, 19 Nisan 2018
Manevi Dayanışmanın Korunması Harpte Başarının Garantisidir

2015

Manevi Dayanışmanın Korunması Harpte Başarının Garantisidir

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1935 yılında Alman generali Erich von Lundendorff tarafından yazılan ‘Topyekûn Harp’ isimli eser, o dönemde dünyada büyük yankı uyandırmış, bir Türk gazetesinde de tercüme edilip tefrika halinde yayınlanmış. Metin Uygun yazdı.

İlgili Yazılar
Mustafa Kutlu ile Maddeden Manaya İyiliğe Güzelliğe Yolculuk
Mustafa Kutlu ile Maddeden Manaya, İyiliğe, Güzelliğe Yolculuk

Eşyadan hakikate, maddeden manaya doğru yolculuk, Mustafa Kutlu'nun ''İlmihal Yahut Arzuhal'' kitabının temelini oluşturuyor desek yanlış olmaz sanıyorum. Günlük, gündelik meselelerin hikemî bir üslupla ele alınıyor oluşu, bu yazılara, hem zihinlere hem de kalplere doğrudan hitap eden bir mesaj olma özelliği kazandırıyor. Yavuz Ertürk yazdı.
16/04/2018 08:08
Esir Olduk Urus a Sürdü Bizi Sibir e İrfanoğlu İsmail'in
Esir Olduk Urus’a, Sürdü Bizi Sibir’e: İrfanoğlu İsmail'in Esaret Hatıraları

''Çayeli Beyazsu Köyünden İrfanoğlu İsmail Efendi’nin Hatıraları & Sarıkamış, Esaret ve Sonrası'' kitabında, Molla İrfanoğlu İsmail Efendi’nin Çayeli’nin Beyazsu köyünden başlayıp Sarıkamış’a ve oradan Sibirya’ya esaret günlerine uzanan, önemli, bir o kadar da ibretlik hayatından hatıralar yer alıyor. Kâmil Büyüker yazdı.
02/04/2018 08:08
Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha Suat'ın Mektubu
Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha: Suat'ın Mektubu

'Huzur' romanının yayımlanmasının ardından Tanpınar ile yapılan bir röportajda, yazar, Suat’ı roman içinde yeterince derinleştiremediğini düşünmüş ve sadece Suat’a özel, onun mektuplarından müstakil bir kitap ve aynı zamanda Huzur’un devamını çıkaracağını söylemiş. Handan İnci, Tanpınar’ın ''Suat’ın Mektubu'' üzerine uzun uzun çalıştığı ama nihayet veremediğini belirtiyor. Sedat Palut yazdı.
25/03/2018 10:10
Koca Bir Kültür ve Gelenek Var Taş'ın Ardında
Koca Bir Kültür ve Gelenek Var Taş'ın Ardında

''Kültürümüzde Taş'', bu yapıcı ve yardımcı unsurun bizim engin hayatımızdaki maddî ve manevî zenginliğini yerinde seçilmiş makalelerle gözler önüne seriyor. Yağmur yağdıran yada taşından sadaka taşına, yitik taşından hamal taşına, loğ taşından dibek taşına, sabır taşından şamşırak (şeb-çerâğ) taşına daha pek çok taşın hikayesini ve işlevini; değerli taşları, taşla ilgili deyimlerimizi, taş işçiliğini-ustalığını ve çocukluğumuzun taş'lı oyunlarını bu yazılardan öğrenmek mümkün. Oktay Türkoğlu yazdı.
11/02/2018 11:11
Osmanlı'da İlk Filmlerle Beraber 'Milli Sinema' Arayışları da Başlamış
Osmanlı'da İlk Filmlerle Beraber 'Milli Sinema' Arayışları da Başlamış

İ. Arda Odabaşı’nın ''Milli Sinema & Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş'' kitabı, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki sinema faaliyetlerine ve bunun toplumsal yansımasına, dönemin basın yayın organlarında sinemaya ve filmlere dair eleştirilere de yer veren ilgi çekici bir içeriğe sahip... Sedat Palut yazdı.
11/02/2018 08:08
Mustafa Kutlu'nun Yazarlıkta 50 Yıl'ına Özel Ajanda
Mustafa Kutlu'nun Yazarlıkta 50. Yıl'ına Özel Ajanda

Dergâh Yayınları’ndan bir kadirşinaslık örneği, 'Mustafa Kutlu Edebiyatta 50. Yıl Ajandası'... Bu tatlı çalışma Mavi Kuş’un kapak deseniyle açılıp yine aynı desenle kapanıyor. Kutlu’nun hayatından ilklerin de tarihleriyle not edildiği bu ajandada Kutlu'nun desenlerinin yanısıra, yayınlanmış kırka yakın eserinin nerdeyse tamamından tadımlık bölümler de paylaşılıyor. Yavuz Ertürk yazdı.
29/01/2018 08:08

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1935 yılında Alman generali Erich von Lundendorff tarafından yazılan ve o dönemde dünyada büyük yankı uyandıran ‘Topyekûn Harp’ isimli eser, (orijinal ismi Der Totale Krieg) 2017 yılında Dergah Yayınları tarafından Türkçeye yeniden kazandırıldı. Eserin çevirmenleri Ayşe Onur Çifci ve Erhan Çifci’dir. Çevirenlerin verdikleri bilgiye göre kitap Almanya’da basıldıktan hemen bir yıl sonra Türkiye’de Ulus gazetesinde 12 Şubat 1936 – 21 Haziran 1936 tarihleri arasında önce tefrika olarak yayımlanmış, daha sonra 1936 yılında gazeteci Hikmet Tuna tarafından tercüme edilerek ‘Topyekün Harp’ ismiyle basılmıştır.

Kitap günümüze kadar bir daha tam metin olarak yayımlanmamış. Çevirmenler Hikmet Tuna’nın tercümesini esas alarak yeni baskısını hazırlamaya çalışmışlar fakat bu tercümenin birçok yönden yetersiz oluşu sebebiyle hem orijinal Almanca metinden ve hem de Angelo Solomon Rappoport’un İngilizce tercümesinden mukayeseli olarak istifade ile eseri büyük ölçüde yeniden Türkçeye kazandırmışlar.

Kitapta Alman general Erich von Ludendorff hakkında da kısa olarak bilgi veriliyor. 1865 yılında Poznan yakınlarında doğan general, orduda çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra Birinci Dünya Savaşı’nda 2. Ordu Kurmay Başkanı olmuş, daha sonra 7. Ordu Kurmay Başkanı olarak görev yapmıştır. Bu görevi esnasında Tannenberg ve Mazurya muharebelerinde uyguladığı kuşatma manevraları ile ününü iyice duyuran general, başarısından dolayı Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından Por Le Merit nişanı ile taltif edilmiştir. Alman Genelkurmayı’nda kurmay başkanlığına kadar yükselmiş, 1923 yılında Hitler’in ünlü Birahane Darbesi’ne katılmış, bu girişimin başarısız olmasından sonra yargılanmış ve beraat etmiştir. 1925 yılında Alman Cumhurbaşkanlığına aday olmuş, kazanamayınca da siyaseti bırakmıştır. Bundan sonra inzivaya çekilen Lundendorff kitaplar yazarak düşüncelerini insanlarla paylaşma yoluna girmiştir. 1937 yılında Münih yakınlarındaki Tutzing’te vefat etmiştir.

Alman Genelkurmay İkinci Başkanlığına kadar yükselen Lundendorff, “topyekûn harp” teorisinin önde gelen savunucularındandır. Topyekûn harp konusunu; “Topyekûn Harbin Esasları”, “Ulusun Manevi Birliği”, “Ekonomi ve Topyekûn Harp”, “Silahlı Kuvvetlerin Gücü ve Etkinliği”, “Ordunun Bileşenleri ve Bunların Kullanılmaları”, “Topyekûn Harbin Tatbiki ve Başkomutan” bölümleri halinde ele alıyor kitabında.

Topyekûn harp, savaşan uluslara mensup her ferdin hayatını ve ruhunu etkilemektedir 

“Topyekûn Harbin Esasları” bölümünde yazar, topyekûn harbin özelliklerinin tam manasıyla ilk defa Birinci Dünya Savaşı’nda görüldüğünü belirtiyor. Bu savaşın bambaşka bir karakter gösterdiğini ve harpte sadece harbe katılmış bulunan silahlı kuvvetlerin yer almadığını, ulusların da bizzat harp idaresinin hizmetine verildiklerini ve harbin doğrudan doğruya kendilerini hedef aldığını açıklıyor. Buna göre topyekûn harp sadece silahlı kuvvetleri ilgilendiren bir mesele olmayıp, savaşan uluslara mensup her ferdin hayatını ve ruhunu etkilemektedir. Nüfusları giderek artan ülkelerdeki zorunlu askerlik mükellefiyeti ve tesiri giderek daha fazla imha edici bir mahiyet alan harp vasıtalarının kullanılmasından doğmuştur.

Ludenderff’un topyekûn harp konusunda üzerinde durduğu önemli bir husus da propagandadır. Uçakların savaşılan halkların üzerine sadece bomba atarak değil; broşür ve başka propaganda malzemeleri atarak, bu manada başka pek çok aracın kullanılması, kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler, topyekûn harbin esaslarından olan propagandanın gücüne ve önemine işaret etmektedir. Yazar ulusların abluka ve propaganda ile teslim olmak zorunda kalacaklarını belirtir.

Manevi dayanışmanın korunması başarının garantisidir

Topyekûn harple ilgili olarak dikkat çekilen önemli diğer bir konu da; silahlı kuvvetler ile milletin maddi ve manevi dayanışmasıdır. Bu husus Birinci Dünya Savaşı’nda kendini göstermiştir. Gelecekte bu savaştakinden daha fazla bu dayanışmaya ihtiyaç hissedilecektir. Milletin manevi gücüne büyük önem veren yazar, savunma ve taarruzda bu gücün hayati derecede rol oynadığına dikkat çekmektedir. Yazara göre manevi dayanışmanın korunması başarının garantisi olur. Topyekûn harpte ulusun gücünün tamamına ihtiyaç duyulur, çünkü bu tür bir savaş tamamen ona yönlendirilmiştir.

Politika da topyekûn harbe göre şekillenmelidir. Politika, ulusun topyekûn harpteki azami gücünü göz önünde tutarak, ulusun yalnız manevi sahada değil, hayatın her alanında yaşamını idame ettirdiği için ne gibi şeylere ihtiyacı olduğunu gözetmelidir. ‘Harbin bir ulusun yaşama azminin en önemli göstergesi’ olduğunu ifade eden Ludendorff’a göre, ‘Politika harbin idaresine hizmet etmekle mükelleftir.’ Topyekûn harp ve politikanın ortak amacı, ulusu yaşatmaktır.

Kitapta topyekûn harbe dair ortaya koyulan fikirler, dile getirilen esaslar kısmen bugün de geçerliliğini muhafaza etmektedir. Emekleri geçenleri tebrik ediyoruz.

Erich von Lundendorff, Topyekûn Harp, Dergah Yayınları

 

Metin Uygun