, 22 Ekim 2017
Eylül 2017 Dergilerine Toplu Bir Bakış-1

1258

Eylül 2017 Dergilerine Toplu Bir Bakış-1

Şehir, Edebiyat Ortamı, Dil ve Edebiyat, Temmuz ve Şiar dergilerinin Eylül 2017 tarihli sayılarında neler var? Mustafa Uçurum değindi.

İlgili Yazılar
Ekim 2017 Dergilerine Genel Bir Bakış
Ekim 2017 Dergilerine Genel Bir Bakış

Şehir ve Kültür, Dil ve Edebiyat, Temmuz ve Hece Öykü dergilerinin Ekim 2017 sayıları hakkında Mustafa Uçurum yazdı.
19/10/2017 11:11
Temmuz dergisinin 15 sayısı çıktı
Temmuz dergisinin 15. sayısı çıktı

Temmuz dergisinin Ekim 2017 tarihli 15. sayısı çıktı.
02/10/2017 13:01
Temmuz dergisinin 14 sayısı çıktı
Temmuz dergisinin 14. sayısı çıktı

Temmuz dergisinin Eylül 2017 tarihli 14. sayısı, Kurban Bayramından evvel okuyucusuyla buluşuyor.
29/08/2017 14:02
Temmuz dergisinin 13 sayısı çıktı
Temmuz dergisinin 13. sayısı çıktı

Temmuz dergisinin Ağustos 2017 tarihli 13. sayısı çıktı.
03/08/2017 14:02
Dergilerin Temmuz 2017 Sayılarına Toplu Bir Bakış 2
Dergilerin Temmuz 2017 Sayılarına Toplu Bir Bakış –2

Mustafa Uçurum dergilerin Temmuz 2017 sayıları hakkında yazmaya devam ediyor. Bu yazıda Hayal Bilgisi, Karabatak, Temmuz, Edebiyat Ortamı ve Mahalle Mektebi dergilerine değiniyor.
22/07/2017 11:11
Temmuz ve Nihayet Dergilerinde Bayrak Değişimi
Temmuz ve Nihayet Dergilerinde Bayrak Değişimi

Nihayet ve Temmuz dergilerinde görev değişikliği.... Kamil Eşfak Berki'nin ani rahatsızlığı...Alparslan Babaoğlu'nun emek mahsülü eseri... Mehmet Doğan ve Sezai Karakoç'un dikkat çekici yazıları ile geçtiğimiz haftanın dikkat çekici havadislerini M. Murtaza Özeren derledi.
11/07/2017 08:08

Şehir- 9. Sayı

Belediyeler dergi çıkarır, bültenler yayınlar. Bunun için de hatırı sayılır bütçeler ayrılır. Bazen öyle bir çalışma geçer ki elinize, içiniz yanar gider emeğe ve bütçeye. Sayfalar dolusu reklâm ve belediyenin hizmetleri ile bezenmiş kuşe kâğıtlı renkli baskıya bakıp bakıp iç geçirirsiniz.

Bir de işin ehil ellerde olduğu dergiler çalar kapımızı. Elinize aldığınızda sizi kuşatan bir edebî duruş daha kapaktan kendini hissettirir.

Kayseri’den çıkıp gelen Şehir dergisi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin yüz ağartan bir çalışması olarak gönüllerdeki yerini aldı bile. Dursun Çiçek’in genel yayın yönetmenliğinde çıkan dergi 9. sayısına ulaşmış. Şehir-kültür meraklıları için mutlaka okunacak dergiler arasına girmeli bu dergi.

Kapalı Çarşı: Esnaf üniversitesi

Şehir dergisinde Kapalı Çarşı üzerine bir yazı var. Eski zamanların kapalı çarşısı. Yani AVM’lerin şehirleri istila etmediği zamanların çarşısı. Yusuf Yerli bu çarşıların sadece bir çarşı olmadığını anlatıyor yazısında. Samimiyet, muhabbet, sevgi, görgü ve oradan yetişen bir nesil.

Mitat Enç’in Uzun Çarşının Uluları kitabını okurkenki hazzı aldım Yusuf Yerli’nin yazısında. Kayseri ki ticaret merkezi bir şehrimiz. Böyle bir namı olan şehrin esnaf hikâyelerini fıkralardan kurtarıp gelecek nesillere bu üslup ve içtenlikle anlatmak gerek: “Esnaf herkesle diyalog içinde olan kişidir, piyasanın bilgisini bu diyaloglar üzerinden edinir.” “İyi bir esnaf mal nereden nasıl alınır bilendir.” “Esnaf çekirdekten yetişir.” “İyi esnaf çok insan tanır.”

Esnafın kitapla imtihanı

Mustafa Filizman Kayserili bir kasket ustası. “Masada kitapla başlayacak her şey” diyor. Kitap ve esnaf konusunda yazmış Alper Asım. Geçmişten günümüze gelen bir ahi diyerek anlatıyor Filizman’ı. Çarşıda kasketlerin arasında Mustafa Kutlu’nun Vatan yahut İnternet kitabını görmesiyle başlayan bir muhabbeti anlatıyor Asım. Kitapla başlayan dostluğu, esnaf ve kitaplar arasındaki bağı anlatıyor. Restorasyon sonunda kapanan dükkân artık olmasa da bir esnaf masasındaki kitabın unutulmaz etkisini anlatan huzur veren bir yazı bu.

Ahi Evran üzerine de birçok yazı var dergide okuyucuyu bekleyen.

Edebiyat Ortamı: 58

Edebiyat Ortamı dergisi şiirlerle, öykülerle dolu bir sayı sunuyor okuyucularına. Aysun Bahar Asar, son zamanlarda dergilerde sık görünen isimlerden. “Gözlerindeki Hayat” öyküsü ile dergide yer alıyor. Sıcak ve hayatın içinden bir sesi var Asar’ın. Kısa hayat dolu bir öykü bu. Şifa niyetine denecek türden.

Arif Ay okuyuculara darbeler tarihini sunuyor. “Darbeler ve İzlenimler” adlı yazısında kendisinin de şahidi olduğu darbelerin toplum üzerindeki etkisinden bahsetmiş: “27 Mayıs darbesinde ilkokul öğrencisiydim.” “Gelelim 12 Mart 1971 muhtırasına… Lise öğrencisiydim.” 28 Şubat’ta da üniversite hocası olan Arif Ay var karşımızda.

Olayları kendi gözünden anlatması, bu uzun soluklu yazıyı daha da dikkat çekici yapmış. Darbelerle sınanan bir toplumuz. Bu türden yazılar mutlaka okunmalı ve olup bitenler bir yerlere not edilmeli.

Arif Ay, içimize su serpen bir temenni ile bitiriyor yazısını: “Ortadoğu’da savaş bitecek ama onların istediği biçimde değil, onların beklentilerini boşa çıkaracak biçimde bitecek. Önümüzdeki yüzyıl yine bizim yüzyılımız olacak.

Balkon ve Can Balkon

Edebiyat Ortamı dergisinin şiirleri dergiye güç katacak isimlerden ve şiirlerden oluşuyor. Bu sayının şiirleri birbirinden değerli. Ben İbrahim Eryiğit’in şiirine değinmek istiyorum. “Can Balkon” şiiri Sezai Karakoç sesini taşıyan bir şiir. Balkonun evlerde “ölümün cesur körfezi” olma ürpertisi de var Eryiğit’in şiirinde ama şair balkonun keyifli yanını da taşımış şiirine: “çayın buğusu karışırken havaya / Balkonsuz evde yaşayamaz şair / İmgeler sağanak gibi yağar gökten / Sığınaktır balkon çok katlı evlerde

Bu sayı okuyucularına “Sılası Yitik Bir Münzevi: Ziya Osman Saba Biyografi Kitabı” da hediye ediliyor Edebiyat Ortamı’nın bu sayısıyla.

Dil ve Edebiyat; sayı 105

Dil ve Edebiyat dergisi esaslı sayılar çıkarmaya devam ediyor. Dergide edebiyat tarihimize ışık tutan birçok yazı var. Dergi her sayı buna dikkat ediyor. Dil ve edebiyat üzerine yazılar ağırlıkta.

Sezai Karakoç, Dil ve Edebiyat dergisinin yapı taşı isimlerinden. Yani temeli sağlam bir dergi. Sezai Karakoç Özel Sayısı ile de bu hassasiyetini pekiştiren derginin 105. sayısında da Mehmet Baş ve Ahmet Cihan’ın ortak bir çalışması yer alıyor. Karakoç’un düşünce dünyasında etkisi olan üç şehir ele alınmış yazıda. Diyarbakır, Kahramanmaraş ve Gaziantep’in Karakoç’a etkileri anlatılıyor. Memleketi Diyarbakır, ortaokulu yatılı olarak okuduğu Kahramanmaraş, lise tahsili için gittiği Gaziantep. Hatıralarının eşliğinde bu şehirlerle olan ünsiyeti anlatılıyor Karakoç’un. Tahsili boyunca okuduğu yazarlar, dergiler de satır aralarında okuyuculara sunulmuş.

Sezai Karakoç ve şehirlerin etkisi diye başlayacak bir cümle yazıdan bir alıntıyla taçlandırılabilir: “Sezai Karakoç’un ayak izleri takip edildiğinde, Ergani’den Mekke ve Medine’ye doğru uzanan bir hattın açılışına şahit olabiliriz.”

Osman Sarı yeniden gazeller söylese

Özcan Ünlü,“Kayıp Şair” yazılarına devam ediyor. Bun sayının şairi Osman Sarı.

Bazı şairler vardır, adı duyulduğunda zihinde somut bir görüntü oluşmaz ama şairin şiirleri bilinir. Edebiyatla uzaktan yakından ilgilenenler “Taş Gazeli” şiirine aşinadır. “Kurşun Gazeli”ni bir devrin gençleri satır satır ezberlemiştir mesela.

Özcan Ünlü, Osman Sarı şiirinden bahsediyor. Onu unutulmaz yapan şiirlerinden örnekler sunuyor. Özellikle gazellerine vurgu yapıyor. Osman Sarı yeniden gazeller söylese diyerek çok sesli bir temenniye tercüman oluyor.

Beylerbeyi Günlükleri

Nurettin Durman de dergideBeylerbeyi Günlükleri’ne devam ediyor. Aralık 2014 günlükleri var bu sayıda. Etkinlikler, isimler, yaşananlar bir bir sıralanıyor. Şiirlerinin oluşum aşamalarını paylaşıyor Durman okuyucu ile. Dost muhabbetlerine şahit oluyoruz. Şiirin dostluğu pekiştirmesi bu. Şiir gibi dostlukların yaşanması. Özcan Ünlü, Ferman Karaçam, Adem Turan, Arif Dülger, Adem Özbay var dost meclisinde.

Temmuz dergisi; sayı 14

Temmuz dergisinin sayfaları şiirle selamlıyor okuyucuyu. İbrahim Tenekeci şiiri de var bu sayı. Bu çok önemli. İtibar dergisini çıkaran İbrahim Tenekeci Temmuz dergisinde. Bu, günümüz edebiyatı adına umut veren bir birliktelik.

“Hayatın Her Yeri” şiiri ile dergide yer alıyor İbrahim Tenekeci. Ölümle kalım, uzakla yakın, yitip gidenlerin iç içe olduğu bir şiir bu: “Morg ile mescit aynı katta hep / Herkes ömrünün tek öğrencisi / Yoksul ve yorgun olanlara bak / Düşerken bile düşünür seni

İşçi romanları

Dergilerde tema yazıları dergiye zenginlik katar. Derginin kalıcılığı için bu tür yazılar önemli ve gereklidir. Dergiyi arşive kaldırtan yazılara ağırlık vermeli dergiler. Temmuz’un 14. sayısında Murat Koç’un “İşçi Romanları” yazısı titiz bir araştırmanın ürünü bir yazı.

Edebiyatımızda roman türünün başlangıcı ile başlıyor yazı. İlk eserler, romanlar, ilk grevler tarihsel gelişim sürecinde anlatılıyor. Osmanlı ve işçi konusunda da oldukça derinlikli bilgiler içiriyor yazı. İlk işçi cemiyeti “Ameleperver Cemiyeti” ve tarihçesi, cemiyetin faaliyetleri anlatılıyor.

İşçi romanlarının ilk örneklerini anlatıyor yazısında Murat Koç. Mahmut Yesari’nin Çulluk romanı ile başlayan yazıda Nazım Hikmet’in, Sadri Ertem’in, Reşat Enis Aygen’in, Orhan Kemal’in ve daha birçok yazarın işçi konulu romanına değiniyor Murat Koç.

Çocuk ve matematik

Metin Acıpayam, çocuk ve matematik ilişkisi üzerine yazmış “Çocuk Edebiyatı Kuram Yazıları”nda. Hayatın ortasında sürekli dillendirilen bir konudur matematik. Özellikle çocukların matematikle olan ilişkisi birçok açıdan ele alınır. Acıpayam konuyu edebiyata da yaslayarak yazısını kişisel gelişim çıkmazlarından da kurtarmış.

“Matematik mahiyet itibarı ile sentez ilmidir.” ve “Hem düşünce hem de düşünce tertibidir.” ifadeleri ile matematiğin çocuklar üzerindeki etkisini anlatırken eğitim noktasında ilerleyemeyişimizin iki sebebini merkeze alıyor: “1. Matematik ve dilbilimin ihmal edilmesi 2. Çocuklarımızın aklî gelişim süreçlerinde matematiğe ve dilbilime müracaat edilmemesi.”

Edebi şiar edinen dergi 12. sayıda

Tanımaktan ve okumaktan mutluluk duyduğum dergiler arasına artık Şiar da girdi. 12. sayıya ulaşan Şiar dergisi, “Kudüs Bize Neden Küs” diye sarsıcı bir soru ile eylüle selam gönderiyor.

Bir dergide Cengizhan Orakçı şiiri ile karşılaşmak bir okuyucunun başına gelecek en güzel buluşmadır. Orakçı’nın şiiri okuyucuyu kuşatma altına alır. Altı dolu bir şiirdir bu: “Geçerken onca şehri yalınca / Hangi gündü dilsiz olan mesela / Hatırlayalım işaret taşlarını” İmgeyle yormaz Orakçı şiirini. Söz sahihtir, öz kurguda gizlidir. Biraz eğilince dizelere birdenbire dökülür söz ırmağı: “Küllerinden havalansın diye bir kitap / Üfle üfle de dil eyle beni

Hüseyin Akın ile hasbihal

Serap Kadıoğlu’nun Hüseyin Akın ile gerçekleştirdiği söyleşi de Şiar’ın sayfaları arasında okuyucu ile buluşuyor. Edebiyat, dergiler, köşe yazıları, şiirimizin halleri, kitaplar ve daha birçok konuda Hüseyin Akın’ın okuyucularla yorumlarını paylaştığı keyifli bir söyleşi bu. Kadıoğlu’nun Akın’ı iyi tanıyor olması da söyleşiyi daha canlı hale getirmiş.

Akın’ın gençlere tavsiyeleri ile bitiyor söyleşi: “Okusunlar… Yazsınlar ama başkalarının yazmadığı şekilde yazmaya çalışsınlar, yaşasınlar, dolu dolu yaşasınlar…”

Kudüs hep Kudüs

Şiar 12, Kudüs ağırlıklı olarak çıkmış. Birçok yazı var Kudüs’e dair. Mehmet Akif Demirelli, “Nuri Pakdil ve Kudüs” adlı yazısında yüreği Kudüs için çarpan bir abide şahsiyetin Kudüs’e dair düşüncelerini paylaşıyor bizlerle. Kudüs’ü anlamak, Kudüs gibi yaşamak için yol göstericilerin tuttuğu ışığı takip etmekte fayda var.

Demirelli, Pakdil’i evinde ziyaret ederek söyleşi gibi değil sohbet havasında Pakdil’in Kudüs hakkındaki düşüncelerini aktarıyor bizlere: “Kudüs özgürleşmeden hiçbir özgürlük yok demektir.” “Kudüs’ü Yahudilere bıraktığımız her an suçluyuz.” Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır.”

Pakdil’deki Kudüs sevgisinin kaynağı, Kudüs ziyaretinden izlenimler, Kudüs ve Türkiye gibi birçok konuda Pakdil’in düşünceleri yer alıyor yazıda.

Filistin davasını savunmanın temelinde Filistin’i hakkıyla tanımak yatıyor. Yasemin Yaşar, “Siyon Dağı’nın Yalancısı: Siyonizm” adlı yazısında Filistin meselesine ve siyonizmin dünya üzerinde kurduğu mazlumları içine çeken cendereden bahsediyor. Dünden bugüne Filistin, dünyanın Filistin’e bakışı ve yaklaşımı kronolojik bir akışla anlatılıyor.

Son cümleler ümmetin sessiz olan kalbine geliyor: “Kafanı deve kuşu gibi gömdüğün topraktan çıkar ve toprağa gideceğin günü düşünerek kalk ve dua et. Kudüs, Filistin’in kıyamete kadar başkentidir.”

Şiar dergisine dair yorumlarımı, derginin görünen ve görünmeyen her şeyi olan Serap Kadıoğlu’nun “Ölüye Toprak” şiirinden bir bölüm ile bitirmek istiyorum: “Çocuklar camdan bakarken gördü/ Bulutları vurdu gök gözlü adamlar / Serin değil şimdi ikindiler de / Beş vaktin ikisi terk etti şehri / Güneş almayan çarşının vitrininde üç vakit…”

 

Mustafa Uçurum