En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
200 bin kişilik bayram namazı!
200 bin kişilik bayram namazı!
Ramazan Yılmaz'ın Kırgızistan notlarını yayınlamaya devam ediyoruz. Milli Görüşün Kırgız ekonomisine katkısından, Ahıska Türklerine güzel ayrıntıları paylaşıyor Yılmaz.
Güncelleme: 09:46, 30 Haziran 2009 Salı

25 Bin dükkan!
Arife günü sabahın erken saatlerinde Dordoy Pazarı’na hareket ediyoruz. Tekstil ürünlerinin toptan ve perakende satın alınabileceği bu pazarda tam 25 bin dükkân bulunuyor ve dünyanın en büyük 3. pazarı olduğu söyleniyor. Etrafı tamamıyla kargo konteynırları ile çevrili olan bu pazarda her bir dükkân üst üste konmuş iki konteynırdan oluşuyor. Alttaki konteynırlar müşterilerin kabul edildiği ve ürünlerin sergilendiği bölümü oluştururken, üsttekiler ise çoğu zaman depo olarak kullanılmaktalar. Dordoy Pazarının Kırgızistan ekonomisinde çok önemli bir yeri var doğrusu.

Kırgızistan

Milli Görüş katkısı!

Kırgızistan 1991’de elde ettiği bağımsızlığın ardından 1993 yılında ulusal para birimi Som’u tedavüle sokarak, Ruble kullanıma son vermiş ve ekonomik bağımsızlık için önemli bir adım atmıştır. Bişkek’in önde gelen aydınlarından anlattığına göre, İslam’ı tebliğ ve kazanılan bağımsızlığın her alanda hüküm sürmesi için çalışmalar yapmak üzere 1990’ların başında Türkiye’den Kırgızistan’a gelen Milli Görüşçü kadrolar ulusal para biriminin ortaya çıkarılması ve ekonominin iyileştirilmesi konularında Kırgız yetkililere önemli desteklerde bulunmuşlar.

Çin her yerde!

Kırgızistan’da tam 100 bin Çinli çalışmakta. Devlet memurlarının kazandıkları aylık gelir ortalama 100-150 dolar arasında değişmekte. Başkent Bişkek’te ev kiraları ise 250-300 dolardan başlıyor. Böyle olunca kamu görevlilerinin birçoğu ek gelir elde etmek için farklı yollar bulmak zorunda kalıyorlar.

Dordoy Pazarındaki gezimize devam ediyoruz. Zaman zaman dükkanların aralarındaki sokaklar birçok insanın rahatlıkla yürüyebileceği genişlikte olsa da pazarın bazı yerlerinde yürümekte zorlandığımız daracık yollar da bulunmakta. Daracık sokakları, konteynırlardan kurulu dükkanları ve çeşit çeşit insanlarıyla çok farklı manzaralarla karşılıyoruz burada. İki Uygur Türküne rastlıyoruz ve hemen sohbete başlıyoruz. Türkiye’deki Müslümanların bayramlarını kutlayan bu iki kardeşimiz, coğrafi uzaklığa rağmen Türk halkıyla aralarındaki sıcaklığı hiçbir zaman yitirmediklerini anlatıyorlar.

Kırgızistan

Yılbaşı, yılan başı!

Pazardaki tezgahlar arasında torpil ve havai fişek gibi yılbaşı kutlamalarına yönelik malzemelerin satıldığı yerlere de oldukça çok rastlıyoruz. Bu tür malzemeleri satmakta olan bir tezgâhtarla konuşmaya başlıyoruz. Daha Aralık ayının başı olmasına rağmen satışların oldukça iyi olduğunu söylüyor bize. Kesin olan şey, yeni yıl ve yılbaşı kutlamalarının Bişkek’te büyük bir öneme sahip olduğu. Bunun sebebini öğrendiğimde hiç şaşırmıyorum. Bu, Sovyet döneminde uygulanan kültürel tahakkümün sonuçlarından biri. İnsanların dini ve kültürel değerlerinin bir göstergesi olan bayramları ve özel günleri ortadan kaldırmak ve unutturmak adına uygulanan sert politikalarla birlikte, tüm bu özel günlerin yerine tek bir ortak özel gün ikame edilmek istenmiş ve bu da elbette yılbaşı olmuş.

İHH yardımlarının bereketi!

Kırgızistan’daki yetim çocuklarımıza hediye edeceğimiz bayramlık elbiseleri de buradan alıyoruz. Çocuk kıyafetleri satan esnaflardan yaptığımız toplu alımlar esnasında, neden bunca çocuk kıyafetini satın aldığımız soran mağaza sahipleri, yetim kardeşlerimize bayram hediyesi aldığımızı öğrenince seviniyorlar ve kendileri de yetim çocuklar için hediyeler vermek istiyorlar. Ayakkabıları satın aldığımız Bahtı Gül Hanım da bu iyi yürekli esnaflardan biri. Bahtı Gül Hanım Türkiye’den kurban bayramı vesilesiyle buraya geldiğimizi öğrenince çok seviniyor. Kendisi de yetimler için on çift ayakkabı hediye ediyor. Yetimlerin bayramlık elbiselerini de aldıktan sonra Dordoy Pazarından ayrılıyoruz.

200 bin kişilik bayram namazı!

Ertesi gün bayram sabahın uyanıyoruz. Arabamıza binip Bişkek’te bayram namazlarının kılındığı Alatoo Meydanı’nın yolunu tutuyoruz. Oldukça yoğun bir trafiğin içine giriyoruz, Bişkek caddelerindeki tüm arabalar aynı yöne gidiyor o anda. Alotoo Medya’na ulaştığımızda Müslümanların hala akın akın meydana gelmekte olduğunu görüyoruz. Bu insan selini gördüğümde hemen Çağlayan Medyanı canlanıyor gözümün önünce. Namaz vakti iyice yaklaşıyor ve tam 200 bin Müslüman kardeşimizle saf tutuyoruz. Kırgızı, Özbeki, Rusu, Türkü, Uyguru, Arabı, Kürdü ve daha sayamadığım birçok farklı milletten kardeşimizle, İslam’ın kuşatıcılığını ve ümmet olmanın verdiği mutluluğu bir kez daha ve hacdaymışcasına yaşıyoruz. Kurbanla yakınlaşıyoruz.  

Kırgızistan

"Tanrı"ya homurdanma!   

Bayram namazı öncesi müftünün hutbesinin ardından Kırgızistan’da büyük elçilikleri bulunan ülkelerden Türkiye, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri elçiliklerinden yetkililer birer tebrik konuşması yapıyorlar. Elçilikler Kırgızistan’ın kalbinin attığı bu medyandaki 200 bin insana hitap ederken, burada en çok sevilen ülke olabilmenin çabasını veriyorlar. Ancak, Türkiye, Kırgızistan’da sadece en çok sevilen ülke değil, aynı zamanda kardeş ülke olmanın verdiği avantajın yıllardan beri tek sahibi olagelmiş. Ama maalesef bu avantajı Batılı modern zihniyete sahip olan hiçbir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti anlamlı bir şekilde değerlendirme gayretinde bulunmamış. Elçiliklerin konuşmalarının ardından söz alan Bişkek Belediye Başkanı’nın konuşmasında “Allah” lafzı yerine “Tanrı” sözcüğünü kullanmasının topluluk arasında büyük homurtulara ve yuhalamalara sebep olması da gözümüzden kaçmayan bir hadise. Tüm konuşmaların ardından büyük bir coşkuyla bayram namazımızı eda ediyoruz. Kurbanla uzak diyarlardaki kardeşlerimizle bir oluyoruz.

Namazdan sonra Bişkek’teki kurbanlarımızı toplu olarak keseceğimiz Bidonofka köyüne doğru yol alıyoruz. Kurbanlarımızın bir kısmını burada kestikten sonra, başkentteki farklı bölgelerde oturan kardeşlerimize ikram edeceğiz. Rabbimize binlerce defa hamd ediyoruz, buradayız, buralıyız. Kurbanlarımızla ümmet zincirinin şerefli bir halkasını tesis ediyoruz Orta Asya’da. Kucaklaşıyoruz, hissediyoruz, kendimizi görüyoruz Orta Asya’da. Tekbirler, salâvatlar eşliğinde kesiyoruz kurbanlarımızı. 

 

Ahıskalı kardeşlerimiz!

KırgızistanBidonofka köyünde, bu bölgede ikamet eden Ahıska Türklerinden kardeşlerimizle de birlikte olma imkânı buluyoruz. Gün boyu devam eden kesimler esnasında bu kardeşlerimizle tanışıp uzun sohbetler ediyoruz. Tarihe tanıklık ediyoruz Sadık dedenin yanında. Ahıska Türklerinin Kafkaslardan başlayıp Çin sınırlarına kadar dayanan 64 yıllık zorlu yolculuklarını dinliyoruz. I. ve II. Dünya Savaşlarını geçip, Soğuk Savaşın sonuna kadar zamanda uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. 

 

Kaçma koyun!

Kurbanlarımızı kesimini tamamlamak üzereyken, koyunlarımızdan biri sessiz sedasız bir şekilde kesimleri yaptığımız bahçenin kapısından dışarı çıkmış, peşinden geldiğimizi görünce de hızla kaçmaya başlıyor. Ufak bir koşuşturmanın ardından Ahıska Türklerinden adaşım Ramazan yakalıyor bu güzel koyunu. Kendisini Allah için kurban edeceğimizi öğrendikten sonra bize zorluk çıkarmadan bahçedeki arkadaşlarının yanındaki yerini alıyor bu benekli koyun da. 

Kurbanlarımızı Bişkek’in dışında Talas, Oş, Narın, Issık Göl ve Calalabad bölgelerinde kesiyoruz. Kurbanlarımızı özellikle yetimlerle paylaşıyoruz. Bişkek’te Petrovska Yetimhanesi’ne gidip küçük kardeşlerimize bayram ziyaretinde bulunuyoruz. Müdire Hanımla görüştükten sonra, buradaki yetim kardeşlerimizin bizim için bir sürprizleri olduğunu öğreniyoruz. Halk oyunları, çeşitli danslar ve Kırgız müziğinin en güzel örneklerini seslendirdikleri mükemmel bir gösteri ile karşılaşıyoruz. Petrovska Yetimhanesi’nde Orta Asya’nın incileriyle hayatımızın en anlamlı dakikalarını yaşıyoruz.

Kırgızistan

Ata da bindik!

Bayramın ikinci günü farklı köylere gidiyor ve kurban ikramlarında bulunmaya devam ediyoruz. Orta Asya’ya gelinir de ata binmeden geri dönülür mü hiç? Ziyaret ettiğimiz köylerden birinde bize Kırgız milli giysileri olan kalpak ve çepken hediye ediyorlar. Bu kıyafetleri giymemizin ardından ata binmeye hazır hale geliyoruz. Atlarımız bize yabancı muamelesi yapmıyorlar. Ve dörtnala ilerliyoruz.

Akşam Orta Asya Gençlik Vakfı’nın tertip ettiği bayram yemeğine katılıyoruz. Kırgızistan müftüsü, IGMG temsilcileri, üniversite öğrencileri, öğretim görevlileri ve Bişkek’teki birçok kanaat önderiyle bir araya geliyoruz. Kırgızistan’daki mevcut çalışmaları ve bu çalışmaları nasıl daha ileriye taşıyabileceğimizi konuşuyoruz.

Ertesi gün Orta Asya Gençlik Vakfı’nın İmam Eğitim Merkezi’ne gidiyoruz. Kırgızistan’daki camilere atanan imamların bir dizi eğitimden geçirildiği bu eğitim merkezine ve bölge insanlarına kurban ikramlarımızı takdim ediyoruz. İmam Eğitim Merkezi bütün Kırgızistan’ı yakından ilgilendiren çok önemli bir çalışma. Hala kendi özlerine dönme mücadelesi veren Kırgızistan Müslümanlarının, İslam kültür ve medeniyetine yeniden tutunmaları için imamlara çok önemli vazifeler düşmekte. Ülkede cami sayısının ihtiyacın oldukça altında olması, her bir imamın omuzlarına düşen yükü iki katına çıkarmakta. Bu yüzden, imamların donanımlarının tam olması ve halkın ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmeleri için İmam Eğitim Merkezi’nin vermiş olduğu hizmet hayati bir öneme sahip. Camileri dolduran cemaatin çoğunluğunu genç neslin oluşturuyor olması bize bu çalışmanın amacına uygun işlediğinin işaretlerini veriyor. 90 öncesi zihinleri kirletilen nesiller de İslam’ın değerini yeniden anlıyorlar.

Emsile Teyze!   

Kurban etlerinin ikramının ardından, İmam Eğitim Merkezi’nin bahçesinde Bişkek’teki 50 yetim kardeşimize bayramlık elbiselerini hediye etmeye başlıyoruz. Neşe ve sevinç kaplıyor bir anda ortalığı. Bayramlıklarını alan kardeşlerimiz bahçede birbirleriyle kovalamaca oynamaya başlıyorlar. Kimileri ise balonların peşinden koşturuyor. Biz de bu oyunlara katılmaktan büyük zevk duyuyoruz. Miniklerden biri ise ısrarla kamera asistanlığımı yapmak istiyor, peşimi bir an olsun bırakmıyor. Bu coşku dolu dakikaların ardından, yetim çocukların annelerinden Emsile teyzeyle konuşmaya başlayınca ana yurdundan ayrı kalmanın acısını hissediyoruz içimizde. Emsile teyze Bişkek’teki Ahıska Türklerinden. “Türkiye bizi kabul etse…” diyor, geri dönüşün akıllarının bir köşesinde hep bulunduğunu ekliyor Emsile teyze. Gün biterken, ayrılmak zor oluyor.

 

devamı gelecek

Ramazan Yılmaz gitti, gördü, yazdı, yazacak


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder

İlgili Konular » Kırgızistan | Kurban bayramı |
dunyabizim.com on Facebook
TAMAM