, 18 Ocak 2017
Hece Dergisinden Bizim Ahmet Haşim i Tanıma Kılavuzu

1781

Hece Dergisinden ‘Bizim’ Ahmet Haşim’i Tanıma Kılavuzu

Hece dergisinin, İbrahim Demirci’nin editörlüğünde hazırlanan 241. sayısı, Ahmet Haşim özel sayısı olarak hazırlanmış. 634 sayfalık dergi, Haşim’e dair ne varsa onu anlatmayı amaçlamış. Ahmet Serin yazdı.

İlgili Yazılar
Asıl zengin olan o
Asıl zengin olan o!

Ahmet Haşim'in bu yazısını zengin sofralarında bir türlü doyamayan 'aç'lar okusun..
22/04/2010 18:06
Müslüman Saati
Müslüman Saati

Ahmet Haşim'in zamana böyle güzel baktığını biliyor muyduk? Saatin de müslümanı mı olur, bakmalı
09/07/2009 09:09
Formüller ve Kalıplar Sanatçının Önünde Bir Engeldir
Formüller ve Kalıplar Sanatçının Önünde Bir Engeldir

Şair, yazar, dil bilimci ve edebiyatın birçok alanında söz sahibi bir isim İbrahim Demirci. Hece dergisinin 238. sayısında İbrahim Demirci ile yapılan söyleşi üzerine Mustafa Uçurum yazdı.
18/10/2016 08:08
Dijital Kültür Kendi Değerlerini Belirliyor
Dijital Kültür Kendi Değerlerini Belirliyor

Hece dergisi arşivlik özel sayılarına bir yenisini daha ekledi. Derginin 234-235-236. sayısı Dijital Sayısal Kültür özel sayısı olarak çıktı. Bu özel sayı hakkında Mustafa Uçurum yazdı.
31/07/2016 08:08
Şiirde yarım asrı geride bıraktı Ebubekir Eroğlu
Şiirde yarım asrı geride bıraktı Ebubekir Eroğlu

İlk şiirini yayınlamasının üzerinden elli yıl geçen Ebubekir Eroğlu hakkında Hece dergisi bir dosya hazırladı. Mustafa Uçurum bu dosya hakkında yazdı.
29/12/2015 12:12
İhsan Deniz 35 yıllık şiir serüvenini anlatmış
İhsan Deniz 35 yıllık şiir serüvenini anlatmış

İhsan Deniz ile, toplu şiirleri 'Dut Ağacında' hakkında Hece dergisinde Mehmet Solak bir söyleşi gerçekleştirmiş. Mustafa Uçurum, bu söyleşi ve toplu şiirler hakkında yazdı.
19/11/2015 12:12

“Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.” cümlesiyle biter Ahmet Haşim’in “Müslüman Saati” adlı denemesi. Bu deneme, çağımız insanının ruhlarının neden parçalandığını, neden bir türlü sekinete erişemediğini de anlatır bize. Haşim’in dediği gibi, günümüz Müslüman’ının günü, gecenin de eklendiği, ne gündüz ne de gece denebilen bir gündür artık. İnsanın kendini dinleyemediği, eşini dostunu dinleyemediği; dostun niçin dost, düşmanın niçin düşman olduğunu düşünmeye zaman ayıramadığı bir gündür artık. Fıtratımıza aykırı bir hal almış olan bu ucube, insanı hırpalar elbet.

Yaşadığı toplumu iyi tanıyan bir şair

İşte bu kadar hassas bir ruha sahiptir Ahmet Haşim. Haşim denince elbette sembolizmin eşiğinde gezinen bir şair gelir akla. Ama Haşim sadece bu kadar değildir ve sadece bundan da ibaret değildir. O aynı zamanda iyi bir nasirdir; toplumun duyarlılıklarını, yani toplumu birbirine bağlayan o görünmez ilmekleri görüp “Bakın, sizi birbirinize bağlayan işte bunlardır!” diye haykıran şahane bir gözlemcidir aynı zamanda. Hasta leyleklere bakacak kadar hassas olan bir toplumun bu hasletini gözlemleyip kayda geçirmesi bunun kanıtıdır.

Ahmet Haşim özel sayısı

Hece dergisinin, İbrahim Demirci’nin editörlüğünde hazırlanan Ocak 2017 tarihli 241. sayısı, Ahmet Haşim özel sayısı olarak hazırlanmış. 634 sayfalık dergi, Haşim’e dair ne varsa onu anlatmayı amaçlamış.

Derginin yayın yönetmenliği görevini de üstlenen, edebiyatımızın burçlarından Rasim Özdenören, “Ahmet Haşim Çevresinde” başlıklı yazısında, Ahmet Haşim söz konusu olduğunda hep gündeme gelen ‘Şiirde anlam’ konusu üzerine kurmuş yazısını. Şiirde anlamın “Garip” ve “İkinci Yeni” şairleriyle beraber tekrar edebiyatın gündemine gelip oturduğunu söyleyen Özdenören, Haşim’in şiirinde hikâye olmadığını söyler. Yazar, aynı zamanda onun bir kelime işçisini olduğunu söyleyerek “Şiir geldi kelimeye dayandı.” diyen Cemal Süreya’nın öncülü olarak görür onu. Bir düzyazı ustası olan Rasim Özdenören’in şiire, şairlere ve dönemlere dair bu donanımı ayrıca dikkat çekicidir.

İlla şair olması gerekirdi Haşim’in

“Bir Şiir İnsan Olarak Ahmet Haşim” başlıklı yazısında Ahmet İnam, Ahmet Haşim’i ‘şair olmaya zorlayan’ karakter özelliklerini analiz ediyor derinlemesine. Ahmet İnam’ın şu cümleleri, Haşim’im neden şair olduğunu anlamamıza yarar sanırım: “Düz yazı akıl ve mantıkla gerçekleşir. Düz yazı ehli, erbab-ı nesir, hayatı geometrik bir kafayla, hesap kitapla yaşarlar. Oysa şiir, şiir duyargalarımızla, şiir antenlerimizin gücüyle erişebileceğimiz duygu ufkuna yansıyan (ufk-ı mahsusata akseden!) sıradan algının dışındaki yaşantılarla duyulabilir.” (s.13)  Bu cümleler bize, bir duygu insanı olan Haşim’in şair olmaktan başka seçeneğinin olmadığını anlatır gibidir.

Yedi bölüm, yedi kapı

Yedi bölümden oluşan “Türk Şiirinin Yıldızlarından Ahmet Haşim” özel sayısının ilk bölümü, 7-290 sayfalar arasında Ahmet Haşim’in şiirini incelemeye ayrılmış. Bu bölümde, Osman Özbahçe’nin “Haşim’in Modern Şiire Katkısı” başlıklı metni, modern şiirin ne olduğuna dair söyledikleriyle de dikkat çekiyor. 291-350. sayfalar arasındaki “Soruşturma” bölümünde, Haşim’e dair söz söyleyecek yetkinlikte olanların Haşim hakkındaki düşünceleri yer alıyor. Burada, Aşk Estetiği gibi muazzam bir çalışmaya imza atmış Beşir Ayvazoğlu’na kulak vermemek olmaz. Ayvazoğlu ile söyleşiyi, bu sayının da editörü olan İbrahim Demirci yapmış. İbrahim Demirci’nin ustalıkla yönelttiği sorular, Haşim hakkında kaleme aldığı Ömrüm Benim Bir Ateşti adlı bir kitabı da yazmış olan Beşir Ayvazoğlu’nun tam bir Haşim portresi çizmesini sağlamış. Söyleşide, ders kitaplarımızda hâlâ Fecr-i Ati üyesi olarak ismi zikredilen Haşim’in Fecr-i Ati ile ilgisinin hiç de anlatıldığı gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Haşim’in, sadece ilk toplantısına katılıp beyannamesine imza attığı bu grupla ilgili daha sonra hiç de iyi şeyler düşünmediğini kayıtlara düşüyor Beşir Ayvazoğlu. Ahmet Haşim’in, sembolistlerin yayın organı olan Mercure de France’nin Ağustos 1924 tarihli sayısında yayımlanan bir yazısında “Meşrutiyet’in yeniden ilan edilmesinden sonra ‘yeni’ olarak tavsif edilen edebiyat, Fecr-i Ati diye gülünç bir yafta altında, bir grup gencin eserleriyle devam eder gibidir.” cümlelerini alıntılayan Ayvazoğlu, bir ezberi bozuyor bu şekilde.

Kitabın üçüncü bölümü, “Ahmet Haşim İçin Şiirler/Yazılar” başlığını taşıyor. Bu bölüm, 351-374. sayfalar arasında. Bu bölümde, Sezai KarakoçSonra daha çok Batı edebiyatı ölçüleri içinde kaliteli şiirler veren Haşim, Batı’ya dönsek bile, mutlaka bir çilenin ve özelliğin çığırını açmak zorunda olmamız gerektiğini eserleriyle bize hatırlatmıştır.” diyerek Batı edebiyatının temsilcilerinden biri olarak bilinen Haşim’in aslında bir yerli damarı temsil ettiğine vurgu yapar.(s.351)

Derginin 375-558 sayfaları arasındaki dördüncü bölümü “Yazısı ve Yankısı” başlığını taşıyor. Bölümde, başlıktan da anlaşıldığı gibi Haşim’in yazdıklarının yansımaları ve etkilerine değinilmiş. 559-588 sayfalar arasındaki bölüm “Seçilmiş Metinler”e ayrılırken altıncı bölüm “Kaynakça” (589-618) ve son bölüm “Albüm” (619-636) kitabın yedinci bölümünü oluşturur.

Haşim özelinde Türk şiirini tanımak için iyi bir çalışma olmuş Hece’nin Ahmet Haşim özel sayısı.

 

Ahmet Serin






İlgili Konular