, 16 Ağustos 2018
Bir Yüreğin Kendi İçine Seferi Hızır la Yolculuk

Selvigül Kandoğmuş Şahin

1217

Bir Yüreğin Kendi İçine Seferi: Hızır’la Yolculuk

Selvigül Kandoğmuş Şahin, ''Hızır’la Yolculuk''ta; unutmuşlara ve unutulmuşluklara, tükenmişlere ve tükenmişliklere, yorulmuşlara ve yorulmuşluklara, umutsuzlara ve umutsuzluklara, duasızlara ve duasızlıklara yine, yeniden ve hep yolda olmayı öğütleyici sözlerini hediye etmiş. Fatih Pala yazdı.

İlgili Yazılar
Kutlu nun 'yazma' dememesi yüreklendirmiş
Kutlu’nun 'yazma' dememesi yüreklendirmiş

Selvigül Kandoğmuş Şahin’in yeni kitabı 'Kalemin Yazgısı' kalemin yazma serüvenine sıcak bir selam gönderen sohbet tadında bir kitap. Mustafa Uçurum yazdı.
26/12/2014 08:08
En Güzel Dua Kalbin Duasıdır
En Güzel Dua Kalbin Duasıdır

Selvigül Kandoğmuş Şahin, yeni kitabı ''Kalbin Duası'’nda dünya coğrafyasında yaşanan acılara dua niyetine geçecek cümleler gönderiyor. Mustafa Uçurum bu kitap üzerine yazdı.
14/01/2017 08:08
On dört öykü değil on dört ağıt sanki
On dört öykü değil, on dört ağıt sanki

112 kadar sayfaya sığdırılmış on dört öykü gibi öykünün okuyucuyla tanıştırıldığı bir eserdir “Savrulan”ı Selvigül Kandoğmuş Şahin’in..
08/05/2013 08:08
Aşk çıkmazında şimdilerde modern insan
Aşk çıkmazında şimdilerde modern insan!

Son kitabı ‘Savrulan’ bağlamında Selvigül Kandoğmuş Şahin gerçekleştirdiğimiz söyleşide yazarlığına ait önemli ipuçlarını gördük. Sanata, hayata, özelde öyküye bakışını sorduk. Samimi cevaplar aldık.
02/07/2013 12:12
Bir an önce bitsin artık şu kitap' dedirtmiyor
'Bir an önce bitsin artık şu kitap' dedirtmiyor

Selvigül Kandoğmuş Şahin'in ilk romanı 'Yusufhan', yeniden basıldı. Fatih Pala kitap hakkında yazdı.
07/06/2015 08:08
Evlatlarımızı geçici olana feda mı edeceğiz
Evlatlarımızı geçici olana feda mı edeceğiz?

'Kırık Zamanlar' kitabında Selvigül Kandoğmuş Şahin yine hüzün libasını kuşanarak çıkıyor okuyucusunun karşısına. Yaşanılanlardan başkasını bulamıyoruz onun öykülerinde. Fatih Pala yazdı.
24/10/2015 10:10

Hem öykü, hem roman ve hem de deneme yazarlığıyla kendisini okutan yazar Selvigül Kandoğmuş Şahin, Okur Kitaplığı’ndan çıkan yeni çalışması Hızır’la Yolculuk (Mart 2018) ile okurlarına bir kez daha selam verdi.

Yine duyarlı, yine kaygılı, yine sevdalı, yine dualı bir çalışma sunmuş yazarımız. “Yürek Seferi” ve “Azrail’in (as) Gülümsemesi” adlarıyla iki ayrı bölümde topladığı 23 denemesiyle; unutmuşlara ve unutulmuşluklara, tükenmişlere ve tükenmişliklere, yorulmuşlara ve yorulmuşluklara, umutsuzlara ve umutsuzluklara, duasızlara ve duasızlıklara yine, yeniden ve hep yolda olmayı öğütleyici sözlerini hediye etmiş.

Ümmet coğrafyası bu satırlarda

Selvigül Kandoğmuş Şahin okuyucusunun, onun herhangi bir eserini okumaya başlayacağı zaman öncelikle şunları bilmesi ya da peşinen kabul etmesi gerekir: Okur, onun eserlerinde; Müslümanca duyarlılık, kerim ayetlerle gelen tefekkür, edebi bir lezzet, kardeşçe muhabbet, derinlikli hitabet, içtenlikli dua, uzak diyarları yakınlaştırıcı samimiyet, hayatın gerçekliğinden süzülüp gelen hüzün, şefkat, merhamet, Mekke, Medine, Filistin, Kudüs, Suriye, Şam, İstanbul; hâsılı koca bir ümmet coğrafyasını bulacaktır. İşte tüm bu nitelikler, Şahin’in eserlerini değerli ve çekici kılıyor.

Hızır’la Yolculuk, esasen Müslüman bir yüreğin kendi içine doğru bir seferi. Zaten “Yürek Seferi” diye bir bölüm açarak denemelerini yerleştirmesi de bundan olsa gerek. Okurken, bir uzak tarihe, bir yakın tarihe; bir İbrahim aleyhisselam’a, bir Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e; bir Gazze’ye, bir 28 Şubat’ın ayazlı Türkiye’sine gidip geliyoruz, misafir oluyoruz soluk soluğa.

Şahin, yazılarında, Yüce Allah’ın vahyini öne almayı, önde tutmayı oldukça önemsiyor; her bir erkek ve kadın Müslüman kalem erbabı için olması gereken de budur zaten. Onlarla düşünmeyi, onlarla hayal kurmayı, onlarla konuşmayı, onlarla yazmayı tercih ediyor. Örnek ve rehber edindiği Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (sav), muhatap olduğu tüm tevhidî hakikatleri, gücü nispetince üzerine almaya gayret ediyor. Buna mukabil olarak da bütün şirk, küfür ve zulüm taşıyan unsurların, hem kendi hayatından hem de bütün hayatlardan terk-i diyar olması için Rabbine sığınıyor.

Yüzünü cennete dönmüş, yüzlerimizin de cennete dönük olmasını yeğlemiş Şahin, denemelerinde. Bunun için de cenneti hak edici amelleri işaret ediyor haliyle. Bu noktada, vermeyi, infak etmeyi, cimrilikten uzak durmayı, cömertliği tamamıyla/tam haliyle yaşamayı hatırlatıyor. Verenin mutlu olacağını, vermeyenin düz yolda şaşacağını ve dahi nimetsiz, rahmetsiz, belki merhametsiz kalacağını bildiriyor bizlere.

İnancımızın ve kardeşliğimizin sembolleri olan bazı beldelerimize yolculukları olmuş Şahin’in. Hacc’a gitmiş mesela. Sonra, bir bayram sabasında Kudüs’te bulunmuş. Sonra, gitmese de Akdeniz yolcularını dinlemiş ilk ağızdan uzun uzun, tek tek, ayrı ayrı.

Şahin, memleketinden, memleketinin ve çocukluğunun ayrıcalıklarından, ayrıntılarından bahsetmeden de edemiyor. Havasından-suyundan, tozundan-toprağından, gecesinden-gündüzünden, kadınından-erkeğinden, gencinden-yaşlısından… Yazarlık, an’ı yaşarken geçmişi de gündeme getirmeyi, geçmişi hafızalarda yeniden yeşertmeyi gerektiriyor demek ki. Dünden yarına, bugün içinden geçerken, birbirinden bağımsız olmayan bir dünya kurmanın imkânsız olduğunun da bir işareti olsa gerek bu yöntem. Sevilesi ve sahiplenilesi bir yürüyüş bu. Aldık ve kabul ettik.

Gidişlerin anne tarafı

Son denemesinde, aynı zamanda ikinci bölümün de başlığı olan “Azrail’in (as) Gülümsemesi”nde, muhterem annesinin bir Kasım sabahında Rabbine dönmesi olayını zirve bir hüzünle cümlelerine sığdırmış Selvigül Kandoğmuş Şahin. Sevdiklerimizin her birinin hayatımızda yeri ayrıdır elbette. Lakin annenin yerini anlatmaya, annenin yerini tasvir edebilmeye hangi kelimeler yeterli gelebilir ki, hangi cümleler bu işin hakkını verebilir ki? İşte bu zor amelin üstesinden gelmeyi, yazarımızın sözleri başarmaya çalışmış. Duygu ağırlığı, harflerin azizliğine uğramıştır tabi ki. Anne, annedir işte. Anlatabilsek de anlatamasak da anne, bambaşkadır zihin ve yürek dünyamızda. Baba da başkadır, baba da tarife gelmez. 2015’in Şubat’ındaki gidişinde o duyguyu yaşadım, yaşadık ailece. Gidişin anne tarafı nasıl olacak, yaşayınca hissedeceğiz galiba. Rabbimiz, bütün anne-babalara hayırlı ömür ve hayırlı ölüm nasip etsin; tıpkı çocuklara nasip etmesini niyaz ettiğimiz gibi.

Selvigül Kandoğmuş Şahin, bir bahar yazısıyla (Hızır’la Yolculuk) başlattığı sözlerini, başka bir asude baharda, bahar bitimi gelen bir ölümü/veda olayını (Azrail’in -as- Gülümsemesi) konu edinerek tamamlıyor. Tamamlıyor tamamlamasına ama bizlere de tefekkürü, acıyı, sancıyı, nemli iki gözü emanet ederek yapıyor bunu!

Güzeldi “Hızır’la Yolculuk” yapmak. İlk baskısı, biraz daha farklı içerikte Bengisu Yayınları’ndan çıkmıştı. O zaman da bir “yolculuğumuz” olmuştu. Bu hali de yakışmış. Hayırlı yolculuklar efendim…

 

Fatih Pala