En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mahmut Derviş'in şiirleri katledildi!
Mahmut Derviş'in şiirleri katledildi!
Mahmut Derviş'in Can yayınlarından çıkan şiir kitabı tam bir çeviri katliamı. Mutedil, sakin kişiliği ile bilinen İbrahim Demirci bu katliama kayıtsız kalamadı.
Güncelleme: 17:49, 06 Haziran 2009 Cumartesi

Fındıkçı faciası sürüyor! 
Hece dergisinin Çağdaş Filistin Şiiri dosyasında Metin Fındıkçı’nın Arapçadan yaptığı çevirilerin ne kadar kötü olduğunu birkaç örnekle göstermiş ve sözümü şöyle bitirmiştim: “Metin Fındıkçı’nın bu tuhaf çevirilerinin yayıncı bulabilmiş ve bulabiliyor oluşu, ülkemiz adına gerçekten utanç verici bir durumdur.” (Hece, nu. 136, Nisan 2008)

5251Fındıkçı’nın Mahmud Derviş şiirlerinden yaptığı bir seçmenin Yalnızlık Yenilemeden Kendini adıyla Can Yayınları arasında çıktığını öğrendiğimde “Eyvah!” dedim. (Şubat, 2009)

Korktuğum başıma geldi!

Kitabı elime korkarak aldım. Maalesef korktuğum başıma geldi. Metin Fındıkçı büyük bir pervasızlıkla Arapçayı da, şiiri de kesip biçmeye, tanınmaz hâle getirmeye devam ediyor! Bunu neden ve nasıl yapabildiğini benim aklım, havsalam almıyor. Vallahi billâhi anlamıyorum, anlayamıyorum. Mahmud Derviş gibi bir şairin böyle anlamsız, böyle saçma sapan sözler etmeyeceğini, edemeyeceğini Metin Fındıkçı fark etmiyor olabilir mi? Bilmiyorum. Bildiğim şu: Bu durum, bu çeviri faciası, Metin Fındıkçı adına da, Mahmud Derviş adına da, Can Yayınları adına da, o çeviriyi alıp okuyanlar adına da esef verici bir durum. Hani ‘çevirmenin tercihi’ diyebileceğimiz ufak tefek sapmalar olsa veya ‘öyle de çevrilebilir’ diyebilsek, hattâ ‘dalgınlığına gelmiş, karıştırmış’ demekle işin içinden çıkabilsek, bu kadar üzülmeyeceğim.

Metin Fındıkçı, metinleri inanılmaz bir dikkatsizlikle okuyor, tasavvur edilemez bir cür’etle metinde bulunmayan eklemeler yapıyor, anlam tutarlılığını zerre kadar umursamıyor, vesaire vesaire. Türk çeviri edebiyatı tarihinde böylesine vahim ikinci bir örnek var mıdır, bilmiyorum. Bütün içtenliğimle olmamasını diliyorum.

Daha ilk şiirden!

Çeviri faciası kitaptaki ilk şiirle başlıyor.

Mahmud DervişMahmud Derviş “Ölülerin Gözleri Kapılarda” (İstenirse ve daha iyisi: Kapıların Üzerinde Ölülerin Gözleri) demiş, Fındıkçı bunu nasıl çevirmiş: “Ölümün Gözleri Kapılarda”. “Ölüm” ile “ölüler”i aynı şey sayabilir miyiz? Buna ne ölüm razı olur, ne ölüler! Bu ülkede hiç Arapça bilmeyenler bile “mevt” ile “mevta”yı karıştırmaz, ama çevirmen bey karıştırıyor! Ölüleri bir kez daha öldürüyor.

Dal fidan olmuş!

Mahmud Derviş şiirin ilk dizesinde diyor ki: “Kalbimin çölünü bir hurma dalı taşıyarak geçtiler” ve siz “onlar”ın “ölüler” olduğunu anlıyorsunuz. (Bu dizeyi ben çevirsem “çöl” yerine “sahra” demeyi tercih ederim.)

Oysa Fındıkçı’nın çevirisinde bu cümle “Hurmanın fidanlarını taşırken kalbimin çölünden geçtiler” “Geçenler” kim? “Ölüm” mü? “ fidan taşıyan” kim? “Ben” mi, “onlar” mı? Daha kötüsü bu “fidanlar” nereden çıktı? Arapça metinde geçen “zirâ’” sözcüğü “kol, dal, güç ve uzunluk birimi anlamlarını taşır; siz bunu ” nasıl “fidan” yaparsınız? Hele onu “fidanlar” yapmak için bir sebep var mı? Yok kardeşim!

Arıyı hurma yapmış, ah falaka!

İkinci dizede Mahmud Derviş diyor ki: “Bir arı vızıltısı bırakarak karanfil çiçeğini geçtiler”

Kimler? Ölüler!

Metin uydurukçu, bu dizeyi bakın hangi kılığa sokmuş: “Hurmaları ziyaret ederken kırmızı karanfilin üstünden geçtiler” Offf!!! Bir önceki dizede “hurmaların fidanlarını taşı”yanlar, şimdi, ikinci dizede neden ve nasıl hurmaları “ziyaret” etsinler yahu? Bu Mahmud Derviş salak mı, geri zekâlı mı? Şiir yazmıyor da sayıklıyor mu?

5252Metin Fındıkçı, bu cümleyi yazarken hiç mi kuşku duymadınız? “Acaba anlamadım mı, yoksa yanlış mı anladım?” demek, hiç mi aklınızdan geçmedi? (Falaka iyiydi! Tokat demiyorum, falaka!)

Fındıkçı’nın gözleri de benimki gibi sorunlu mu bilmem ama “hurma / palmiye” anlamına gelen “nahle” (hı ile) kelimesi ile “arı” anlamına gelen “nahle” (ha ile) kelimesini ayırt etmemizi sağlayan “nokta”yı görmemiş, görememiş! Oysa o nokta çok önemli hurmayı arıdan ayıran nokta! Ve körlük “ezîz” kelimesini okurken de sürmüş, “vızıltı” anlamına gelen bu kelimeyi Fındıkçı sanırım “ezîr” okumuş ve ona “ziyaret” anlamını yükleyivermiş. (Arapçada “zâra / ze-ve-ra” asla böyle bir çekime girmez, o da ayrı mesele!)

Derviş’in sıfatsız bıraktığı “karanfil”e çevirmen lutfedip “kırmızı” eklemiş! Neden? “Kırmızı karanfil”in daha şiirsel olacağını mı sanıyor? Çevirmenin böyle eklemeler yapması caiz midir? (Kaş çatılsa yeterli olur mu?)

Mahmud Derviş, şiirinin üçüncü dizesinde şöyle demiş: “Köylerin pencerelerine gözleriyle hilâller çizdiler” Kimler? Biliyoruz, tabii ki ölüler!

Fındıkçı nasıl anlamış!

Fındıkçı bu basit ve kolay cümleyi bakın nasıl anlamış: “Ve bekleyen kadının yakınlarının gözlerini çizdiler / köy evlerinin pencerelerine.”

Allah Allah! Onlar, her kimse, neden “bekleyen kadının gözleri”ni çizmiyorlar da “bekleyen kadının yakınlarının gözleri”ni çiziyorlar? Metin Fırıldakçı, metnin Arapçasında “bi a’yunihim” (gözleriyle) kelimesinden sonra yer alan virgül işaretini de görmemiş olmalı ki, sonraki kelimeyle “isim tamlaması”na sokabilmiş! (Hoş, böyle bir şey orada o virgül bulunmasa da imkânsız ya, neyse!) Sonraki kelime de “hilâl”in çoğulu olan “ehille”. Fındıkçı kim bilir nasıl, “hilâller”i “bekleyen kadın”a çevirmiş, çok büyük çam devirmiş. Acaba Mardin’de eşlerinden “ehlim” diye söz eden birilerini mi işitti Fındıkçı? Of ki of! (Oha mı deseydim?)

Şair “köylerin pencereleri” demiş, çevirmen bunu neden ve hangi hakla “köy evlerinin pencereleri” yapar? Ölçü ve uyak gibi bir gerekçesi olsa neyse. Öyle bir gerekçe de yokken bu ekleme niçin yapılmış? Niçin, niçin, niçin?

Mahmud DervişMahmud Derviş’in dördüncü cümlesinin anlamı şu: “Onlar / ölüler, aralarında bazı sözler söylediler / söyleştiler // muhabbet ve mezellet hakkında.” (Şiir olarak çevirmeye –şimdilik- üşendim!) Bu anlamın Fındıkçı çevirisinde girdiği kılık / kılıksızlık şöyle: “Sözden sonra değiştirdiler / acıyı ve sevgiyi.”

“Ba’da’l-kelâm” “bazı sözler”, Fındıkçı’ya göre “ba’de’-kelâm”, yani “sözden sonra”! “Dat” harfiyle “dal” harfi arasında fark yok ki! “Tebâdül” Fındıkçı’ya bakılırsa “tebdil” ile aynı şey! “Mahabbet” elbette “sevgi”dir ama “mezellet” nasıl “acı” olur? Yoksa Fındıkçı “mezellet”i “meraret” mi okudu? Bu ihtimaller vârid ise şayet, Metin Fındıkçı, çevirilerini metni okuyarak değil, telâffuzu berbat birinden dinleyerek yapıyor olmalı!

Beş dizede bu kadarsa!

Kitaptaki ilk şiirin dört cümlesi –beş dize- bitti. Ben de bittim! (Bu şiirin “Kan Çiçekleri” adlı bir dizi şiirin altıncı ve son şiiri olduğunu da belirteyim bu arada.)

İnşallah Metin Fındıkçı, bundan sonra pervasızca uydurmalar yapmak yerine –uyduramıyor da yani, olmuyor işte, uymuyor!- oturur adam gibi Arapça öğrenir, ülkemizi utandırmayacak çeviriler yapar. İnşallah, benzer bir eleştiri –eleştiri mi?- yazmak zorunda kalmam bir daha.

Daha fazla devam edemeyeceğim. Kirlendiğimi hissediyorum.

 

İbrahim Demirci "ya sabır" diye diye eleştirdi!


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder
YORUMLAR
Ben hep merak etmişimdir
nil toprak
bu ülkede çevirileri inceleyen, doğru düzgün yapılıp yapılmadığını bize orjinalinden nekadar uzak yada nekadar yakın bir çeviri sunduklarını kontrol eden birileri varmı,yada bunu fark edipde uyaran kaç kişi var..Genelde bir kitap satın aldığımda basta çevirmene sonra yayın evine bakıyorum ama bildiğim bir kaç iyi çevirmen adı var, mutlaka iyi çevirmenlerin sayısı fazladır benim bildiğimden.sanırım her geçen gün güven duygumuz biraz daha fazla zedeleniyor...
02/07/2009, 11:20
Lütfullah Göktaş
Salih
Metin Fındıkçı'nın çevirileri ile ilgili ayrıntılı bir yazı yazdı Asım Öz Tasfiye'nin Filistin özel sayısında. Yine Asım Öz'ün aynı sayıda Mahmut Derviş çevirmeni Lütfullah Göktaş'la yaptığı güzel bir söyleşi de var. Bu iki metin Derviş şiirlerinin çevrilmesi ile ilgili doyurucu bilgiler içeriyor.
08/06/2009, 01:27
önemli
Hatice Algın
öncelikle teşekkürler bu mevzuyu dile getirdiğiniz için. ve mühim bir tavsiye... Mahmut Derviş'in şiirlerini titizlikle çeviren Lütfullah Göktaş "Biz kaybettik Aşk da kazanmadı" adlı eser adı altında birçok şiirleri yayınlattı. Lütfullah Göktaş'ın sözkonusu kitapta Metin Fındıkçı çevirilerine karşı yerli yerinde bir eleştirisi mevcut.
07/06/2009, 00:24

İlgili Konular » Mahmud Derviş |
dunyabizim.com on Facebook