, 22 Şubat 2017
Çantayı alıp yola çıkmak lazım

4319

Çantayı alıp yola çıkmak lazım

Cumartesi akşamı Bursa TYB'de Cahit Çollak ile hasbihal vardı.

İlgili Yazılar
Cahit Çollak vefat etti
Cahit Çollak vefat etti

Bursa'nın tanınmış kültür adamlarından, Uludağ Yayınları'nın hadimi, Nurettin Topçu'nun talebesi Cahit Çollak bugün sabah saatlerinde vefat etti.
08/01/2017 12:12
İçimizde okumaevleri açmalıyız
İçimizde okumaevleri açmalıyız

TYB Bursa şubesinin faaliyetini başlattığı okur yazar okulunda Cahit Çollak konuktu.
29/11/2011 12:12
Cahit Çollak'ın ilk yazısı
Cahit Çollak'ın ilk yazısı

İsmail Hakkı beyle tanışmamız devam ederken Dergah-Hareket ailesinin vefalı isimlerinden Cahit Çollak'ın ilk yazısıyla tesadüf ettik.
05/12/2009 13:01
Ezel Ağabey bir çevre demek
Ezel Ağabey bir çevre demek!

Lisedesiniz, komünist manifestoya bağlısınız ve bir kısım dindar insanlarla tanışıyorsunuz. Tanışmalar sizi yeni insanlara taşıyor.
26/08/2009 10:10
Cahit Çollak'la Mülakat
Cahit Çollak'la Mülakat

Emirhanı'nda ise Cahit Çollak'ın 'Dergâh'ı var. Varıp Cahit abiye, hal hatır sormalı, muhabbet etmeli..
04/12/2008 10:10
Emirhan'ın 49 numarası çekildi hayatımızdan
Emirhan'ın 49 numarası çekildi hayatımızdan

İster Bursalı olsun ister misafir olsun, kültür ve sanatla bir şekilde dil bağı kurmuş olanların Bursa’daki ortak mekânı, Cahit Çollak’ın Emirhan 49 Numara’daki dükkanı, Bursa’da yaşayan bizler daha bir şey anlamadan, aramızdan çekildi.
23/10/2013 12:12

İlk intiba ve birlikte yolculuk

Cumartesi akşamı  hasbihal için, bir elimde ovma’ların (nam-i diğer Dağıstan çörekleri) bulunduğu poşet, diğer elimde Bana İnsan’ı Verin kitabı, Cahit Çollak Ağabey’le yola koyulduk. Yolda Cahit Çollak’ın omuzlarındaki seneleri hissediyordum. Ne konuşmalıyım, der gibi bir hali vardı. Arap Şükrü Sokağı’ndan geçerek Seyyid Usul Kültür Merkezi’ne ulaşmak istedik. Abi gel sana balık ısmarlayayım, dedim. Olmaz, ‘kendi programına da geç kaldı’ demesinler, dedi. Sonra konuşma için bir hazırlığı olup olmadığını sordum. Sustu. Zuhurata tâbisiniz her halde, dedim. O ne dedi? Zuhurat, kendiliğinden ortaya çıkan durum için söylenir;  akış kendiliğinden gelişir; hazırlık yapılmaz, dedim. Yılların yorgunu sessiz kaldı. İçimden, ağabey kaç senedir tanışırız, hiç yorulmak bilmez misin sen, diye geçti. Yorulmak bilmeyen bir aşkı var onun çünkü. Yorulmaz elbet. Benimki de düşüncesizlik…

köşede Cahit Çollak, Bursa TYB
Cahit Çollak, Bilal Kot ve Cevat Akkanat
Metin Önal, Bursa TYB
Uygar Umut, Enes Keskin, Yunus Emre, Mustafa Kara, Metin Önal Mengüşolu
Mustafa Kara, Bursa TYB

Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın.

Ben sevmekten hiç  vazgeçmedim… 

Hasbihal, insanın kendisiyle konuşması. Tabii Cahit Ağabey, yaşam derdiyle ilgili notları da yanına almış. Kimse o notlar üzerinde durmadı. Bazen söylenen bir söz -duyulma vakti gelmediğinden olsa gerek- duyulmuyor, muhatabında yer etmiyor. Anlat, istediğin kadar vurgula, yok. Ee, burada nasip sözcüğü imdadımıza yetişiyor.

Ey hazirun, merhaba!

Bilal Kot, Hasbihal’e mihmandarlık ediyor. Zihinde bir sürü soru. Herkes kendi Cahit Çollak’ını merak ediyor. Sorular bunu bende biraz daha pekiştirdi. Cahit Ağabey soru sorana döndü, sorusunu/derdini cevapladı.

Ey hazirun merhaba, dedi Bilal Kot. Merhaba…

Söze bahane lazımsa; malzeme memleket

Cahit Çollak nerelidir, diye bir soru sorulsa bunun cevabı, ‘kendisi nasıl biridir’ sorusunun cevabı gibi zordur. Çünkü Anadolu’nun hamuru onda mevcuttur. Rizelilik geçmişine sahip bir ailenin evladı olarak Erzurum’da dünyaya gelir Cahit Çollak. İlkokul ve lise yılları Malatya’da geçer. İstanbul’da üniversite hayatı ve iş hayatı, sonra Bursa… Hatta bir yönüyle de Balkanlıdır Cahit Çollak. İşte Anadolucu olmanın somut hali.

Malatya Malatya bulunmaz eşin…

‘Kendini bilmek’ eylemine Malatya’da muhatap olan genç Cahit Çollak Malatya’dan çıkarmadı bizleri. Hep Malatya’da gezdik. Cahit Çollak’ın babası da bir gar memuru. Küçükken ailecek sinemaya gidermiş Çollak Ailesi. Metin Önal Mengüşoğlu bir bir saydı Malatya sinemalarını.

İstidrad: Cahit Ağabey, Malatya’dan bahsederken Metin Önal Mengüşoğlu’nun yüzündeki hasreti görmeliydiniz. Bu ana iki kişi şahit olduk. Birisi Mustafa Kara hocadır. Diğeri de ben. Fotoğrafladım tabii. Bir de İstanbul nasibinden bahsederken Cahit Çollak, Mustafa Kara Hoca’yı, yüzündeki hasreti ve sessizliği görmeliydiniz. Onu da fotoğrafladım. İnteha. 

Yanımdaki sordu, ne çokmuş, diye. Harbiden o ‘ne çok’ olan sinemalara ne oldu şimdi? Bir bir onlar da çekildi hayatımızdan. Renkli ekran hayatımıza gireli beri neler değişmedi ki…

Söğütlü Camii’ndeki sohbetler, Sofular Kıraathanesindeki demlenmeler de bir bir Mengüşoğlu’nun bahsettiklerinin arasında yerini aldı. Sofular Kıraathanesi ismiyle müsemma bir mekân.  Kitap okunan, sohbet edilen bir mekân. Metin Önal Mengüşoğlu ile tanışıklıkları da bu mekân sayesinde Çollak’ın. Ama yüz yüze görüşmeleri hiç nasip olmamış. Ta ki kader Bursa’da buluşturana dek. 

Bir dernek: "Okumuşu  Çoğaltma, Okuyanı Koruma Derneği"

Cahit Çollak mezun olacağı sene bir yere kaydolamaz. Bulduğu iş imdadına yetişir. Bir dernekte memur olarak vazifeye başlar. Malatya’da 60’lı yıllarda kurulan bu dernek, okumak konusunda güçlük çeken okuma sevdalılarına kredili maddi yardımda bulunur. Tabii yardım, maddi durum düzelinceye kadar. Sonra alınanı geri ödemek var anlaşmada. Ama Cahit Çollak işe başlayınca işlerin hiç de öyle olmadığını görür. Bazıları haksız yere burs almış, bazılarına iki üç burs verilmiş. Bu durumda olanlara bir ihtar mektubu çeker Cahit Ağabey. Kredili burs sistemine bir çekidüzen verir. Ama kaderin başka oyunu vardır Cahit Çollak için: İstanbul yolu gözükür.

Erzurum’daki eylemde rektörlük binası basılır  

İstanbul’a gelmeden bir üniversite macerası da olur Çollak’ın. Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne başvurur Cahit Ağabey. Ama rektör cevap bile vermez öğrencilere. Karar alınır ve rektörlük binası basılır. Cahit Çollak’ın arkadaşları arasında Mustafa İsen de vardır. Ama yoldaşsızlık orada da kendini bulur. Silahla muhatap olduklarında 4 kişi kalır, 12 kişiden. Cahit Çollak, Kütahyalı Fatih ve iki de bayan. ‘Yok’lardan birisi de Mustafa İsen’dir. Erzurum’dan da bir sonuç  çıkmaz Çollak için. Ama bazı arkadaşları kaydolur eylem sonrası üniversiteye…

Kader ne derse o olur: İstanbul nasibi… 

Sene 1969… Mekân  İstanbul… Bir otel odası, Çemberlitaş’ta emekçilerle sabahlamar. Öyle emekçiler ki eğleniyorlar, demleniyorlar ama sabah mesai zamanı herkes mesaisinde. Büyük ağabey, daha önce Anadolu Fikir Kulübu ve Adımlar dergisi aracılığıyla Anadolucu’larla tanışmıştır. Sıra Çollak ailesinden Cahit’e gelmiştir. Cahit Çollak selam ile Ersoy Han’daki Hareket Mecmuasına varır.

Hareket DergisiHareket Mecmuası günleri

Rüstem Paşa  Öğrenci Yurdu’nda kalan Çollak hem İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nün bir öğrencisi hem de Hareket Ailesi’nin üyesidir. Nurettin Topçu’yla da sigara içerken tanışır. Hocanın dergi için mutad yazı yazdırma günleri olur. Bu günlerden birinde Cahit Çollak yazıcı olarak görevlidir. Masayla bütünleşen Cahit Çollak, sigara ağzındayken içeri gelen misafiri hiç fark etmez. Kendine geldiğinde, içeri girenin Nurettin Topçu olduğunu anlar ama iş işten geçer. Topçu hiç istifini bozmaz. Ne yazdığını hatırlamaz bile Cahit Çollak. Epey bir vakit sonra Nurettin Topçu şöyle der: "Sigara içmek aptallığın dumanla ifadesidir."

En sevdiği işlerden biridir Hareket Mecmuası’nı Üsküdar’dan Nişantaşı’na kırk değişik mekâna her ay dağıtmak. Notlar alır Çollak, tanık eder onu kader hayata.  Özel notlar tutar Çollak, okur notları. Tabii onlar da kaderini bekler muhabbet meydanında yer almak adına.

İnsanın yaptığı işi sevmesi çok önemlidir, Cahit Çollak için. İstanbul’da bayram ziyaretlerinde büyükleri ziyaret ederler, bunları da unutmaz. Biz bir araya gelemiyoruz, ailelerimiz yakın değil, diye yakındı neden sonra Cahit Ağabey. Herkes sus pus. İsmail Dayı,  Ali İhsan Yurt, Fethi Gemuhluoğlu, Muzaffer Civelek, Kayserili Mehmet Doğan, Ezel Erverdi bir bir hasbihalin misafiri oldular.

Bursa’ya gelemedik

Tam 20 yıl sonra İstanbul macerası son bulur Cahit Çollak’ın. Sene 1989. Bursa’ya gelir eşi Serpil Hanım’ın isteğiyle. Üç şeyle ifade eder Bursa’yı:

Fakirlere Yardım Derneği, Mesnevi sohbetleri, Çarşamba Sohbetleri…

Cahit Çollak bunların dışında pek çok şey anlattı o gece. Özellikle yazmadım. Yazmamak bazen iyi olur, diye. Ama bir gün “Emirhan No: 49”un hikâyesini yazmak bana nasip olursa -ki bu istek iki dostuma aittir: Uygar Umut ve Mehmet Temelli. Yaz programıma aldım bile.- orada ayrıntılı yer alacak bu muhabbetin bütün lezzeti.

Not: Efendim, hasbihal için vesile olan Uygar Umut dostuma çok teşekkür ederim.

 

Zeki Dursun, sırlayarak yazdı, yazılmayanları sevdi 





Yorum
vefa...
mükerrem özdemir
zeki kardeşim allah razı olun cemile olmuş...
15/04/2010, 13:13

İlgili Konular