, 17 Temmuz 2018
Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha Suat'ın Mektubu

Ahmet Hamdi Tanpınar

2606

Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha: Suat'ın Mektubu

'Huzur' romanının yayımlanmasının ardından Tanpınar ile yapılan bir röportajda, yazar, Suat’ı roman içinde yeterince derinleştiremediğini düşünmüş ve sadece Suat’a özel, onun mektuplarından müstakil bir kitap ve aynı zamanda Huzur’un devamını çıkaracağını söylemiş. Handan İnci, Tanpınar’ın ''Suat’ın Mektubu'' üzerine uzun uzun çalıştığı ama nihayet veremediğini belirtiyor. Sedat Palut yazdı.

İlgili Yazılar
Huzur u Okuduk Şimdi de Dinleyelim
Huzur’u Okuduk, Şimdi de Dinleyelim!

Yaşı o günleri hatırlamaya elverişli olanlar radyo tiyatrolarının tadını iyi bilir. Haydi, tekrar radyoların başına geçip bir de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unu dinleyelim. Huzur radyo tiyatrosunun kayıtları artık YouTube’da.
19/06/2018 15:03
İsmail Kara İsyan Ahl kı İlk Bakışta Bireyci ve Anarşist
İsmail Kara: İsyan Ahlâkı İlk Bakışta Bireyci ve Anarşist Görüşe Daha Yakın Gözüküyor

Bugün, verdiği kıymetli eserler ve yetiştirdiği öğrencileriyle yakın dönem Türk düşünce tarihine damgasını vuran ahlak filozofu, mütefekkir ve yazar Nurettin Topçu’nun vefat yıldönümü. Nurettin Topçu’yu, ''İsyan Ahlakı Peşinde & Nurettin Topçu Albümü'' kitabı etrafında, ona talebe olma talihine ulaşmış ve çalışmalarıyla yakın dönem düşünce tarihimizin nabzını tutan İsmail Kara Hocamıza sorduk.
10/07/2018 09:09
Cinuçen Tanrıkorur Dilini Kaybeden Her Şeyini Kaybeder
Cinuçen Tanrıkorur: Dilini Kaybeden Her Şeyini Kaybeder

‘’Eğer Türk kültürü diye bir şey varsa bu muhteşem Türk dili sayesinde var olmuştur’’ diyen Cinuçen Tanrıkorur'un dil meselesi üzerine kaleme aldığı yazılar, Cemil Meriç’in söylemlerini hatırlatır bizlere. Bestekârlığının yanı sıra iyi bir müzikolog ve fikir adamı olan Tanrıkorur’a göre, dilini kaybeden her şeyini kaybeder.
28/06/2018 10:10
Belki Medeniyet Akyiğitzade nin Tarif Ettiği Gibi Bir Şeydir
Belki Medeniyet Akyiğitzade’nin Tarif Ettiği Gibi Bir Şeydir

Akyiğitzade Musa’nın ''İlm-i Servet Veyahud İlm-i İktisat'' adlı eseri, modern iktisadı ve iktisatçıları tanıtarak, tartışarak; Osmanlı iktisat literatürüne büyük katkılar sağlıyor. Akyiğitzade, eserinde medeniyetlerinin gelişiminde ilmin mi yoksa sanatın mı daha fazla katkı sağladığını da tartışıyor. Ömer Yüceller yazdı.
05/12/2016 10:10
İslam da Kamu Maliyesi ve Osmanlı'daki Yansımaları
İslam’da Kamu Maliyesi ve Osmanlı'daki Yansımaları

Ahmet Tabakoğlu'nun 'Osmanlı Mali Tarihi' kitabını okudukça bilhassa Osmanlı’nın iktisadi alanı yönetişine, maliye politikasına, detaylara hayran kalıyoruz. Çünkü ilkeleri belirli olan bir alanda nasıl incelikli bir yöntem izleniyor, buna şahit oluyoruz. Ömer Yüceller yazdı.
14/02/2017 13:01
Bir Osmanlı Askerinin Gözünden Japonya
Bir Osmanlı Askerinin Gözünden Japonya

XX. yüzyılın başında Rusya ile yaptığı savaşı kazanan Japonya bu alanda tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Osmanlı Devleti, 1905 yılında Rusya ve Japonya arasındaki savaşı yakından takip etmişti. Bizzat kendi isteği ve devletin de onay vermesi ile Miralay Pertev Bey bu savaşta yer almış, gözlemlerini devlet büyükleri ile paylaşmıştı. Pertev Bey’in gözlemleri yakın zamanda kitaplaştırıldı: 'Bir Osmanlı Kurmayının Gözünden Rus-Japon Savaşı' Sedat Palut yazdı.
08/06/2018 10:10

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın XX. yüzyılın en önemli Türk romancıları arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Derdi olan bir yazar, Tanpınar. Derdini de satır aralarında sezdirmeyi seven bir yazar. Tanpınar, günlüklerinden de gördüğümüz kadarıyla zamanında kıymeti bilinen yazarlardan değil. Zira günlüklerinde okunmamaktan oldukça şikâyetçiydi.

Günümüzde ise durum oldukça farklı… Ne güzel ki kitapları satılıyor, üzerine tezler yazılıyor, yarışmalar düzenleniyor. Fakat sanırım Tanpınar ile ilgili en güzel gelişme MSGSÜ bünyesinde, Prof. Dr. Handan İnci liderliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin kurulmuş olmasıdır. Tanpınar’ın “devam ederek değişmek, değişerek devam etmek” cümlesinden yola çıkarak kurulan merkez, Tanpınar’ın el yazılarından yola çıkarak basılmayan eserlerini gün yüzüne çıkarmayı da kendisine hedef edinmiş. İyi de yapmış. Burada merkeze bırakılan dosyalar ve dijital veriler okurla paylaşılmayı bekliyor. Prof. Dr. Handan İnci, yakın zamanda yine Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından yazılan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün oyun halinde okura sunulacağını söyledi. Bu merkezin ilk ürünü ise yakın zamanda Dergah Yayınları arasından çıktı: Suat’ın Mektubu.

Kitapta, yayına hazırlayan Prof. Dr. Handan İnci’nin uzun bir yazısı var. Bu yazı, mektubun içeriği ve Tanpınar’a ait. Bunun dışında Suat’ın Mektubu, bunun daktilo edilirken düzeltilmiş halleri ve kitabın sonunda Tanpınar’ın Suat’ın Mektubu hakkındaki notları yer almaktadır.

Bütün eksik parçalarına rağmen…

Suat, bildiğimiz üzere Huzur’un kahramanlarından birisidir. Lakin Huzur romanının yayımlanmasının ardından Tanpınar ile yapılan bir röportajda, yazar, Suat’ı roman içinde yeterince derinleştiremediğini düşünmüş ve sadece Suat’a özel, onun mektuplarından müstakil bir kitap ve aynı zamanda Huzur’un devamını çıkaracağını söylemiş. Titiz bir yazar olan Tanpınar, sağlığında bunu gerçekleştirememiş.

Handan hoca, kitabın girişinde yazdığı uzun yazıda, Tanpınar’ın Suat’ın Mektubu üzerine uzun uzun çalıştığı ama nihayet veremediğini belirtiyor. Defalarca değiştirilen bu mektubun yayımlanmasına dair Handan İnci’nin açıklaması şu şekilde: “Suat’ın Mektubu’nu bütün eksik parçalarına rağmen kitaplaştırmayı tercih etmemin nedeni, mektubu yazan karakterin Tanpınar külliyatının ana parçası diyebileceğimiz Huzur romanıyla doğrudan ilişkisidir.” (S.11) Handan hoca, Suat’ın, ortaya koyduğu mektup ile kitabın felsefi dokusunu zenginleştirdiği gibi olay örgüsünü değiştirdiğini, olayların sebep-sonuç ilişkisini sağlamlaştırdığını dile getiriyor.

Huzur’daki boşluk doluyor mu?

Suat’ın bu mektubu yazmasındaki temel amaç, intiharından sonra Mümtaz’ın zihninde giderek bir leke gibi yer kaplamaktır. Handan İnci, Mümtaz’ın zihninde Suat’ın yer almasını tez-antitez ilişkisi üzerinden yorumluyor. “Suat, aslında bağımsız bir karakter değil, Mümtaz’ın öteki Ben’i, iç sesi olarak yorumlamak mümkündür.” (S.21)

Suat, mektubunda kendisini öldürmek için Mümtaz’ın evini neden seçtiğini açıklar. Daha önce bir şekilde evin anahtarını bulmuş ve Mümtaz’a vermemiştir. Mümtaz’ın evinde Suat buhranlar içindedir. İçinde bulunduğu durumu, “Ölüme en fazla yakın bulunduğum şu dakikada bile içimde kaç duygu birden çarpışıyor,” (S.35) diye açıklıyor. Bu ruh hali ile uyuduktan sonra silkinerek kendini yollara atar ve Beyoğlu’nda sağda solda dolaşır. Hem eşinden ayrılacak olmanın rehaveti hem de içinde dolaşan intihar düşüncesinin dalgınlığı onu iskelede bir kızla tanıştırır ve bu kızı alıp Mümtaz’ın evine götürür. Kız ise Suat’ın evine gelmediğinin farkındadır.

Suat’ın Mektubu adlı eserin Huzur’daki boşluğu doldurduğunu söylemek pek mümkün değildir. Bu eser Tanpınar’ın rızası ile basılmış bir eser değil. Handan İnci, kendisiyle yapılan bir röportajda bu duruma Aydaki Kadın’ı örnek veriyor; onun da Tanpınar’ın evrakı arasından çıktığını ve izni olmaksızın yayımlandığını belirtip ekliyor: “Tanpınar, bunun yayımlanmasına izin verir miydi, zannetmiyorum. Çünkü şiirlerini bile neredeyse zorla elinden almışlar yayımlamak için. Bir avans vermişler ki verilen avansla mecbur kalıp yayımlasın. Buna rağmen iki sene oyalayıp yayımlatmamış şiirlerini. İzin vermeyecekti şüphesiz ama ben Aydaki Kadın’dan mahrum kalmak istemezdim bir araştırmacı ve okur olarak. Meseleye bir okur olarak yaklaşalım. Bu nedenle yazarlar, kendilerinin de bir okur olduğunu düşünüp kusura bakmayacaklar artık.”

Suat’ın Mektubu, Tanpınar’ı özleyenlere…

Ahmet Hamdi Tanpınar, Suat’ın Mektubu, Dergah Yayınları

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com