, 21 Ağustos 2017
Spoken Word bir şair Brother Dash

5895

Spoken Word bir şair: Brother Dash!

Brother Dash ile Salome bir söyleşi yaptı. Dash Amerikalı bir Müslüman şair.

Brother Dash, Amerikalı müslüman bir şair. Ama sadece şair değil o, yazdıklarını dile getirip kaydediyor, ne müzik albumu bu ne de şiir, bu tarza Spoken Word deniyor. Yani söylenen kelime. Bir tür rap de sayılabilir ama müziksiz ve şiirsel. Brother Dash ile Şiirlerini, Rap'i ve İslam yolculuğunu konuştuk. 

 

- Sen bir “Spoken Word” (Söylenen Kelime) sanatçısı olarak biliniyorsun, Nasıl bir şey bu? Bir tür “Şiirsel Rap” olarak adlandırabilir miyiz?

 

Teknik olarak konuşmak gerekirse Spoken Word, düşünce ve fikirlerin audio formunda ve genellikle müziksiz olarak beyan edilmesine denir. Bu nedenle tekniksel olarak bir konferans vey a komedi albumu bile Spoken Word olarak sınıflandırılabilir ama genellikle Spoken Word dendiği zaman, hedef Spoken Word Poetry'dir. (Söylenen Şiir) Bu tür bir şiir, serbest vezin'dir ve okunuş tarzı da Rap'e yakındır. Ama aslında Rap, Spoken Word sanatından türemiştir, tersi değil. Bir çok insan bunu bilmez ama RAP aslında bir kısaltma'dır. Rhythm And Poetry (Ritm ve Şiir) kelimelerinin baş harflerinden alınmıştır. Yani orjinalde Rap, bugun olduğundan daha şiirseldi. Spoken Word ise, Şiir'in daha ritmik veya senkoplanmış haline bir dönüştür ve şiir yazma kanunlarından çok ritim'den etkilenmektedir. Ben Spoken Word yapıyorum ama aynı zamanda doyumsuz bir şiir yazarıyım. Benim Şiirim hem kağıt üzerinde ve hem sahnede iyi oluyor, bir çok şair için nadir bir durum bu. Çoğu ya sahnede iyidir ya da kağıta güzel döker şiirlerini.

 

- İslam'la nasıl tanıştın? Amerika'da yaşayan müslüman bir sanatçı olmanın zorlukları neler?

 

Rutgers Üniversitersinde okurken, Kampüs'de müslümanlarla tanıştım. Sonradan eşim olacak da bayan dahil olmak üzere. Güçlü kişiliği ve yüksek maneviyatından çok etkilendim. Bu yüzden İslamla ilgilenmeye başladım ve o da beni başka müslüman kardeşlerimle tanıştırdı, onlar da bana yol gösterdiler. Bir sure sonra Kelime-i Şehadet getirdim. Bir kaç ay sonra da eşimle evlendim. Amerika'da müslüman olmanın zorlukları muhtemelen başka biryerde olacağından daha azdır. Amerika'da biz diğer ülkelerdeki gibi mezheplerle ayrılmıyoruz ve bir tür “Sanatsal Özgürlük”e sahibiz. Tek zorluk, kendi sanatımı İslamı Değerlerle bağdaştırmaktı, küfür kullanmama ve konular gibi mesela. Ama ben zaten şiirime saçmalık karıştırmayan bir şairdim ve o kadar da zor olmadı bu. Başka türlü müzikler yapan sanatçılar eminim daha fazla zorluklarla karşılaşıyorlar ama ben şairim ve zaten şiirin İslam'da bir geleneği var.

 

- Şiirlerin neyle ilgili? Müslüman olduktan sonra tarzında bir değişiklik yaptın mı?

 

Maneviyat, sosyal sorunlar ve kendi kişisel çıkmazlarımla ilgili konuşuyorum. İslam'la ilgili yazmayı çok seviyorum. Müslüman olduktan sonra şiir tarzımı kesinlikle değiştirmedim. Gerek yoktu. Sadece konu olarak değişiklik yaptım. İnancım güçlendikçe, bu ruhsal uyanışın şiirlerime yansıması zaten kaçınılmazdı.

 

- Amerikalı müslüman rapçilerin, İslam dininin Hip Hop müziğinin resmi dini olduğu gibi genel bir kanıları var. Bu konuda sen ne düşünüyorsun?

 

Hip Hop kesinlikle İslam'ın resmi müziği değildir! Amerikadaki ilk müslümanlar, onyedinci yüzyılda Afrikalı esirlerdi. O zaman hip hop diye bir şey yoktu. Hip Hop kendisinden önceki müzik tarzlarından ödünç almış bir müzik tarzıdır. En büyük Jazz sanatçılarının bazıları daha hip hop varolmadan Müslüman olmuşlardı. “The Last Poets” bir spoken word/Jazz gurubuydu, Jazz müzikle şiirli bir müzik yapıyorlardı ve çoğu müslümandı. Bu yüzden böyle söyleyen insanlar, müzik tarihini bilmeyen insanlardır. Ikincisi, müslüman olan hip hop sanatçıları çok az sayıda ve hiç biri de süperstar değil. Hip Hop müziğe en büyük katkılarda bulunmuş insanların çoğu, müslüman değil. Zaten Hip Hop'ın İslam kurallarına ve değerlerine ters olan bazı unsurları mevcut bu yüzden ben hiçbir zaman ona İslam'ın resmi müziği demem, tamamen islami değerlere uygun olana kadar.

 

- Batı dünyasında müslüman olmanın bir zorluğunu yaşıyor musunuz?

 

Sözde müslüman dünyasında yaşayacağımdan daha az. Amerika'da sahip olduğum dini ve sosyal özgürlüktem bahsediyorum. Nerede istersem namaz kılabiliyorum. Belki bir kaç garipseyen bakışla karşılaşıyorum ama kimse “burada namaz kılamazsın” demez. Ayrıca istersem hükümeti rahatlıkla protesto edebilirim. İstersem bir köşede arakadaşlarımla toplanıp, Amerika Başkan'ına sövebilirim. Bir çok müslüman ülkede böyle özgürlükler mevcut değil. Hükümet aleyhine laf etmek bile yasak. Ayrıca müslüman bayanların Amerika'da büyük bir özgürlüğü var. Suudi Arabistan'ın tersine, araba kullanıyorlar, kendi mesleklerini yapıyorlar ve kendi işlerini kendileri çekip çeviriyorlar. Her nekadar her yüz metrede bir cami olması, ezan sesi duymak, her resturanda yemek yiyebilmek, sarhoşlarla uğraşmak zorunda kalmamak vs. çok güzel olmalı, ama yine de başka biryerde yaşamak istemezdim.

 

- Ne okursun? Ne dinlersin? En sevdiğin şairler kimler?

 

Bir çok şey okuyorum. Şu anda sosyal bilimlerle ilgili kitaplar okuyorum, cinsiyet ayrımı, sınıfsal ve dini sorunlar. Bir çok müzik tarzını dinlerim. Jazz, Old School Hip Hop, Rnb, hatta alternatif rock. Arabada veya işteyken en çok tartışma programlarının olduğu radyoların dinliyorum. Spor ve politik tartışmaları seviyorum. İslami konferanslar ve panellere katılmayı seviyorum, ama gerçekten ilginç ve gelişimim için önemli şeyler, öyle her zamanki saçma “Batı kötü İslam iyi” tarzda şeyler değil. En sevdiğim şairler: Nikki Giovanni, Sonia Sanchez, Gil Scott Herron, Langston Hughes, pek tanınmayan bir şair olan Khateeb in Yahya. Shakespeare'in yazma tarzını da çok seviyorum.

 

- Türkiyeli gençlere söylemek istediklerin var mı? Türkiyeye gelmeyi planlıyor musun?

 

Türkiyeli kardeşlerimi çok seviyorum. En sevdiğim resturanlardan biri, “Efes” adında, New Jersey'de olan bir türk lokantası. Oradaki kardeşlerim çok sıcakkanlılar. Bir gün Türkiye'ye gelmeyi  çok isterim. Oradaki arkadaşlarıma kendileri olmalarını söylüyorum. Kendi adamınız olun. Kendi fikirlerinizi geliştirin. Kendiniz olmaktan korkmayın. Başkalarının söylediği herşeyi kabul etmek zorunda değilsiniz. Arkadaş baskıları karşısında eğilmeyin. Arkadaşınız sigara içki içiyor ya da akıl almaz davranışlarda bulunuyor diye, siz de öyle olmak zorunda değilsiniz. Erkek kardeşlerime diyorum ki, bir Erkek olun, 17, 20 ya da 30 yaşında bir çocuk değil. Daha iyi bir erkek olmaya çalışın. Kız kardeşlerime diyorum ki, “Kendi sesinizi bulun.” Kendi haklarınız için mücadele edin. Erkek kardeşlerinizle bir araya gelip sesinizi duyurun. 

 

- Son olarak?

 

Ayırdığın zaman için teşekkürler ve www.brotherdash.com sitesini ziyaret etmeyi unutmayın. Facebook'ta da adım Dasham K. Brookins

 

- Sen de sağol.

 

 

 

Salome konuştu






İlgili Konular