En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huzurlarınızda M. Said Hatipoğlu!
Huzurlarınızda M. Said Hatipoğlu!
Said Hatipoğlu'nu bizlere hatırlatan bir yazı kaleme aldı Kamil Yeşil.
Güncelleme: 10:14, 10 Nisan 2009 Cuma

Üniversitede okuduğumuz yıllarda İslami Araştırmalar adında bir dergi çıkıyordu. Biz öğrenciler için hayli pahalı bir dergi idi bu. Dergileri arkadaşlar arasında elden ele dolaştırarak okuduğumuz oluyordu. Bundan dolayı Yaşar Kaplan, Aylık Dergi için : “ Az satan fakat çok okunan bir dergi.” demişti. Nasıl oluyor o, diye sorulunca bizim metodu söylemişti.

 

İslami Araştırmalar da bunlardan biri idi ve bendeniz bu dergideki önemli yazı ve söyleşileri fotokopi olarak çoğaltmış ve arşivlerim arasına koşmuşumdur. Bunlardan biri de Ankara İlahiyat Fakültesi hocalarından hocaların hocası M. Said Hatipoğlu'nun İslam'ın Aktüel Değeri Üzerine adını taşıyan konuşması idi.

 

Aradan 20 yıl geçtikten sonra OTTO yayınları tarafından Hatipoğlu Hoca'nın makaleleri, konuşmaları yeniden yayımlandı. Bunların arasında adını andığım ve yayımlandığında aylarca konuşulan, tartışılan ve referans gösterilen konuşma da var.

 

Ölmeden öldürmemeli!

Biraz geç de olsa bu kitapları okuyucu ile buluşturan Veli Aknar'a ve Sema Yavuz'a teşekkür borcumuz var; çünkü üzülerek söyleyeyim ki bu ülkede son 20 yılın gençleri Said Hatipoğlu Hoca'yı tanımıyor; adını şöyle veya böyle duymuş olanlar da onun öldüğünü sanıyor. “Ölmeden önce ölmek” iradi bir ve makbul bir şeydir ama “Ölmeden önce öldürmek” caniliktir. Maalesef Said Hatipoğlu Hoca da bu muameleye tabi tutulmuş gibidir.

 

Diyanet İşleri Başkanlığını reddetti!

Pekiyi, kimdir Said Hatipoğlu? Eğer o Devlet Bakanı Mehmet Özgüneş'in teklifini kabul etseydi Diyanet İşleri Başkanları arasında yerini alacaktı. Ama “Ben ilme, İslam'a aykırı gördüğüm bir şey de olsa beni o işi yapmaya zorlayacak mısınız?” sorusuna : “Eee, verilen emirleri yapmalısınız.” diye cevap verdiği için bu emaneti üstlenmemiş bir dirayetli âlimdir.

 

Sanat Okulu'nu bitirdikten sonra mühendis olmak isteyen ancak babası Hatip Hoca'nın külliyetli kütüphanesindeki Arapça, Farsça dini eserlere sahip çıkmak onlardaki ilmi alıp aktarmak benim boynumdadır diyerek mühendisliği değil de ilahiyat fakültesini tercih eden, sorumluluğunu müdrik bir insan.

 

Profesör demeyeceğim!

Arşivinde Mehmet Akif Ersoy'dan Muhammed Hamidullah Hoca'ya kadar birçok seçkin zevatın mektuplarını, anılarını barındıran Hatipoğlu Hoca için “Profesör” unvanını kullanmayacağım. Çünkü bu unvan bir ilmi kariyeri, bir uzmanlığı göstermiyor artık YÖK sayesinde. Onun için “”Âlim” demek yeterli. Hatipoğlu soyadlarının karışması ihtimal olduğu için şu kadarını söyleyelim: Hatipoğlu Hoca'nın Haydar Hatipoğlu merhumla ve bu soyadını taşıyan diğer siyasilerle bir akrabalığı yok. Ancak bugün artık ekranlarda pek az görülen ve TRT'de Türk Tasavvuf Musikisi Korosu yöneten, bestekar Ahmet Hatipoğlu, Hoca'nın ikiz kardeşidir.

 

Kimlikle ilgili bu bilgilerden sonra adı geçen eserlerle ilgili olarak şu kadarını söyleyelim:

 

Nakle bağlı akıl!

İslam, her zaman aktüelliğini korumuş bir dindir. Çünkü İslam, aktüel olanla irtibat halinde olan bir dindir. Sorular ve sorunların aktüelliği Kur'an'da ve Sünnet'te karşılığını bulmuştur. Buna göre İslam, aktüel olaylar üzerinden ilerlemiştir, canlılığını korumuştur. Kur'an-ı Kerim'de geçmiş kavimlere ait olaylardan haber verilirken bile onun bir aktüalitesi vardı o gün. Hâlâ vardır. İslam medeniyeti dediğimiz olgu, denilebilir ki İslam'ın bu hiç eskimeyen aktüel değeri üzerine kurulmuşutur. Bu, İslam'ın, “zamanın idrakine uyması” değil; zamanın olaylarına kendince çeki düzen vermesi ile mümkün olmuştur. Bir yönü ile sabitelerine bağlı diğer yönü ile değişen şartlara cevap veren bir sistem. Tabiin devrinde, onları izleyen dönemde aktüel olan birçok sorun vardır ve onlar bugünkü anlamda bid'atlerdir.

 

Kültürler arasında bir etkileşim de söz konusudur. O günün şartlarına İslam bu sorunlara cevap verdiğinde bu, asr-ı saadetten ayrılma, uzaklaşma; Kaynakları tahrif etme vs. olarak görülmedi. Çünkü bu dönem Asr-ı saadet'e mesafe olarak çok yakındı. Ancak mesafe o kutlu devirden günümüze yani ki kıyamete doğru uzaklaşma olarak algılandığı ve olaylar da böyle cereyan ettiği için geçmişe yapışmak daha bir önem kazandı ve “akıl mı nakil mi” sorusu ortaya atıldı. Bazıları “nakil” bazıları “akıl” dedi. Galiba cevap “Nakle bağlı olarak iş gören akıl” olmalıydı. Nakilciler önümüze donmuş bir din çıkardı; akılcılar ise sabit ve sağlam zeminden mahrum oldukları için tutunamadı. Bilirsiniz Bediüzzaman Hazretleri için Yirminci Asırda Bir Asr-ı Saadet Müslümanı” denmiştir. Hem de Mithat Cemal tarafından. Üstat Bediüzzaman'ın kitaplarına bakarsanız onun nasslara akıl, bilim ve gözlem ölçülerine göre yaklaştığını görürsünüz. Kitabî (literal) okuma ile yetinmez üstat. İşte bu türden yeni bir okumayı da Said Hatipoğlu Hoca yapıyor İslam'ın Aktüel Değeri Üzerine adlı kitaplarında. “Nakle bağlı akıl” sistemi üzerine kurulan bu eserlerde ilmî tenkitten uzaklaşmanın acı faturasının nasıl çıktığını daha iyi göreceksiniz.

 

İlim yoksa kültür de yoktur sanat da. İlim ise ilim adamlarından öğrenilir. İşte size bir ilim adamı. Seksen yıllık birikimi ile önümüzde. Ben çok şey öğrendim Said Hatipoğlu'nun eserlerinden. Siz de öğrenin ve Hoca'ya dua edin bize yeni eserler kazandırması için.  

 

Kamil Yeşil yazdı


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder
YORUMLAR
çalışkan
mehmet
Kamil abi uçmamış. Kamil abi hocanın onda birini bile anlatamamış. hocanın makus talihi de bu heralde. onu yakından tanıdığını söyleyenler bile onu anlatamıyor. stefan zweig'in freud'u anlatışı nerde bu yazı nerde... hoca bir devrim yapmıştır ama devrim kendi içinde olup bitmiştir. kalabalıkların bundan haberi olmamıştır. bunun nedeni onun çapında bir adamın daha olmayışı onun fikirlerini kitlelere aktarabilecek yetenekte kişilerin yokluğudur.
17/01/2012, 14:27
kamil abi uçmuş
muhyiddin
belki birebir hocanın görüşlerini ilmi bir tenkide tabi tutsaydı daha iyi ederdi
11/04/2009, 08:25








ANKET

Sosyal medyanın edebiyata en büyük etkisi nedir?

Anket sonuçlarını görmek için tıklayınız...
Anket sonuçları getiriliyor. Bekleyiniz...

dunyabizim.com on Facebook
TAMAM