, 24 Şubat 2017
Duisburg da hangi edebiyatçının kitabı aranmış

Duisburg Kitap Fuarı

18541

Duisburg’da hangi edebiyatçının kitabı aranmış?

Türkiye dışında gerçekleştirilen en büyük Türkçe kitap fuarı Almanya’da Duisburg’da gerçekleşmişti. Ayrıntılar haberimizde..

İlgili Yazılar
Almanya'daki Türklerin Entelektüel Sesi Alaattin Diker
Almanya'daki Türklerin Entelektüel Sesi: Alaattin Diker

Alaattin Diker, diğer çoğu gurbetçinin yakalandığı iki dünya, iki medeniyet arasında savrulma, kaybolma, yıkılma sendromuna yakalanmamış. Hem Doğu’yu, İslam’ı; hem de Batı’yı, Hristiyanlığı bilmenin verdiği özgüvenle Almanlar nezdinde de bir değere sahip. Muaz Ergü yazdı.
16/02/2017 10:10
Berlin i 'Vatan' Hissetmem İçin Üsküdar ı Unutmam Gerekmiyor
Berlin’i 'Vatan' Hissetmem İçin, Üsküdar’ı Unutmam Gerekmiyor

Zafer Şenocak, 1961 Ankara doğumlu. Sekiz yaşındayken ailesiyle Münih’e göçmüş. Hem Türkçe hem de Almanca eserler veren bir şair ve yazar. Zafer Şenocak, edebiyat anlayışı, Almanya’daki Türk toplumunun kültürel gidişatı, yazar ve yayımcı babası Kemâlettin Şenocak üzerine Kadri Akkaya'nın sorularını cevapladı.
17/11/2016 14:02
Almanya nın En Eski Camii ve Bir Cihadın 'Olasılıksız Mücahidi'
Almanya’nın En Eski Camii ve Bir Cihadın 'Olasılıksız Mücahidi'

Almanya'dan Prof. Dr. Reinhard Bernbeck, başkente 60 km uzaklıktaki Wünsdorf kentinde yaptıkları kazı çalışmalarında 'Almanya en eski camii'nin kalıntılarına ulaştıklarını söylüyordu 2015'te yayınlanan bir haberde. Deniz Baran işte o caminin, Hilal Camii'nin ilginç hikayesini aktarıyor.
28/07/2016 13:01
Münih'in merkezinde sade nezih bir mescid
Münih'in merkezinde sade, nezih bir mescid

Avrupalılaşmış bir vizyonla Müslüman nüfusu temsil etmeye çalışan Münih İslam Forumu, Münih'in tam ortasında bir de cami hizmete açmış. Deniz Baran yazdı.
27/05/2015 12:12
Bremen'de Mustafa Tatçı Hocadan dinledik
Bremen'de Mustafa Tatçı Hocadan dinledik

Bremen’de yapılan Yûnus Emre paneline Mustafa Can, Mustafa Tatçı ve Abdülkerim Erdoğan konuşmacı olarak katıldı..
05/12/2012 08:08
Alman Etik Komisyonu nda bir ilk
Alman Etik Komisyonu’nda bir ilk!

Almanya’da, alınan idarî kararlarda, Müslümanların kültür ve inanç değerlerinin de göz önünde bulundurulmasına katkı sağlayacak önemli bir gelişme yaşandı.
18/04/2012 12:12

 

Almanya’da yaşan Türkler, 60’lı yıllarda iş göçü sonucu geldikleri Almanya’da verilen işlerin işçiliğini yaptılar. Yarım asır sonra çoğu bir işletme sahibi oldu ve kültürel alanda da faaliyet yapmaya başladılar. İşte bu faaliyetlerden birisi de Duisburg Kitap ve Kültür Fuarı oldu. Bu yıl onuncu yaşında. Bu seneki kitap fuarından izlenimler ve Almanya’da yaşayan Türklerin kültür ve edebiyat faaliyetleri ‘kervanına’ misafir olduk.

Türkiye dışında gerçekleştirilen en büyük Türkçe kitap fuarı

Ruhr bölgesindeki Duisburg kentindeki Astec firması, bazı toplum kuruluşlarının da desteğini alarak Duisburg Kitap ve Kültür Fuarı’nın onuncusunu gerçekleştirdi. Fuarın açılışında Türkiye Kültür Bakan Yardımcısı Dr. Abdurrahman Arıcı, Düseldorf Başkonsolosu Fırat Sunel ve Türk toplumunun önde gelen dernek başkanları hazır bulunarak kitap ve kültür fuarına destek vermiş oldular.Ahmet Turunç

Astec’in yöneticilerinden Ahmet Turunç ve Ahmet Kartal bize firmalarının on yıllık kitap fuarı tecrübelerini anlatarak: “Bu yıl Türkiye dışında gerçekleştirilen en büyük Türkçe kitap fuarını organize ettik” diyor.

Alman yerel basınının da ilgisini çeken kitap ve kültür fuarı ne yazık ki ilk gece fuar çevresindeki 15 arabanın camlarının kırılması ile tatsız başlamış. Geçen Ekim ayı sonunda Türkiye’den gelen yazarlar dışında hiçbir başka milletten yazar olmamasına rağmen  “2. Uluslararası Kitap Fuarı”’ başlığı ile Köln’de açılan başka bir kitap fuarının da ilk gecesinde fuar giriş salonu önüne yerleştirilen Türkiye’nin kültürel sembollerinden Truva Atı figürü yakılmıştı. Bu iki benzer olay tesadüf mü diye kendimize sorarken, umarız, Ruhr Bölgesinde doğan çocukların yarısının göçmen kökenli ve büyük bir oranının da Türk ve Müslüman kökenli olması onların Almanyalı olmadığı anlamına gelmez ve yeni Almanyalı kimliğinde herkes birbiriyle aynı göz hizasında ve aynı haklar ile yer alır.

Otobiyografisi film olacak

Almanya’daki Türk toplumunun kültürel yaşamındaki etkinlikler sanki hâlâ, taşıma su ile değirmen döndürmeye uğraşan yayla yolundaki değirmenciye benziyor. Bu faaliyetlere ön ayak olan ve büyük bir cesaretle benzer kültürel etkinlikleri gerçekleştiren bu insanların hakkını burada tabi teslim etmek gerek. Tabii ki verilen kültürel eserlerin ve etkinliklerin Türkiye’den ve Türkçe’den desteği, etkisi olacak ve olmalı. Ama buradaki Türk toplumu ancak buradaki toplum gerçeklerinin tam bilincinde olarak, buralı ve ayakları yere tam basar bir şekilde kendine kültürel bir altyapı oluşturmalı. Bilinç oluşturmalı.

Gülseren GümüşNe demek istediğimize, yazar Gülseren Gümüş iyi bir örnek: Almanya’daki 50 yıllık göçmen Türk edebiyatında hem özgeçmişi hem de edebî üslubu ile alışılagelmişin dışında bir yazar Gülseren Gümüş. Son kitabı olan Engel Duvarı adlı otobiyografisi onun özgün üslubuyla, tadınca bir kenara bırakamayacağınız uzun bir anlatı. Kendi iç dünyasının ve yaşadığı sosyo-kültürel çevrenin zeki ve keskin gözlemcisi yazar, yaşadığı toplumun neresinde olduğunu “buralıyım, Duisburg’luyum” diyen bir bilinç ile belirtiyor. Eserinin şu an ayrıca ünlü bir senaristçe senaryo aşamasında olduğunu ve gelecek yıl sinema filmi olarak ayrıca yorumlanacağını belirtiyor.

Kitap fuarı değil sadece, bir memleket atmosferi

Aslında bu seneki fuar organizasyonunda, Ahmet Turunç önderliğindeki dvd, cd ve kitap basımıyla uğraşan Astec firması, yöresel yaptığı fuar faaliyetleri tecrübesini ve on yıllık bu genel tecrübeyi de katarak ellerinden geleni yapmışlar. “30 kadar yayınevinin 5 tır kitaplarını getirttik. Yörenin en büyük salonunu tuttuk. Çoluk-cocuk insanlar her yöreden, Benelüks ülkelerinden, hatta Fransa’dan geliyor. Biz bir bakıma insanlara sadece kitap değil, bir memleket atmosferi de veriyoruz burada. Yiyecek, içecek, el sanatları, tekstil ürünleri, seramik ürünleri, hat sanatından örnekler. Sanki bir Türkiye atmosferi ve havası yaşıyor insanlar.” diyor.

Fuara gelip adına imza günü düzenlenen yada konferans veren yazarların çoğu Türkiye’den: Abdullah İncekan, Ahmet Günbay Yıldız, Ahmet Bulut, Ahmet Maranki, Ahmet Turgut, Ali Çamkırılı, Asiye Türkan, Cuma Karan, Davut Can, Emine Şenlikoğlu, Erdal Sarızeybek, Hatice Özdemir, Jan Dost, Mehmet Ali Bulut, Mehmet Ali Gönül, Mustafa Karataş, Muhammet Bozdağ, Nurdan Damla, Oktay Usta, Ömer Döngel, Saliha Erdem, Salim Dağ, Selman Dilovan, Senai Demirci, Şevki Yılmaz, Sinan Yağmur ve Vehbi Vakkasoğlu. Almanya Türkleri’nin edebiyatını temsilen az yazar katılımı var ve Türkiye’den katılanların da çoğu konferans ve vaaz ağırlıklı yazarlar.

Hangi edebiyatçıların kitaplarının eksikliği duyulmuş?Mahmut Aşkar

Aachen’li yazar Mahmut Aşkar da bu atmosferi tasdik ederek ekliyor: “Gönül ister ki, kitap ve kültür fuarı daha çok kitap ve edebiyat ağırlıklı olsun. Hatta aktüel edebiyat dergileri ağırlıklı ve edebî konularda tartışma ağırlıklı olsun.” Yazar Mahmut Aşkar dört kitabından denemeler kitabı Müslümanı Avrupalılaştırmak ile An(n)a Aşkı adlı romanından bize birer tane imzalıyor. Aşkar’ın roman konusu anne sevgisi ve göçmen bir Türk ailenin, Almanya’nın son senelerdeki nüfus azalmasının ya da nüfusun yaşlanmasının getirdiği negatif yöndeki toplumsal değişimleri örneğinde yaşlı komşuları Anna ile olan komşuluk ve ilişkileri.

10. Duisburg Kitap ve Kültür Fuarı’nda daha çok dinî kitaplar, muhafazakâr kesimin okuduğu popüler kitaplar ve dinî ağırlıklı Almancaya çevrilmiş kitaplar göze çarpıyor. Kültür etkinliği olarak ise çeşitli yazar ve vaizlerin konferansları hem arz ediliyor hem de ilgi çekiyor.

Kimi edebiyat takipçileri Hümeyra Şahin’in Lacivert adlı hikâye kitabının; araştırma kitapları arayanlardan, Selman Yüksel’in Çete’nin Kimliği’nin; deneme kitabı arayanlardan Ali Ayçil’in Yenilgiden Dönerken’inin eksikliğini duyduklarını ifade ettiler.

T.C. Kültür Bakanlığı’nın ve büyükşehir belediyelerinin kitapları niye yoktu?

Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Kültür Büyük Ödülü’nü almış olan Sezai Karakoç’un şiir kitaplarının, fikir kitaplarının eksikliği, bir başka ifadeyle hâlâ aklımızın başımızda olmadığına işaret. Hatta Kültür Bakanlığı’nın, kendi yayınları olan kitaplarla bir stand açmamış olması da ilginç. Eğer getirilip sergilenebilseler, Kültür Bakanlığı’nın ve büyükşehir belediyelerinin kültür yayınlarının ürünleri satışa sunulabilse, ekonomik getirisi yanında, aslında buradaki insanlarımızın kültürel yaşamlarına ne güzel ivme kazandıracağı ve buradaki verilen eserler ile ne güzel kültürel sinerji meydana getireceği tahmin edilebilir.

Türk edebiyatından aktüel Almancaya çeviri kitabı arayanların elleri de çoğu kez boş döndü. Umarız ileriki yıllarda, Türk edebiyatından çeviri konusunda uzmanlaşmış yayınevlerinin katılımı da sağlanmış olur. Yine Almanya’daki Türk edebiyatı konusunda hem çevirileri hem de özgün eserleriyle tanınan Y. Pazarkaya başta olmak üzere diğer yazarlar da fuara kazandırılırlar umarız.

Okuyucuların giderek gençleşmesi iyi

Bu yılın kitap ve kültür fuarının bir olumlu yönü de Düsseldorf Başkonsolosu Fırat Sunel’in aynı zamanda Salkım Söğütlerin Gölgesinde romanının yazarı olarak imza gününde okuyucularıyla beraber iletişim kurması, ikinci romanının da yakında yayınlanacağının müjdesini vermesi oldu.

Kitap fuarına katılan yayınevlerinden Kaknüs Yayınları Genel Yayın Koordinatörü Muhammet Çiftçi, Belçika gibi diğer ülkelerdeki Türklerin gerçekleştirdiği kitap fuarlarına göre Almanya’daki fuarların, stand fiyatlarındaki yüksekliğe rağmen yine de kabul edilebilir bir kalitede olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Kitap fuarının okuyucularının eski yıllardakine oranla gittikçe gençleşmesi bizi en çok memnun eden bir durum.”

 

Kadri Akkaya Duisbur’dan bildirdi

Fotoğraf: Isabelle M. Beck






İlgili Konular