Gündoğar |
dunyabizim.com on Facebook