, 24 Şubat 2017
Fransa da Müslümanlar neler yaşıyor

İzzet Er

30929

Fransa’da Müslümanlar neler yaşıyor?

Paris Din Hizmetleri müşaviri Prof. İzzet Er’e, Fransızların Müslümanlara bakışını ve oradaki Müslümanların durumunu sorduk.

İlgili Yazılar
Geçmişten bugüne 17 Diyanet İşleri Başkanı
Geçmişten bugüne 17 Diyanet İşleri Başkanı

Diyanet İşleri Başkanlığı 1924 yılında tesis edilmiş. Bu tarihten itibaren Diyanet İşleri Reisliği makamına on altı ilim adamı daha geçmiş. M. Murtaza Özeren bu isimlerin kısa biyografilerini derledi.
31/12/2015 15:03
Diyanet'in Kitap Takvimi de var
Diyanet'in Kitap Takvimi de var

2017 yılına kitap takvim ile giriş yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, okuyucuları 365 gün sürecek bir edebiyat yolculuğuna davet ediyor.
07/02/2017 13:01
Diyanet in Edeb Çalışmaları Durmasın Sürsün
Diyanet’in Edebî Çalışmaları Durmasın, Sürsün

Yunus Emre, Niyazi Mısrî, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Kaygusuz Abdal, Sun’ullah Gaybî, Vâhib Ümmî Halvetî gibi edebiyat tarihimizin yapı taşları olan isimlerden hazırlanan bu eserler, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basımı yapılan divanlardan birkaçı. Yavuz Ertürk bu seriye değindi.
10/12/2016 08:08
Diyanet çocuklar için güzel bir takvim hazırlamış
Diyanet, çocuklar için güzel bir takvim hazırlamış

Diyanet, yıllardır takvim hazırlar. Özellikle de namaz vakitlerinde en gerçekçi zaman bilgisi için özel olarak ona ihtiyaç duyulur. Ama bu yıl Diyanet kendini aşmış ve yepyeni bir güzelliğe merhaba demiş. “Diyanet Çocuk Takvimi” hazırlamışlar. Haşim Akın yazdı.
22/03/2014 10:10
İmamlar para istemesin yeter
İmamlar para istemesin, yeter!

Yardım toplama gibi lüzumsuz prosedürlerle imamların ve daha da önemlisi hutbe makamının konumuna toz konduracak işlerden vazgeçelim artık..
22/03/2012 08:08
quot Azaltılmış İslam quot dili ciddi bir problem
"Azaltılmış İslam" dili ciddi bir problem!

Hem anayasal bir düzenleme üzerinden söylem geliştirilmeye çalışılıyor, hem de yarım ağızla dinden destek isteniyor. Oysa söylenmesi gereken söz basit değil mi?
21/04/2012 15:03

 

Avrupa’da genellikle, örneğin Almanya’nın gerek resmi karar vericilerince gerekse Alman basınındaki baskın görüşe göre, Müslüman nüfusun  ‘Avrupa’lı İslam’ deyimiyle tarif ettikleri bir İslam’ı yaşamalarını arzu ettikleri bilinen bir gerçek. Fransa’nın resmi kurum temsilcilerinin ise pek yüksek sözle söylemeseler de Almanya’nın aksine Türk orijinli bir İslam’a özellikle sıcak bakabilecekleri gözlemleniyor.

Toplam altı personeli ile Paris Din Hizmetleri Müşavirliği ve Fransa Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Başkanlığı görev ve hizmetlerinin Fransa’da yaşayan vatandaşlarımıza veya diğer Müslümanlara ulaştırılmasında bir yıldır uğraş veren Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. İzzet Er ile Fransa Diyanet’i ve Müslüman Türklerin Fransa’daki durumlarını konuştuk.

Prof. Dr. İzzet Er 1949 Ordu doğumlu. 2005-2011 arası Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevini müteakip 2011 yılı Ocak ayı ortasından beri Fransa Din Hizmetleri Müşaviri ve Fransa Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin de başkanlığını yürütüyor.İzzet Er

DİTİB Fransa, yani Fransa Diyanet İşleri Türk İslam Birliği bir nevi dernekler birliği. 96 derneğin bağlı olduğu Paris Bölgesi, Lyon ve Strasbourg bölgelerindeki derneklerle beraber toplam 253 camii derneği var tüm Fransa çapında. DİTİB Fransa 1985 yılından beri faaliyet yürütüyor.

Prof. Dr. İzzet Er, “Burası 1994 yılında alınan bir yerimiz. Yakın bir zamanda yeni yerimize geçeceğiz. Mimarı Mehmet Ali Soyu.  Şu duvarda proje çizimini gördüğünüz bina Diyanet Fransa’nın yeni merkezi olacak” diyerek hem şu anki mekânları hakkında bilgi veriyor, hem de yeni yerlerinin proje planını gösteriyor.

1915’deki Ermeni Tehciri olayının Fransa Parlamentosunda ‘soykırım’ tartışmaları ile gündeme gelmesinin getirdiği tartışmaların kamuoyunda azaldığı ve Paris’ten Ankara’ya geri çağrılan elçimizin tekrar Paris’e görevine geri döndüğü günlerde, yani atmosferin biraz yumuşadığı günlerde yaptığımız röportajda, yaşanan siyasi gelişmelerin, Türk vatandaşlarıyla yerli Fransız vatandaşları arasındaki komşuluk ilişkilerinde gözle görülür olumsuz bir etkisinin olup olmadığını soruyoruz müşavir Prof. Dr. İzzet Er’e.

“Halk arasında yukarıdaki siyasilerin söylemi bazında bir şey yok. İnsanlar eskisi gibi komşuluk ilişkisine devam etti. Tabii her Fransız vatandaşına ulaşmamız mümkün değil. Ama Türkleri tanıyan ve komşuluk yapanlar, zaten bizleri tanıyorlar. Basının konuyu çok gündeme getirdiği günlerde gittiğim yerlerde imamlarımıza ve vatandaşlarımıza Fransızlarla komşuluk ilişkilerini sorduğumda hep olumlu cevap aldım.”

Herhalde Fransa’daki Türk toplumunun yaşam kalitesi arttıkça toplumdaki sosyal ve kültürel ilişkilerdeki kalite de daha artacak ve daha az problemli olacak. Böyle diyebilir miyiz?

Halk arasında, devletlerin üst kademelerindeki söylemler gibi bir şey yok. Bazı Fransızların ise konuyla en ufak bir ilgisi ve yakınlığı yok. Yakınlık kurulan Fransızlar, eskisi gibi komşuluk ilişkisine devam ediyor. Tabii her Fransız vatandaşına ulaşmamız mümkün değil. Ama Türkleri tanıyan ve komşuluk yapanlar, zaten bizleri tanıyorlar. Basının konuyu çok gündeme getirdiği günlerde gittiğim yerlerde imamlarımıza ve vatandaşlarımıza Fransızlar ile komşuluk ilişkilerini sorduğumda hep olumlu cevap aldım.

Daha çok medyanın negatif bilgilerine dayalı olan Fransızlar insanlarımızın kalitesini görünce Türklere karşı olan önyargılarını gözden geçiriyorlar. Yetişen genç insanlarımız toplumun her alanında başarılı olarak yerlerini aldıkça, siyaset ile iyi ilişki kurdukça bu durum değişiyor. Beş sene hatta on sene sonra durumun çok daha farklı olacağı kanaatindeyim. Biz vatandaşlarımıza yaşadıkları bu toplumda ‘varlığınızı olumlu yönde kabul ettirin’ tavsiyesinde bulunuyoruz.

İzzet ErDİTİB Fransa’nın yeni binasının projesi, göründüğü kadarıyla bilinen klasik mimarî usulde cami şeklinde değil de büyük bir modern bina ve içerisinde her ihtiyaca cevap verecek bölümler halinde görünüyor.

Evet, mevcut eski binanın dış mimarisi değiştirilmeden tüm ihtiyaçlara göre bir değişim yapabiliyorsunuz. Dış duvarların tadilatı sınırlı. Bagnolet belediyesinin mimarî kuralları dikkate alındı. İçerisini biz ihtiyaca göre tadilat ve modernize ettik. Giriş katında 150 kişilik bir mescid var. Kafeterya, ders ya da kurslar için sınıflar; kitaplık, çok amaçlı salon, gençlik kollarının ya da Diyanetin diğer faaliyet alanlarında çalışanları için bürolar; hac ve umre bölümümü ve kadın kollarının bölümü. Üst katta Diyanet Fransa’nın Başkanlık ve idari bölümü. Bekleme salonu ve bir de teras.

Müşavirlik görevinize başlayalı bir yıl olmuş. Bu ana dek ne tür gözlemleriniz oldu ve hizmet ağırlığınız neler olacak?

İlk önce, her müşavir arkadaşların yaptığı gibi, görev yaptığım çevreyi ve beraber hizmet vereceğimiz arkadaşları yörelerinde ziyaret ederek tanımak istedim.  Paris konsolosluk bölgesi oldukça geniş bir bölge. Burda biz hem ateşelik hem de müşavirlik yapmak durumunda kalıyoruz. Ateşe kadromuz henüz yeni geldi, ama ateşimiz henüz atanmadı. Bir sene içinde 96 derneğin yüzde seksenini ziyaret ettik diyebilirim. Hem dernekleri ve idarecilerini tanımış olduk hem de vatandaşlarımızla görüşmüş olduk. Çevreyi böylece tanımaya çalışmış oldum. Hizmetlerin daha iyi ve yerel ihtiyaçları da göz ardı edilmeden yeniden yapılandırılması için hizmet bölgemi ve oradaki imam arkadaşları, dernek yöneticilerini tanımak ve vatandaşlarımızın sosyal ve kültürel konumlarını bilmek önemli.

Müşavir olarak tüm Fransa’ya hitap ettiğimiz için Diyanet’e bağlı Fransa’daki tüm dernek başkanlarıyla toplantı düzenledik. Onlara hizmet politikalarımızı anlattım. Tüm din görevlileriyle beraber toplantılar yaptık. Böylece tüm Fransa’daki dernek yöneticilerine ve imamlara hitap etmiş olduk.

Hizmet politikamız üç aşamalı: Yakın, orta ve uzun vadedeki hizmetlerimiz. Yakın vadede gündemimizde olan önemli konu, “mevcut arkadaşlarımızı nasıl daha rantabl hale getirebiliriz” sorusuydu. Aslında bu bir bakıma daha önce Türkiye’de Diyanet’te başlattığımız ‘Din Hizmetleri Geliştirme’ adlı bir projemizin Fransa’ya uyarlanabilmesi uğraşısı. “Din hizmetlerinin verimlilik artırımını nasıl sağlayabiliriz”e cevap aradık. Bölgelerinde dört yıllığına hizmet vermek için gelen imamların da kendilerine, hadi stratejisini bir kenara atalım, hiç olmazsa bir çalışma ve hedef planı hazırlamalarının gerektiğini vurguladık. Biz, “hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” kültürünün insanlarıyız. Dolayısıyla Peygamber’imizin bu hadisini önce kendimizde uygulamalıyız. 151 kadrolu imamımız bu babda çalışmaya ve hizmet vermeye devam ediyorlar. Orta vadedeki hedeflerimize dâhil olan bir konu da bayan din hizmetleri görevlilerinin sayısını artırmak. Şu an üçü görevli ve üçü de geçici görevfransa statüsünde sadece altı bayan kadrolu din hizmetleri görevlimiz var. Bu sayı bir an önce artırılmalı. Bunun nasıl olabileceği üzerinde de çalışıyoruz. Yani, hanım görevliye ihtiyacımız devasa boyutlarda diyebiliriz.

Peki, bu söyledikleriniz nasıl gerçekleşecek?

Fransa 2014’ten sonra Türkiye’den imam ya da din görevlisinin gelmesinin kademeli olarak azaltılmasını istiyor. Fransa’da yetişen Türk kökenli görevlilere sıcak bakıyor. Neden olarak da, farklı bir sosyal çevrede yetişen din görevlilerinin burada yetişen Türk çocuklarını ve insanlarını anlayamadığı kanaati. Bu doğru aslında. Diyanet de bu olguyu gördüğü için ‘Uluslararası İlahiyat Projesi’ geliştirmeye başladı. YÖK ile görüşerek İlahiyat fakültelerinde Avrupa ülkelerindeki Türk vatandaşlarının yine Avrupa ülkelerinde yetişen çocuklarına yönelik ilahiyat öğrencisi kontenjanları ayırttı. Buralara da bayan öğrenci sayısının arzu edilen şekilde olmasına da çalışıyoruz. Oralara her ülkeden gelen öğrenci alınmasına başlandı. Şu anda Fransız vatandaşı olarak bu ilahiyat fakültelerinde okuyan 70 Türk kökenli öğrencimiz var. 10 kadarı mezun oldu. Onların büyük bir kısmı yüksek lisans yapıyor. Kimisi de Belçika’nın Fransızca konuşan bölgesinde İslam din dersi öğretmenliği yapıyor. Bunlar da yeterli değil tabii, çünkü her yıl 30 kadar din görevlisi tekrar Türkiye’ye geri dönüyor. Durum böyle olunca ihtiyaç daha da büyüyor. Şu anda biz ayrıca Strasbourg’da özel bir İslam İlahiyat Fakültesi açtık. Fransa hükümetinin niyet deklarasyonundaki ifadelere binaen ve onların da istediğiyle. Türkiye’den bir ilahiyat ile işbirliği içinde ve özel bir fakülte şeklinde. Bu hususta Fransa bizi destekliyor. ‘Türk orijinli İslam’ın Fransa toplumunda yer almasına sıcak bakıyor.

Onlar bu tarifleriyle neye vurgu yapmış oluyorlar?

Şimdi, Fransa’da toplam 6 milyon Müslüman var. Fransa nüfusunun yaklaşık yüzde onu gibi bir oran. Daha çok Afrika kökenli ya da diğer Müslüman ülkelerden gelen göçmen Müslümanlar ve onların devamı nesillerden oluşan bir kitle. Onları temsilen kurulan kuruluşlar tam organize olamamış. Onların açtığı yerli din görevlisi yetiştirme projeleri, ilahiyat fakülteleri yürümemiş. Türk ve Müslüman toplum kuruluşlarının bu toplumda kısa zamanda saygınlığı artmış. Takdir edilir olmuş ve Fransa’nın resmi kurumlarının da dikkatini çeker olmuşlar. Bütün bunlar muhtemelen kanaatlerini böyle dile getirmelerine vesile olmuş olabilir.

İlginç bir şey de Türklerin kurduğu ve Müslümanlara yönelik kitle kuruluşları, özellikle Arap kökenlilerin de desteğini alarak, üst temsil kurullarında görev alıyor ve İslam’ın Fransa’daki geleceğini belli oranda yönlendiriyor olması. Bu öncü rol Türk toplumunda görünüyor. Vatandaşlarımız artık sadece işçi değiller. İşverenleri, sanatçısı ve diğer saygın meslek sahipleri gittikçe artıyor. Bu gelişmeyi bizzat müşahade edebiliyorum.  Buradan tekrar ilahiyat fakültesine dönecek olursak, şunları kısaca söylemek mümkündür:  Şimdilik hazırlık sınıfında 30 öğrenciyle bu özel ilahiyatı başlattık. 15 tanesi erkek, 15 tanesi kız öğrenci ve hepsi buradaki vatandaşlarımızın buradaki sosyal ve kültürel çevrede yetiştirdikleri çocukları. Geçen eylül ayında başladık.

Eğitimleri ne kadar sürecek?

Hazırlık artı dört sene. Bu öğrencileri tatillerde pratiklerinin gelişmesi için ya kendi yörelerine ya da başka yörelerde stajyer olarak değerlendireceğiz. Lisanlarını geliştirmek için uygun Arap ülkelerine de gidebilecekler.

Avrupa ülkelerinde doğmuş, büyümüş bu yetiştireceğiniz yeni nesil din hizmetleri görevlileri herhalde çoğu Avrupa ülkelerinin Türkiye’den din görevlisi gelmemesi isteğine de uygun olmuş olacak böylece?

Evet, böylece sosyal kabul edilebilirlilik durumlarında, yani hizmet verdikleri çevreyle sosyal ve kültürel konularda uyumları daha da kolay hale gelmiş olacak. Zaten bu durum da Fransa ile resmi niyet deklarasyonlarında üzerinde durulan ve arzu edilen bir gelişmeydi. Ayrıca biz Alsace, yani Strasbourg bölgesinde buradaki müfredat programları Anadolu imam hatip liseleri ile buradaki lise müfredat programlarını birlikte içeren bir özel lise açma ve onları ileride yüksek din eğitimine hazırlamak da istiyoruz. Elimizde böyle bir lisenin müfredat programı da hazırlandı.  Mahalli yetkililere başvuru yapıldı, işlemleri sürüyor. Satın alınan Strasbourg PTT eski hizmet içi eğitim binası ve yanında yeni satın alınacak iki binada, toplam 4000 metrekare kapalı alanı olan bir mekânda, eğitim ve öğretim gerçekleşmiş olacak. BAC çıkışlı olacak. Binanın birisi yurt, diğeri özel Yunus Emre Lisesi olacak. Muhtemelen gelecek sene birinci sınıftan öğretime başlamış olacağız.

Buradaki Türk nüfus ne kadar? Diyanet’in Fransa’daki yapılanması nasıl?

Tüm Fransa’da resmi kayıtlarda 550.000 Türk nüfusu olduğu söyleniyor. 120 binden fazla Strasbourg bölgesinde. Paris Başkonsolosluk sınırları içinde 320.000. Yoğunluk burada. Nüfusun arttığı yeni bölgelerde de, mesela Bordeaux’da yeni din ateşeliklerinin kadrosunu çıkartmaya çalışıyoruz. DİTİB’e bağlı Fransa genelinde toplam 253 dernek var. Lyon, Strasbourg ve Paris’te din ateşelikleri var.

fransaFransız kökenli Müslümanlar ile ilişkileriniz nasıl?

Sahada ilişkiler kendiliğinden oluyor. İhtida belgesi almak durumunda olduklarında bize müracaat etmiş oluyorlar. Hedeflerimden biri de, bu ihtida belgesi alanlar ile senede bir defa bir yemekte bir araya gelmek.

Eskiden Müslüman olmuş, Fransa’da kamuoyunca tanınan, mesela Roger Garaudy veya diğer entelektüel Müslümanlar ile?

Henüz onlar ile tanışmış değilim. İleride nasipse. Burada İslam Konseyi denen bir oluşum var. Diğer Müslümanlar ile o çerçevede bir diyalogumuz var, yani Fransa’da Yaşayan Müslüman Türkler Komitesi Derneği üzerinden. İslam Konseyi burada yaşayan tüm Müslümanları temsil eden bir çatı kuruluşu. İlk dönem Paris Camii rektörü kurulun ilk başkanlığını yapmış. Şu an Faslı Müslümanların temsilcisi başkan ve sözcü durumunda. Sahada da bu konseyin bölge başkanlıkları var. 18 bölge başkanlığından dördü bizim vatandaşlarımız tarafından idare ediliyor. Mesela Alsace, Centre, Basse-Normandies ve Biritagne.

Size, yani Diyanet’in derneklerine bağlı olmayan Türk ve Müslüman cemaatler ile ilişkileriniz nasıl?

Bizim diğer Müslüman milletlerin temsilcileriyle iyi ilişkilerimizin olduğu gibi Diyanet’ten önce burada Müslüman Türklere din hizmeti vermiş ve hâlâ faal olan diğer Türk-İslam kuruluşlarıyla diyalogumuz iyi. Bir diğer hizmet politikamız da, hizmet verecek eleman sayısı yetmediğine göre, orta vadede, hangi görüşten olursa olsun, yetişmiş ve burada mukim insanları değerlendirmek. Milli Görüş yada Süleyman Efendi cemaatinden veya Nur cemaatinden olabilir; hafız, doğru ve düzgün Kur’an okuyan insanları mülakattan geçiriyoruz ve bir hizmet içi eğitim kursuna alındıktan sonra, onlara fahri din görevlisi belgesi veriyoruz. Bu belge Fransa’da geçerli oluyor. Bunu neden yapıyoruz? Eleman yetersiz ve bir mevcut potansiyel var. Mesela, evlilik ile Fransa’ya gelmiş ilahiyat mezunu erkek ve bayanlar var. Onlar burada atıl kalmasın diyoruz. Onların uzmanlığını değerlendiriyoruz. Özellikle kadın görevli eksikliğini gidermek için bu babda bir grup bayanı yoğunlaştırılmış kurslara tâbi tuttuk. Şimdi bölgelerdeki din görevlilerimizin mahiyetinde onları geçici görevli olarak değerlendiriyoruz. Bu, aynı zamanda gruplar arasındaki yakınlaşmaya da vesile oluyor.

Peki, böyle yakınlaşmayı ve kaynaşmayı daha da geliştirici başka faaliyetleriniz oluyor mu?

Bütün bayram ve kandillerde tüm üyelerimize, cenaze fonuna üye olan herkese ve diğer insanlara yazılı ve elektronik mesajlarımız gidiyor. İftar vesilesi ile diğer gruplarla beraber oluyoruz. Tüm diğer grupların ileri gelenleri ile kardeşlik ilişkilerimiz sürüyor. Mesela bazı cemaatler hac ibadetini bizim üzerimizden gerçekleştirdiler.

 

Kadri Akkaya sordu

Fotoğraf: Isabelle M. Beck