, 21 Nisan 2018
2000 Nüfuslu Köyde 6 Kiliseye Karşı Bir Mescid

1125

2000 Nüfuslu Köyde 6 Kiliseye Karşı Bir Mescid

Fildişi Sahili'nde gittiğimiz köyün 2000 nüfusu var. Ama 6 tane devasa kilise var köyde… Köyün bütün evlerinin taşını toprağını toplasanız, kilisenin bir tanesini bile inşa edemezsiniz. Bu köyde 150 kadar da Müslüman yaşıyor. Vakit namazlarını kılacakları mescidi kendi elleriyle ve en basit imkânlarıyla inşa etmişler. Haşim Akın yazdı.

İlgili Yazılar
Fildişi Sahili nden Hik yeler
Fildişi Sahili’nden Hikâyeler

Geçen ay Fildişi Sahili’ne kısa ve bereketli bir ziyaretimiz oldu. Burada çok farklı kesimlerden Müslümanlarla görüşme ve dertleşme imkânı bulduk. Burada dinlediğim üç hikâye bana ümmet-i Muhammed için bir ışık niteliği taşıyor. Haşim Akın yazdı.
15/04/2018 12:12
Fildişi Sahili'nin Ücra Bir Köyünde 15 Müslümanın İman Mücadelesi
Fildişi Sahili'nin Ücra Bir Köyünde 15 Müslümanın İman Mücadelesi

Geçen hafta Fildişi Sahilleri’ne yaptığımız ziyarette müjdeyi hak etmiş bir garip Müslümanla tanıştık. Adı, Ebubekir. Başkent Abidjan yakınlarında bir köyde ikamet ediyor. Bin kişinin yaşadığı ve bunlardan sadece 15'inin Müslüman olduğu köylerinde küçük de olsa bir mescitleri yok. Cuma günleri 7 kilometre uzaktaki bir köye yürüyerek gidiyorlar. Haşim Akın yazdı.
25/02/2018 11:11
Fildişi Sahili nde İlahiyat Tahsili Görmek
Fildişi Sahili’nde İlahiyat Tahsili Görmek

Fildişi Sahili’nde Université Musulmane Africaine (UMA) bünyesindeki İlahiyat Fakültesini ziyaret ettik. Fakültenin bize ilginç gelen ikinci temel özelliği dini tedrisatın yanında ülkenin mevcut hukuk tahsilinin de veriliyor olmasıydı. Devlet bile buraya hukuk tahsili için öğrenci yönlendiriyor ve sahasında otorite kabul ediyor. Haşim Akın yazdı.
05/03/2018 08:08

Fildişi Sahili’nin kuzeyinde Dabo kentinin bir köyüne uğradı yolumuz... Yemyeşil ormanların ve ağaçlık bölgelerin içinden geçtik. Sonra da yolsuz bir bölgeden ilerledik. Bölge gerçekten çok verimli bir toprağa ve iklime sahip… İnsanı, toprağa 15 cm gömseniz o bile yeşerir. Bir köye ziyarete gideceğiz. Amaç buranın iklimini tanımak değil elbette… “İyi ki gitmişiz…” deyişimizi siz de anlayacaksınız…

Bir köye altı kilise

Gittiğimiz köyün 2000 nüfusu var. Ama 6 tane devasa kilise var köyde… Köyün bütün evlerinin taşını toprağını toplasanız, kilisenin bir tanesini bile inşa edemezsiniz. 2000 nüfuslu bir köyde böylesine büyüklükte 6 tane kilise, gerçekten ihtiyaç mıdır? Böylesi bir yerde bunlar cami olsa ne kadar ihtiyaç olacaktı? Hele ki ben bunlardan iki tanesinin arasında 250- 300 metrelik bir mesafe olduğunu gördüm. Burada ne kadar büyük bir güç gösterisi yapılırsa o kadar kendilerini elit bir konuma oturtacaklar.

Bir davete katılırsınız ve ev sahibi yiyebileceğinizin 3-5 katı yemeği sofraya koyar ya hani... İlk anda bunu misafirperverlik ve cömertlik gibi algılarsınız. Sonra bakarsanız ki aslında bu kadar yemek, bir taraftan da gelen misafiri üzmektedir. Bu nedenle hediyede bile karşı tarafla muadil olmak, onun şartlarına ve gücüne uygun bir hediyeyi vermek esastır.

Uzaklardan hem sömürmek hem de kendi değerlerini yerleştirmek için gelen “beyaz adam” masraftan kaçınmamış ve halka başkaldırı imkânı tanımamış. Öyle yapacak ki minnet duygusuyla bile olsa birbirlerini aksi bir gidişata karşı sağlam tutacaklar. Tabi burada çok özel bazı mesajlar da verilecek.

Adamına göre din mi?

Hristiyanlık; beyaz adamın, seçilmiş ve elit bir toplumun dinidir(!). İslam da gariplerin, yoksulların, fakirlerin ve ezilmiş insanların dinidir. Beyaz adam, kimin yanındaysa o sırtını güce ve kuvvete dayamıştır. Hatta beyaz adamın yanında olan, hangi dine inandığını çok da önemsemez bazen... Burkina Faso’da bizim Bilal, Hristiyan sınıf arkadaşına Müslüman olmayı teklif eder. Cevap çok calib-i dikkattir: “Neden Müslüman olayım ki? Biz fakir bir aile değiliz. Fakirler Müslüman olur."

Bu cümleleri beğenmediğinizi biliyorum. Hiç hoşunuza gitmedi. Ama oluşturulan algı bu… Siz aksini ilan edinceye ve yerleştirinceye kadar bu böyle kalacak. Zalimler bunun yerleşmesi için az çalışmadı… Ama bu konuda bizim de katkılarımızı ve Müslümanların sistematik hatalarını da göz ardı edemeyiz. Bizim kaçtığımız yerleri onlar yurt tuttular. Kendi inançları için fedakârlıkta bulundular.

Beyaz adam, gelip kendince öylesine büyük bir güç gösterisini izhar etmiş ki, onun yanında yapacak başka bir seçeneğiniz kalmamış. Çünkü beyaz adam, yanında güç ve kuvvetle gelir. O zaten her şeyin en doğrusunu bilir! İtirazı sevmez. Güce boyun eğdirir.

Gücüne göre camisi var

Bu köyde 150 kadar da Müslüman yaşıyor. Bunların cuma namazını kılabilecekleri bir mescitleri yok... Cuma günleri yürüyerek bir başka köye gidiyorlar. Vakit namazlarını kılacakları mescidi kendi elleriyle ve en basit imkânlarıyla inşa etmişler. Biliyorum, içi boş kalmış kocaman camiler yerine, daha işlevsel olan ve görevini yerine getirmiş küçük bir mescidi tercih edenleriniz olacak. Ama iş sizin bildiğiniz gibi değil. Zira her mescit ve minaresi oraya vurulmuş bir mühürdür. Buradan kimin geçtiğini ilan eder. Buranın aidiyetini gösterir. Gelen nesiller için bir rota çizer…

Mescidin zeminine beton atmışlar. Kenarlarına ağaçtan direkler dikilmiş. Bu direklere ince ağaç dalları büyük bir ustalıkla ve tek tek iple bağlanmış. Çivi yok yani... Niçin olmadığını bilmiyorum. Muhtemelen bir kaç kilo çiviyi alıp ağaçlara çakmak, onlara daha pahalıya gelmiştir. Kilisenin kesif gölgesinde nasıl büyür bu mescit? Gelecek nesiller için nasıl bir umut kaynağı olur?

Burayı ziyaret eden bazı Türk dostlar, mescidin üstüne sac almak için para vermişler. Önceden ağaç dalları ile kapatılan ve yağmuru kolayca içine alan mescidin şimdi sactan yapılma bir çatısı var. Artık yağmur altına inmiyor. Toplamda ancak 15-20 kişi namaz kılabilir. Çatı tamirinde az daha genişlemiş.

Dededen toruna bir mücadele

Bu köyde yaşayan Müslüman dedelerinden birisi, hayatı boyunca köyde bir caminin yapılabileceği uygun bir araziyi bulmak için çabalamış. Zira burada topraklar büyük oranda şefe ait. O izin verirse bir şey yapılabilir. Veya onun istediği bedeli ödemek lazım… Tabi Hristiyan şef de buna bir türlü razı olmamış. Ömür bitmiş ve adam ahirete irtihal etmiş. Onun vasiyeti üzerine oğlu bu işi devralmış. Nihayet Hristiyan şef, -eğer sözünden caymazsa- şimdi cami için uygun bir arsa vereceğini vaat etmiş. Kim bilir, şef arsayı verir ve bir grup Allah'ın kulu da oradaki kardeşlerine el atar; oradaki Müslümanlar da beyaz kardeşlerinin ikramlarına nail olurlar.

Dua mı edelim? Fiili duaların yapılmadığı yerde sözlü dualar sadece bir acziyet ilanı olmaz mı? Bence örneklere bakmalı…

 

Haşim Akın





Yorum
Ümmet
Nazif
Teşekkürler, ümmetin garip kalmış coğrafyasından bir ses getirdiğiniz için
20/03/2018, 09:06

İlgili Konular