, 19 Haziran 2018
Zihnimiz Olumsuz Düşüncelere Odaklı Çalışır

1365

Zihnimiz Olumsuz Düşüncelere Odaklı Çalışır

İçinde yaşadığımız beden, zihnimizden geçen her düşünceye, söylediğimiz her söze karşılık verir. Bu yüzden düşündüğümüz şeyler ve söylediğimiz sözler beden yapımızın şeklini, sağlığımızı ve hastalığımızı oluşturur. Özlem Şener yazdı.

İlgili Yazılar
Hasan Aycın Hitap Muhatabına Özeldir
Hasan Aycın: Hitap Muhatabına Özeldir

‘Çizgilerin bilge adamı’ veya ‘Çizgilerin şairi’ olarak bilinen sanatçı ve karikatürist Hasan Aycın ile çocukluğunu, çizmeye nasıl başladığını ve neler okuduğunu konuştuk. Ezgi Aşık’ın röportajı.
16/06/2018 07:07
Şefika Kutluer Müzik Hayatımın Ayrılmaz Bir Parçası
Şefika Kutluer: Müzik Hayatımın Ayrılmaz Bir Parçası

Sihirli Flüt olarak bilinen ve Mozart’ın 239 yıldır hiç çalınmayan “Wendling Flüt Konçertosu”nu çalarak dünyanın dikkatini çeken sanatçı Şefika Kutluer ile müzik hayatını konuştuk. Ezgi aşık’ın röportajı.
14/06/2018 13:01
Ebru yu Resimle Birleştiren Bir Sanatçı Garip Ay
Ebru’yu Resimle Birleştiren Bir Sanatçı Garip Ay

Ebru sanatını resimle buluşturan Van Gogh’un 'Yıldızlı Gece' ve 'Sessiz Çığlık' tablolarını ebruya taşıyan ressam Garip Ay’a sanatının inceliklerini sorduk. Leyla Başaran’ın röportajı.
13/06/2018 13:01
Kitabın Ortası Dergisinin Haziran Sayısı Raflarda
Kitabın Ortası Dergisinin Haziran Sayısı Raflarda

Kitabın Ortası dergisinin Haziran 2018 tarihli yeni sayısı raflardaki yerini aldı. Bu ay 15. sayıya ulaşan dergide her ay olduğu gibi kitap tanıtımlarının yanı sıra ufuk açıcı söyleşilere ve dosyalara da yer verilmiş.
04/06/2018 11:11
Büyük Hayaller Peşinde Koşturan Bir Adamın Hikayesi
Büyük Hayaller Peşinde Koşturan Bir Adamın Hikayesi

33 yıllık gazeteci Rıdvan Akar, Hüsnü Özyeğin’in başarılarla dolu hayatını Bir Dünya Kurmak adıyla kitaplaştırdı. Eser, Platin Dergisi, İş Kitapları, ‘En İyi Otobiyografi/Biyografi’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Deniz Ersoy yazdı.
05/06/2018 12:12
Övgü ile Yergi Arasında Sıkışmış Bir Kuşak
Övgü ile Yergi Arasında Sıkışmış Bir Kuşak

Mayıs 1968’de Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nin öğrenciler tarafından işgali, siyasi tarih literatürüne girecek türden bir dönemin de başlangıcını oluşturmuştu. Üniversitenin işgali sonrasında gerçekleştirilen gösterilere işçilerin de katılmasıyla büyüyen protestolar, kısa süre içinde dünyanın her yerine yayıldı.
03/06/2018 12:12

Louise Hay kitabında kendimizi onaylamadığımız ve değer vermediğimiz sürece, çeşitli baş ağrılarına davetiye çıkarabileceğimizi anlatır. Mesela sürekli asık suratla dolaşmamız ileride asık suratlı bir yaşlıya dönüşebileceğimizin ifadesidir. Buna benzer birçok hastalığın zihinsel sebeplerini ve bu düşüncelerin nasıl eğitilip değişebileceğini anlatır. Olumsuz düşünmenin insan sağlığına hem bedenen hem de ruhen zarar verdiğini bildiğimiz halde neden hala bu düşünceleri zihnimizde beslemeye ve hatta büyütmeye devam ederiz dersiniz? Oysa düşüncelerimiz yaşam deneyimlerimizi, deneyimler de aslında geleceğimizi oluşturur. Ayrıca bu düşünceler duygularımız üzerinde de son derece etkin rol oynarlar. Zihin, yapısı gereği çoğunlukla olumsuz olan düşünceyi aktive eden bir özelliğe sahip olsa da bu düşünceler eğitilebilir. Zaten bilişsel davranışçı kurama göre çalışan psikoterapistlerin terapiye devam eden kişilerle yapmaya çalıştığı şey, onların olumsuz çarpıtılmış, otomatikleşmiş düşüncelerini değiştirmek ve iyileştirmektir.

Louise Hay bu kitabında düşüncelerin nasıl olumluya yönlendirilebileceğini gösteren birçok yöntem sunmaktadır okurlara. İnsanların en temel olumsuz düşüncesi genellikle “yeterince iyi değilim”dir. Bu yüzden acı çeken çoğu insanın bu düşüncesini, kitaptaki yöntemleri uygulayarak değiştirebileceğini salık verir. Kişilerin kendileri hakkında başkalarıyla kolay kolay paylaşamayacağı olumsuz düşünce ve duyguları vardır: Suçluluk, kırgınlık, değersizlik, aşağılanmışlık vb. Öncelikle bu tip duygu ve düşüncelerden arınmak için kişinin kendini ve başkalarını affetmesini önerir. Böylece daha onaylanmış bir hayat yaşayarak, sağlıklı nefes alabileceğini vurgular. Çünkü öfke duyulan her şeyin sağlığı bozduğunu ve hastalığa davetiye çıkardığını dile getirir.

Tepkilerimizi kültür ve inançlarımız belirler

İnsanların aynı olaya verdiği tepki de birbirinden çok farklıdır. Çocukluktan itibaren gelişen düşünce ve inanç sistemleri bu farklılığın zeminini oluşturur. Toplumdan topluma farklılık arz etse de çoğunlukla olayın olduğundan daha olumsuz algılanması ve daha kaygılı tepkiler verilmesi dolayısıyla çocuklar da bu şekilde tepkiler vermeyi öğrenerek büyürler. Bu sebeple Hay, yaşamımızdaki sorun ne olursa olsun, bu olayı algılayış kökeninin düşünce kalıplarında yattığını ve bu kalıpların değiştirilebileceğini anlatıyor. Ayrıca bir şeylerin düzelmesi için başkalarının değil kendimizin değişmesi gerektiğini de sık sık hatırlatıyor. “Çok çirkinim” gibi inanç ve düşünceler değişmediği müddetçe kişi, farklı farklı olaylarda aynı sorunları yaşamaya devam edecektir.

Ve böylece çeşitli hastalıkları kendine davet edecektir. Şöyle ki kişinin uzun yıllar bastırılmış derin kırgınlıkları bedeninde uzun yıllar tutarak bunların bedenini yemesi sonucu kanseri; nefes almayı hak eden biri olmadığına inanması sonucu astımı davet etmesi gibi… Aslında kişi düşünceleri, inançları ve hissettikleri sonucu en büyük zararı çoğu zaman yine kendine kendisi verir. İyi yaşamak için önce sağlıklı olmak gerekir ve bu kitap size sağlıklı kalmanın yollarından birini açmakta.

Özlem Şener, "Düşünce Gücüyle Tedavi", Bilimevi Kitabın Ortası dergisi, Mart 2018, Sayı 12.