, 23 Kasım 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Aralık 2016

8675

Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Aralık 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Aralık-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

İlgili Yazılar
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Ekim 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Ekim 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri yeni çıkan kitaplarından neleri göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Ekm-2017 döneminde Dünyabizim'e gönderilen yeni kitaplar...
01/11/2017 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Şubat 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Şubat 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Şubat-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/03/2017 10:10
Meselemiz Medeniyetin Mimar siyle Musikisiyle Topyekun Ayağa Kalkması
Meselemiz Medeniyetin Mimarîsiyle, Musikisiyle Topyekun Ayağa Kalkması

İslam sanatlarının tamamına vukufiyeti olan fakat tezyini sanatlar ve özellikle tezhip alanında çalışmaları ile bilinen Prof. Dr. İlhan Özkeçeci, eğitimi ve sanat yaşamı hakkında Mehmet Erken ve Önder Hanelçi'nin sorularını cevapladı.
26/02/2017 13:01
Cezaevi Söyleşileri 3 - Ahmet Şat ile röportaj
Cezaevi Söyleşileri 3 - Ahmet Şat ile röportaj

Mehmet Ali Başaran'ın sürdürdüğü Cezaevi Söyleşileri dizimizin konuğu Ahmet Şat. Başaran, Ahmet Şat ile Düşün Yayıncılık'dan çıkan Vahiy Öğretisi ve İslam kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
16/07/2017 11:11
Şehidlik ölümün zirvesidir bu hayatta
Şehidlik, ölümün zirvesidir bu hayatta

Müslümanların tarihinde unutamadıkları, unutmamaları gereken adamlar vardır. Bu adamlar ki, şahadet yolunun neferleridirler. Onların adlarını Rableri koymuştur: Şehidler. Asla ölmez onlar; Rableri katında diridirler ve bizim anlayamayacağımız şekilde rızıklandırılırlar.
22/02/2014 12:12
Darağacındaki iki gülden biri Ali Rıza Efendi
Darağacındaki iki gülden biri Ali Rıza Efendi

Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi adlı eser, Ali Rıza Efendi’nin biyografik bilgilerini, ilmî donanımını, mahkeme edilme sürecini ve idam edilerek şehid edilmesi konularını içeriyor..
30/07/2013 14:02

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz.

Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Aralık-2016 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Genel yayın yönetmenimiz Mehmet Erken'in, Aralık ayı kitap değerlendirmeleri:

 

 

Mehmet Akif Ersoy - Mektuplar, Haz. Yusuf Turan Günaydın, Atlas Kitap

"Evlâdım, iki gözüm Mâhir Bey,

Mektubunu aldım, afiyetinden memnun oldum. Böyle ara sıra beni yoklayışın o kadar hoşuma gidiyor ki tasavvur edemezsin. Fuat Şemsi'yi, hakikat, benim de çok göreceğim geldi. Bu sene Paşa hazretleriyle gelirse ne iyi olur! İnşallah, ona da haftaya, üç beş satırlık bir mektup yazacağım; kafileye katılmanın yolunu göstereceğim. İhvan-ı kiramın hangisini görürsen, selâmımı tebliğden geri durmazsın değil mi?

Benim terceme de ağır ağır gidiyor. Bakalım bir kerre şu müsvedde şekli hitam bulsun da, sonra ikinci okuyuş belki daha kolay olur. Ne olduysa bizim şairliğe oldu. Korkuyorum: Aruzu küstüreceğiz!

Edebî cereyanlar ne âlemde? Manzum, mensur güzel eser çıkıyor mu? Buna dair de malûmat isterim. Baki kemal-i iştiyak ile gözlerini öperim, iki gözüm evlâdım Mâhir Bey. Biraderlerine de selâmımı söyleyiver. Sıyânet-i Mevlâya emanet ol evlâdım.

Tasannusuz Bir Sanatkar: Mehmet Akif, Mustafa Uluçay, Atlas Kitap

Âkif "Ne tasannu bilirim, çünkü ne sanatkârım" der. Bu hem bir hakikatin, hem de tevazunun ifadesidir. Hakikatin ifadesidir, çünkü Âkif'in şiirlerinde tasannu yoktur; şiirlerini sanat yapmak için de söylememiştir. Tevazunun ifadesidir, çünkü sehl-i mümteni örneği olan öyle mısraları vardır ki onları söyleyebilmek için gerçek bir sanatkâr olmak gerektir.

Bu kitap, Mehmet Âkif'in eserlerindeki dil ve üslûp özelliklerini kapsamlı bir şekilde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Bu gayeyle, Âkif'in Safahat'ı başta olmak üzere, Sıratımüstakim ve Sebilürreşat dergilerindeki makaleleri, tefsir yazıları, hitabeleri, tercümeleri ve bir kısmı neşredilen Kuran Meali, yani manzum ve mensur bütün eserleri gözden geçirilmiş; onun dil ve üslûp özelliklerini en iyi yansıtan metinler tespit ve tahlil edilmiştir. Denilebilir ki Âkif; zevk inceliği, gönül hassasiyeti, fikir derinliği ve hayal yüksekliği bakımından Türk edebiyatında harikulade denecek derecede edebî bir kudreti haizdir. Lisanı sade, ifadesi selis, üslûbu canlı bir şair ve nâsirdir.

Nerede Kokusu Hayatın, Abdulnasır Yıldırım, Ebabil Yayınları

 

Habip Türker, Yüksüz Diyalektik & Husserl Fenomenolojisi Üzerine Bir Deneme, Ebabil Yayınları.

Transandantal fenomenolojinin diyalektiğini diskursif düşünmeyi, görgüsel olguları, ilineksel deneyimleri nötralize ederek ilerlediği ve herhangi bir inanç ve onun korrelatı olarak varlık kipine karşı nötr olduğu, zıt veya farklı şeyleri birleştirirken nötralize ederek hareket ettiği için nötral ya da yüksüz diyalektik olarak adlandırıyorum.

Platon diyalektiği diskursif düşünmeyi diskursif düşünme yoluyla araştırmanın sonunda devre dışı bırakmasına karşın, transandantal fenomenolojik diyalektik diskursif düşünmeyi nötrleştirme yoluyla felsefi düşünme veya araştırmanın en başında devredışı bırakmaya başlar. Elbette Husserl'in çelişmezlik ilkesinin ya da genel olarak mantık ilkelerinin geçerliliği konusunda kuşkusu yoktur. Bununla birlikte, yüksüzleştirici diyalektik hakikati mümkün tamlığında kavramak ve şeylerdeki olanaklı bağdaşmaz heterojen özsel tekillikleri ortaya çıkarmak için argümantatif aklı sınırlılığından ötürü askıya alır, dondurur.

 

İlhan Özkeçeci, Türk Sanatında Desen ve Kurgu, Yazıgen Yayınları

"Desen ve Kurgu" aşamalı çizimleri ile dekoratif sanatlarımızda bir ilk. Bir motif nasıl çizilir? Bir kompozisyon nasıl gelişir? Bir tasarım neden kurgulanır? Bu sorularla yola çıkan "Desen ve Kurgu" teknik ve felsefi bir analiz çalışması. "Desen ve Kurgu", denge, simetri, armoni, ritm, yorum gibi farklı hususiyetlerin bir araya gelmesiyle vücut bulmuş klasik desenlerin olgun kimlik hususiyetlerini tanıyan usta sanatçı Prof. İlhan Özkeçeci'nin çizimleriyle oluştu.

Kitapta yer alan 80'nin üzerinde motif ve kompozisyonun her biri, kılavuz çizgilerlebaşlayıp grafik çizimlerle kademe kademe gelişiyor, birbirini takip eden oluşum aşamaları ile son halini alıyor. Klasik eserlerde çini, ahşap, taş, mermer, dokuma, tezhip ve maden üzerine uygulanmış örneklerden seçilmiş tasarımlar, teknik açıklamalar ve onları kullanıldığı yerlerde tespit eden renkli fotoğraflar ile tamamlanıyor.

Mahmut Çetin, X İlişkiler, Yazıgen Yayınları

Sosyete, mutlu azınlık, bürokratik zihniyet, süper dejenereler, üstzenginler, üstseçkinler... Adına ne dersek diyelim, bu toplum kesiminin ileri derecede bir yabancılaşmanın içinde olduğunu X İlişkiler bize gösteriyor. Dahası, 'mutlu azınlık' elindeki iletişim imkânlarıyla topluma kendi yabancılaşmasını tek model olarak dayatmaktadır. İşte bizim yerli düşünceye mensup bir aydın tavrıyla itirazımız bu noktada başlıyor. Neticede biz kendimizi Üstseçkinler'in karşıtı bir 'reaya yazarı' olarak tanımlıyoruz.

Ve bütün çabamız Şebeke'nin tahrip ettiği büyük resmi ortaya çıkarmaya çalışmak.

Seyyid Lokman Çelebi, Padişahlar ve Fizyonomi, Yazıgen Yayınları

İnsanın zahirinden yola çıkarak batınını, yani yüzüne bakıp ruhunu anlamak ve anlatmak mümkün mü? Allah’ın en güzel şekilde yarattığı suretlerimiz karakterimizi ele veren ipuçları taşıyor mu? Kadim çağlardan beri sorulan bu gibi sorulara aynaların veremediği cevaplar Padişahlar ve Fizyonomi’de...

Kıyâfetü’l-İnsaniye Fi Şemâ- ili’l-Osmâniyye, 16. yüzyılın usta şehnamecisi Seyyid Lokman Çelebi’nin kaleminden ve saray nakışhanesinin baş nakkaşı Üstad Osman’ın fırçasından Osman Gazi’den Sultan 3. Murad’a kadar 12 Osmanlı sultanını zamanın aynasından bugüne yansıtıyor.

Padişahlar ve Fizyonomi’de bu değerli eserin günümüz Türkçesine çevrilmiş metniyle birlikte; ilm-i firaset, ilm-i kıyafet, ilm-i sima, fizyonomi veya beden dili hakkında merak ettiğiniz soruların cevaplarını da bulacaksınız...

Lütfi Bergen, Milli Görüş ile Altı Ders, Yazıgen Yayınları.

İnsanın Tarihi. Ahlak-Servet-Teknoloji. Yıkıcılığın Teknolojisi. Dünyanın Sefalet ve Tekebbür Mekanı: Kent. Tekasür-Kapitalizm. Popülist Söylemler, Ezberlenmiş Kelimeler.

Kitapta, bu altı başlık altında MGH’nin fikri anlamda tıkanmasının temel nedenleri işaret edilmek istenmiş, bu çerçevede farklı fikirlerin kaynakları ve projeleri ele alışları üzerine tespitler yapılmıştır.

Ayrıca, bu kitap ile birlikte yazarın “Umrandan Medeniyete” kitabının birbirinden koparılmadan okunması kendi tavsiyesidir.

Ali Satan, Son Halife Abdülmecid Efendi, Yazıgen Yayınları.

Cumhuriyet tarihi içinde ihmal edilen bir kişi Abdülmecid Efendi. İnkılap Tarihi kitaplarında halifeliğin kaldırılması bahsinde ismi geçer ve yurt dışına gönderildiği bilgisi ile de kendisine olan ilgimiz biter... Kendisi hakkında akılda kalan ressamlığı ve Cuma selamlığına giderken Fatih’in yahut Yavuz’un kıyafetlerine benzer kıyafetler giydiği ile sınırlıdır. Ortak hafızamızdaki Abdülmecid Efendi portresi bu cümlelerden ibaret olsa gerektir.

Oysaki Abdülmecid Efendi, hem Osmanlı hem İslam tarihi bakımından en önemli kurum olan halifeliğin son halkası olması açısından dahi dikkate değer bir kişilikti. Ayrıca son devir Osmanlı şehzadeleri arasında Abdülmecid Efendi’nin özel bir yeri vardı: Kültür ve sanat alanlarında kendini yetiştirmiş ayrıca sanat ve sanatçıyı himaye etme, onları desteklemeyi kendine vazife edinmiş bir kişi idi. Abdülmecid Efendi’nin aydınlar ve sanatçıları desteklemenin ötesinde onlarla kurduğu yakın ilişkiler, samimi dostluklar, altı asırlık Osmanlı hanedanı için alışılanın çok ötesindedir.

İrfan Söyler, Bizim Avrupa, Yazıgen Yayınları

Bizim Avrupa Avrupa’yı ülke ülke, şehir şehir dolaşan, anlatacak hikayesi olan herkesi dinleyen İrfan Söyler bu kitapta, Avrupa’nın taşına, toprağına, ruhuna sinmiş Türk izlerini anlatıyor. Yüzlerce yıldır Avrupa’ya akınlar yapan bazen kutlu fetihlerle kapılar açan kahramanların bazen de istikbal ve ikbal ümidiyle gurbet yollarına düşüp heder olan ömürlerin gerçek hikayelerini... Bizim Avrupa, okuyucusunu memleketi ile uzak diyarların yolları arasında kalan, değerlerini kaybedip kimlik buhranı yaşayan Türklerin maceralarıyla buluşturuyor. Aynı zamanda atalarımızdan bize miras kalan erdemlerle geleceği kuracak gençlere ümit olacak ipuçları sunuyor.

Tarihiyle bugünüyle Avrupa’yı bizim bir parçamız yapan Anadolu insanının hikayesini yine Anadolu evladı bir seyyahın kaleminden okuyun.

 

Mehmed Akif Ersoy, Kavaid-i Edebiyye, Büyüyenay Yayınları

Dârülfünûn'da edebiyat dersi okutmuş olan (1908-1913 ) Mehmed Âkif, ders notlarını Kavâid-i Edebiyye adıyla kitaplaştırmak için bir girişimde bulunmuş, fakat her nedense bu girişim ilk formanın basımıyla sınırlı kalmıştır. Kavâid-i Edebiyye'nin basımı yarım kalmışsa da Âkif'in edebiyat, dil, eğitim (maarif) vb. konulardaki görüşlerini dile getirdiği birçok yazısı bulunmaktaydı. Âkif'in kalem oynattığı birçok konu içinde sadece dil, edebiyat ve eğitim konulu makaleleri aynı başlık altında toplayan elinizdeki çalışma, Yusuf Turan Günaydın tarafından hazırlanmıştır.

Bu çalışmayla Âkif'in yarım kalmış bir eseri, benzer konulardaki yazıları bir araya getirilerek bir bütünlük içinde okuyucuya sunulmuş olmaktadır. Çalışmada Âkif'in edebiyat, dil, maarif (eğitim-öğretim), tasavvuf, Hind, Arap, Fars ve Batı edebiyatları hakkında yazdıkları yeni bir düzenlemeyle daha bir görünür kılınmaktadır. Bu görünürlüğü artıran hususlardan biri de dergilerde çoğu zaman genel başlıklar altında yer verilen bu yazılara konuyu net bir biçimde yansıtan başlıklar / alt başlıklar konularak yer verilmesidir. Dolayısıyla basımı yarım kalmış bir eseri tekmil hâle getirme amacını taşıyan bu çalışma Âkif hakkında yapılacak çalışmalara da ivme kazandıracaktır.

Kemal Edib Kürkçüoğlu, Din Sosyolojisi, Büyüyenay Yayınları

Din ferdin inanç dünyasını tesbit ve tanzim eder. Din itikattır, ibadettir, ahlaktır. İyi ahlak fertte de cemiyette de taçtır. İnsan dine göre inanır, dine göre davranır, dinine göre yaşar. İlahî nizama inanmayan, fizikî intizamı anlamayan tayınır, yanılır ve şaşar. Adam ferttir, insan cemiyet. Ferdin izi şahsiyettir, cemiyetin izi medeniyet. Yaşanan irfan eşyaya yansıyınca sanat oluyor. Dinle doğan ilimle anlaşılan hayatta davranılanlar görenek olup yaşanıyor, gelenek olup yaşatılıyor. Yaşanan bu 'içtimai kurallar manzumesi' töre olup çıkıyor.
İnsanın cemiyete yansıttığı hayatının din kaynaklı tezahürlerini din sosyoloijisi ele alıyor.

Kemâl Edîb Kürküçüoğlu'nun Din Sosyolojisi ders takrirleri, sahası din ilimleri olan tarafından kaleme alınmış bir gayret mahsulüdür. Gayret hayretle alkışlanabileceği gibi nefretle de karşılanabilir, insan muhayyerdir lakin her hizmet sahibi karşısındakini memnun ettiği zehabıyla takdire layık olmak ister.

Kadir Canatan, Kendi Gözlerimizle Görmek, Büyüyenay Yayınları

İslam, bir dünya görüşü olarak bize hem zihinsel hem de toplumsal-pratik anlamda bir "yol haritası" sunmaktadır. Bu yol haritası, zihnimizi ve yolumuzu aydınlatacak bir fener niteliğindedir. Hayatımızı bilinçli olarak yaşamak ve anlamlı kılmak istiyorsak bu fenere ihtiyacımız olduğunu bilmeliyiz. Çeşitli fırkaların ve cemaatlerin vesayetine girmeden, aklımızı ve vicdanımızı kullanarak kendimize bir yol çizmek istiyorsak, kendi gözlerimizle görmeyi de öğrenmek zorundayız. Bu eseriyle gençleri bilgilendirmek ve onlarla entelektüel bir sohbet yapmak niyeti ve amacıyla Kadir Canatan bizi bir kişi, grup ya da cemaate değil, kendi gözünüzle dünyayı görmeye çağırmaktadır. Başka bir deyişle bir dünya görüşü oluşturmamıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Kemaleddin Abdülvasi Nizami-yi Baharzi, Makamat-ı Cami, Büyüyenay Yayınları

Makāmât-ı Câmî, İslâmî ilimler, tasavvuf, dil, edebiyat ve şiir sanatı alanında şöhreti Hindistan’dan Balkanlara kadar yayılmış Molla Abdurrahman Câmî’nin (1414-1492) doğumunu, hayatını, gündelik yaşantısını, medrese ve ders halkalarında karşılaştığı sorunları, ilmi tartışmalarını, ulema hakkındaki görüşlerini keza; dönemin sosyal, siyasal, tarihsel ve kültürel olaylarını, tekke atışmalarını, mezhep çekişmelerini ve daha pek çok konuyu ihtiva eden bir şerh-i hal (biyografi) kitabı olmakla beraber aynı zamanda kaynak bir tarih kitabıdır.

Eser, tekke kültürü, mürid-mürşid ilişkileri gibi Horasan/Orta Asya tasavvuf tarihi ile ilgili önemli anlatımlarla birlikte, Kadızâde Rumî, Ali Kuşçu gibi Osmanlı bilim tarihinden şahsiyetler hakkında önemli bilgiler verir. Kitapta örneğin; Şeyhü’l-Ekber İbn Arabî düşünce ve öğretisinin Horasan/Orta Asya tekke ve medreselerinde nasıl yankılandığını, hangi tartışmaları beraberinde getirdiği ayrıntılı şekilde anlatılır. Eser, Osmanlı Devleti’nin doğu siyaseti tarihini ilgilendiren meselelere de değindiğinden; gerek Anadolu tarihi araştırmacıları gerekse genel Türk tarihi veya özelde Timurlular tarihi ile ilgili araştırmacılar için de önemli bir kaynak mesabesindedir.

Seyyid Ziyaeddin Yahya, Ebu Ali Sina Hikayesi, Büyüyenay Yayınları

Bütün zamanların en önemli düşünürlerinden ve âlimlerinden biri olan İbn Sînâ'nın hayatı birçok hikâyeye konu olmuştur. Anadolu halk tasavvurunda onun hayatına ilişkin maceralar genellikle Ebû Ali Sînâ Hikâyesi olarak kaleme alınmıştır. Bunların en yetkini Seyyid Ziyaeddin Yahya'nın Ebû Ali Sînâ'sıdır. Ziyaeddin Yahya eserini İstanbul'dan bir kadı olarak atandığı Larende'ye (Karaman) giderken Üsküdar'da yazmaya başladığını, nihayet Larende'ye girerken 1629 'da tamamladığını söylemektedir. Eserin yazıldığı devirden başlayarak, 1906'ya kadar çok çeşitli yazmalarının ve matbu nüshalarının olduğunu Arapça'ya çevrildiğini kaynaklar söylemektedir. Eser neredeyse hiçbir esere nasip olmayacak şekilde oldukça çok baskı yapmıştır.

Anadolu halkının İbn Sînâ hakkındaki tasavvurlarının bir roman halinde ustaca bir derlemesi olan eser adeta fantastik bir edebiyat şöleni. İbn Sînâ, Seyyid Yahya'nın Ebû Ali Sînâ Hikâyesi ile halkın hayat, kader ve aşk gibi büyük insani meseleler karşısında duyduğu endişelere cevap veren bir kahraman haline gelmiştir. Bu romanla, 17. yüzyılın hayalle hikmeti buluşturan dünyası, zengin bir kültürün örneklerinden biri olarak kültür dünyamıza yeniden katılıyor.

 

Arno Geiger, Yaşlı Kralın Sürgünü, Erdem Yayınları

"Babam, hiç bilmediği bir dünyaya sürgün edilmiş bir kral kadar huzursuzdu." diyor Arno Geiger. Alzheimer olan babasının kralı olduğu dünyasını yavaş yavaş yitirişini anlattığı kitaba başka bir isim hiç düşünmemiş bu yüzden. Avusturyalı yazar Arno Geiger ünü ülkesini ve kıtasını aşan bu samimi anlatıyla dünyada yaklaşık 25 milyon insanın anılarından sürülmüş hayatına dokunuyor. Avusturya'nın seçkin John Beer Literaturpreis edebiyat ödülüne layık görülen kitap Avrupa edebiyatının seçkin örneklerinden biri. Roman ve radyo oyunlarıyla tanınan Arno Geiger Yaşlı Kralın Sürgünü ile babasının yavaş yavaş yitirdiği anları yakalamaya çalışırken okurlarıyla birlikte, ailesinin dünyasına seyahat ediyor. Anılarını avucunda tutmaya çalışan, çocuklarını unutan beynine rağmen onları bir his olarak kalbinde yaşatan, ağaçları ve diş fırçalamayı "ilk kez" gören 90 yıllık bu ömür, her okurun hayatına bir yerden değecek...

Bülent Ata, Rüya Dedektifi, Erdem Yayınları

Senaryodan denemeye, masaldan öyküye her türlü anlatıya dönen bir kaleme sahip Bülent Ata. İnsan hikâyelerini her yolla görünür kılmak için aralıksız çalışan yazarlardan. Onun insanları, ulaşılmaz uzak yerlerin, bilinmedik dünyaların yaşayanları değil. Tam içimizden, şehrimizden, semtimizden, mahallemizden... Yaşadığınız herhangi bir an, umut etmek istediğiniz uzun geceler, bitmek bilmeyen günler... Bülent Ata tadı damakta kalacak bir anlatıyla rüyadan rüyaya, kalpten kalbe geçiriyor okuyucuyu. Çaresizlikten aşka, hüzünden umuda kadar hayatın her türlü cilvesini rüya âlemlerinin somut eşyaları hâline getiren unutulmaz bir hikâye...

Uzma Aslam Khan, Benden Öte, Erdem Yayınları

Akademik düzeyde kurgu ve edebiyat dersleri veren Uzma Aslam Khan, eleştirel bakışı, eşsiz olay kurgusuyla karşınızda. Memleketi Pakistan'a karşı Batılı bakış açısını, kendi kendini yitirenlerin arayışını, inandıklarına yabancılaşmışların zulmünü, ölümü yaşam gibi sıkı sıkı tutanların işaretlerini, göçebelerin yerleşik hayata zorlanışını iç titreten bir duyarlılıkla anlatıyor. Bu kitabı okurken dağlarla sohbet edecek, göllerin elinden tutacak, bir fotoğrafın dondurduğu zamanı yaşatmaya devam edeceksiniz.

Sadık Yemni, Ela, Erdem Yayınları

"Alengirli düşler" kurup "Yemni Sözlüğü" kelimeleriyle gizemli hikâyeler yazan Sadık Yemni "Bir Yapı Zekâ Romanı" ile karşımızda. Ela, bugüne kadar bildiğiniz "zekâ"dan başkasını, bugün ve gelecek arasında verilen büyük bir mücadeleyi anlatıyor. İnanan kalplerin iyiliği ile teknoloji ve "yapı zekâ"lar bir bütün oluşturabilir mi? Peki, geleceğin savaşları bugünden yapılabilir mi? Geleceğin savaşlarını kazandığımızda tüm sorun çözülecek mi? Yapı Zekâ'lar dünyasında kim neden seçiliyor? Bağımlılık yapan bir Sadık Yemni üslubu daha okurların gündeminde. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız...

Yekpare Demokrasi & Darbe Öyküleri, Erdem Yayınları

Yaraları iyi eden onları görmektir. Yüzleşmektir. Yaralarına isimlerini söylemektir. Yalnızca demokrasileri değil, kalpleri de incitir darbe. Sokakları, caddeleri, evleri, okulları, köşedeki simitçiyi, sokağın kedisini, insanı yabancılaştırır kendi kendine. Renklerin parlaklığını alır, ümitleri suskunlaştırır.

Sizin kalbinizi neresinden kırdı darbe, darbeler ve darbe girişimleri?

On iki edebiyatçı kalemlerine yükleyip iyileşme yoluna döktüler kelimelerini. Taşları, güvercinleri, köprüleri, hevesleri, duaları, beklemeleri saydılar tek tek, yaraları onarma niyetine...

Özgür Aras Tüfek, Bir Kelime Seyyahı, Erdem Çocuk Yayınları

Mahmut, meraklı ve zeki bir çocuktur... Kelimeler onun en büyük ilgi alanıdır. Kelimelerden oluşan bir de hazinesi vardır. Amcasının kurduğu tuzak sonucunda bütün ailesi zehirlenerek ölür. Ölümden son anda kurtulan Mahmut, doğduğu topraklardan ayrılarak hayatını seyyah olarak sürdürmeye başlar. Seyyahlığı sırasında hazinesine yeni kelimeler, yeni bilgiler ekler. Doğduğu topraklara geri döndüğünde 97 yaşındadır, geride birçok eser ve öğrenci bırakmıştır.

Tarihe adı Türkçenin Muhafızı Kaşgarlı Mahmut olarak yazılır.

Özgür Aras Tüfek, Simurg'a Yolculuk, Erdem Çocuk Yayınları

Ali Şîr Nevayi ve Hüseyin Baykara, tarihe adlarını yazdıran can dostu iki arkadaş... Onları çocukluklarından itibaren zorlu ve maceralı bir yolculuk beklemektedir. İkisi de Simurg'a doğru yola çıkarak büyük hayaller kurarlar. Bütün hayatları boyunca da hayallerini gerçekleştirmek için çalışırlar. Baykara, siyaset alanında, Nevayi ise Türkçeye yaptığı katkılarla adını tarihe yazdırır. Nevayi'nin adı bütün dünyaca bilinen, saygı duyulan, taklit edilen bir dilin adı olur: Nevayi Türkçesi. Simurg'a ulaşmak için yola çıkan iki arkadaş, sonunda Simurg'ta kendilerini ve sonsuzluğu bulan kuşlar gibi eserleriyle var olurlar.

Mehmet Bayrakdar, Tasavvuf ve Modern Bilim, İnsan Yayınları

Bu kitap, İslâm tarihinin ve felsefesinin önemli bir kesitine ışık tutmaktadır: Bilim ve Tasavvuf ilişkisi.

Tasavvuf veya sûfilik, esas anlamıyla bir psikoloji ve ahlak disiplinidir. İnsan zihnini ve gönlünü, boş ve gereksiz şeylerden arındırır. Temizlenmiş ve tasfiye edilmiş zihin ve gönül de, insan düşündüğü ve yaptığı şeylerde doğruyu ve güzeli yakalma imkânına kavuşturur; insana yaratılıcık niteliği kazandırır. Buna örnek olarak kitapta, Câbir İbn Hayyân'dan Ahmet Süreyya ve Emin Bey'e kadar birçok sûfi bilgin tanıtılmış, onların bilime katkıları anlatılmıştır.

Frithjof Schuon, Dinlerde Biçim ve Öz, İnsan Yayınları

Elinizdeki kitap, Schuon'un, hakkında yazı yazdığı, metafizik, Batı ve Doğu mistisizmi, tasavvuf, İslâmve karşılaştırmalı din konularının yanı sıra kutsal sanat üzerine vukûfiyetini ve bir metafizikçi ve mistik olarak düşüncesinin genişliğini ve derinliğini ortaya koyan önemli bir eserdir.Aynı zamanda Schuon'un karşılaştırmalı din konusuna hasrettiği önemli bir kitabıdır.

Kitabın temel konusu, zâhirî yönden farklılık gösteren dinîbiçimlerin özünde gizli olan/bâtınî tek hakikattir. Pereniyal düşüncenin esasını oluşturan bu teze göre, hakikat tek ve dolayısıyla evrenseldir; bu tek/evrensel olan hakikat (philosophiaperennis)farklı biçimlerde yani farklı dinî formlarda tezâhür etmektedir

Dürdane Zeynep Tekmen, İrfan Hazinesi, İnsan Yayınları

İbrahim Hakkı Hazretleri, bir mutasavvıf olmasına rağmen, ilmî yönünün ön plana çıkması nedeniyle tasavvufî yönü geri planda kalmış bir şahsiyettir. İbrahim Hakkı Hazretleri ve eserleri üzerine birçok çalışma yapılmış olsa da bunların yeterli olduğu kanaatinde değiliz. Nitekim onun tanın- masına vesile olan ve üzerinde en fazla çalışma yapılan eseri Marifet- nâme'ye rağmen İbrahim Hakkı'nın tasavvufî şahsiyetini gün yüzüne çıkaracak en önemli eserlerinden biri de geniş tasavvufî bilgi, kültür ve geleneğiyle yazılmış olan Mecmüatu'l-İrfâniyye'sidir. Elinizdeki bu kitap ise İbrahim Hakkı'nın İrfâniyye adlı eseri kaynak alınarak meydana getirilmiş olup onun tasavvufî görüşlerini sunmaktadır.

Salih Aydın, İslam Düşüncesi 3 - Tasavvuf, Külliyat Yayınları

Klasik İslam düşüncesini önce ekoller ve kavramlar, sonra isimler üzerinden irdeleyen Salih Aydın, statik ve tarihselci bir akademi metninden uzak ufuk açıcı tanımlamalar, kavramlaştırmalar ve eşleştirmelerle öz bir şekilde sunuyor.

Kuşatıcı mutedil bir üslupla İslami düşünce geleneği içindeki bütün unsurları isimleri ekolleri metnine dahil eden Salih Aydın, düşünme eyleminin ve olgusunun partizanlıktan ari, insani ve ilahi kökenlerini/haritasını önümüze seriyor.

Salih Aydın, İslam Düşüncesi 4 - Felsefe, Külliyat Yayınları

 

Hegel, Tarih Felsefesi 1, Külliyat Yayınları

Mutlak İdealizm olarak da adlandırılan Hegel felsefesinin içinde Tarih, Mutlak Ruh'un bir parçası olarak geçer ve Tarih'i felsefesinin bütüncül yapısı içinde yorumlanır. Bu bağlamda Hegel'e göre Tarih, toplumlarda beliren Ruh'un gelişmesidir ve belli dönemlerde bazı toplumlar Ruh'un gelişimine öncülük eder. Devlet, Hukuk, Ahlak vs. Ruh'un nesnelleşmesi ve toplumlara sirayet etmesidir. Ruh ise; akıl, töz, ide, Tanrı kavramlarıyla eş anlamlı kullanılır. Bu ise Hegel'in Tarih Felsefesi'ni ideal-rasyonalist ve te(le)olojik bir yapıda kurduğunu gösterir.

Kısaca Tarih Felsefesi, Ruh/Tin Felsefesi'nin bir parçası ve Hegel için genel olarak "felsefi dünya tarihidir ve felsefi dünya tarihinin amacı, tarihte ide'nin bir bilgisidir."

Dijital Sinema, Ed. Rıdvan Şentürk, İnsanart Yayınları

Teknolojik bir icat olan ve doğuşundan itibaren teknolojik gelişmelere bağımlı biçimde değişen ve dönüşen sinemanın tarihsel gelişim sürecinde dijitalleşme önemli bir dönüm noktasıdır. Dijitalleşme, sadece değişim ve dönüşüm sürecini devam ettirmekle kalmamış aynu zamanda değişim ve dönüşümün mantığını da köklü biçimde dönüştürmüştür; öyle ki günümüzde sinema tarihini klasik ve dijital dönem olarak iki farklı süreçte inceleme zarureti hasıl olmuştur. Zira her iki klasik ve dijital dönemin sinema anlayışlarının ve pratiklerinin bariz biçimde farklılaştığı görülmektedir. Bu farklılaşmanın doğasının incelenmesi, estetik, etik, sosyolojik, psikolojik, pedagojik, teknik ve kültürel açıdan muhakeme edilmesi gerekmektedir. Elinizdeki kitap, bu ihtiyaca cevap vermek üzere hazırlanmış bir tartışma zemini sunmaktadır.

Celal Fedai, Şair Dağın Doruğunda, İnsanart Yayınları

Şair Dağın Doruğunda, anlamı kaybolmuş dünyaya anlamı geri getirebilecek imkânları, bir dağın doruğunda yalnız, ama bir mescidin içinde kıyam ve secdedeki kadar birlikte olma şuuruyla aramayı amaçlayan şairin çığlığı... Anlamı kaybolmuş, ya birer güç unsuru ya da etkinlik pornografisi hâline dönüşmüş sanatın ve şiirin, "anlama" dönüşünün imkânlarını aramanın duası.

Franz Kafka, Dönüşüm, İnsan Kitap

Dönüşüm, Kafka'nın kavramsal düşünceyi efsaneleştirmesine mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. Çünkü bu hikaye, modern fikir tarihinin temel kavramı olan "kendine yabancılaşma" yı harfi harfine bir olaya dönüştürmüştür. Bir pazarlamacı olan Gregor Samsa bir sabah uyanır ve kendini bir daha asla tanıyamaz. Kendini azman bir haşereye dönüşmüş olarak görür, sonrasında diğerleri tarafından da böyle görülür ve bu andan itibaren fiziksel varoluşunun "azman" yabancılaşmasında varolur sadece.

 Oscar Wilde, Mutlu Prens ve Tüm Öyküler, İnsan Kitap

"Şehre tepeden bakan uzun bir sütunun üstünde dururdu Mutlu Prens'in heykeli. Tepeden tırnağa saf altından ince varaklarla yaldızlanmıştı, gözleri iki parlak safirdendi ve kılıcının kabzasında bir yakut kor gibi parlardı.

Çok hayranı vardı hani. "Rüzgârgülü kadar güzel" demişti sanatsal zevkleriyle nam salmak isteyen bir Meclis Üyesi; "sadece pek kullanışlı değil" diye eklemişti, kullanışa önem vermediğini düşünmelerinden korkarak ki pek önem verirdi."

Ömer Hayyam, Rubailer, İnsan Kitap

Ömer Hayyam, 1048 ila 1131 yılları arasında yaşamış İranlı şair, felsefeci ve matematikçi.

Günümüzde ise daha çok "rübai" türünün yaratıcısı olarak tanınan Hayyam'ın, kadın, cennet, dünya, varoluş, aşk, hikmet gibi konulardaki dörtlükleri Mina Ranjbari'nin çevirisiyle Türkçe'de.

Ömer Seyfettin, Kaşağı ve Seçme Hikayeler, İnsan Kitap

Bir sanatçının büyüklüğü kendinden sonraki kuşağı daha yüksek bir noktaya taşıyıp taşımadığına, eserlerinin yol açıcı olup olmadığına bakılarak ölçülebilir. Böyle bakıldığında Ömer Seyfettin'in hikayelerinin önemli bir merhale olduğu görülecektir. (Kamil Yıldız)

Stefan Zweig, Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, İnsan Kitap

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ise artık yaşlanmış olmanın cesaretiyle hayatının bir sırrını ifşa etmekten kendini alamayan kadının hikayesi. Tatil için geldikleri otelde tanışan bir gurup insanın sohbetleri ve güncel konuşmaları esnasında iki çocuğu ve kocasıyla tatile çıkmış bulunan madam Henriette'in ortadan kaybolması herkesi telaşlandırır. Oysa o kaybolmamış kaçırılmamış fakat orada tanıştığı genç bir Fransız'la ailesini geride bırakıp kaçmıştır. (Yıldız Ramazanoğlu)

 

İnsan Yayın Grubu

Tekrar Baskılar

İbrahim Kalın, Ben, Öteki ve Ötesi, İnsan Yayınları

Julius Evola, Modern Dünyaya Başkaldırı, İnsan Yayınları

Nakib el Attas, İslam, Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi, İnsan Yayınları

William C. Chittick, Varolmanın Boyutları, İnsan Yayınları

Tage Lindbom, Başaklar ve Ayrık Otları, İnsan Yayınları

Seyyid Hüseyin Nasr, Üç Müslüman Bilge, İnsan Yayınları

Ziyaüddin Serdar, İslam Medeniyetinin Geleceği, İnsan Yayınları

Hace Yusuf Hemedani, Hayat Nedir, İnsan Yayınları

Ahmet Gürbüz, Zen ve Tasavvufun Işığında Kendini Bilmenin Yolu, İnsan Yayınları

Seyyid Hüseyin Nasr, Bir Kutsal Bilim İhtiyacı, İnsan Yayınları

Aziz Mahmud Hüdai, Alemin Yaratılışı ve Hz. Muhammed'in Zuhuru, İnsan Yayınları

M. Nusret Tura, O'nun Güzel İsimleri, İnsan Yayınları

Hakan Olgun, Tuz ve Işık, İnsan Yayınları

Dilaver Gürer, Abdülkadir Geylani, İnsan Yayınları

Timur Muhammed, Timur'un Günlüğü, İnsan Yayınları

Stefan Zweig, Satranç, İnsan Kitap

Filibeli Ahmed Hilmi, Amak-ı Hayal, İnsan Kitap

Antoine de Saint Exupery, Küçük Prens, İnsan Kitap

Lev Nikolayeviç Tolstoy, İnsan Ne İle Yaşar, İnsan Kitap

 

 

 

Feridun Emecen, İmparatorluk Çağının Osmanlı Sultanları 2, İSAM Yayınları

Osmanlı tarihçiliğinde Kanûnî Sultan Süleyman’ın saltanatının ardından genellikle bir duraklama dönemi yaşandığı yaygın bir kanaat haline gelmiştir. Bunun en büyük sebebi olarak otoritesi sarsılmış, güçsüz, artık sefere çıkmayan padişah tipleri gösterilir. Bununla beraber Osmanlı siyasî tarihinin gelişme çizgisine dikkat edildiğinde bunun belirli bir ölçüye göre değerlendirilemeyeceği, pek çok farklı parametreyi göz önüne almak gerektiği, böyle bakıldığında ise duraklama olgusundan söz edilmeyeceği ileri sürülür. Öte yandan saltanat sistemi açısından muktedir padişah söyleminin yerini bu dönemde artık hânedanın bizâtihi kendisinin almaya başladığı farkedilir. Bu bağlamda Kanûnî Sultan Süleyman’dan sonra tahta çıkan Osmanlı sultanlarının devletin işleyişindeki rollerini anlamak için onların şahsî dünyalarını ortaya koymak ve meydana gelen siyasî olaylar karşısındaki tavırlarını tespit etmek önemli görünmektedir. Bundan hareketle bu kitapta Kanûnî’den sonra 1566-1648 yılları arasında tahta çıkan sekiz padişahın şahsî biyografi ve dönemlerine yer verilmiştir. Ele alınan biyografiler II. Selim, III. Murad, III. Mehmed, I. Ahmed, I. Mustafa, II. Osman, IV. Murad ve Sultan İbrahim’e aittir. 

Muhittin Düzenli, Hadislerde Gizli Kusurlar, İSAM Yayınları

slâm’ın iki temel kaynağından biri olan hadislerin anlaşılması sorunu, İslâm tarihinin ilk dönemlerinden itibaren çeşitli ilim sahalarında varlığı hissedilen temel bir problemdir.

Hadis ilimleri açısından anlama sorununun mahiyeti, rivayetlerin/metnin anlayan karşısındaki konumunun ne olduğu sorusuna verilecek cevapla yakın bir ilişki içerisindedir. Buradaki ayırım, anlama çabası esnasında bazı âlimlerin rivayeti/metni merkeze alması, bazı âlimlerinse merkezde insan aklını konumlandırmasından doğmaktadır. Somut olarak ehl-i hadis ve ehl-i rey farklılaşmasında da şahit olunan bu ayırımda “Metin susar da insan mı konuşur ve konuşturur, yoksa insan susar da metin mi konuşur?” sorusu, anlamın kaynağının ne olduğunu tespit ederken önem taşımaktadır. Bu soruya verilen cevap ne olursa olsun, hakikatte konuşan ve konuşturan insandır. Bu ifade, kesinlikle rivayetin/metnin önemsiz ya da etkisiz olduğuna işaret etmemekte, rivayeti/metni anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik her girişimin, anlayanın tasarrufu dâhilinde oluştuğunu belirtmektedir.

Hadis rivayetlerinin sıhhatinin tespitinde ve Hz. Peygamber’e aidiyeti sabit olan hadislerin değerlendirilmesinde anlayanın rolü, elinizdeki eserde ön anlama ve ön yargı kavramları dikkate alınarak tartışılmıştır.

İsmail Yiğit, Emeviler, İSAM Yayınları

İslâm tarihinin ilk hânedan devleti olan Emevîler, Muâviye b. Ebû Süfyân tarafından Dımaşk’ta kurulmuş ve doksan yıl hüküm sürmüştür. Bu dönem, daha çok halifelik kurumunun bir tür saltanata dönüşmesi, muhalif gruplarla mücadele ve dışta kazanılan büyük fetihlerle meşhur olmuştur.

İstanbul’un birkaç defa kuşatıldığı bu dönemde, doğu ve batıda kazanılan fetihlerle, ülkenin sınırları Türkistan’dan Fransa içlerine, Anadolu’dan Hindistan’a kadar ulaşmış ve bu geniş coğrafyada İslâmiyet hızla yayılmıştır.

İslâmî ilimler alanındaki çalışmaların yoğunlaştığı ve buna bağlı olarak kitap telif hareketinin başladığı Emevîler dönemi; ilk siyasî ve itikadî mezheplerin ortaya çıkışına da sahne olmuştur. İslâm sanatının temelleri de bu dönemde atılmıştır. 

Salih Kesgin, Hadisleri Anlama Sorunu, İSAM Yayınları

İslâm ilim geleneğinde Hz. Peygamber’in sözleri ve davranışları anlamında meşhur olan “hadis/sünnet”in bize kadar ulaşmasını temin eden ölçüler, hadis usulü ilmi içerisinde ortaya konulmuş ve rivayetlerin sonraki nesillere sahih bir şekilde aktarımı her dönemde kendini yenileyen bir formatla gelişimini sürdürmüştür.

Bu çalışmada ele aldığımız hadislerde ilk bakışta fark edilmeyen yahut herkesin göremediği kusurlar anlamına gelen illet ve yaygın olarak bilinen rivayetlere aykırı düşen güvenilir ravilerin rivayetleri anlamındaki şâz kavramları da söz konusu prensipler içerisinde çok önemli bir yere sahiptir. Sahih hadisin tanımında illet ve şâz  kavramlarının rivayetlerin sıhhatini belirlemede ön şart olarak dikkate alınması her iki kavramın, hadis usulünün en başta gelen konularından biri haline gelmesine zemin hazırlamıştır. Kısaca söylemek gerekirse bu çalışma, temelde rivayetin nakil süreciyle birlikte ortaya çıkan illet ve şâz kavramlarının rivayetlerin sıhhatine etkisini, gelişimini, kullanımlarını ve sahip oldukları öneme binaen hadis ilmi ve buna bağlı olarak da İslâm fıkhı üzerindeki izdüşümlerini konu edinmektedir.

Muhammed İkbal, Müslüman Gençlik, Beyan Yayınları

Seyyid Kutub, Gördüğüm Amerika, Beyan Yayınları
Seyyid Kutub, Ruhun Sevinci, Beyan Yayınları

Adnan Demircan, Allah Elçisinin Ailesi, Beyan Yayınları

Allah Elçisi'nin (s) Ailesi kitabında, hem Kur'ân-ı Kerîm hem de temel siyer ve hadis kaynaklarına dayanılarak Hz. Peygamber'in (s) ailesi ve aile hayatı, çeşitli yönleriyle anlatılmaya çalışılmıştır. Resûlullah'ın ailesinin, sahih kaynaklara dayanılarak tasvir edilmesine, anlaşılmasına ve anlatılmasına özel önem verilmiştir. Bu nedenle, zamanın algısına uygun bir Resûlullah ailesi tasvir etmek yerine günümüz zihninin anlayabileceği bir dil kullanılmasına gayret edilmiştir. Böylece Kur'ân'ı hayatının mihveri haline getiren Allah Resûlü'nün (s) aile hayatı hakkında sağlıklı bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. Günümüzde Hz. Peygamber'in evlilikleriyle ve aile fertleriyle ilgili yapılan haksız ve insafsız eleştiriler ise gereksiz polemiklere girilmeden temel kaynaklardan elde edilen veriler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır.

Adnan Demircan, Hz. Peygamber Döneminde Münafıklar, Beyan yayınları

Resulullah'ın yaşadığı dönemde ortaya çıkan müspet ya da menfi bazı hareketler, eylemler ve hâdiseler incelendiğinde bizim için ders olabilecek çok önemli örnekler bulunabilir. Kaldı ki dinimizi Allah'ın rızasına uygun olarak yaşayabilmemiz için Asr-ı Saadet'i her yönüyle öğrenmeye ihtiyacımız vardır. Bu bakımdan nifak meselesi, ele alınmasında fayda görülen önemli konulardan birisidir. Nifak, her dinin, cemiyetin, cemaatin vs. karşı karşıya kalabileceği çok büyük bir problemdir. Münafıklar, gizli inanmayanlar oldukları için, küfrünü açıkça ilan eden kişilerden daha zararlı ve tehlikelidirler. Çünkü kâfirler, inanmadıklarını açıkça ifade ederek samimi bir davranış sergiledikleri halde münafıklar inançsızlıklarını gizleyerek insanları kandırmaktadırlar.

Cevdet Said, İslam'dan Neden Korkuyorlar, Beyan Yayınları

 

Yusuf el Karadavi, Günümüzde Müslüman Gençliğin Vazifeleri, Beyan Yayınları

 

Hasan el Benna, İslam ve Siyaset, Beyan Yayınları

 

Hasan el Benna, On İlkemiz, Beyan Yayınları

İhsan Süreyya Sırma, Tu Hati, Beyan Yayınları

Tu Hati (Sen Geldin), Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma'nın Peygamberimizin (s.a.s) hayatını şiirle anlattığı "Sen Geldin" kitabının kürtçe tercümesidir.

Bu kitapta okuyacağınız dizelerin ilk beyitleri yazıldığında, bunları bir kitap haline getirme fikri asla yoktu. Çünkü ne yazarı şairdi, ne de yazılanlar şiir...Öylesine önümdeki kağıda bir şeyler yazayım derken bir iki beyit oluverdi. Sonra ikinci, üçüncü, dördüncü beyitler takip etti. Ortaya çıkan beyitler, elbette o kadar da güzel değildi. Fakat her beyiti bir diğer beyit takip ettikçe cesaretim arttı ve yazmaya devam ettim. Derken Ramazan Ay'ı girdi. Artık kendimi bu mısralara öylesine kaptırmıştım ki, rüyalarıma giriyordu kelimeler, kafiyeler...Diyebilirim ki Viyana'da geçirdiğim 2003 Ramazan'ında tamamen bu dizelerle meşgul oldum. Dizelerin adı da çıkmıştı ortaya: "Sen Geldin!"

İmam-ı Azam, El Fıkhul Ekber, Beyan Yayınları

İmam Şafii, el Fıkhul Ekber, Beyan Yayınları
Muhammed ebu Zehra, İslam Birliği, Beyan Yayınları

Süleyman Dilmen, Kur'an'ın Kimliği, Düşün Yayıncılık

Rabbimizin (c.c.) verdiği değere layık kalmamız için, Kitabımızı Allah’ın gönderiş amacına uygun okumamız ve uygulamamız gerekmektedir. Söz gelimi iyi bir Kur’an okuyucusu olması maksadıyla kursa gönderilen bir öğrencinin, hocaları tarafından bir aşçı olarak yetiştirildiğini düşünelim. Bu duruma ilk tepki gösterecek olanlar tabii ki bu amacı güden anne ve baba olacaktır. Sizce bu veliler savunmaya geçmek isteyen kurs hocalarının bahanelerini ne kadar dinleyecekler veya ciddiye alacaklardır? İşte biz de yüce Rabbimizin gönderdiği kitaba bunu yapıyor, O’nu gönderiliş amacı olan anlaşılması, düşünülmesi, dersler çıkarılması ve insanlığa ulaştırılması gibi amaçlardan uzaklaşıyoruz. Ne niyetle ortaya atıldığı belli olan veya olmayan bir takım keyfi amaçlar doğrultusunda kullanmaya kalkıyoruz.

Süleyman Dilmen, Tevekkül Bilinci, Düşün Yayıncılık

İnsanın kendini değersiz ve yetersiz görmesi, kötü hissetmesi, zaman zaman herkes için geçerlidir. Az bir kısmı doğal olan stres bebeklerde bile görülebilirken fazla miktarda olması uzun süre söz konusu olduğunda depresyona yol açmaktadır. Dünyada her gün depresyon nedeniyle binden fazla kişi intihar ediyor.

Bu kitap çalışmamızda ‘iman en büyük imkandır’ sözüne inanarak stres, korku, kaygı gibi sorunlara tevekkül ve ümit kavramlarıyla çözümler arayacağız. Yararlanacağımız ilim dalları özellikle Kur’an, Biyoloji, Hadis ve Psikoloji’dir. Ayrıca TEOG, LYS gibi lise ve üniversite sınavlara hazırlanan öğrencilerimizin kaygılarının nedenini anlamlandırıp bu sorunlara pratik çözümler üreteceğiz. Sınav başarısı için teknik önerilerin de yer alacağı kitapta bilimsel araştırma ve bulgular sade ve akıcı bir dille işlenmiştir.