, 21 Nisan 2018
Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha Suat'ın Mektubu

Ahmet Hamdi Tanpınar

2104

Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha: Suat'ın Mektubu

'Huzur' romanının yayımlanmasının ardından Tanpınar ile yapılan bir röportajda, yazar, Suat’ı roman içinde yeterince derinleştiremediğini düşünmüş ve sadece Suat’a özel, onun mektuplarından müstakil bir kitap ve aynı zamanda Huzur’un devamını çıkaracağını söylemiş. Handan İnci, Tanpınar’ın ''Suat’ın Mektubu'' üzerine uzun uzun çalıştığı ama nihayet veremediğini belirtiyor. Sedat Palut yazdı.

İlgili Yazılar
Mustafa Kutlu ile Maddeden Manaya İyiliğe Güzelliğe Yolculuk
Mustafa Kutlu ile Maddeden Manaya, İyiliğe, Güzelliğe Yolculuk

Eşyadan hakikate, maddeden manaya doğru yolculuk, Mustafa Kutlu'nun ''İlmihal Yahut Arzuhal'' kitabının temelini oluşturuyor desek yanlış olmaz sanıyorum. Günlük, gündelik meselelerin hikemî bir üslupla ele alınıyor oluşu, bu yazılara, hem zihinlere hem de kalplere doğrudan hitap eden bir mesaj olma özelliği kazandırıyor. Yavuz Ertürk yazdı.
16/04/2018 08:08
Esir Olduk Urus a Sürdü Bizi Sibir e İrfanoğlu İsmail'in
Esir Olduk Urus’a, Sürdü Bizi Sibir’e: İrfanoğlu İsmail'in Esaret Hatıraları

''Çayeli Beyazsu Köyünden İrfanoğlu İsmail Efendi’nin Hatıraları & Sarıkamış, Esaret ve Sonrası'' kitabında, Molla İrfanoğlu İsmail Efendi’nin Çayeli’nin Beyazsu köyünden başlayıp Sarıkamış’a ve oradan Sibirya’ya esaret günlerine uzanan, önemli, bir o kadar da ibretlik hayatından hatıralar yer alıyor. Kâmil Büyüker yazdı.
02/04/2018 08:08
Manevi Dayanışmanın Korunması Harpte Başarının Garantisidir
Manevi Dayanışmanın Korunması Harpte Başarının Garantisidir

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1935 yılında Alman generali Erich von Lundendorff tarafından yazılan ‘Topyekûn Harp’ isimli eser, o dönemde dünyada büyük yankı uyandırmış, bir Türk gazetesinde de tercüme edilip tefrika halinde yayınlanmış. Metin Uygun yazdı.
03/02/2018 08:08
Koca Bir Kültür ve Gelenek Var Taş'ın Ardında
Koca Bir Kültür ve Gelenek Var Taş'ın Ardında

''Kültürümüzde Taş'', bu yapıcı ve yardımcı unsurun bizim engin hayatımızdaki maddî ve manevî zenginliğini yerinde seçilmiş makalelerle gözler önüne seriyor. Yağmur yağdıran yada taşından sadaka taşına, yitik taşından hamal taşına, loğ taşından dibek taşına, sabır taşından şamşırak (şeb-çerâğ) taşına daha pek çok taşın hikayesini ve işlevini; değerli taşları, taşla ilgili deyimlerimizi, taş işçiliğini-ustalığını ve çocukluğumuzun taş'lı oyunlarını bu yazılardan öğrenmek mümkün. Oktay Türkoğlu yazdı.
11/02/2018 11:11
Osmanlı'da İlk Filmlerle Beraber 'Milli Sinema' Arayışları da Başlamış
Osmanlı'da İlk Filmlerle Beraber 'Milli Sinema' Arayışları da Başlamış

İ. Arda Odabaşı’nın ''Milli Sinema & Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş'' kitabı, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki sinema faaliyetlerine ve bunun toplumsal yansımasına, dönemin basın yayın organlarında sinemaya ve filmlere dair eleştirilere de yer veren ilgi çekici bir içeriğe sahip... Sedat Palut yazdı.
11/02/2018 08:08
Mustafa Kutlu'nun Yazarlıkta 50 Yıl'ına Özel Ajanda
Mustafa Kutlu'nun Yazarlıkta 50. Yıl'ına Özel Ajanda

Dergâh Yayınları’ndan bir kadirşinaslık örneği, 'Mustafa Kutlu Edebiyatta 50. Yıl Ajandası'... Bu tatlı çalışma Mavi Kuş’un kapak deseniyle açılıp yine aynı desenle kapanıyor. Kutlu’nun hayatından ilklerin de tarihleriyle not edildiği bu ajandada Kutlu'nun desenlerinin yanısıra, yayınlanmış kırka yakın eserinin nerdeyse tamamından tadımlık bölümler de paylaşılıyor. Yavuz Ertürk yazdı.
29/01/2018 08:08

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın XX. yüzyılın en önemli Türk romancıları arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Derdi olan bir yazar, Tanpınar. Derdini de satır aralarında sezdirmeyi seven bir yazar. Tanpınar, günlüklerinden de gördüğümüz kadarıyla zamanında kıymeti bilinen yazarlardan değil. Zira günlüklerinde okunmamaktan oldukça şikâyetçiydi.

Günümüzde ise durum oldukça farklı… Ne güzel ki kitapları satılıyor, üzerine tezler yazılıyor, yarışmalar düzenleniyor. Fakat sanırım Tanpınar ile ilgili en güzel gelişme MSGSÜ bünyesinde, Prof. Dr. Handan İnci liderliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin kurulmuş olmasıdır. Tanpınar’ın “devam ederek değişmek, değişerek devam etmek” cümlesinden yola çıkarak kurulan merkez, Tanpınar’ın el yazılarından yola çıkarak basılmayan eserlerini gün yüzüne çıkarmayı da kendisine hedef edinmiş. İyi de yapmış. Burada merkeze bırakılan dosyalar ve dijital veriler okurla paylaşılmayı bekliyor. Prof. Dr. Handan İnci, yakın zamanda yine Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından yazılan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün oyun halinde okura sunulacağını söyledi. Bu merkezin ilk ürünü ise yakın zamanda Dergah Yayınları arasından çıktı: Suat’ın Mektubu.

Kitapta, yayına hazırlayan Prof. Dr. Handan İnci’nin uzun bir yazısı var. Bu yazı, mektubun içeriği ve Tanpınar’a ait. Bunun dışında Suat’ın Mektubu, bunun daktilo edilirken düzeltilmiş halleri ve kitabın sonunda Tanpınar’ın Suat’ın Mektubu hakkındaki notları yer almaktadır.

Bütün eksik parçalarına rağmen…

Suat, bildiğimiz üzere Huzur’un kahramanlarından birisidir. Lakin Huzur romanının yayımlanmasının ardından Tanpınar ile yapılan bir röportajda, yazar, Suat’ı roman içinde yeterince derinleştiremediğini düşünmüş ve sadece Suat’a özel, onun mektuplarından müstakil bir kitap ve aynı zamanda Huzur’un devamını çıkaracağını söylemiş. Titiz bir yazar olan Tanpınar, sağlığında bunu gerçekleştirememiş.

Handan hoca, kitabın girişinde yazdığı uzun yazıda, Tanpınar’ın Suat’ın Mektubu üzerine uzun uzun çalıştığı ama nihayet veremediğini belirtiyor. Defalarca değiştirilen bu mektubun yayımlanmasına dair Handan İnci’nin açıklaması şu şekilde: “Suat’ın Mektubu’nu bütün eksik parçalarına rağmen kitaplaştırmayı tercih etmemin nedeni, mektubu yazan karakterin Tanpınar külliyatının ana parçası diyebileceğimiz Huzur romanıyla doğrudan ilişkisidir.” (S.11) Handan hoca, Suat’ın, ortaya koyduğu mektup ile kitabın felsefi dokusunu zenginleştirdiği gibi olay örgüsünü değiştirdiğini, olayların sebep-sonuç ilişkisini sağlamlaştırdığını dile getiriyor.

Huzur’daki boşluk doluyor mu?

Suat’ın bu mektubu yazmasındaki temel amaç, intiharından sonra Mümtaz’ın zihninde giderek bir leke gibi yer kaplamaktır. Handan İnci, Mümtaz’ın zihninde Suat’ın yer almasını tez-antitez ilişkisi üzerinden yorumluyor. “Suat, aslında bağımsız bir karakter değil, Mümtaz’ın öteki Ben’i, iç sesi olarak yorumlamak mümkündür.” (S.21)

Suat, mektubunda kendisini öldürmek için Mümtaz’ın evini neden seçtiğini açıklar. Daha önce bir şekilde evin anahtarını bulmuş ve Mümtaz’a vermemiştir. Mümtaz’ın evinde Suat buhranlar içindedir. İçinde bulunduğu durumu, “Ölüme en fazla yakın bulunduğum şu dakikada bile içimde kaç duygu birden çarpışıyor,” (S.35) diye açıklıyor. Bu ruh hali ile uyuduktan sonra silkinerek kendini yollara atar ve Beyoğlu’nda sağda solda dolaşır. Hem eşinden ayrılacak olmanın rehaveti hem de içinde dolaşan intihar düşüncesinin dalgınlığı onu iskelede bir kızla tanıştırır ve bu kızı alıp Mümtaz’ın evine götürür. Kız ise Suat’ın evine gelmediğinin farkındadır.

Suat’ın Mektubu adlı eserin Huzur’daki boşluğu doldurduğunu söylemek pek mümkün değildir. Bu eser Tanpınar’ın rızası ile basılmış bir eser değil. Handan İnci, kendisiyle yapılan bir röportajda bu duruma Aydaki Kadın’ı örnek veriyor; onun da Tanpınar’ın evrakı arasından çıktığını ve izni olmaksızın yayımlandığını belirtip ekliyor: “Tanpınar, bunun yayımlanmasına izin verir miydi, zannetmiyorum. Çünkü şiirlerini bile neredeyse zorla elinden almışlar yayımlamak için. Bir avans vermişler ki verilen avansla mecbur kalıp yayımlasın. Buna rağmen iki sene oyalayıp yayımlatmamış şiirlerini. İzin vermeyecekti şüphesiz ama ben Aydaki Kadın’dan mahrum kalmak istemezdim bir araştırmacı ve okur olarak. Meseleye bir okur olarak yaklaşalım. Bu nedenle yazarlar, kendilerinin de bir okur olduğunu düşünüp kusura bakmayacaklar artık.”

Suat’ın Mektubu, Tanpınar’ı özleyenlere…

Ahmet Hamdi Tanpınar, Suat’ın Mektubu, Dergah Yayınları

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com