, 22 Şubat 2018
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Haziran 2017

3498

Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Haziran 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Haziran-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

İlgili Yazılar
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Kasım 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Kasım 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri yeni çıkan kitaplarından neleri göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Kasım-2017 döneminde Dünyabizim'e gönderilen yeni kitaplar...
01/12/2017 08:08
Muhalif Bir Sesten Şiilik Eleştirisi Şia da İç Çatışma
Muhalif Bir Sesten Şiilik Eleştirisi: Şia’da İç Çatışma

Seyyid Hasan El-Musevi El Isbehani’nin torunu Prof. Dr. Musa El Musevi, her iki kesimi birbirini anlamaya çağıran ve Şia’ya önemli eleştiri getiren bir kitap yazmış: Şia’da İç Çatışma. Sedat Palut bu kitaba değindi.
30/10/2017 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Temmuz 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Temmuz 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri yeni çıkan kitaplarından neleri göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Temmuz-2017 döneminde Dünyabizim'e gönderilen yeni kitaplar...
01/08/2017 11:11
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Mart 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mart 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Mart-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/04/2017 08:08
Mazlumların Yüreğine Bir Ağıt Bir Yetim Türküsü
Mazlumların Yüreğine Bir Ağıt: Bir Yetim Türküsü

Emre Miyasoğlu’nun ilk şiir kitabı 'Bir Yetim Türküsü', dünyanın tüm mazlumları için yakılmış bir ağıt olarak geçtiğimiz aylarda okuyucularla buluştu. Mustafa Uçurum bu kitap hakkında yazdı.
17/06/2017 08:08
Najla Tammy Kepler'in Hakikate Yolculuğu
Najla Tammy Kepler'in Hakikate Yolculuğu

Aklını kullanıp Allah’ın ayetlerini doğru anlayan herkes gönül rahatlığıyla 'Ben Müslümanlardanım' diyebilir. İşte, ''Teksas’tan Hakikate Yolculuk'' kitabının yazarı olan Najla Tammy Kepler, söylediklerimi somutlaştıran güzel örneklerden sadece bir tanesi. Necdet Ömer Özer yazdı.
09/11/2016 08:08

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son 3 yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz.

Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Haziran-2017 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Elizabeth Moad, Herkes Kağıt Sanatı Yapabilir, Profil Kitap

Kişiye özel yapılmış el yapımı bir hediye, hediyeyi veren için de alan için de mağazadan alınan bir hediyeden çok daha fazla anlam taşır. Birkaç basit teknikle sadece benzersiz değil aynı zamanda profesyonel ve göz alıcı bir kart, bir hediye ya da süsleme hazırlamanız mümkün!

"Herkes Kâğıt Sanatı Yapabilir" popüler ve ileriye dönük bir sanata yönelik sunulmuş güzel ve kullanışlı bir kılavuzdur.

Kazım Arslan, Yol Bitmeden, Profil Kitap

“Şimdi çok uzaklarda, hatıralarda kalmış olan eski bir mahalleye yolum düştü, seneler sonra karlı bir kış sabahında! Eskilerden bir şeyler, bir aşinalık, bir tanıdık yüz, bir tanıdık sokak, bir tanıdık ev arıyordu gözlerim ama bulmak çok kolay olmayacak gibiydi. Zira mahalle diye bir şey kalmamıştı; devasa siteler, bloklar dümdüz edip geçmişti o güzelim mahalleyi, sokakları ve bizleri yeni bir yaşama biçimiyle karşı karşıya bırakmıştı!

Bir taraftan da mahallenin sıcaklığını, komşuluk ilişkilerini, sabahın ve akşamın ayrı ayrı ve tatlı telaşını, satıcılarını, sevinçlerini, hüzünlerini düşünüyordum. Sonra birden karşıma çıkıverdi, birisi! Seneler öncesindeki gibi başında simit tepsisi, yine aynı hızlı adımlarla ve yine sağa sola hızlı bakışlarla “simit, simitçi” diye bağırarak yürüyüp gidiyordu. Halinde, tavrında, enerjisinde hiçbir değişiklik yoktu. Sanki seneler kendisinden hiçbir şey götürmemiş gibiydi ve yine aynı gayret ve heyecanla rızkının peşindeydi. Yaz kış, sıcak soğuk demeden yaptığı iş buydu ve hâlâ aynı işine devam ediyordu. Selamlaşıp hatırlaştık, bir simit aldım ve ayrıldık. O rızkının peşine düştü, biz de işimizin!”

Halil İnalcık'ın Merceğinden Osmanlı, Profil Kitap

Halil İnalcık’ın Merceğinden Osmanlı kitabı; İnalcık’ın bazı önemli söyleşilerinden, yazılarından, sempozyum ve açılış konuşmalarında dile getirdiklerinden derlenen metinlerin Osmanlı başlığı altında bir araya getirilmesiyle oluştu. Tek yanlı yorumlanmış bu tarihin okumasını doğru yapabilmekte fayda sağlayan bu kitap, Osmanlı’nın istatistik sisteminden yemek kültürüne kadar detaylı bilgiler aktarıyor. Ve İnalcık, tüm bunların kültür tarihi bakımından önemini anlatırken elbette Osmanlı tarihini yorumlayışımıza da büyük katkı sağlıyor.

Kaan Murat Yanık, Kalküta, Profil Kitap

Tunçtan yağmurlar dürttü şehri/ Ölü baykuş dirildi/ Tapınağın tüm beşikleri ıslandı/ Gri elmalarla mumyaladılar prensi/ Böğründeki dövmeyi öpüp, okşadılar/ Gövdesinden yemişler döken ağacın,/ Tepesine uzattılar./ Sarı sarnıçtan su içen her kadını/ Kaplanlara attılar./ Ölü baykuş uçtu./ İki at girdi avluya/ Kişnemeleri beşikleri kuruttu./ Samanalar yürüdü önden/ Bellerinde mandarin kemerleri./ Ellerinde; şankha, tanpura, şehnayi, sitar…/ Kanatlarına inci dizilmiş turnayı vurdular,/ Şekere, safrana buladılar./ İki çocuk yoka çekildi./ Ağaç yalazlara teslim etti, kendini./ Kalküta’yı yanık sedef kokusu kuşattı./ Ölü baykuş, düştü...

Profil Kitap Tekrar Baskı

Sadık Yalsızuçanlar, Cam ve Elmas, Profil Kitap

Cevdet Karal, Uzun Sürdü Hazırlığım, Everest Yayınları

"Bu hayatta ne doğru ki/ Doğru değil! Dediğin yanlış olsun/ Ya bir kötülük çanı ya bir silah sesi/ Dönüp silemiyor insan geçmişini/ Biri kalkar, ikiyüzlülükle/ Suçlar mı bilmem beni ilerde/ Ne ben istedim tanısınlar/ Ne de kimse bunu istedi/ Hakkımda kendi bildiğim/ İsmim, hiç uyanmama isteğim/ Pek bir şey değil, işin gerçeği/ Yeni bir şey öğrenir miyim/ Çektiğimde tetiği"

 

Yakup Öztürk, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ebabil Yayınları

Faruk Nafiz Çamlıbel 75 yıllık ömründe edebiyat ve siyaset arasında yeni bir millet halitasının kimi zaman uzaktan, kimi zaman içeriden bir mimarı idi. Çamlıbel, hayatını öğretmenlikten ve milletvekilliğinden kazanan bir şairdi. Onun hayatına yaklaşırken şiiri öncelikli mesele kılmak, bir taraftan da hayatının iki taşıyıcısı öğretmenliği ve milletvekilliğini ihmal etmemek gerekir. Çamlıbel'deki öğretmenliği bir maişet hâdisesi olarak değerlendirmek nakısa doğurur. Bugün, Faruk Nafiz'in Türk edebiyatındaki yeri, öğretmenlik vazifesini yerine getirmek için çıktığı Kayseri yolculuğu kadar önemlidir. Zira bu yolculuk bize memleket edebiyatının giriş manzumelerinden birini, “Han Duvarları”nı armağan etmiştir. Şairin, 1946'da Demokrat Parti ile başlayan 27 Mayıs 1960 askerî darbesi ile son bulan siyasi hayatı da iki taşıyıcıdan birini ortaya koyar. Elinizdeki çalışma, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Çamlıbel'in hayatına, eserine ve sanatına toplu bir biçimde bakmayı hedefleyen bir kitaptır.

Atakan Yavuz, Cenap Şehabettin, Ebabil Yayınları

Turgut Uyar isabetli bir tespitle Cenap Şehabettin'in “Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma” dizesinin İkinci Yeni'ye ipucu verdiğini söylemişti. Bugün Garip şiirinin veya İkinci Yeni'nin edebiyata taşıdığı yeni bireyi ve başka renkleri ya da 80 kuşağını daha kolay anlayabilsek de Cenap Şehabettin'in şiirimize getirdiği imkânları ancak konunun uzmanları kavrayabilmektedir. Yazıları, şiirleri ve polemikleriyle bir dönem adından sıkça söz ettiren; Türkçeye yeni bir tat, eda ve söyleyiş getiren Cenap Şehabettin'in şiiri ve nesri modern Türk edebiyatının önemli kaynaklarından birini teşkil etmektedir. Bu kitap, sadece edebiyat tarihimizin değil, siyasi ve kültürel tarihimizin de ciddi kırılmalar yaşadığı bir döneme şahitlik etmiş bir şair ve fikir adamından, “görülmeyen modern” Cenap Şehabettin'den haberdar olmadan günümüz üzerine kurulan cümlelerin eksik kalacağı inancıyla yazıldı. Geçmişe dönüp bakmadan yeni bir şey söylenilemeyeceğinin bilinciyle..

Ebabil Yayınları Tekrar Baskılar

Süleyman Sahra, Süt Dili

Atakan Yavuz, Kunduz Dersleri

 

Enes Karic, Dönüş - Bir Hac Yolculuğu, Erdem Yayınları

Bosna’nın kokusunu Kâbe’de duyduğu, imanın sarıp sarmalayan ışığını kucakladığı kutsal bir yolculuğun hikâyesini anlatıyor Enes Kariç. Bosnalı eski bakan, bürokrat ve öğretim üyesi olan yazarın hac günlüğünde derin bir huşuya ve sosyolojik bir gözleme tanık olacaksınız. Ayaklardan yüzlere, kıyafetlerden telefonlara, sohbetten tavafa uzanan ışıltılı ve naif bir günlük okumasına hazır olun.

“Bu insan denizi ve hacı topluluğu secdeye varırken, öncelikle, çoğunlukla ince ve hafif kumaştan dikilmiş envaiçeşit elbisenin ve bu elbisenin havada süzülüşünün çıkardığı sesler, arkasından genellikle dizlerde, ayak bilekleri ve dirseklerdeki kıkırdak ve kemiklerden gelen çatırdama seslerinin oluşturduğu milyonlarca ses ve sakin hareketlerle birleşmiş müthiş bir uğultu ya da kükreme duyulur. Ardından, avuçların ve yüzlerin kilimlere, halılara, seccadelere veya örtülmemiş mermer yüzeylere temas ettiği anda duyulan ses. Ve tabii namaz kılan erkek ve kadınların iç çekişleri, nefes alış verişleri, bazen de sessiz bir haykırış...”

Milletin Ortak Sözü- İstiklal Marşı, derl. Vildan Serdaroğlu Coşkun, Erdem Yayınları

96 yıl önce, büyük bir mücadeleyle santim santim kurtarılan bir memleketin öyküsü, duası olarak yazıldı İstiklal Marşı. Mehmet Akif Ersoy bir tarih özeti yapıyordu 10 kıtada. Üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen, bir milletin mücadele destanını hâlâ aynı etkiyle anlatan mısralardan oluşuyor Millî Marşımız. Bu kitap İstiklâl Marşı’nın temsil ettiği değerlerden psikanalizine, bir mutabakat metni oluşundan kelime kelime çözümlenmesine kadar her yönüyle ele alan makalelerin bir derlemesi olarak hazırlandı. İstiklâl Marşı adına temel edebi ve felsefi çerçeveyi sunan kaynak bir kitap…

Erdem Yayınları Tekrar Baskılar Arzu Alkan Ateş, Lübyana'ya Bir Bilet

 

Ali Emre, Nureddin Zengi, Temmuz Kitap

Roman; İstanbul’un Frenkler tarafından işgal edildiği dördüncü haçlı seferi döneminde, Halepli bir kadın ve dört gencin arayış, tanıklık ve hatırlamaları eşliğinde kurulan ve iç içe geçen iki anlatıyla ilerliyor. Kitapta Nureddin Zengi’nin hayatı ve mücadelesiyle ilgili önemli yükseltilerin yanında, Haçlı istilalarıyla ilgili aktarımlara, Müslüman dünyanın parçalanmışlığına ve düşkünlüğüne, kadınların da öne çıktığı çok yönlü bir cehd, uyanış ve inşa çabasına, Haşhaşilerin süikastlerine, Anadolu’daki küçük devletlere ve Selçuklu hükümdarı İkinci Kılıç Arslan’a, Selahaddin Eyyubî ‘ye ve Mısır’ın zaptına, Fatımiliğin son bulmasına, Kudüs’ün yeniden fethiyle ilgili çabalara rastlamak da mümkün. Romanda; büyük ve karmaşık bir topluma, farklı aktör ve gelişmelerle çalkalanan zorlu bir döneme, tarih ile edebiyatın temasıyla yeniden devinen birçok ayrıntıya da yer veriliyor.

Mustafa Yılmaz, Kibar Hırsızlara Yoksul Filozof Dersleri, Temmuz Kitap

Mazeret çoktur. Yeter ki güçsüzlüğün kendisini olumsuzlayarak güç kazanmasına imkan tanıyacak bir evren oluşmasın. Bütün dert de budur. Mezhep savaşı olmasın, ümmetin bütünlüğü bozulmasın, emperyalistlerin oyununa gelinmesin, İsrail bu işlerden karlı çıkmasın, diktatörler kötü ama ayaklanma daha kötü, ölümler çoğalıyor, bunlar olmasın mazeretleri bizlere mazeretçilerin derinlikleriyle samimi bir filozof mu yoksa bilgi Tiranları mı oldukları hususunda çok açık bir tablo sunuyor. Bilgi Tiranlığına hayır!

Asalak yol arkadaşlarındansa açık düşmanlarla karşılaşmak insanı daha tereddütsüz kılar. Fazlasıyla sâlim ve fazlasıyla mâhir bilgi teknisyenleri, inanan ve yaşam savaşı veren insanların ankilozu olurlar. Ancak sağduyunun estetik ütopyası acının saltanatı altında ezilip gidecektir. Gizli bir burjuva düşüncesinin kibrini resmeden medyumculuğun kehâneti de larvalar kurbağaya dönüşünce son bulur.

Yusuf el Karadavi, Bir Düşünür Olarak Mevdudi, Ekin Yayınları

Üstad Mevdudî, farklı yönelişleriyle birlikte, birey hayatı, aile hayatı, toplum hayatı, ümmet hayatı, devlet hayatı ve bütün dünyayla olan ilişkiler gibi hayatın her alanında İslam ümmetini ilgilendiren bütün meselelerle meşgul oldu. Akaid, ibadet, ahlak, teşrî, iktisad, siyaset, tarih ve hayatın tüm konuları hakkında eserler yazdı. İslam mesajına, İslam medeniyetine ve İslam şeriatına muhalif olanları eleştirdi

Düşüncelerini, en başından en sonuna kadar ümmetin tamamı okudu, biz de okuduk, çoğuyla ta gençlik yıllarımızda tanıştık. Bazı cüzi konularda farklı düşünsek de düşünceleri ve verimliliğine, asalet ve üstünlüğüne imrendik. Bu da İslamcı, özgür ve ihlâs sahibi tüm düşünürlerin yapması gereken bir husustur.  Müslümanlar birbirlerinden istifade edip birbirlerini eleştirmekten geri durmamalıdırlar. Bu çalışma ile bunu amaçladık.

Mustafa Akman, İbn-i Arabi - Kelami Tartışmalar, Sorular, Şüpheler, Ekin Yayınları

İbn-i Arabî, esasen bir sûfî-filozoftur. Hal böyleyken onunla ilgili bugüne kadarki tartışmalar genelde sırf dinsel bir perspektifle yapılmış ve teolojisine ilişkin felsefi analizler ise hemen hemen hiç yapılmamıştır. Oysa onun teosofik öğretisinde temel hedef, kozmik varlığı bir sıradüzeni içinde yorumlamak yani gerçek anlamda bir felsefe yapmaktır.

İbn-i Arabî’nin, kelâmın hemen her alanına ilişkin bir kanaati, bu bağlamda kendi dönemine kadar yapılmış değerlendirmelere dair olumlu- olumsuz bir önerisi olmuştur. O, sisteminin bütününde dinî nasları ve terminolojiyi olabildiğince kullanarak ona bir tür kutsallık halesi kazandırmayı ve böylece eleştiri oklarına hedef olmaktan korunmayı planlamıştır.

 

Ethem Erdoğan, Ela Bentleri, Yedi İklim Yayınları

"Sessizce öptüm kederi, bir öfke edindim kendime"

Mehmet Tepe, Toprak Saha, Yedi İklim Yayınları

 

Fatih Budak, Ayanfer'e Mektuplar, Yedi İklim Yayınları

"Kara bir şehrin/ güneyinden yazıyorum/ ilk mektubumu sana/ karalanmış aşklar adına/ Bilir misin ayanfer/ gökten şehirlere
akşama kadar günah/ sabaha kadar sevap yağarmış/ öyle söylerdi ninem/ ama bu sabah gördüm/ bir çöpçü/
bütün sevapları süpürüyordu/ bu şehirden"

Abdurrahman Ekinci, Sekmeleri Durmak, Yedi İklim Yayınları

"eksik toprakların yaşlarını silmeye/ büyüyerek yenilmeye/ benimle kim gelir/ yetmez bir kadın parmağı/ coğrafyanın yırtığını dikmeye/ noksan edilmiş sınırları/ tarihin uçlarından tutarak"

Ercan Yıldırım, Cendere, Pınar Yayınları

Geçmişten günümüze Türkiye'nin modernleşme tar ihini siyasi ve fikri hayatını tek kelimeyle; cendere ile açıkla­ yabiliriz. Batı medeniyetinin, modernitenin ve Aydınlanma düşüncesinin temel tezleri dogrultusunda, kapi talizmin ana esaslarını kabul ederek Batı'yı yenebilecegimiz fikri içinden çıkamadıgımız en büyük cenderemiz. İm paratorlugun çöküş yıllarından itibaren Türkçülük, sosyalizm, İslamcılık kendi iddialarını hayata geçiremeden sürekli bir cendereden bir başka cendereye tutulup eklektik düşüncelere maruz bırakılıyor.

Ercan Yıldırım Cendere'de yer alan yazılarında. Gezi'den 16 Nisan sonrası Türkiye'sine siyasi ve fikri çerçeveden bakarken, aynı zamanda uzak ve yakın tarihimizin siyasi ve düşünce hayatına sık sık atıflarda  bulunuyor.

Ercan Yıldırım, İslamcılığın İki Kurucusu, Pınar Yayınları

Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze İslâmcılığın tarihi ele alınırken üzerinde en çok durulan, tartışılan isimlerden ikisi kuşkusuz Mehmet Akif ile Necip Fazıl'dır. Akif ve Üstad ilgisi nedeniyle "hayatı, eserleri, çevresi, fikirleri, tercümeleri, tiyatroları..." başlıkları altında seri üretim ve birbirinin aynı pek çok matbu evrak bulabilirsiniz. Öyle ki bu iki isim farklı cephelerde, değişik yönleriyle ele alınmış, tarihyazımı ekollerinin kahramanı ya da düşmanı sayılmıştır.

Ercan Yıldırım, fikir hayatımızın ülkenin önüne düşecek yeterlikten her gün biraz daha geriye gittiği günlerde yayımlanan bu eserinde, Türkiye'nin ihtiyacı olan mutabakatı sağlayabilecek iki öncü ismi anlatıyor. Osmanlı ile Cumhuriyete eşzamanlı bakarak, bu süreçte yaşanan siyasal ve sosyal gerilimler kadar Akif ve Necip Fazıl'ı öne çıkaran faktörleri, onları İslâmcılığın kurucu aktörleri yapan fikirleri; biyografiyi, fikri tartışmaları ve siyasi eleştiriyi birbirine bağlayarak inceliyor.

Açılım Yayınları Tekrar Baskı

Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu, Açılım Yayınları

Thomas Macho, Hayat Adaletsiz, Açılım Kitap

Elinizdeki kitap insanın insana kurtlaşmasının önündeki en büyük engel, en ulvi ideal adaletin hakkından geliyor! İçtiğimiz suyun, aldığımız nefesin kalitesi sınıfımızı söylüyor, hayatımızın her anı eşitliğin imkansızlığına dair bir hatırlatma, vücutlarımız adaletsizliklerin kazındığı birer yüzey. Ama hangi kitabı açsak adaletten, dengeden, pozitif olmaktan, müteşekkir kalmaktan bahsediyor. Düşünce tarihi adalet üzerine büyük bir şölen, ama Thomas Macho Çakırcalı Efe edasıyla geliyor, Yaşar usta gibi sesleniyor adalet havarilerine: Bak beyim hayat adaletsiz! İnsanlık kendi durumu üzerine düşünmeye başlayalı adaletten başlıyor, haksızlıklardan duyduğu huzursuzluğu ortak iyi için kenara koyması bekleniyor. Peki ya haksızlıktan başlasaydık? Düşünce bahaneler uydurmadan, adaleti gelecekte veya az sonra değil de hemen şimdi talep etseydi?’ Yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir’ diyen şaire bir şerh Macho’nun kitabı, yeni bir ısrarın arşivi ve geleceği üzerine unutulmaz bir söylev.

 

Mevlüt Ceylan, Güller ve Çığlıklar, Çıra Yayınları

"Ah taptaze bir çimen gibi/ Kalkmalıyım örslerden/ Birikmiş sabır lavları kadar güçlü/ Yavaşça çıkarmalar yaparak ışık kıyılarına/ Ve aşkına tarif edilemez eşiklerine// Dinle/ Kanım çatımdır/ Gitme/ Gel otur yanıma"

Arif Dülger, Sessizce, Çıra Yayınları

"ikindi gölgesine benzer düşlerim,/ kimi kar beyazı bir çığlık,/ kimi bulutlara asılı bir gülücük,/ orman: bütün sesleri yutan girdap... // mor leylâklara benzer ruhum,/ kimi tünel ağzında tünemiş bir kuş,/ kimi şaşkın; ürkek bir ceylan,/ ecel: sis içinde ömrümü sobeleyen avcı...//  uzun kış uykusuna benzer kalbim,/ kimi aynaları süsleyen bir gölge,/ kimi sessiz sessiz akan bir ırmak,/ aşk: içimde yetim büyüten ateş..."

Mustafa Özçelik, Dilim Ol Söyle, Çıra Yayınları

"Dağ denilince aklıma/ Hep o uzun keder gelir/ Ölümler dirimler üstüne/ Üstüme serin sular serpilir// Dağ denilince aklıma/ İçimde bir kapı açılır geceye/ Önümde uçurumlar uçurumlar/ Sığınırım iki heceye"

Şakir Kurtulmuş, Edebiyatın İzi, Çıra Yayınları

Ağaçların dilini, kuşların dilini anlamaya çalışmalıyız. Baharı karşılama hazırlıklarımıza hız vermeliyiz. Gelmekte olan baharın rüzgârıyla, sesiyle buluşmaya, hemhal olmaya hazır olmalıyız. Çünkü “Yaklaşıyor yaklaşmakta olan” … “Yaklaşıyor yaklaşmakta olan”

Özcan Ünlü, Ahiret Kumbarası, Çıra Yayınları

Kalbimizi kullanmayı… Ve onun hünerlerini unuttuk nicedir. Bir kapının önünde duruyoruz. Ardına geçtiğimizde ne ile karşılaşacağımızı bilemeden… Acaba ahiret kumbaramıza her gün ne atıyoruz? Yahut yeni bir şey atıyor muyuz? Yürüyüp gittiğimiz çeşit çeşit koridorlara bakıp… Silinen suretler, kaybolan renkler ve ağırlaşan hatıralar albümünde… Nereye çıkar yolumuz, eğer kuşanmıyorsak kalbimizi…

 

Sadullah Yıldız, İki Gözüm İki Çeşme, Büyüyenay Yayınları

İki Gözüm İki Çeşme'de 200'den fazla fotoğrafın eşlik ettiği her yazı bize İstanbul çeşmelerinin hem tarihî cephelerini ve birçoğunun kitabelerinden yaptıranlarına kadar öykülerini hem de hâl-i hazırdaki durumlarını anlatıyor. 550'ye yakın tarihî çeşmenin güncel durumlarına dair bilgilerin verildiği bu çalışma aynı zamanda yüzlerce yıldır ayakta kalma direnci gösteren eserlerimizin günümüzdeki durumları hakkında tarihe kayıt düşürüyor. İki Gözüm İki Çeşme, her biri bize emanet olan çeşmelere gösterilmesi gereken gayret ve duyarlılık için de bir mukaddime hükmündedir.

Abdülcebbar en Nifferi, Mevakıf, Büyüyenay Yayınları

Mevâkıf, nâm u nan iddiasından uzak bir ârif olan Nifferî’nin hikemî ifadelerinden oluşuyor. Nifferî, bir miktar girift üslûbu ve duruşuyla sülûkun dikenli yollarında yürüyen yolcuların vecdine dair ipuçları sunuyor. Ne ki bunu bir öğretici edâsıyla değil sırrına şerhlerle erişilebilecek fısıltılar yoluyla gerçekleştiriyor.

Nifferî’nin çeşitli duraklardan (mevkıf) oluşan Mevâkıf isimli bu eseri, fenâdan bekâya geçişteki kalbî dönüşümün bir aracı olan vakfe yanında içe bakış imkânı sağlayan matla’, huzur için geçilmesi gerekli gaybet gibi nice tasavvufî ıstılahlara farklı açılardan bakabilmeyi mümkün kılmakta.

M. Yaşar Kandemir, El Edebül Müfred, Tahil Yayınları

Sünnet-i nebevînin kandili İmam Buharî'nin yüzyıllardır başucu kitaplarından biri olarak okunan, öğrenilen ve uygulanan el-Edebü'l-Müfred titiz bir çalışmayla iki cilt hâlinde yayınlandı. Hadis-i şeriflerin ışığını aktaran en önemli kaynaklardan biri olarak görülen eserde kısa açıklamalarla izah edilen çok sayıda konu başlığında yüzlerce hadis bulunuyor ve adı geçen sahabilerin hayatı hakkında da bilgiler yer alıyor.

Timur Kocaoğlu - Akartürk Karahan, Sevgilim Güzel Hasine'm, Cümle Yayınları

Sevgilim Güzel Hasine’m, 27 Temmuz 1922’de Ordu’nun Yatsıyurt yaylasında 33 yaşında şehit düşen Osmanlı Türk yüzbaşısı Doktor Şerafettin Bey’in, ondan uzakta İstanbul’da iki yaşındaki kızı Tomris ile haber bekleyen eşi Hasine’ye yazdığı özlem ve aşk dolu mektuplardan oluşmaktadır. Bu mektuplar, çoğunlukla kişisel yazışmalar olmakla birlikte devam eden Kurtuluş Savaşı’mız ve o dönemin sosyal koşullarını da gözler önüne sermektedir. Satırlar arasında yakılan yıkılan şehirlerimiz, kasabalarımız, köylerimiz; ölümler, yaralılar, çekilen sıkıntılar, üzüntüler, sevinçler, günlük yaşamın ağırlığı, tasası ve bütün bunlardan daha fazlası dile gelmiştir.

Ömer Bolat, Kardeşlik Ruhu, Görüş Yayınları

İslam dünyası ve onun kalbi, omurgası olan Türkiye’de hepimizin büyük imtihandan geçtiğimizi unutmamalıyız. Bu imtihandan geçmek de geçmemek de ülkemizin tarihine ve İslam tarihine kaydolacaktır. Gelecek nesiller bu gerçekleri okuyacaklardır.

Bu nedenle, hepimizin “KARDEŞLİK RUHU”nu yeniden hatırlaması, ona sımsıkı sarılması, Cenab-ı Allah’a olan inancımızla Türkiye ve İslam dünyasının iyiliği, huzuru, maddi-manevi refahı için fedakârca çok çalışmamız gerektiğidir. ‘‘Mü’minler Kardeştir.” Mü’min’in en önemli vasıfları da her durumda doğruyu söyleyen, adaletle hükmeden ve emaneti koruyan birisi olmasıdır.

Bu eserde Türkiye, İslam dünyası ve özellikle Batı dünyası ile ilişkiler bağlamında ekonomi ve dış politika analizleri ile bir ufuk turu yapılmaktadır.

Musa el Musavi, Şia'da İç Çatışma, Mevsimler Kitap

Ne zaman Şîa, Şiîleşme ve İmamiyye akidesinde derinleşsem, Şîilik ve Şîileşme arasında bazen açık çelişkiye varan büyük bir uçurum buluyorum. Öyleki Şîileşmenin ayrı, Şîliğin ayrı şeyler olduğunu açıkça görüyorum. Ne zaman Şiileşmek ve Şiilik arasındaki çatışma tarihine dalıyorsam, karşıma İran'da h. 907'de Safevî Şah İsmail'in kurduğu Safevî devletinin ortaya çıktığı II. asra giden yolu hazırlayan, Büyük Gaybet'ten sonra fikrî çatışmaların başladığı I. asrı da kapsayan ilk üç asır çıkmaktadır. Buradan da, çağımızda da gördüğümüz yeni Şîi ve Şîileşme fikirlerinin çatıştığı III. ve son asır gelmektedir. Yer ve göklerin taşıyamadığı Şîî toplumunda esen tehlikeli ve üzüntü verici sonuçlar doğuran fikirler.

Bu ıslah kitabımızda​  harflere noktaları koymamız için fikirleri gerçek şekilleriyle ortaya koyarak yolu aydınlatmalıyız ki okuyucu ipuçlarına sahip olsun

Adem Özköse, Kaçak Yolcu, Pınar Yayınları

Yolculuk sadece gitmek demek değil; aynı zamanda var olmaktır.Arkanızda gezilmiş şehirler, upuzun yollar, bambaşka ülkeler ve birbirinden farklı insanlar bıraktıkça var olduğunuzu,hayatı doya doya yaşadığınızı daha fazla hissedersiniz. Bundandolayı insan gitmelidir. Hiçbir özel hedefi olmasa bile sadece varolmak için gitmeli ve yeryüzünün farklı diyarlarında kendi varoluşöyküsünün peşine düşmelidir. Çünkü yollar “hayat” denilenbilmeceyi çözebilmek için insana üst üste kapılar açar.
Ben de bu gizemli bilmecenin izini sürmek için her fırsattayollara düştüm. Bazen haber için, bazen bir belgesel için, bazen de sadece gitmek için gittim. Fakat yaptığım bu yolculuklar arasındabenim için en unutulmaz olanı 2006 yılında İstanbul’dan Afganistan’a yaptığım kaçak yolculuktu. Her ânı macera doluolan bu yolculuğu bir gün mutlaka kaleme alacağım düşüncesiyle hep içimde tuttum. Yıllar geçse de her hatırlayışımda beni heyecanlandıran,dost meclislerinde her anlatışımda “bunu mutlaka yazmalısın” diye cesaretlendirildiğim kaçak yolculuğumsonunda bir kitap haline geldi. Yazmak içim bilgisayarın başına her oturuşumda kelimeler adeta parmaklarımın arasından kayarakönce cümlelere, sonra da kitap sayfalarına dönüşüyordu.
Yazarken kaçak olmanın stresini, şahit olduğum acıları, yolculukesnasındaki sevinçlerimi tekrar yaşadım ve kitapta anlattığım insanlarla sanki tekrar göz göze geldim.

Kemal Sezer, Mevlana ile İş Hayatı, Hayy Kitap

İnsan ilişkilerinde bile maddi çıkarların ön planda olduğu, iş dünyasında acımasız bir rekabetin ve müthiş bir yarışın hüküm sürdüğü günümüzde Mesnevi vicdanına her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç var. Zaten Hz. Mevlana Mesnevi’nin bir vahdet dükkânı olduğunu söylüyor. Peki bu kıran kırana yarışta şirketinizi ya da kendinizi nasıl koruyacaksınız? Eli kârda, gönlü yarda olmak için ne yapacaksınız? İşte Mevlana’dan iş hayatı için altın öğütler!

Kemal Sezer, Günü Mevlana ile Yaşamak, Hayy Kitap

Sabah kalkıp işine giden, çoluk çocuk gailesi içinde ömrü geçen, gelecek, kariyer kaygısı olan modern çağın insanına Mevlana’dan altın değerinde mutluluk öğütleri.
 
Bedenimizi ve ruhumuzu nasıl besleyeceğiz?
Hırslarımızla nasıl baş edip tevekküle nasıl sığınacağız?
Gurur ve kibir putlarını nasıl kıracağız?
Nefsimize nasıl gem vuracağız?
Gençliğin değerini, yaşlılığın hikmetini nasıl bileceğiz?
Aklımızla duygularımızı dengeleyip nasıl mutlu olacağız?
Görmek istediğimizle gerçeği nasıl ayıracağız?
Günlük hayatımızda tasavvufu nasıl yaşayacağız?
 
Günlük hayatı, Mevlana’dan fışkıran tertemiz su ile arıtmak ve ona göre yaşamak isteyenler için farklı bir Mesnevi okuması.

 

Erdal Arslan, Yarım Kalan Öyküler, Uyanış Yayınevi

Yarım Kalan Öyküler; farklı yaşamları, aşkları, sevdaları, kâh tebessüm ettiren, kâh hüzünlendiren kıyıda köşede kalmış yaşanmışlıkları barındıran bir kitap…
Günümüz genç yazarlarından, Erdal Arslan'ın, bu kitabı da zamanın daha değerli olduğu, hayatın daha çok mahalle aralarında zuhur bulduğu doksanlı yıllardan bu güne bizleri nostaljik öykülerle buluşturmaktadır.
Yazarın, dönemin Türkiye'sinin doğusundan batısına hatta ülke sınırlarını aşan öykülemeleri hepimizin gördüğü, yaşadığı veya bizzat yaşamasa da duyduğu hayat hikâyelerini ele alır.
Yazarın; yaşantılarının arasından cımbızla çektiği ve ustalıkla işlediği bu öyküler, görünen o ki; döneminin nitelikli eserleri arasında yerini alacak.
Zaten her hayatta yarım kalan bir öykü yok mudur?

  Güneşin Bahçesinde Binbir renk: Özel yetenekli doksan çocuğumuzun öyküleri, şiirleri, masalları ve denemeleri, TC Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberleik Hizmetleri Genel Müdürlüğü