, 16 Ağustos 2018
Övgü ile Yergi Arasında Sıkışmış Bir Kuşak

1104

Övgü ile Yergi Arasında Sıkışmış Bir Kuşak

Mayıs 1968’de Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nin öğrenciler tarafından işgali, siyasi tarih literatürüne girecek türden bir dönemin de başlangıcını oluşturmuştu. Üniversitenin işgali sonrasında gerçekleştirilen gösterilere işçilerin de katılmasıyla büyüyen protestolar, kısa süre içinde dünyanın her yerine yayıldı.

İlgili Yazılar
Eşsiz Bir Okuma Köşesi Cedid Mehmed Ağa Medresesi
Eşsiz Bir Okuma Köşesi: Cedid Mehmed Ağa Medresesi

Cedid Mehmed Ağa Medresesi, tarihi duvarlarına çarpan ney müziğiyle paha biçilmez bir gün geçirmenizi sağlayabilir. Medrese içerisinde dilediğiniz bir antika fincanda Türk kahvesi içebilir, kitabınızı farklı bir ortamda keyifle okuyabilirsiniz.
15/08/2018 07:07
Geçmişten Günümüze İstanbul da Toplu Taşımacılık
Geçmişten Günümüze İstanbul’da Toplu Taşımacılık

1800’lü yıllardan itibaren teknolojik açıdan gelişen toplu taşıma araçlarının tarih içindeki değişimi, İstanbul’un sosyokültürel değişim ve dönüşümünü de yansıtır. Çünkü değişen sadece araçlar değil, halkın yaşam biçimidir de.
14/08/2018 07:07
Şiire Adanmış Bir Hayat Mehmet Akif İnan
Şiire Adanmış Bir Hayat Mehmet Akif İnan

Edebiyatımızın önemli şairlerinden Mehmet Akif İnan’ın kızı Banu İnan ile babasının edebi yönünü ve pek bilinmeyen yanlarını konuştuk. Leyla Başaran'ın röportajı.
11/08/2018 07:07
Hem Müftü Hem İstanbul'a Meftun Bir Şair
Hem Müftü Hem İstanbul'a Meftun Bir Şair

İsmini yakın dönemde özellikle kürsülerde mâkes bulan konuşmaları ile duyup, okuduğumuz en önemli simalardan biri de Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı’dır. Kendisini âlim kimliği, edebiyatçılığı, şairliği, müftülüğü ile konuşabiliriz ama en çok vaizliği onun adından söz ettirmiştir. Fatih Camii'nin muhteşem minberinde senelerce veciz ve her biri edebiyat metinleri halinde takdim ettiği hutbelerini zikretmek lazımdır. Kamil Büyüker yazdı.
07/08/2018 07:07
Kudsi Ergüner Hayat Mottom Kadere Razı Olmaktır
Kudsi Ergüner: Hayat Mottom Kadere Razı Olmaktır

UNESCO tarafından “Barış Sanatçısı” seçilen, geleneksel Mevlevi sufi üstadı Kudsi Erguner ile Osmanlı klasik müziğini ve klasik Batı müziğini konuştuk. Ezgi Aşık'ın röportajı.
06/08/2018 11:11
Mustafa Ulusoy Hayatın Birleştiği Denizi Bulmak Lazım
Mustafa Ulusoy: Hayatın Birleştiği Denizi Bulmak Lazım

Psikiyatrist ve yazar Mustafa Ulusoy ile yaşama ve mutluluğa dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Ulusoy, ''Mutlulukla mutsuzluk, sevinçle keder, acıyla lezzet, kaybetmekle kazanmak arasında insan için bir fark kalmadıysa; hepsi kabulüyse; kalbi hepsinin aynı olduğunu bildiyse; işte o insan hayatın sırrına vakıf olmuştur ve artık insan-ı kâmildir. Bu insan benim nazarımda mutlu bir insandır.'' diyor. Havva Tahran'ın röportajı.
03/08/2018 07:07

1968’de Fransa’dan sonra Prag, San Francisco, Mexico City, İstanbul gibi dünyanın farklı şehirlerine sıçrayan protestolar, uğradığı her ülkenin kendi iç dinamiklerine göre şekilleniyordu. Örneğin; ABD’nin “çiçek çocukları” Vietnam Savaşı’na; Meksika’daki halk, hükümet baskılarına; Almanya’daki işçiler kapitalizmin yarattığı hayal kırıklıklarına; Praglılar Sovyetler Birliği’nin katı komünizm anlayışına karşı ayaklanıyordu. Buna karşın Türkiye’deki ayaklanmaların temel motivasyonunu ise üniversitelerde gerçekleştirilmesi beklenen reformlardı.

Üzerinden yaklaşık 50 yıl geçen bu dönemin, Türkiye’nin sosyal ve siyasi tarihinde önemli eşik noktalarından birini oluşturduğu muhakkak. Zira Türkiye’de şiddete dayalı ideolojik kamplaşmanın fitilinin bu dönemde gerçekleşen olaylara bağlı olarak ateşlendiği genel kabuller arasında. Haricinde 12 Mart 1971 tarihinde verilen askeri muhtıranın da “meşruiyetini” yine bu dönemde yaşanan olaylara bağlı olarak sağlamaya çalıştığını biliyoruz. 68 kuşağının kült isimlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idamları; Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Ulaş Bardakçı, Taylan Özgür, Vedat Demir’in ölümleri de bu dönemi önemli kılan etmenlerden.

Peki, bugünün gençleri 68 kuşağının gerçeği, beklentileri, niyetleri, hataları ve doğruları hakkında neler biliyor? Bu kuşağın temsilcileri, kimi çevrelerin bahsettiği gibi; “Türkiye’nin tam bağımsızlığı için mücadele veren birer halk kahramanı” mıydılar, yoksa “Devletine ve milletinin kutsal değerlerine düşman” bir piyon muydular? Yahut genel olarak ortada dolaşan bu iki keskin söylemin dışında bambaşka bir hüviyete mi sahiptiler? Bu konu hakkında özgür irademizle nesnel bir yargıya varabilmek için o dönemi anlatan kitaplara ve tanıklıklara başvuruyoruz. 68 cereyanının heyecanına kapılan bu kuşağı tahlil yolunda yazılmış, üç farklı bakış açısını yansıtan -taraflı, karşıt ve görece objektif- üç kitabı okumak, bu konuda geçmiş dönemlerin konjonktürüne bağlı olarak verilmiş yargıların ötesinde içinde sorgulama da barındıran bir anlama çabası olarak önerilebilir.

Belgesel-anlatı türünde bir kitap: Darağacında Üç Fidan

Dönemin birincil tanıklarından olan gazeteci, şair ve yazar Nihat Behram’ın kaleme aldığı Darağacında Üç Fidan, belgesel-anlatı türünde bir kitap. 1975 yılında Vatan gazetesinde yazarlığa başlayan Behram, 68 kuşağının sembol isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın yargılandığı I. THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) davasını ve dava sonucunda idama mahkûm edilen üç gencin yakalanmadan evvelki günlerini, darağacına giderken içinde bulundukları ruh hallerini anlatıyor. Kitapta dava için oluşturulan iddianamenin ve sanıkların savunmalarının mahiyetine dair bilgiler de mevcut. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın çocukluktan gençlik yıllarına kadar geçen dönemlere dair anekdotların yanı sıra ailelerine yazdığı son mektuplara, kendilerine ait pek çok fotoğrafa ve asılmadan evvelki son sözlerinin ne olduğuna da rast geliyoruz okurken. 68 kuşağı dönemine dair pek çok özel ayrıntıya erişebileceğimiz kitabın bir bölümü ise yazarın, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının davasına ilişkin olarak yönelttiği sorulara hukuk ve bilim adamlarının verdiği yanıtlardan oluşuyor.

Aslında Vatan gazetesinde 18 gün boyunca süren bir yazı dizisinden oluşan Darağacında Üç Fidan, sonradan kitaplaştırılmış ve bugüne kadar tam 107 kez basılmış. Yazıldığı tarihten bugüne gelene kadar topyekûn yasaklandığı dönemler de olmuş. Hatta Nihat Behram, kitabından ötürü uzun yıllar politik bir sürgüne de maruz kalmış.

Kitapta oldukça edebi bir dil kullanmış. Aynı zamanda şair de olan Behram, kitaptaki her bölümün başına o yıllarda yazdığı şiirleri eklemiş. Normal şartlar altında tarihî tanıklılara yahut olaylara dayanan kitapların okunması zor olabiliyor fakat Nihat Behram’ın akıcı ve sade üslubu bu okuma zorluğunu ortadan kaldırmış.

68 kuşağına dair en çok satılan kitaplar listesinde ilk sıralarda yer alan Dar Ağacında Üç Fidan, gerek konuyu ele alış biçimi gerekse de dönemin birincil aktörlerinin tanıklıklarına ayrıntılı olarak yer veriyor olması bakımından okunmaya değer bir kitap olarak karşımızda duruyor. Erdal Öz’ün Deniz Gezmiş’le Mamak Cezaevi’ndeyken yaptığı görüşmelerden yola çıkarak hazırladığı belgesel ve anı, anlatı türündeki kitabı Gülünün Solduğu Akşam da benzer bir karaktere sahip. Birlikte okunması faydalı olabilir.

Ülkücülerin gözünden 68 kuşağı

Erol Kılınç tarafından yazılan İhtilal, İhtiras ve İdeal-68 Kuşağı Hakkında muhtevası itibariyle döneme dair yazılmış kitapların ekseriyetinden farklı bir noktada duruyor. Zira kitabın ya zarı olan Erol Kılınç, 68 kuşağı dönemini tecrübe etmiş bir ülkücü. Ve kitap buna bağlı olarak döneme farklı bir pencereden, ülkücü bir gözden bakıyor.

68 kuşağı tabiri etrafında oluşturulan atmosfere aykırı yönden bir katkı sunan kitap, Ötüken Yayınları’ndan çıkmış, ilk baskısı ise 2008 yılında yapılmış. Kılınç kitabında, 68 kuşağını ve bu kuşağın dünyada yaptığı eylemlerin sebeplerini incelemiş. Bu eylemlerin Türkiye’ye sıçramasının esas nedenini ise şu şekilde açıklamış: “Bizdeki 1968 efsanesinin kahramanları, Çekoslovakya’nın Prag Baharı denilen uygulamalarının, etrafındaki SSCB kontrolü altındaki ülkelere kötü örnek olmasından büyük rahatsızlık duyan komünist Rus yönetiminin işlediği açık cinayetleri perdelemeyi ve hatta Sovyetler’i desteklemeyi kendi solculuk şereflerinin bir gereği sayanlardır.” Kılınç’ın ortaya attığı bu tez, kitabı anlamak için oldukça önem arz ediyor.

Zira ilerleyen sayfalarda Türkiye’de o dönem sol hareketi temsil eden, mecliste sandalye sahibi olan Türkiye İşçi Partisi’nin geçirdiği sarsıntıyı ve sol içinde farklı fraksiyonların ortaya çıkarak, şiddet eylemlerine ve hatta darbe hevesine uzanan öyküsünü bu konudaki tavır farklılıklarını merkeze alarak açıklıyor.

Kitap, yazarın 68 kuşağı hakkındaki görüşlerini açıkladığı kısa bir girişin ardından gelen altı bölümden oluşuyor.  Bölüm başlıkları ise şöyle: Dünya üzerinde gerçekleşen öğrenci ve gençlik hareketlerini ele aldığı “Dünyada 68 Olayları”, 27 Mayıs 1960 darbesinden 1968 olaylarının gerçekleştiği döneme kadar geçen süreçte Türkiye siyasi tarihinin fotoğrafını çekmeye çalıştığı “Türkiye’de 68 Olayları”, ordu içerisinde yer alan sol görüşlü subayların 68 kuşağı ile birlikte gerçekleştirmeye çalıştığı iddia edilen 9 Mart askerî ihtilal girişimine ışık tuttuğu “Milli Demokratik Devrim Cephesinde İşbirliği ve 9 Mart Darbesine Hazırlık”, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kuruluşunun, o dönemde ülkücü gençlerin teşkilatlandırılmasının ve bu gençlerin 68 kuşağına karşı verdiği mücadelelerin anlatıldığı “Ülkücüler”.

Ayrıca “Ekler” başlığı altında Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’in Türkiye’nin siyasi gündemine dair yazmış olduğu yazılara yer verilmiş.

Türkiye’de 68 Olayları şeklinde isimlendirilmiş olan kitabın üçüncü bölümünde, 1968’den 1973’ün ilk çeyreğine kadar hem dünyada hem de Türkiye’de gerçekleşen bazı önemli olayların kronolojik şekilde verilmiş olması, döneme dair sürüp giden olayların çizgisel bir şekilde takip edilmesini sağlıyor.

Erol Kılınç’ın kitabını kaleme alırken 68’in önemli isimlerinden Hasan Cemal’in o dönemdeki anılarını anlattığı Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım ve yine devrin etkili simalarından Sarp Kuray’ın İsyan ve Tevekkül kitaplarından sıklıkla alıntı yaparak kendi iddialarını destekliyor olması da eserin dikkat çekici yönlerinden. Kitap, 1960-1980 arası dönemin hem dünya hem de Türkiye tarihi açısından kısa bir özetini yapıyor. 68 kuşağını gerek dış politika olaylarını merkeze alarak değerlendirmesi gerek döneme alışılagelmiş söylemlerin dışında bakıyor olması gerekse de o dönemde teşkilatlanmaya başlamış ülkücü gençlere dair bilgiler sunması sebebiyle incelenmeye değer.

Bir devrin sosyolojik analizi

Demet Lüküslü’nün kaleme aldığı Türkiye’nin 68’i: Bir Kuşağın Sosyolojik Analizi kitabının ilk baskısı 2015 yılında Dipnot Yayınları tarafından yapılmış. Daha önce incelediğimiz iki kitapla mukayese ettiğimizde 68 kuşağına dair yazılmış bu kitabın görece daha objektif ve soğukkanlı değerlendirmelerle kaleme alındığını söyleyebiliriz. Ayrıca kitabın yazarı olan Demet Lüküslü’nün ne Nihat Behram ne de Erol Kılınç gibi o dönemleri görmüşlüğü var. Zira Lüküslü, 1977 yılında dünyaya gelmiş. Söz konusu bu durum kitabı diğer eserlerden ayıran başka bir nokta.

Demet Lüküslü, kitabının giriş kısmında 68 kuşağına dair bir eser kaleme almasının nedenlerini  şu sözlerle açıklıyor: “Hâlihazırda Türkiye’nin 68 kuşağı üzerine yazılmış çalışmalar 68’e ‘yergi’ yahut ‘övgü’ üzerinden gittiği için objektif ve serinkanlı analizler yapabilmek hayli güç. Üstelik her ne kadar Türkiye’de 68 gençlik hareketine odaklanan dönem sonrasında yazılmış çok sayıda biyografi, anı ve röportaj örnekleri olsa da dönemin birincil kaynakları üzerine yapılmış akademik çalışmaların aynı derecede çeşitlilik gösterdiği söylenemez.”

Kendisi de bir akademisyen olan Demet Lüküslü’nün kitabı, aslında bir gençlik sosyolojisi çalışması. Lüküslü, kitabında 68 dönemini, Alman sosyolog Karl Mannheim’in “kuşak teorisini” merkeze alarak değerlendirmiş ve söz konusu dönemi “gençlik” ve “kuşak” kavramları üzerinden kritik etmiş.

Kitabın ilk bölümünde, 68 kuşağının ortaya çıkmaya başladığı dünyanın ve bu dünya içinde yer alan Türkiye’nin rolü tartışılıyor. İkinci bölümde ise Türkiye’de 68’inin ortaya çıkışı anlatılıyor. 68 kuşağının temel özellikleri ve ürettiği söylemler masaya yatırılıyor. Başlangıçta bir öğrenci hareketiyken hangi saiklerle içine işçi ve köylüleri de kattığı inceleniyor. Yine ikinci bölümde 68 hareketinin Amerikan donanmasına bağlı 6. Filo’ya karşı 1968 yılında Dolmabahçe’de yapılan protesto eylemleri sonrasında nasıl anti-emperyalist bir karaktere büründüğü de işleniyor.

12 Mart 1971 askeri muhtırasına giden yolda kuşağın geçirdiği değişimler, muhtıranın kuşak üzerindeki etkilerinin ve kuşağın temsilcileri tarafından mizahın nasıl bir muhalefet aracı olarak kullanıldığı “Dönüşüm: Öğrenci Hareketinden Devrimci Harekete” başlığıyla oluşturulmuş üçüncü bölümün konusu. Akademik bir çalışma sonucu oluşturulmuş olan kitap, dipnot açısından oldukça zengin. Demet Lüküslü, 68 dönemine dair yazılmış pek çok birincil kaynaktan istifade etmiş kitabını oluştururken.

Örneğin; Turhan Feyzioğlu’nun kaleme aldığı ve Deniz Gezmiş’in hayatının anlattığı Bizim Deniz ve Mahir Çayan’ın yaşam öyküsünü anlattığı Mahir/ On’ların Öyküsü, dönemin birincil şahitlerinden olan Oral Çalışlar’ın anılarını anlattığı 68 Anılarım, yine Oral Çalışlar’a ait olan ve döneme ışık tutan Denizler İdama Giderken, 68 döneminde kurulmuş olan Dev-Genç’in ilk lideri Ertuğrul Kürkçü’nün kaleme aldığı İsyanın İzinde gibi kitaplar, Lüküslü’nün döneme dair faydalandığı kaynaklardan sadece birkaçı. Bunların haricinde o dönem yayın yapan ve sol fraksiyonlar üzerinde hayli etkili olan Yön ve İleri gibi dergilerden de alıntılar söz konusu kitapta.

Demet Lüküslü’nün 68 kuşağının ürettiği söylemleri incelediği bölümde; “Batı’da bu kuşağı harekete geçiren esas dinamik modernizm karşıtlığıyken, Türkiye örneğinde ise kuşağın esas temsilcileri olan üniversite öğrencilerinin kendilerini modernist söylemin bir savunucusu ve aktörü olarak konumlandırdıklarını” belirtmesi ise bugün dahi üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gereken bir konu.

Kitap, bir öğrenci hareketi olarak başlayan fakat ilerleyen dönemlerde devrimci –ve hatta bazı noktalarda silahlı- bir harekete dönüşen Türkiye’nin 68’ini “gençlik” ve “kuşak” kavramları üzerinden sosyal bilimlere dair farklı çalışma alanlarıyla bağlantılı bir şekilde analiz ediyor. Dönemin siyasal kültürüne ışık tutması açısından fazlasıyla faydalı bir eser.

Beytullah Çakır, “68’i Yeniden Okumak”, Bilimevi Kitabın Ortası dergisi, Ekim 2017, Sayı 7.