En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir Fıkıh Alimi: Hüsnü Aktaş
Bir Fıkıh Alimi: Hüsnü Aktaş
Şeytanın Düzeni, Kelimeler Kavramlar, Fıkhî Meseleler kitaplarının yazarını tanıyor musunuz?
Güncelleme: 09:55, 21 Temmuz 2009 Salı

Hüsnü Aktaş, Şen Olasın LaiklikOn yıldan biraz fazla oluyor. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde okuyan bir genç arkadaş geldi. Yazmak, okumak, edebiyat, şiir, hikaye derken çevresinden bazı arkadaşlar bizden söz etmişler. Madem meraklısın böyle şeylere git, görüş demişler. Adını unuttum arkadaşın, çünkü ikinci bir görüşmemiz olmadı. Kendini tanıttıktan sonra Edebiyat Fakültesinde Üçüncü Yeniciler ve Sürrealist-Maviciler olmak üzere iki gruba ayrıldıklarını, kendisinin önce Üçüncü Yenici olduğunu sonra Sürrealist - Maviciler arasına katıldığını söyledi. Pekiyi ne yazıyorsun dedim, hikaye mi şiir mi? Daha bir şey yazmadım dedi, ancak yazarsam bu edebi topluluğumuza göre yazacağım.

Arkadaş, edebiyat tarihimizdeki grupların ve dönemlerin önce teorik olarak ortaya çıktığını, sonra da o şablona göre eser verildiğini sanıyordu. “Bu konuda ben ne yapabilirim.” dedim. “Nerden başlayayım yazmaya, yazdıklarımı hangi  dergiye göndereyim.” dedi. Aslında temiz bir niyet ve saf bir arayış. Bize gönderdiklerine göre inancı da olan biri diye düşündüm. Ona dedim ki: “Yazmak güzel bir şey, edebiyatın teori kısmını okuyorsunuz, zaten kendiniz de bir teori oluşturmaya karar vermişsiniz, yazmanın da bir amacı vardır. Yazmanın amacı: Hakikate ulaşmak ve ulaşılacak bir hakikat olduğunu yazdıklarıyla göstermek.”

 

Hüsnü Aktaş, Medeni Vahşet DavasıEdebiyat Hakikate Götüren Yoldur

Yazarken, şiirin ve genel olarak sanatın hakikate ulaştırdığı adamlardan Necip Fazıl’dan ve İsmet Özel’den bahsettim ona. Sonra da bu yazarların eserlerindeki İslami özden söz ettim. İslam’ın, yazdıklarımızın içinde mündemiç olduğunu, olması gerektiğini bunun için İslam’ı iyi bilmemiz gerektiğini, özel olarak İslam’la çatışmaması için dikkatli olmamızın gerekliliğini, aslolanın İslam olduğunu filan söyledim ve dedim ki: “Üstat Necip Fazıl, İman ve İslam Atlası gibi önemli bir fıkıh kitabına, Çöle İnen Nur gibi ünlü bir siyere imza atmıştır, bu eserleri yazabilecek bir İslami birikime sahip olduğunu göstermiştir. Şimdi sen de bazı edebi eserleri bazı İslami eserlerle birlikte okumalısın.” Ona, Çantay’ın mealinden, Hamidullah Hoca’nın İslam Peygamberi’nden Yusuf Kerimoğlu’nun Kelimeler ve Kavramlar’ından bahsettim. Notlar aldı, gitti; bir daha da gelmedi.

Sözü Hüsnü Aktaş’a getirmek için bu kadar uzun giriş olur mu? Kısa bile kestim. Konuyu Hüsnü Aktaş’a getiriyorum. Çünkü Hüsnü Aktaş, edebiyat yolu ile ilme gelmiş ve ilimde karar kılmış bir yazardır.

 

Hüsnü AktaşHüsnü Aktaş Kimdir?

Bendeniz Hüsnü Aktaş’ı Şeytanın Düzeni adlı tiyatro eseri, Şen Olasın Laiklik adlı hikayeleri ile tanıdım. O zamanlar Hekimoğlu İsmail’in Sur adlı dergisini takip ediyordum. Okuyacağımız kitapları da dergilerin ve kitapların arkasında yer alan reklam cümlelerinden seçiyorduk. Baktım Hüsnü Aktaş hakkında şu mealde bir cümle: “Bu ismi bir kenara yazın, nasıl olsa bu yazar kendi adını size yazdıracak.” Eserler de adı geçen kitaplar. Hüsnü Aktaş konusunda yanılmamıştı Hekimoğlu. Çünkü nam-ı diğer Yusuf Kerimoğlu’nu “Fıkhî Meseleler-1”, “Kelimeler ve Kavramlar” ile adını gerçekten yazdırdı. Gerçi başka bir yazıya ayırdığım Tevhit ve Hicret günlerinden de biliyorum ama o 1 ve 2 yıl sonradır.

Hüsnü Aktaş hâlâ Şen Olasın Laiklik ve Şeytanın Düzeni adlı edebi eserleri ile yer etmiyor edebiyat dünyamızda. Fakülte yıllarında okuduğum Fedailer romanından da söz edilmiyor. Ama Hüsnü Aktaş’ın edebiyatla ilgilendiği ve yazmaya edebiyatla başladığı Fıkhi Meseleler’den de anlaşılıyor. Başlıklar, kurulan cümleler; işlenmiş, edebi bir dili hatırlatıyor çünkü. Kelimeler ve Kavramlar ilmi bir eser özelliğinin yanında edebi bir özellik de taşır. 1983’te TYB tarafından araştırma ödülü ile ödüllendirilen bu eser, 80’den 90’a kadar en çok okunan, üniversite öğrencilerinin ellerinden düşürmediği bir eser olmuştur. Fıkhi Meseleler ise Milli Gazete’deki Fıkıh sayfasında mektupla sorulan soruların cevaplarından ve Hoca’nın kendi seçtiği mevzular üzerine yazdıklarından oluşuyor.

 

Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler KavramlarSiyasalcıya da Fıkıh Lazım!

Lise 2 veya 3’teyim. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyan bir ağabeyimizin elinde gördüm ilk kez bu kitabı: Fıkhi Meseleler. A, tam bana göre dedim, bu kitapla senin ne işin olur? Ne yani bize fıkıh lazım değil mi, dedi. Bu soru karşısında sustuk tabii. Yusuf Kerimoğlu bu seriyi daha sonra 5 cilde kadar taşıdı. Bu eserle birlikte Hoca bir şey daha yaptı. Hemen birçok eve İbni Abidin, Feteva-yı Hindiye adıl fıkıh kitapları girdi. Devasa kitaplardır. Ama Hoca’nın kaynaklarında çok geçtiği için sahih eserler olarak kütüphanelerdeki yerini almıştır. İkinci bir şey daha oldu. Milli Gazete’nin en çok okunan sayfası oldu Fıkıh köşesi. Okuduğumuza göre postacı her gün çuvalla mektup taşıyordu. Hallolacak ne çok meselesi vardı bu milletin. Bizim mahallenin başka gazeteleri de fıkıh köşesi koydular gazetelerine. Bugün devam eden sayfaların bu geleneğini Hüsnü Aktaş Hoca başlatmıştır.

 

Bir Müthiş Kitap: Medeni Vahşet

Ama esas kitabı bu değildir Hoca’nın. Esas kitap Medeni Vahşet’tir. Bedeli 163. Madde ile hapishanede ödenmiş bir kitaptır bu. Doğrusu bedel ödeyen adamları seviyorum. Sanırım 163. Maddeden en çok çekenlerden biri Hüsnü Aktaş’tır. Size bir tavsiye daha. Hoca, hapishane günlerini Medeni Vahşet Davası’nda anlattı. Okumadıysanız önce birincisini sonra da ikincisini mutlaka okuyun, çok şey öğreneceksiniz.

İşte geldik sadede. Hoca’nın edebiyatla düşünceyi birleştirdiği önemli eseridir Medeni Vahşet. Hüsnü Aktaş Hoca günümüzün en önemli fıkıh otoritelerindendir. Emanet ve Ehliyet günümüz için en önemli fıkıh ve ilmihal kitabıdır, diyebiliriz. Hoca’nın çıkardığı Misak dergisi kapalı devre yayın yapıyor. (Yani sadece abonelerine gönderiliyor.) Hapishane günlerinde lüzumunu hissettiği mazlumlara yardım olayını hapisten çıkınca vakıf haline getirdi. Vahdet Vakfı’nı da hizmette tutuyor.

Evet, nerden gelmiştik biz buraya? Edebiyattan. Demek edebiyatın kelime ve ıstılahi anlamına dahiliz daha.      

 

Kâmil Yeşil


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder
YORUMLAR
Allah Razı Olsun
Abdurrahman HAN
Bir dava ve bir dava adamı. Elbette insan olarak yanlışları vardır, yalnız davasına bağlılığı, davasından taviz vermemesi, yaşına rahatsızlığına ragmen hala çabalaması, bir şeyler için çırpınması kolay şeyler değil (o bedelin ödedi, ya biz?). Yüce Allah kendisinden razı olsun, Kendisinin, sevenlerinin ve dava arkadaşlarının yar ve yardımcısı olsun.
12/01/2010, 23:58
eski kitaplar
muhammed süzük
babamdan kalma kitaplari meydana cikardim medeni vahsetin orjinalini bitirmem az kaldi,cok güzel anlatyor,birde devrimin cakil taslari diye bir kitab var oda cok güzel herkeze tavsiye ederim
13/09/2009, 13:21
Misak
yekzeban
Medeni Vahşet kitabının orijinali piyasada bulunmuyordu epeydir. İçeriğinde eklemeler-çıkarmalar yapılmış değişik bir çok korsan baskısı vardı. Bir sene kadar önce hem Medeni Vahşet'i hem de Medeni Vahşet Davası'nı orijinal haliyle Misak Yayınları'ndan yeniden çıkarttılar.

Belki ulaşmak isteyenler olur: http://www.misak.com.tr/
22/07/2009, 11:39

İlgili Konular » Hüsnü Aktaş |
dunyabizim.com on Facebook
TAMAM