, 23 Mayıs 2018
Henri Bergson'ın Gülünç Olgulardan Çıkardığı Kanunlar

Henri Bergson

3084

Henri Bergson'ın Gülünç Olgulardan Çıkardığı Kanunlar

Henri Bergson'un klasikleşmiş yapıtı ''Gülme''yi okumak gündelik yaşamımızdan sanatsal faaliyetlere değin günümüz okuru için aydınlatıcı tespitler yakalamak adına hâlâ önemini koruyor. Oktay Türkoğlu yazdı.

İlgili Yazılar
Bozkır Boyunca Sorulmuş Yaman Bir Soru Bir Japon Nasıl Ölür
Bozkır Boyunca Sorulmuş Yaman Bir Soru: Bir Japon Nasıl Ölür?

Şair, hikayeci, editör Ali Ayçil’in ‘Bir Japon Nasıl Ölür?’ adlı son kitabı, onun için söylediğimiz bu üç kimlik belirtecini tek’e indirmeye ve ondan sadece şair olarak söz etmeye yetecek nitelikte. Şairin ‘benim iç ülkem’ dediği ve kendine has düzeniyle karşımıza çıkan bir özge yerde yazıldığı ayan beyan görülüyor bu şiirlerin... Şahin Torun yazdı.
10/05/2018 12:12
Ah ve Şarkısızın Şarkısı'ndan Hareketle Alper Gencer Şiiri
Ah ve Şarkısızın Şarkısı'ndan Hareketle Alper Gencer Şiiri

Şarkısı olanların şarkısını çokça dinlemişliğimiz olmuştur. Lakin şarkısızın şarkısı nasıl bir şeydir, nasıl söylenir, nasıl dinlenir diye sorduğumuz zaman, ‘sevgilim sessizlik tartısız bir mukaveledir’ diyerek cevap veren ve verdiği cevaba denk bir anlayış bekleyen, ancak ve sadece böylece bilebileceğimiz bir şiir/şarkıdan söz ediyoruz. Şahin Torun, Alper Gencer'in 'Ah' ve 'Şarkısızın Şarkısı' şiir kitaplarına dair yazdı.
26/04/2018 12:12
Hüsrev Hatemi'nin Kelimeler Deryasından Bir Nazar Kelimeler Kitabı
Hüsrev Hatemi'nin Kelimeler Deryasından Bir Nazar: Kelimeler Kitabı

Kelimelerin mahiyetini ve mevzilerini bir kez daha gözden geçirmek için; bilhassa dilimize, kelimelerimize ha koptu ha kopacak bir dal ile tutunduğumuz bir çağda, bir sonraki nesillere birkaç sağlam dal bırakmamız için okunması gereken bir eser Hüsrev Hatemi'nin 'Kelimeler Kitabı'. Gönül Sığırcı yazdı.
09/05/2018 08:08
Mustafa Kutlu ile Maddeden Manaya İyiliğe Güzelliğe Yolculuk
Mustafa Kutlu ile Maddeden Manaya, İyiliğe, Güzelliğe Yolculuk

Eşyadan hakikate, maddeden manaya doğru yolculuk, Mustafa Kutlu'nun ''İlmihal Yahut Arzuhal'' kitabının temelini oluşturuyor desek yanlış olmaz sanıyorum. Günlük, gündelik meselelerin hikemî bir üslupla ele alınıyor oluşu, bu yazılara, hem zihinlere hem de kalplere doğrudan hitap eden bir mesaj olma özelliği kazandırıyor. Yavuz Ertürk yazdı.
16/04/2018 08:08
Esir Olduk Urus a Sürdü Bizi Sibir e İrfanoğlu İsmail'in
Esir Olduk Urus’a, Sürdü Bizi Sibir’e: İrfanoğlu İsmail'in Esaret Hatıraları

''Çayeli Beyazsu Köyünden İrfanoğlu İsmail Efendi’nin Hatıraları & Sarıkamış, Esaret ve Sonrası'' kitabında, Molla İrfanoğlu İsmail Efendi’nin Çayeli’nin Beyazsu köyünden başlayıp Sarıkamış’a ve oradan Sibirya’ya esaret günlerine uzanan, önemli, bir o kadar da ibretlik hayatından hatıralar yer alıyor. Kâmil Büyüker yazdı.
02/04/2018 08:08
Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha Suat'ın Mektubu
Tanpınar'ın Tamamlanmamış Bir Romanı Daha: Suat'ın Mektubu

'Huzur' romanının yayımlanmasının ardından Tanpınar ile yapılan bir röportajda, yazar, Suat’ı roman içinde yeterince derinleştiremediğini düşünmüş ve sadece Suat’a özel, onun mektuplarından müstakil bir kitap ve aynı zamanda Huzur’un devamını çıkaracağını söylemiş. Handan İnci, Tanpınar’ın ''Suat’ın Mektubu'' üzerine uzun uzun çalıştığı ama nihayet veremediğini belirtiyor. Sedat Palut yazdı.
25/03/2018 10:10

Nobel ödüllü Fransız filozof Henri Bergson'un klasik yapıtı Gülme & Komiğin Anlamı Üzerinde Bir Deneme adlı eseri Dergâh Yayınları'ndan Mustafa Şekip Tunç'un tercümesiyle neşredildi.

Öncelikle bu kitabın tercümesini, piyasada halihazırda olan birçok Gülme baskısından farklı kılan şeyin, müterciminin Bergson ile çağdaş olması ve kendi felsefi kişiliğini, ideallerini Bergson'un felsefesi ile biçimlendirmiş Türk muhafazakârlığının da mümtaz şahsiyetlerinden biri olan Mustafa Şekip Tunç olduğunu belirtmek ve bunun eserin kıymetini arttıran çok önemli bir detay olduğunu hatırlatmak gerekir.

Eserden bahsetmeden önce Henri Bergson'un Türk düşüncesi açısından önemine çok kısaca değinmek yerinde olacaktır. Dergâh mecmuası çevresinde gelişen Türk muhafazakârlığının ilham kaynaklarından biri olan Bergson, imparatorluğun yıkılması ve yerine bir ulus-devletin kurulması sonrası gelişen radikal toplumsal değişim sürecinde Türk muhafazakârlarının içtimai ve politik görüşlerine kaynaklık eden isimlerin başında gelir. Bergson'un felsefesi doğrultusunda şekillenmiş, ''değişerek devam etmek, devam ederek değişmek'' mülahazası Yahya Kemal üzerinden Ahmet Hamdi Tanpınar'a kadar aktarılan muhafazakâr geleneğin mottolarından biri olmuştur. Bu açıdan onun felsefesi, pozitivist dünya görüşünün revaçta olduğu 20. yy'ın ilk yarısında, daha ılımlı bir modernleşme taraftarı olan ve geleneğin dönüştürülerek devam ettirilmesinden yana olan muhafazakâr ideolojik kanadın başvuru kaynaklarından biri olmuş ve onların entelektüel gündemlerini uzunca bir süre işgal etmiştir. Bu sebepledir ki Bergson ve onun felsefesi, dünyadaki entelektüel gidişatı biraz geriden takip eden Türk münevverlerin dikkatini nispeten erken çekmeyi başarmıştır.

Bergson'un, Gülme adlı eseri 3 makaleden müteşekkildir. Bunlar; “Genel Olarak Komik”, “Vaziyet Komiği” ve “Karakter Komiği” başlıklarından oluşur. Bergson, eserin yazılmasındaki gâyeyi önsözde; ''Belli başlı komiğin kategorilerini tayin etmek, gülünç olguları mümkün mertebe çok toplayarak bunlardan kanunlar çıkarmaktır.'' diye belirtir.

Bizde gülme iştiyâkı uyandıran her olayın ''mekanik'' bir doğası var 

Bergson ilk bölümde genel hatlarını çizdiği komiğin, daha ilk paragrafta gülüncün insan olmak ile ilgisini ortaya koymak suretiyle kendisine kitap boyunca işleyeceği zemini hazırlar. ''Hayata tasasız bir seyirci gibi bakarsanız birçok dramların komediyi döndüklerini görürsünüz.'' diyen Bergson'a göre komik aynı zamanda; ''zekaya, sırf zekaya hitap eder.''

Yine komiğin kitap boyunca işlenilen ve sürekli altı çizilen noktalarından biri, ''komik şey(in) bir çirkinlik olmaktan ziyade bir katılık'' olmasıdır. Bununla komik olarak nitelediğimiz ve bizde gülme iştiyâkı uyandıran her olayın ''mekanik'' bir doğasının olduğunu vurgular Bergson. Bunun için gündelik yaşamda en sık karşılaştığımız hâdiselerden birinin kayıp düşmesi olayını örnek verir. Ona göre, düşen bir kimsenin ''bir beden çevikliği'' göstermekten ârî kalması neticesinde, katı ve mekanik bir hâdisenin esiri olması bizim için gülünç bir tablo ortaya çıkartır.

Ben kitabı ilk olarak lise yıllarımda okumuştum ve aklımda kalan tek bölüm ''zenci(leri) kıyafet değiştirmiş beyaz'' olarak niteliği bölüm olmuştu. Bu bölüme tekrar gelince aklımda kalanları gözden geçirme imkanı buldum. ''Kara bir yüz bizim muhayyilemiz için mürekkeple, isle bulanmış, iyi yıkanmamış bir yüzdür.'' diyen Bergson; bunu, akıl için abes olsa da muhayyile için çok emin bir hakikattir diyerek açıklıyor ve muhayyilenin mantığını rüya mantığına benzeterek, onları ''bütün bir cemiyet tarafından hayal edilmiş bir rüyanın mantığı'' olarak yorumluyor. İtiraf etmek gerekir ki hayli spekülatif ve düşündürücü.

Bir insanın gülünçlüğü insanın temelli bir dalgınlığından gelir

Eser boyunca Bergson, anlattığı gülme teorisini somutlaştırmak için bolca tiyatro eserinden faydalanır. Bu kitap aynı zamanda denebilir ki, Moliere'in komedileri başta olmak üzere âdeta komedi tiyatrosunun tetkiki için yazılmıştır.

Vaziyet komiği ve Söz komiği'ni ele alındığı ikinci bölümde ise, vodvil ve tiyatrolar gibi sahne sanatları üzerinden güldürü teknikleri açımlanmaya ve bu gösterimlerde neye güldüğümüze açıklık getirmeye çalışıyor Bergson. Moliere'in Cimri piyesinde Harpagon'un cimriliğinin farkında olması durumunda onun cimriliğinden sıyrılacağını veya en azından bize o kadar cimri görünmemek için bu özelliğini gizleyeceğinin üzerinde durur Bergson ve ''Bir insanın gülünçlüğü (...) insanın temelli bir dalgınlığından gelir.'' diye buna açıklık getirir. Yine bu bölümde nükte ile komik arasındaki farklar, parodi, istihza, humour gibi kavramlar üzerinde durulur. Bunlardan parodi kavramını Bergson, M. Şekip Tunç'un çok güzel tercümesiyle ''âlânın ednaya aktarılması'' olarak ifade eder.

Üçüncü ve son bölüm Karakter Komiği başlığını taşır. Dram ve Komedi türleri arasındaki ortak ve aykırı noktalar üzerinde durulur bu bölümde. ''Dikkatimiz fiile değil de jeste gittiği anda komedi başlar.'' der Bergson.

Don Kişot'un vaziyetini; ''sistemli bir dalgınlık'' olarak tavsif eden müellife göre, ''dünyada tasavvur edilebilecek gülünçlüğün en âlâsı'' bu karakterde toplanır.

Cemiyet kendisine karşı gösterilen laubaliliklerin öcünü gülmekle alır

Eser felsefi bir metin olduğu içindir ki; ''eşyanın kendisini değil, çok kere, bunların üzerine yapıştırılmış etiketleri okuyoruz.'' gibi metnin konusunu aşan kimi kısımlara da rastlamak mümkün ve oldukça ufuk açıcı oluyor.

Sanatın evrenselliğine dikkat çektiği bir pasajda ise Bergson; ''Hamlet cihanca kabul edilmiş ve yine cihanca canlı olarak tanınmıştır. Yalnız bu manadadır ki evrensel bir hakikattir.'' diyerek görüşünü beyan eder. İlgi çekici bir başka bir pasajda ise; ''Şair muhayyilesi de realitenin daha tam bir görülmesinden başka bir şey olamaz.'' der Bergson.

Son olarak bu bölümde, Gülme'nin bir nevi katartik bir faaliyet olduğu vurgulanır; ''Gülme, her şeyden önce, bir düzeltme, bir ıslahtır.'' der Bergson ve ekler: ''Cemiyet kendisine karşı gösterilen laubaliliklerin öcünü gülmekle alır.''

Çeviriyle ilgili bir detaya daha değinmek gerekirse; günümüz standartları için ortalama bir okuru sözlüklere bakmaya yönlendirecek, aslında çok hoş incelikler ihtivâ eden ama bugün kullanımdan düşmüş, aşina olmanın bile uzağında bazı kelimelerin kullanıldığını görüyoruz. Bunlardan birkaçı örneğin; hazıkane, hecme, mihaniki gibi kelimeler.

Bergson'un klasikleşmiş yapıtı Gülme'yi okumak gündelik yaşamımızdan sanatsal faaliyetlere değin günümüz okuru için aydınlatıcı tespitler yakalamak adına hâlâ önemini koruyor. Dergâh Yayınları da bu kitabı Mustafa Şekip Tunç'ın itinalı tercümesinden bizlere sunduğu için çok kıymetli bir işe imza atmış bulunuyor.

Henri Bergson, Gülme, Dergah Yayınları

 

Oktay Türkoğlu