, 22 Şubat 2018
Arabın Gözü Klasiğin Serisi

10530

Arabın Gözü, Klasiğin Serisi!

Türk yayıncılığının son dönem en başarılı dizilerinden Arap Gözüyle Osmanlı dizisinin editörü M. Suat Mertoğlu ile konuştuk.

İlgili Yazılar
Peygamberimiz nasıl bir ekonomik model uyguladı
Peygamberimiz nasıl bir ekonomik model uyguladı?

Tarihi arka planı, getirdiği normlar, denetim mekanizmaları ve devlet ile ilişkileri bağlamında Hz. Peygamber döneminde iktisat... Prof. Dr. Cengiz Kallek'in 'Hz. Peygamber Döneminde Devlet ve Piyasa' kitabına dair...
25/07/2011 08:08
Abdülhamit Kırmızı Tarihi insanlı yazan bir tarihçilik var artık
Abdülhamit Kırmızı: Tarihi insanlı yazan bir tarihçilik var artık

Şehir Üniversitesi Tarih bölümünden Doç. Dr. Abdülhamit Kırmızı ile tarihi, tarihçiliği, zamanı ve kitaplarını konuştuk.
16/07/2013 16:04
19 Yüzyılda En Çok İtibar Edilen Fetva Kitabı
19. Yüzyılda En Çok İtibar Edilen Fetva Kitabı

Bilim Sanat Vakfı Türkiye Araştırmaları Merkezi, önemli bir çalışmaya daha imza atarak 19. yüzyılda en çok itibar edilen bir fetva kitabını yayına hazırladı: Neticetü’l-fetâvâ. Kâmil Büyüker yazdı.
17/08/2017 08:08
Tezi Sanat Tarihinde bir ilk
Tezi Sanat Tarihinde bir ilk!

Türkiye'de Sanat Tarihi sahasında doktora yapan tek mimar olan Cansever'in bu çalışması, Türkiye'ye has bir garabet örneğiyle görünmezlikten/bilinmezlikten geliniyor.
12/01/2011 11:11
Vatanından bihaber çocukların yurtsuzluğu
Vatanından bihaber çocukların yurtsuzluğu

'Hayat hülasa edilemiyor' cümlesine sık sık rastlıyoruz, Mürid el-Barghuti'nin geri dönüş hikâyesini anlattığı 'Şairin Filistin'i adlı kitabında. Ahmed Sadreddin yazdı.
17/02/2014 12:12
Ahmed Amiş Efendi'nin bir acayib sohbeti
Ahmed Amiş Efendi'nin bir acayib sohbeti

Evliyanın güzeli Ahmed Amiş Efendi Hazretleri, diğer velilerden farklı bir neşveye sahip, nev-i şahsına münhasır bir zat-ı şeriftir. Onun kendine has tavrının ve eşsiz sohbetinin bir numunesini Savaş Barkçin, Görünmeyen Umman isimli kitabında neşretmişti.
13/04/2014 14:02

Klasik yayınları 2005 yılında "Arap Gözüyle Osmanlı” başlığıyla bir kitap serisi yayınlamaya başladı. Şimdiye kadar, Osmanlı'nın son döneminde yaşamış 9 önemli Arap aydınının hatıratının yayınlandığı serî, Arapların bu dönemde Osmanlıyı nasıl gördükleri konusunda önemli bilgiler içeriyor. Hatıratların arasında Cemaleddin Afgani ve Reşid Rıza gibi Modern İslam düşüncesinin iki önemli isminin bulunduğunu da ekleyelim. Bu bağlamda, serî Arapların Osmanlıyı nasıl gördüklerinin hakkında fikir vermesinin yanında modern İslam düşüncesi konusunda da ülkemizde yapılan tartışmalara katkıda bulunuyor. Biz de serî hakkında, dizi editörü Suat Mertoğlu* ile konuştuk. Bu söyleşinin, serînin içeriği hakkında okuyanları fazlasıyla doyuracağına ve konu hakkında daha fazla eğilmeye teşvik edeceğine inanıyoruz.

 

ARAP GÖZÜYLE OSMANLI

Dizi editörü Dr. M. Suat Mertoğlu ile

 

Bu seriye başlamanızın nedenini kısaca açıklayabilir misiniz?

Farklı etnik ve dinî unsurları bünyesinde barındıran, gücünü bu unsurları asırlarca adil ve ahenkli bir şekilde yönetmeye borçlu olan Osmanlı Devleti'nin milliyetçi ideolojilerin damgasını vurduğu modern dönemde yaşadığı dönüşümlerle parçalanma ve dağılma sürecine girişi ve nihayet tarih sahnesinden çekilişi, insanlık tarihi açısından hayli trajik bir safhayı teşkil eder. Trajiktir, zira bu süreç farklı unsurların iradeleriyle kendiliğinden değil büyük ölçüde dışarıdan ve dayatmalarla gerçekleşmiştir. Öte yandan Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılmasından sonra aynı coğrafyada yaşanan sıkıntılar, sonu gelmeyen savaş ve yıkımlar bu trajedinin günümüze yansıyan talihsiz bir mirasıdır.

 

Klasik'in başlattığı “Arap Gözüyle Osmanlı” dizisi yukarıda kısaca tasvir etmeye çalıştığım bu süreci, Arap ilim, fikir ve siyaset adamlarının perspektifinden yansıtmayı hedeflemektedir. Osmanlı Devleti'nin çöküş yıllarının hikayesini Arapların kaleminden yansıtma girişimidir. Aynı olayın farklı açılardan ele alınması, o olayın daha bütüncül olarak görülmesine hizmet eden bir zenginliktir diye düşünüyorum. Günümüz için belirleyici olmasına karşın söz konusu döneme ilişkin bilgi yetersizliğimiz, farklı bakış açılardan ne denli habersiz olduğumuz ve bunlara ilave olarak da ülkemizde yakın tarihe ilişkin genelde ideolojik ve kurgusal bir tarih görüşünün hâkim olduğu düşünülürse bu türden bir çalışmanın önemi daha iyi anlaşılacaktır. Farklı bakış açılarından haberdar olmak, onları olduğu gibi kabul etmek ya da olaylara ilişkin kendimize mahsus bir görüş ve duruşumuzun olmaması anlamına gelmiyor kuşkusuz. Ancak kendi görüşümüzü farklı görüşlerden haberdar olarak, onlarla mukayese ederek oluşturmak daha sağlıklı bir yol olsa gerektir.

 

Bu imkanlarıyla birlikte şu hususu da vurgulamalıyım ki, “Arap Gözüyle Osmanlı” dizisi bir hatırat dizisidir ve hatırat türünün genel meziyet ve zaaflarıyla maluldür. Hatırat yazarı olayları kendi zaviyesinden, bazen kişisel zaaflarına boyun eğmek suretiyle tahrif ederek aktarabilir. Dolayısıyla diğer hatıratlar gibi bu dizinin metinlerinin de ihtiyatla, aynı döneme ait paralel okumalar ışığında sağlaması yapılarak okunmasında yarar vardır.

 

Arap Gözüyle Osmanlı” dizisiyle Osmanlı-Arap coğrafyasındaki siyasî, iktisadî, kültürel ve ideolojik gelişmeler, günlük yaşam, Türk-Arap ilişkileri, Avrupalı güçlerin bu coğrafyaya yönelik planları, tarihî şahsiyetlerin rolü gibi o dönemin anlaşılmasına yönelik pek çok ipucu gün ışığına çıkacaktır. Aynı şekilde bu dizi, tarihî-coğrafî hafızamızı tazelemek, nerelerde hata yaptığımızı, zaaf ve imkânlarımızın neler olduğunu yeniden düşünmek suretiyle tarihî şuur ve ufkumuzun diri tutulmasına ve günümüzde olup bitenlerin anlamlandırılmasına da katkı yapacaktır. İçinde bulunduğumuz coğrafyada benzer süreçlerin halen yaşanmakta olduğu gerçeği göz önünde tutulursa, bu türden bir muhasebenin gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

 

Eserlerin yayım sürecinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Böyle bir diziyi yayınlamaya karar verince öncelikle bir literatür taraması yaptık ve hangi metinlerin bu çerçevede değerlendirilebileceğini tespit ettik. İlgili eserlerin tespitinde bu taramaların yanı sıra konuyla ilgili kimselerle istişare etmeye de önem verdik ve halen vermeye devam ediyoruz. Metinlerin tespit ve temin edilmesinden ve yayın haklarıyla ilgili gerekli girişimlerden sonra tercüme süreci başlar. Tercümenin tamamlanmasından sonra metin dizi editörü olarak benim tezgâhımdan geçer. Bu devrede tercümenin asla uygun olarak yapılıp yapılmadığının kontrolünden gerekli notlandırmalar, takdim ve görsel malzemelerin ilavesine kadar yayına hazırlık aşamasında gerekli müdahaleler söz konusudur.

 

Tarihî ve coğrafî olarak konuya uzaklık bu aşamada karşımıza şahıs, yer, kitap, gazetelere vb. ait özel isimlerin tespiti, bunların harekesiz Arapça metinden hareketle doğru şekilde okunması ve olayların tarihî bağlamının belirlenmesi gibi bir takım ciddî problemler çıkarır. Bu tür problemlerin giderilmesi ilgili kaynaklara, söz konusu dönemi ve coğrafyayı tanıyan insanlara müracaatı içeren ciddî bir araştırma safhasını gerektirir. Bazen günlerce bir ismin doğru okunuşunu tespitle uğraştığınız olur. Bütün bu aşamalardan sonra imla kontrolü, sayfa düzeni, dizin oluşturulması ve kapak tasarımı gibi yayınevi editörlerinin ve ajans çalışanlarının katkılarıyla metinler kitap hüviyeti kazanır, eski tabirle “kisve-i tab'a” bürünür.

 

Yayınlanan eserleri hangi kıstaslara göre seçtiniz?

Osmanlı son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarını Arap bakış açısıyla yansıtan hatırat türü metinleri tercih ettik. Metinler ya bizzat olayların içinde bulunan etkili şahsiyetlere ait olduklarından, yani yazarlarından dolayı ya da böyle olmasa bile muhtevalarının bizim için önemli ve anlamlı olmasından dolayı seçildi. Şu hususu da vurgulamalıyım ki dizi başlığımızdaki “Arap” kelimesi etnik değil kültürel bir vurguya sahiptir. Metinlerin Arapça kaleme alınmış olması da kıstaslarımızdan biridir.

 

Diziden şu ana kadar çıkan eserler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bir de yanlış bilmiyorsam, serî ilk etapta 10 kitap ile sınırlandırıldı. Geçen 5 senenin ardından, seri ile ilgili planınızda bir değişikliğe gitmeyi düşünüyor musunuz?

2005 yılında başlattığımız “Arap Gözüyle Osmanlı” dizisinden şu ana kadar dokuz kitap çıktı. İlki Beyrut'ta belediye başkanlığı ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Beyrut mebusluğu yapmış olan Selim Ali Selam'a ait: Beyrut Şehremininin Anıları: 1908-1918. Islahat taraftarlığı ve adem-i merkeziyet fikrine yakınlığı olan Selim Ali Selam siyasî ve sosyal birçok aktivitenin yanı sıra 1913 yılında Paris'te yapılan Arap Kongresi'ne de katılmış bir şahsiyet. Kitapta Arap milliyetçiliğinin II. Meşrutiyet yıllarındaki şekillenişi ve Arapların gerek İttihatçılarla gerekse Avrupalı güçlerle ilişkilerine dair önemli notlar düşer.

 

İkinci kitap Lübnanlı bir Dürzî emiri olan Şekib Arslan'a ait: İttihatçı Bir Arap Aydınının Anıları. Büyük bir kalem ustası ve önemli bir siyasî kişilik olarak Şekib Arslan Osmanlı birliğine gönül vermiş, bu birliğe zarar verecek her teşebbüse karşı mücadele etmiş bir isim. Teşkilat-ı Mahsusa'nın önemli isimlerinden. İttihatçılarla ve bilhassa Enver Paşa ile sıkı ilişkisi olan Arslan anılarında Osmanlı son dönemindeki gelişmeleri ve önemli siyasî kişilikleri kıvrak üslubuyla ustaca tasvir ediyor.

 

Üçüncü kitap Şamlı bir gazeteci olan Muhammed Kürd Ali'ye ait: Bir Osmanlı-Arap Gazetecinin Anıları. Erken yaşlarda matbuat âlemine giren Muhammed Kürd Ali Suriye"de Cemal Paşa'nın yakınında bulunmuş, Osmanlı birliği uğrunda yapılan propaganda çalışmalarına aktif olarak katılmış bir isim. Bir gazeteci ve kültür tarihçisi olarak Kürd Ali'nin hatıraları Şam ve Kahire ekseninde Osmanlı son dönem siyasî, kültürel ortamına ve matbuat âlemine dair önemli ipuçları taşımaktadır.

 

Dördüncü kitap Ürdün Kralı Abdullah'a ait: Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik? 1916"da Osmanlı Devleti'ne isyan eden Şerif Hüseyin'in oğlu olan ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Mekke mebusluğu yapan yazar, söz konusu isyanda babası ile İngilizler arasındaki haberleşmeyi yürüten isimdir. Sonradan Ürdün kralı olan Abdullah'ın anıları Osmanlı hâkimiyetinin Hicaz'daki son günleri, Arap isyanının arka planı ve bu isyandaki İngiliz parmağına dair ayrıntılı bilgiler vermektedir.

 

Beşinci kitap Cemaleddin Afganî'nin Hatıraları'dır. Beyrutlu bir Arap olan Muhammed Mahzumî Paşa tarafından Afganî'nin ömrünün son beş yılını geçirdiği İstanbul'da derlenen hatıralar modern İslam düşüncesinin bu önemli şahsiyetinin fikir dünyasına ışık tutuyor.

 

Altıncı kitap İzzet Derveze'nin Osmanlı Filistininde Bir Posta Memuru. Bir Arap milliyetçisi ve Filistin mücadelesinin önemli isimlerinden olan Derveze'nin hatıraları hem Nablus'ta günlük hayatın akışına hem de dönemin Türk-Arap ilişkilerindeki önemli olaylara ışık tutuyor.

 

Yedinci kitap Muhammed Reşid Rıza'nın İttihad-ı Osmani'den Arap İsyanına. Suriyeli âlim, gazeteci ve aktivist Reşid Rıza'nın 1908'de II. Meşrutiyetin ilanından sonra gerçekleştirdiği dört ayrı geziye (Suriye, İstanbul, Hindistan ve Hicaz) dair tuttuğu notların Menâr dergisinden derlenmesiyle oluştu. Özellikle 1916 Haşimî-Arap isyanından kısa bir zaman sonra gerçekleştirdiği Hicaz yolculuğu kısmı isyan sonrasının sıcak atmosferini yansıtması açısından önemli.

 

Sekizinci kitap Muhammed Ferid'in Mısır Mısırlılarındır: İngiliz İşgaline Karşı Osmanlı Hilafeti. Mısır Milliyetçisi el-Hizbu'l-Vatanî'nin başkanı, Enver Paşa ile yakın ilişkisi olan yazarın gözünden Osmanlı son döneminde Mısır'ın durumu, Arap-Türk İlişkileri üzerinde durulur. Bu kitap Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2007 yılında tercüme dalında ödüle layık görülmüştür.

 

Dokuzuncu kitap Cafer el-Askerî'nin İsyancı Arap Ordusunda Bir Harbiyeli. Osmanlı ordusunda binbaşı rütbesiyle İngilizlere savaşırken esir düşen ve daha sonra isyancı Arap ordusunun kumandanlığını üstlenmiş parlak bir Osmanlı subayı olan Askerî'nin 1919 yılına kadar serüvenini aktarıyor. Haşimî-Arap İsyanı'nın askerî cephesi için önemli bir kaynak. Yayına hazırlayan tarafından kitaba ayrıca Irak ordusunu kuran Irak'ta başbakanlık ve Londra elçiliği görevlerini üstlenen Askerî'nin 1936"da ölümüne kadarki faaliyetlerini anlatan bir kısım da eklenmiştir.

 

Dediğiniz gibi diziden öncelikle on kitap yayınlamaya karar vermiştik. Geldiğimiz noktada bu sayıyı yirmiye çıkarmaya karar verdik. Gelişmeler onu gösteriyor ki bu sayıyı sınırlandırmak kolay olmayacak ve dizi ucu açık olarak yürümeye devam edecektir.

 

Belirli ihtiyaçlara karşılık olması için hazırlanan bu seri sizce yerini buldu mu? İlgililerden bu yönde aldığınız müspet ya da menfi tepkiler ne yönde?

Bir önceki cevapta kaldığımız noktadan devam edecek olursak, diziden öncelikle on kitabı yayınlama düşüncesi, gelecek tepkileri görme arzusundan kaynaklanıyordu. Bu alana ait Türkiye'de önceden tek tük kitaplar çıkmışsa da benzer kitapları bir dizi etrafında yayınlama denemesi olmamıştı. Bu anlamda bir ilki gerçekleştiriyoruz. Bu denemenin nasıl makes bulacağını kestiremediğimizden böyle bir karar almış, ancak dizinin ucunun açık tutulmasına karar vermiştik. Bugün itibariyle dizinin Türkiye'de önemli bir boşluğu doldurduğu ortaya çıkmıştır. Tepkiler genelde olumlu. Konuyla ilgili kimselerin yakından takip ettiğini kişisel ilişkilerimden hareketle biliyorum. Hatta bazı üniversitelerin tarih bölümlerinde bu diziden çıkan kitapların tartışıldığını işitiyorum.

 

*Suat Mertoğlu

1966 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul İmam-Hatip Lisesi'ni (1984) ve M.Ü. İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Alman dilindeki akademik Kur'an çalışmaları üzerine hazırladığı yüksek lisans tezini 1992'de, Osmanlı'da II. Meşrutiyet Sonrası Modern Tefsir Anlayışı (Sırât-ı Müstakim/Sebilürreşad Dergisi Örneği: 1908-1914) başlıklı doktora tezini ise 2001'de tamamladı. Ayrıca Almanya'da Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi'nde hadis literatürü üzerine hazırladığı çalışması ile yüksek lisans derecesi aldı (1999). Dergâh, İstanbul Araştırmaları, Dîvân İlmî Araştırmalar, Tarih ve Toplum ve Hilafet Risaleleri (Klasik, İstanbul 2003)'nde yayınlanmış tercüme ve araştırmaları bulunmaktadır.

 

Burada şu hususu da vurgulamalıyım ki “Arap Gözüyle Osmanlı” dizisi yakın tarihi yargılama değil anlama peşindedir. Tarihe önyargılarla, ideolojik şablonlarla yaklaşmanın mevcut kafa karışıklığını daha da artıracağı anlayışındadır. Yakın tarihi anlama çabasının kendimizi, yaşadığımız dönemi anlamanın bir parçası olduğunu düşünüyorum. Amacımız tarihî problemleri kaşıyarak aktüel nefretlerin oluşumuna değil, farklı bakış açılarını ortaya koyarak problemlerin aklı-ı selimle, serinkanlılıkla ele alınmasına katkıda bulunmaktır. Bu dizi “Arapların Türkleri arkalarından vurduğu” iddiasının gerçeklik payını araştırmak, Osmanlı tebaası bir grubun katıldığı “Haşimî-Arap” isyanının arka planı ve Arapların bu isyana katılımındaki gerekçelerini öğrenmek, isyan eden Arapların yanı sıra sadakatini muhafaza edenlerin olduğunu da görmek ve nihayet Türklerin ve Arapların sahip oldukları müşterekleri tespit etmek gibi yakın tarihimize ait bir takım açılımlara vesile olabilirse ne mutlu bize.

 

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Mevcut haliyle bu dizi tarihin bir kesitine ait belgelerin ve malzemenin dökümünü sunuyor. Bir sonraki adım bu malzemenin sağlıklı değerlendirmelere konu edinilmesidir. Dizinin gerçek yerini bulmasının ancak bu şekilde gerçekleşeceğini düşünüyorum.

 

 

Mehmet ERKEN yazdı